jump to navigation

6 Eylül 1955 olayları 9 Ekim 2007

Posted by Aybars in Derin Devlet, Patrikhane, Yunan.
trackback

 “6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda yeni bakış

Hangi Derin Devlet?”

Nüzhet Kandemir 

6 Eylül 1955 günü İstanbul’da [1] yaşanan bir dizi olay (nümayiş-yürüyüşler – tahrip – talan);  aynı gün saat 24:00’de askerin gelme-siyle kontrol altına alınmış, mağdurlara bir miktar tazminat ödenmiş, İzmir’de Yunanistan Konsolosluğu’nun bayrağının Ulaştırma Bakanı Muammer Çavuşoğlu tarafından göndere çekilmesi gibi bir jest ile Yunanistan’dan da özür dilenerek gerek İstanbul’da Rumlarla Türkler arasında gerekse Ankara ile Atina arasında derin yaralar bırakmadan, tarihin derinliklerine bırakılmıştı.

1957 seçimlerinde İstanbullu Rumların hemen hemen tamamı  oylarını DP’ye vermişler ve DP listesinden iki Rum milletvekili  TBMM’ne girmişti.

1959 yılında Menderes-Karamanlis arasında Zürih’te imzalanan ant-laşma sonunda Kıbrıs’ta barış sağlanmış ve Kıbrıs Cumhuriyeti kurul-muştu.

Yunanistan – Türkiye ilişkilerinin ulaştığı doruk, Yunan Başbakanı Karamanlis ile Dışişleri Bakan Averoff’un  7-12 Mayıs 1959 günlerin-de Ankara ve İstanbul’a yaptığı ziyaret olmuştu. İki ülke artık tam anlamı ile dost ve müttefik idiler. Averoff bu hususu “Cyprus – Lost Opportunities” başlıklı kitabında çok açık bir şekilde ve önemle vur- gulamıştır. [2]

27 Mayıs’tan 8 gün sonra, 4 Haziran 1960 günü, Demokrat Parti’den 1957 yılında istifa etmiş olan Fuat Köprülü, durupdururken, İstanbullu Rumların ve Yunanistan’ın hiçbir iddia veya talebi yok iken, Kurban Bayramı arifesinde Yeni Sabah Gazetesi’ne bir demeç vermiştir:

“Hadiseler, Fatin Rüştü Zorlu’nun ilhamı ile Menderes ve Gedik tarafından tertiplenmiştir”    

5 Haziran 1960 Bayramın birinci günü idi. Yeni Sabah’da manşetten verilen bu ihbar haberi, 27 Mayıs ortamında bayram boyunca, ülkeyi heyecanlandırmış ve yeni yönetimi telaşlandırmıştı. Bayram’dan son-ra ilk işgünü, 9 Haziran, 6 Eylül Olayları [3] Türkiye’nin gündemine,  bir daha çıkmamak üzere girmiştir. O telaş içinde yeni yönetim Yüksek Soruşturma Kurulu’na alelacele bir dava dosyası hazırlatmış ve 19 Ekim 1960 günü Yassıada’da düzmece 6/7 Eylül Davasının duruşmaları başlamıştır.

Yassıada’daki Yüksek Adalet Divanı, bir hukuk kiri olan bu davayı 5 Ocak 1961 günü Karar’a bağlamıştır: Zorlu ve Menderes Olayları tertiplemek suçundan mahkum olmuşlardır. Bir gün sonra açılan Kurucu Meclis’e 6 Eylül 1955 tarihinde Demokrat Parti İstanbul İl  Başkanı olan Dr Oran Köprülü, Devlet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel’in kontenjanından üye olarak girmiştir. Kaderin bir şakası ?

6 Eylül 1955 günü İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Necdet Uğur daha sonra CHP milletvekili ve bakanı olmuştur.

