jump to navigation

ERMENiLER SOYKIRIM SUÇLUSUDUR 4 Haziran 2008

Posted by Aybars in Ermeni, Türk Soykırımı.
trackback

   Ermeniler, Turkiye’nin degi$ik yerlerinde sistematik ve toplu cinayetler işlemişler, tam bir soykIrIm yapmIşlardIr. Evinden barkIndan alInIp goturulen ve oldurulen insanlar bunun ornekleridir. BunlarI dogrudan yaşayan, goren insanlarIn anlatImlarI, ermenilerin işledigi soykIrIm sucunu ortaya koymaktadIr. Bu olaylarI derlemek ve tarihin carpItIlmasIna engel olmak gerekir :

   “Erzurum’da ermeni ve rus işgalini yaşıyorduk. Soguk bir kış gecesi idi. KapImIz gurultu ile kIrIldI. iceriye elleri silahlI, komitacı giysili birkac ermeni girdi. Babamla beni yaka paca dışarı çıkardılar. Engel olmak isteyen annemi dipcikle yere yIktılar. Küçük kız kardeşim, bir köşede korkudan buyumuş gozleri ile bize bakıyordu. Ben 10-11 yaşlarInda bir cocuktum. Babam 60 yaşını çoktan aşmış, ak sakallı bir ihtiyardı. Diger evlerden topladıkları mahalleliyi sıraya sokmuş götürüyorlardı. Bizi de sıraya soktular. Biraz sonra genc bir rus askeri yanımIza sokuldu. “Baba sen yaşlısIn, çocugunu al git” dedi. Eve geldik, kapıyı kapatmaya calışıyorduk ki, kapı ardına kadar yeniden itilerek acıldı. Önceki ermeni askerlerinden biri gelmişti. Dipcikleyip kufur ederek bizi tekrar alıp goturdu, sıraya koydu. Biraz yurumuştuk ki, aynI genc rus askeri bizi gordu. Bizi sıradan cıkardI, eliyle gitmemizi işaret etti. Koşarak eve geldik. Duvarda, yataklarımızı koydugumuz tahta bir dolap vardI. Babam tahta dolabın içine girdi, uzerine yorganları orttuler. Annem, beni “tandır” In içine soktu. Tandır, Erzurum evlerinde bulunan, fırın benzeri bir yerdir. Tandırın üzerini örttu. Tandır henuz tam olarak sogumamıştı, ellerim ayaklarIm yandı ama hic ses çıkarmadım. Biraz sonra şiddetli gürültüler duydum. Evin kapısı tamamen kırılmıştı. Etrafı dagItıp kırıyorlardı. Bizi arıyorlardı. O sIrada dışarıdan bagırtılar geldi, çıkıp gittiler. Saatler sonra tandırdan çıktIm, anam yanıklarımı sardı. Ertesi sabah, gün agarırken dışarı çıktık. Her evden arta kalan yaşlı kadın, erkek, cocuk, soguktan titreyerek ve birbirimize sığınarak yuruduk. ilerideki mahalle camisi yarI yanmış vaziyette idi, bir kac yerinden hala dumanlar çıkmakta idi. Gece goturulen komşularımızı iceride yanmış ve kurşunlanmış olarak bulduk.”

   Erzurum’da, aynı tandırın başında bunları büyulenmiş gibi dinlerdik.

   Babam, kendi buyuk kardeşinin yani agabeyinin, aynı tarihlerde Trablusgarp, Balkan cephesinde savaştığını soylerdi. Yani anne ve babasI işgal altInda iken, O başka bir cephede savaşmaktaymış : “işgal sonrası cepheden, agabeyim geldi. Sol elinin parmakları ezilmişti. Beni kucagIna alırdI. Ezilen ve avucuna yapışan parmaklarını duzeltirdim, bırakır bırakmaz birer yay gibi tekrar kıvrılırdI. Bir savaşta iken yere duştugunu, üzerinden geçen duşman suvarilerinden birinin atının ayakları altında ezilen parmaklarının bu şekli aldığını anlattı. Sonra tekrar cepheye gitti. Rusya’da esir duştuğunu soylediler. Geri gelmedi.”

   Butun bu günleri yaşayan babam Mahir Akyuz, 1926 yIlInda “Mustantik” sıfatI ile Turkiye Cumhuriyeti’nin ilk hakimlerinden biri oldu. Yaptığı uzun ve yorucu araştırmalar sonucu “Vladivostok’taki Türk Şehitliginde” kardeşinin mezarını buldu : “Ahmet oglu ismail Akyuz” orada yatmakta idi.

   Bundan yaklaşık olarak 150 sene oncesine dayanan, ak sakallI Ahmet Akyuz (Dogum T.1858) ile eşi Raife Akyuz’un ve soykırımdan tesadufen kurtulan cocuklarI – babam Mahir Akyuz’un, o tarihdeki resimleri “tarihe tanıklık” edecektir.

   Bu Cumhuriyet ve bu Devlet o gunleri yaşayarak, bu gunlere geldi. Hangi birimizin ailesini araştırsak bu anlattıklarImdan farklı olmayacaktır. Onun icindir ki, bu Devlet; hic bolunmeden, hep buyuyup yukselerek sonsuza dek yaşayacaktIr.

 

Av.A.Erdem Akyuz

Hukukun Egemenligi Dernegi

Genel BaşkanI

erdemak@gmail.com

Yorumlar»

No comments yet — be the first.