YANGININ DAĞLADIĞI YER KALIYOR 4 Haziran 2008
Posted by Aybars in Solingen, Uncategorized.trackback
SÜDDEUTSCHE ZEİTUNG: BERLİN, 29/05 (BYE)—Tirajı günde 429 bin 562 olan liberal sol eğilimli Süddeutsche Zeitung’un 29 Mayıs 2008 tarihli sayısında, Dirk Graalmann imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan, Solingen çıkışlı yazının geniş özet çevirisi şöyledir:
—Beş Türkün Öldüğü Saldırının Üzerinden 15 Yıl
Geçse De Solingen’in Bu Travmanın Üstesinden
Gelmek Zorunda. Ve Mevlüde Genç Bunun
Gerçekleşmesinde Yardımcı Olmayı Başarıyor—
Öğrencilerin her gün önünden geçtikleri, Solingen’deki kundaklamanın anısına dikilen anıt, günlük yaşamın bir parçası olmuş durumda. Üzerinde: “Unutmak istemiyoruz, görmezden gelmek istemiyoruz, susmak istemiyoruz” yazan anıt, 29 Mayıs 1993 tarihinde yaşamları acımazsız bir şekilde sona eren beş kişinin hatırasına dikildi: Hatice Genç, Hülya Genç, Saime Genç, Gülistan Öztürk, Gülsün İnce. Solingen’deki 16-24 yaş arasındaki dört Alman genci tarafından kundaklanan evlerinde öldüklerinde 4 ile 27 yaşları arasındaydılar. O dönemde uzun hapis cezalarına mahkum edilen faillerin hepsi artık serbest.
Bu arada hayat Solingen’de de devam ediyor. 160 bin kişinin yaşadığı şehrin adı, 90’lı yılların başında Almanya’daki yabancı düşmanlığı havasıyla eşanlamlı olarak anılıyordu. Öncesinde Hoyerswerda, Rostock, Hünxe ve Mölln vardı, ama Solingen hafızalara çzellikle kazındı. Dokuz yıldan beri kentin belediye başkanı olan 66 yaşındaki CDU’lu politikacı Franz Haug, “her seferinde acıyı hissediyoruz” diye konuşuyor.
“Made in Solingen” 15 yıldan beri çok gaddarca bir anlam taşıyor. O dönemde kentte “Bergische Front” (Bergen cephesi) adı altında organize olmuş bir gurüh vardı. Arada bir toplanıp içki içer, bağırıp, yabancılara küfrederler, nazi şarkıları söylerlerdi.
Politikacılar kurbanların nerede ve nasıl anılacağını daha tartışırken, anıtın Hatice Genç’in okuduğu okulun önüne yapılmasını sağlayan Solingen Gençlere Yardım Atölyesi’nin 58 yaşındaki başkanı Heinz Siering, hala kentin yaralarını sarmaya çalışıyor. O dönemde eline bir kova boya alarak, akşamları gamalı haç işaretlerini kapatmak için sokak sokak dolaştığını hatırlayan Siering, “havada birşeylerin olacağı hissediliyordu” diye konuşuyor.
Belediye Başkanı Haug’a göre, Almanların savaş sonrası tarihindeki en vahim aşırı sağcı saldırı gerçekleştiğinden buyana çok şey oldu. “O dönemle şimdi arasında dünyalar var” diyen Haug, artık Gençlik Belediye Meclisi, kültür festivalleri, Yabancılar Danışma Kurulu ve Uyum sorumlusunun değerli çalışmaları olduğunu söylüyor. 29 Mayıs’ta anma törenini organize eden Hoşgörü ve Medeni Cesaret Birliği’nden Walter Beu da, kentte çok şey yapıldığı görüşünde. Geçen yıllarda anma törenine her defasında 300 kişi katılmış. Beu’a göre, “15 yıl sonra hiç de fena bir rakam değil.
Bugün, eskiden sağcıların buluştuğu yerde çocuk arabalı anneler geziniyor. Buradan Genç Ailesinin yanan evinin yerini iyi gözüküyor. Şimdi evin bulunduğu alanda her kurban için bir tane olmak üzere, beş kestane ağacı büyüyor.
Mevlüde Genç, ilk yaşamının sona erdiği, iki kızı, iki torunu ve bir yeğenini kaybettiği bu mekana sürekli geliyor. 65 yaşındaki ufak tefek kadın, dava görülürken “Kendini 90 yaşında hisettiğini, yaşayan bir ölü gibi olduğunu” söylemişti.
Pazartesi günü eşi Durmuş ile birlikte Solingen Konser Evi’nde Federal İçişleri Bakanının yanında ilk sırada oturuyordu. Sahnede ilk kez Genç Ödülleri verildi. “Saygı dolu birliktelik” için verilen ödüle, yaşadığı en büyük acıya rağmen barış içinde birarada yaşanması çağrısında bulunan Mevlüde Genç’in adı verildi. 1973 yılından beri Almanya’da yaşayan ve Alman gençlerinin herşeyini elinden aldıkları bu kadın, olaydan birkaç gün sonra, “yakınlarımın ölümü, dostluğa giden kapıyı açsın, elele birarada yaşayalım” diye konuşmuştu.