Ben, 6 Eylül Olayları ile Bağlam Yayıncılık’ın konu ile ilgili bir kitabı [4] nedeni ile ilgilendim ve üç buçuk yıl süren bir çalışma sonunda 440 sayfalık bir kitap yazdım.  Bağlam Yayıncılık benim kitabımı da yayımladı: “6 Eylül 1955 – Yassıada 6/7 Eylül  Davası”

Bu kitap üzerinde çalışırken çok sayıda kişi [5] ile söyleşi yapmış, özellikle 1955 yılında Milli Emniyet’in İstanbul temsilcisi Fuat Doğu Paşa ve Selanik’teki bombayı patlattığı iddia edilen Hasan Uçar’ı azmettirmekle, Yunan makamlarınca, suçlanan [6]  Sn Oktay Engin ile görüştüm. Onlardan olayları Milli Emniyet’in tertiplemediğine ve bombayı bir Türk’ün patlatmadığına ilişkin güvence aldıktan sonra uzun süren araştırmalarıma başladım. Kitap bittiğinde vardığım sonuç, merhum Necdet Uğur’un bana gönderdiği iki sayfalık mektupta açıkça belirttiği gibi; olaylar spontane başlamış ve kontrol dışına çıkmıştır. 

“Kontrol dışı” süreç tam dört saat idi: 20:00’den 24:00’a kadar. Bu dört saat içinde 4 214 dükkan ve 1 004 ev [7] tahrip, kısmen talan, edilmişti. Bu dükkan ve evlerin tümü Rumlara, hatta gayrimüslimlere ait değildi. O tarihte İstanbul’da yaşayan 90 bin Rum, 50 bin Ermeni  ve yaklaşık 20-30 bin Yahudinin toplam en az 50 bin evi vardı. Dolayısı ile tahrip olan 1 004 ev, gayrimüslimlerin evlerinin yaklaşık % 2’sine tekabül ediyordu.

2005 yılında Rıdvan Akar adında araştırmacı-gazeteci ve de tarihçi [8] bir tv belgesel yapımcısı, 6 Eylül günü Rumların evlerinin % 80’inin tahrip olduğunu iddia etmiştir. [9]

İşte, ellinci yılda (2005) olaylara yeniden bakmak gereğini Rıdvan Akar’ın bu iddiası nedeniyle duydum ve işe merhum Mahmut Dikerdem’in anıları ile  Fatin Rüştü Zorlu’nun Yassıada savunmala-rını ve elimde var olan diğer belgeleri kronolojik bir tabloya oturtmakla başladım.

Bu arada Tarih Vakfı’nın (bence skandal) kitabı yayımlanmıştı: “6/7 Eylül Olayları” [10]. Bu kitapta benim 1995 kitabıma 7 kez gönderme yapılmış ve kitabımdan iki kez alıntı yapılmıştı. Şöyle ki; kitabımın sayfa numaraları verilerek yapılan alıntılar, çok büyük oranda kısaltılmış [11] ama daha da önemlisi metin değiştirilmişti. Tarih Vakfı ile Dr Güven aleyhinde dava açtım !

Rıdvan Akar ile Radikal Gazetesi’ni Basın Konseyi’ne şikayet ettim. Konsey, şikayetimi reddetti. İtiraz ettim. Bekliyorum.

5-10 Eylül 2005 günleri medyamızda çok sayıda 6/7 Eylül yazısı yayımlandı. Bunlardan rasgele on ikisini mercek altına aldım ve ortaya ilginç bir koro çıktı: 12 Dev Adam.  Kitapta 12 dev Adam’ın yazılarından uzun alıntılar ile yorumlarıma yer verdim. Kitabın cd’sinde 12 Dev Adam’ın yazılarının tamamını (internetten) verdim.

Bu ikinci kitabı yayımlamaya karar verdikten sonra, 1998 yılında açıklanan bir Yüce Divan Kararı’nı yeniden ve dikkatle okudum. Karar,  T.C. Anayasa Mahkemesi’nin bir kararı idi. Arkadaşım Sevin Zorlu’nun lütfettiği vekaletname ile Anayasa Mahkemesi nezdinde açtığımız İade-i Muhakeme Davası’nın Red Kararı idi ! Nedense hep  reddediliyorum. Kararı imzalayanlar arasında bugünkü Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer de varmış.

