jump to navigation

ALMANLAR İÇİN EN BÜYÜK SORUN TÜRK MİLİYETÇİLERİ 25 Temmuz 2007

Posted by Aybars in AKP, Almanya, Derin Devlet, Misyonerik, Patrikhane, Yahudi.
trackback

DİE WELT: “ERDOĞAN VE AKP ZARARSIZ” BERLİN, 20/07 (BYE) — Tirajı günde 251 bin 660 olan muhafazakar sağ eğilimli Die Welt gazetesinin 20 Temmuz 2007 tarihli sayısında, Stefanie Bolzen imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan, Katolik Misyonlerlik Kuruluşu Missio’da İnsan Hakları Uzmanı olarak görevli Otmar Oehring ile yapılan mülakatın çevrisi şöyledir:             — Türkiye Uzmanı Oehring’le Din Ve Güvenlik Üzerine— DW: Almanya’da, Erdoğan’ın ılımlı AKP’si çoğu zaman yanlışlıkla gayrimüslimlerin tamamı için büyük bir tehlike olarak görülüyor. OEHRING: Laik partiler öncelikle dinden korkarlar. Bizim anlayışımıza göre bir din özgürlüğünün İslam’da patlamaya ve teokratik bir İslam devletinin kurulmasına yol açabileceğinden endişelenirler.  Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun kuralları, özellikle tehlikeli din grupları için sınırlar öngördüğü için, bu tabii ki sorgulanabilir. DW: Erdoğan bu durumda Hristiyanlar için bir şans mıdır? OEHRİNG: Bu mümkündür, ancak henüz tam netleşmemiştir. Türkiye’deki Hristiyan liderler  ve en başta da Ermeni Patriği açıkça, Erdoğan ve AKP’nin zararsız olduklarını ve onların en azından birşeyler yapacaklarından umutlu olduklarını söylediler. Aynı durum etnik azınlıklar için de geçerli. Diğer partilerden bir şey yapmaları beklenmiyor. DW: Türkiye’de Müslümanlara da ayrımcılık yapılıyor, örneğin Alevilere. OEHRİNG: Türkiye’de hiç bir din cemaati tanınmıyor.  Ancak, Sünni İslam devlet tarafından örgütlü olup, kendini tam olarak geliştirebiliyor, kaldı ki bu Erdoğan döneminde artmıştır. Nüfusun yüzde 25’ini oluşturmalarına rağmen Aleviler şimdiye dek Müslüman olarak kabul edilmiyorlar. Nüfusun yüzde 99’u Müslüman olup, bunun yüzde 70’şini Sünniler oluşturuyor. DW: Türkiye’deki Hristiyanların yaşadığı en büyük zorluklar nelerdir? OEHRİNG: Bir yandan, hukuki statüye sahip değiller ve bu yüzden alım-satım yapamıyorlar. Esasen gayrimenkül sahibi de olamıyorlar. İstanbul’da çok sayıda sinagog ve kilise olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu tabii ki şaşırtıcı bir durum. Bazı münferit durumlarda cemaat vakıfları olarak işlev görüyor. Katolik ve Protestan kiliselerin böyle bir olanağı olmadığı için, şayet varsa bile gayrimenkulları her an ellerinden alınabilir. Ayrıca gayrimüslimlerin personelllerini Türkiye’de eğitmeleri mümkün değil. Ancak, Ankara, yabancı din adamlarına genelde ikamet izni veriyor. Bu nedenle Türkiye’deki Hrisyanlar ve Museviler er ya da geç tükenecekler. DW: Dinle ilgili herşeyden Diyanet sorumlu. Bu kurumun AKP ile ilişkileri ne durumda? Bu kurum da –tıpkı ordu gibi- kapalı bir kast mı? OEHRING: Gerçekten de, hangi partinin iktidarda olduğuna bağlı olarak, Genelkurmay Başkanlığı ve Diyanet, kamuoyunun yaşantısını belirleyen kurumlar olarak tescilli. AKP hükümeti yönetiminde tabii ki, daha büyük gücü sahip olan Diyanet’e ordudan daha çok iş düşüyor. AKP, orduyu sadece bir darbeyi engelleyecek ölçüde destekliyor. DW: AB son olarak planlandığından daha az üyelik faslını görüşmeye açtı ve azalan reform hırsından şikayetçi. Sonuncusu sizce doğru mu? OEHRİNG: Evet, yavaşlama olduğu doğru. Şimdiye dek , örneğin azınlıklar konusunda gerçekleştirilen reformlar, kötü olan durumun biraz iyileşmesini sağladı ve  uygulamada henüz hiç bir etkisi hissedilmedi. Örneğin, reforme edilen Vakıflar Yasası, Cumhurbaşkanı tarafından iade edildi ve şu an Meclis’te takılmış bulunuyor. DW: Malatya’da ilkbaharda öldürülen Hristiyanları düşünecek olursak, AB’nin politikası Türkiye’deki azınlıklar için gerçekten faydalı mı? OEHRİNG: Realize edilecek olursa yavaş yavaş faydası olacak. Başlangıçta fazlasıyla lütufkar davranılmıştı. DW: Ancak, Malatya benzeri cinayetler yeniden gerçekleşebilir. OEHRİNG: Bu her an hesaba katılabilir. Devlet ve güvenlik güçleri şimdiye kadar böyle olayları engellemek için gerekeni yapmadılar.  Hristiyan ve Yahudi binalarının korunmasına yönelik genelge ancak geçtiğimiz hafta gönderilebildi. Temas içinde olduğum kesimlerin tahminleri, durumun hala tehlikeli olduğu yönünde. Medya, tam da seçim kampanyasıyla bağlantılı olarak azınlıkları Türkiye için bir sorun olarak lanse ettiği için, duyguların kabarması mümkündür. DW: Sonuç itibarıyla Türkiye’nin en büyük sorunu İslam mıdır?  OEHRİNG: Hayır, böyle düşünmüyorum. En büyük sorun Türk milliyetçiliğidir. Bir çokları, laikler tarafından örgütlenen AKP karşıtı gösterileri yanlışlıkla olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor. Bu, Türkiye hakkında yeterince bilgiye sahip olmayışlarından kaynaklanıyor. Eski Kemalistler, Ordu ve güvenlik sisteminden oluşan “Derin Devlet”, azınlıklar için AKP’den çok daha tehlikelidir.(BEBM/NP/YB)

Yorumlar»

No comments yet — be the first.