Benim kitap 1995 yılında yayımlandıktan birkaç gün sonra, 7 Ağustos 1995’de bir Amerikan Senatörü, D’Amato,  ABD senatosuna bir önerge vermiş ve 6 Eylül Olayları’nın “nümayiş-tahrip-talan” değil “pogrom” olduğunu ileri sürmüş ve ABD Senatosu’na bu iddiasını kabul ettirmişti. Pogrom, Sovyet öncesi Rusya’da hükümetin güvenlik kuvvetlerini kullanarak azınlıklara karşı giriştiği kitlesel katliamın adıdır. 6 Eylül’de tek bir “katil” vakası yoktu.

İşte Anayasa Mahkemesi’ne, alnımıza haksız ve insafsızca sürülen bu lekeyi silmek için gitmiştik. Meramımızı herhalde anlatamadık ki,  Anayasa Mahkemesi kıytırık bir neden ile, davamızı reddetti.

Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına itiraz edilemediği için 2005 yılını beklemeye,  olayların 50inci yılında, televizyon kanallarımızdan birinde Yassıada Mahkemesi’nin yeniden sahneletmeyi düşünmüştüm.  Amacım önce Yassıada Kararı’nı (bir halk jürisi kararı ile) iptal ettirmek daha sonra da, Yassıada Davası’nın Kararı’nı tanık belge olan gösteren D’Amato ile hesaplaşmaktı.

Evdeki hesap televizyon kanallarımızın reyting hesaplarına uymadı. Yazılı başvurularıma CEVAP BİLE VERMEDİLER: Başkent TV, ATV ve Kanaltürk. Yine meramımı anlatamadım diye düşündüm.

23 Ağustos 2005 günü bir kanser ameliyatı geçirdim. Hayata değil  ama Anayasa Mahkemesi’ne de Türk Medyası’na, Tarih Vakfı’na küstüm. Ancak 12 Dev Adam’ın yazdıklarını okuduktan sonra duygusallığı bırakıp Zorlu-Menderes’in kişiliğinde Türk Milleti’ne yapılan haksızlığın hesabı sormaya karar verdim: Hangi Derin  Devlet?

Ortaya 136 sayfalık bir kitap ile yüzlerce sayfa eklerden-belgelerden  ve 1955 yılında Genelkurmay Seferberlik Tetkik Kurulu’nda (Özel Harp Dairesi) görev yapan Albay İsmail Tansu ile yapılan söyleşiden oluşan yoğun disk (CD) çıktı. Büyükelçi Nüzhet Kandemir [12] bir Önsöz lütfetti ve 6 Eylül’de derin devletin öyküsü tamamlandı.

 

“6 Eylül 1955 Ozlayları Derin Devletin Tertibi idi” diyenlere şu soru sorulmalı:  Hangi Devletin? Türkiye?  Yunanistan? Olaylardan kim yararlı kim zararlı çıktı? Yassıada 6/7 Eylül Davası Karar: 5.1.61 Olaylarda DP İstanbul İl Başkanı olan Orhan Köprülü ise 6.1.61 günü Kurucu Meclis’e girdi (Cemal Gürsel’in listesi)DP Genel Başkanı (Menderes) suçlu ama DP il başkanı (Orhan Köprülü) masum? !  D’Amato’nun 1995 ‘pogrom’ suçlaması Anayasa Mahkemesi nezdinde iade-i muhakeme davası – Bu davanın Red Kararı’nı kimler, nasıl imzalayabildiler?    50. Yılda “Karşı Taraf” ne yaptı?12 Dev Adam neler yazdı? Türkiye ve Türk Milleti aleyhinde yazmak Türk Medyasının görevi mi yoksa tercihi midir? 12 Dev Adamı kime şikayet edelim?

 İÇİNDEKİLER

1 – Bölüm 1 - Giriş – Hatırlatma

2 – Bölüm 2 – Kronoloji: 1955 → 2005                                

3 – Bölüm 3  - 50. Yıl

50. Yılı beklerken Televizyon kanallarına başvurular:

Kanal B + ATV (Mehmet Tezkan)  + Kanaltürk (Merdan Yanardağ)

Karşı Taraf Ne Yaptı?

Karşı Sanat Çalışmaları’nın Karşı Galeri’deki SERGİSİ   

12 Dev Adam Korosu ve AB’ye yakışmaya çalışan bir Gazeteci        

4 – Bölüm 4 - SONUÇ

6 Eylül’de Derin Devlet – Ama Hangi Ülkenin Devleti?

EKLER

EK- 1

Kronoloji Bölümünün ekleri:

Mahmut Dikerdem’in anıları

Aziz Nesin’in hatırladıkları

Selanik’teki Bomba ile ilgili Radyo Haberi

Fahri Çoker’in verdiği Tahribat Listesi ve Analizi

Necdet Uğur’un yazılı cevabı

İkili Rapor – 4 Ağustos 1959

5 Haziran 1960 Fuat Köprülü açıklamaları – Türkeş’in yorumları

İstanbul Ekspres 2. Baskı

EK - 2

Yassıada  6/7 Eylül Davası                             

Telgraf ve Coşkun Kırca’nın hatırladığı bölüm

AKİS Dergileri – Türk medyasında seviyesizlik örnekleri

EK - 3

1995 - Türkiye’nin alnına sürülen leke:

Pogrom İddiası ve ABD Senatosu Kararı: “Pogrom”dur

D’Amato Önergesi                                                     

1996 - Lekeyi silme girişimi

Anayasa Mahkemesi nezdinde iade-i muhakeme davası          

Karar: “Telgraf yeni delil değildir” Davanın bu nedenle reddi               EK – 4   

50. Yıl Ekleri:

Tarih Vakfı’na dava                                                          

Basın Konseyi’ne Şikayet                                                                                                  Ankara, 24 Kasım 2005  ÖNSÖZ ·        Araştırmacı Yazar Mehmet Arif Demirer’in “6 Eylül 1955 Olaylarına 50. Yılda Yeni Bakış” başlıklı ve belgesel niteliğindeki yeni eserinin; yakın tarihimizde iz bırakan, görsel ve yazılı yayın organlarımızda farklı açılardan yorumlanan önemli bir olaya ve olayla ilgili gerçeklere ciddi kanıtlarla ışık tutması açısından büyük bir ilgi ile okunacağına inanıyorum. ·        Yazarın böylesine ayrıntılı bir belgeseli, olayın meydana gelişinin 50. Yıldönümünde ve Türkiye – AB ilişkilerinin en kritik sürecinde o dönemin Hükümeti’ni haksız yere ağır bir töhmet altında bırakan taraflı köşe yazılarının bilinçli bir şekilde yoğunluk kazandığı bir aşamada [13] kamuoyunun istifadesine sunmuş olmasını övgü ile karşılıyor ve Sayın Mehmet Arif Demirer’i içtenlikle kutluyorum.  Nüzhet KANDEMİRE. BüyükelçiDYP Genel Bşk. Yrd. Kitabın Kronoloji Bölümünden bir sayfa:

2

Eylül

Konferans’a hafta sonu için ara veriliyor

Yunan Dışişleri Bakanı Atina’ya dönüyor [14]

2.9

Hürriyet

 

Fatin R. Zorlu Londra Konferası’nda Kıbrıs’a dair Türkgörüşünü açıkladı“Kıbrıs Adası’nın mukadderatı ancak Türkiye ile İngiltere devletleri arasında tayin olunabilir”“Eğer nüfus çoğunluğu göz önüne alınırsa Batı Trakya’nın Türkiye’nin olması lazım gelmektedir”Türk tezi Yunan delegasyonunda şaşkınlık yarattı  Stefanopulos talimat almak için  alelacele Atina’ya davet edildiStefanopulos’un sözlerini neşreden İstanbul Rum gaze-teleri kapışıldı. Yunan görüşünü belirten bu gazetelerde Türk tezine dair en ufak bir tefsire bile rastlanmıyor

2.9

Vatan

Londra konferansında Türk tezi başarı kabul edildiKonferansın dünkü toplantısı bir Türk zaferi günü oldu

3.9

Hürriyet

Kıbrıs’a dair Türk tezi İngiliz basınında derin akisler yaptıPatrikhanenin Kıbrıs’a hangi yoldan yardım ettiği anlaşıldıBatı Trakya’da Yunan zulmü artmağa başladı

4

Eylül

Pazar günü - Londra’da 3 – 5 bin Türk yürüyüş yapıyor.

 Herhangi bir olay olmuyor 

4.9

Hürriyet

Türkiye’nin Yunanistan’a son ihtarı:Yunanistan ya Kıbrıs’tan yahut Türk dostluğundan vaz geçmeliKıbrıs’taki tethişçiler bir karakola baskın yapıp polisleri bağladılar [15]

4.9

Vatan

Zorlu Yunanlılara dedi ki, “Megali İdeayı bırakın”Türk görüşü  Amerika’da iyi  karşılandı
4.9ULUS Tezimiz İngiltere’de müspet tesir bıraktıBir İngiliz dergisi bu mevzuda yalnız bizim hatasız ve aynı derecede muhkem bir vaziyette olduğumuzu, görüş-lerimizin sağlam siyasi realitelere dayandığını yazıyor  

   

              

      

   


[1]              Çok daha küçük bir ölçekte İzmir’de

[2]              Nedense bu önemli kitap Türkçe’ye çevrilmemiştir.

[3]              Ben olayları  “6 Eylül Olayları” olarak tanımlıyorum. Çünkü saat 24:00’de

              askerin (geç)  gelmesiyle olaylar kontrol altına alınmıştı. 7 Eylül’de önemli

              bir olay yoktur. Ancak daha yaygın tanımlama “6/7 Eylül Olayları”dır.

[4]              Dr. Hulusi Dosdoğru’nun kitabı

[5]              Olaylar ile ilgili ve hayatta olan herkes ile

[6]              Bugün Türk medyası 6 Eylül Olayları ne zaman gündeme gelse, en ufak bir

               araştırma yapmadan, Oktay Engin’i yeniden mahkum eder: Sn Engin de

               tazminat davası açar ve kazanır. Ek bir emeklilik maaşı niyetine ! 

[7]              Tam liste kitap Ek – 1’de verilmiştir.

[8]              Tarihçi olduğunu kendisi iddia ediyor

[9]              TV8 – 5 Eylül 2005, saat 21:00

[10]             Yazar: Dr. Dilek Güven

[11]             Kısaltılmadığı izlenimi verilerek

[12]             DYP Genel başkan Yardımcısı

[13]             Sayın Kandemir’in lütfettiği ÖNSÖZ,  24 Kasım günü saat 15:11’de gelmiş. On dakika sonra Basın Konseyi’nden şikayetim ile ilgili Karar gelmiş. Bu Karar’ı EK - 4’de veriyorum. Basın Konseyi, şikayetimin ve şikayet konusu yayınların Basın Meslek İlkelerini ilgilendiren bir yönü bulunmadığı dolayısı ile işlem yapılmasına gerek olmadığı sonucuna varmış ve dosyanın gündemden çıkarılmasına oy birliği ile karar vermiş. Sayın Kandemir’in Önsözü ile Basın Konseyi’nin kararını faks cihazının tepsisinde alt alta buldum.

 

Önsöz üstte, Karar altta !    

[14]             İkinci sinyal – Dışişleri Bakanı “alelacele” Atina’ya gidiyor

[15]             Çok kısa bir süre sonra polisleri öldürmeye başlayacaklar – polislerin çoğu

               Türktü

Yorumlar»

No comments yet — be the first.