Schaeuble, Solingen yangınının göçmenlere muamele konusunda bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. Acı hissetmediği gün olmadığını söyleyen Mevlüde Genç, “Solingen benim vatanım, neredeyse ömrümün tamamını burada geçirdim. Neden gideyim ki?” diye konuşuyor. Şimdi bir ana cadde üzerinde, itfaiyenin yanında oturuyor. Evinin pencereleri bir yangında otomatikman açılacak şekilde yapılmış. Kendi dünyası içine kapanmış bir şekilde yaşıyor. Belediye Başkanı, ailenin yüzme havuzu olduğu ya da alışverişine para ödemediği gibi saçmalıkları insanların kafasından söküp atamadıklarını söylüyor. Bunda, Federal hükümet tarafından ödüle layık görülen kültürler arası tasarıların da bir faydası olmuyor.
Solingen,- bir şekilde- bu olayla yaşamak zorunda. Tıpkı Mevlüde Genç’in kendi tarzınca yaptığı gibi. “Dört kişi hariç, buradaki insanların hepsini seviyorum” diyor. Bu dört kişiden ikisi, şimdiye dek suçu inkar eden ve bazen şehre gelen Felix K. ile Christian B. Eskiden nükleer karşıtı bir eylemci olarak Yeşiller partisinde angaje olmuş bir doktor olan Felix K.’nın babasının muayenehanesi hala burada. Mevlüde Genç, “Alah’a onlarla hiç bir zaman karşılaşmayayım diye dua ediyorum” diyor. Şimdi neredeyse 30 yaşlarında olsalar da, görünce tanıyacağı kesin.
15 yıl, uzun bir dönem. Heinz Siering, “Kentte belirgin bir bezginlik hissediyorum. İnsanlar bu duruma alıştı” diyor. O ise mücadeleye devam ediyor. Pazartesi günü anıtın önüne yine 40 çiçek dikmiş ve kimsenin koparmamasını umuyor. Yine de her ihtimale karşı atölyede 40 çiçeği daha hazır tutuyor.(BEBM/NP/YB)
DİE TAGESZEİTUNG: TRAVMATİK BİR JENERASYON TECRÜBESİ
BERLİN, 28/05 (BYE) — Tirajı günde 55 bin 340 olan sol eğilimli Die Tageszeitung’un 28 Mayıs 2008 tarihli sayısında, Deniz Yücel imzasıyla ve yukardaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi şöyledir:
“Paralel toplum” kavramı entegrasyon tartışmalarında değinilmeden geçilemeyecek kavramlardan birisidir. Fakat Solingen kundaklamasının 15. yıldönümünde bu sefer bu kavramdan pek söz edilmedi. Sosyolog Karl Mannheim’in, bir jenerasyonun kimliğinin belirlenmesinde sadece yaşın değil, aynı zamanda çocukluk ve gençlik dönemindeki bazı olayların belirleyici olduğu yönündeki tezi doğruysa günümüzde Solingen “paralel toplum” kavramının bir şifresidir. Bugün 30-40 yaş arası Almanlar için duvarın yıkılmasının etkisi ile aynı yaştaki Almanya’daki Türkler için Solingen ve Mölln cinayetlerinin etkileri aynıdır.
Solingen ve Mölln saldırıları, Almanya’da yetişen, buarada üniversiteye gitme hakkını kazanan, kendisini ne Alman ne de Türk olarak hisseden jenerasyon için Almanya’nın birleşmesi-mülteci kampanyaları-pogrom nedensel zincirlemesi kapsamında değerlendirilmiştir. Bu neslin büyük çoğunluğu gerçek anlamda kabul görülmeme tecrübesini daha önceleri de yaşamıştı. Fakat bu izlenim Solingen ve Mölln saldırıları neticesinde travmatik bir jenerasyon tecrübesi haline gelmiştir. Özellikle o dönemler yeni oluşmaya başlayan ve Almanya’da üniversiteye gitme hakkı kazanan ve günümüzde örnek model olan ve alt kesimlerle aracılık yapabilecek elit Türkler gelişmelerden büyük endişe duymuş, kendisini toplumdan soyutlamış ve ve hatta toplumla arasına mesafe koymuştur. Bunun etkileri günümüzde hala kısmen yaşanmaktadır. Diğer yandan Türklerin Türk olarak kalmalarında ideolojik veya ticari birtakım çıkarları olan kesimler, sözkonusu gelişmelerden bugün de geçerli olmak üzere hala fayda sağlıyorlar.
Alman vatandaşlığına geçmek isteyenlerden Frankfurt Paul Kilisesi’ndeki toplantıda neye karar verildiğinin bilinmesi isteniyorsa, Almanya’daki göçmenlerin tarihsel gelişimlerinin tarih kitaplarında yer almasını istemek, bazı caddelere ve okullara Genç Ailesi’nin isminin verilmesini talep etmek çok fazla bir şey istemek olmayacaktır. Paralel toplum oluşma sorununun üstesinden gelmek için ortak bir tarih bilincinin oluşması zaruridir. (BEBM/HU/YB)
NNNN
DİE TAGESZEİTUNG: ŞEHİR İÇİNDEKİ BOŞLUK
BERLİN, 28/05 (BYE) — Tirajı günde 55 bin 340 olan sol eğilimli Die Tageszeitung’un 28 Mayıs 2008 tarihli sayısında, Andreas Wyputta imzasıyla ve yukardaki başlık altında yayımlanan Solingen çıkışlı yazının geniş özet çevirisi şöyledir:
—Mevlüde Genç 15 Yıl Önce 5 Yakınını Bir Kundaklama Sonucunda Kaybetti. Solingenliler, Genç Ailesi’nin Sigortadan Aldıkları Para İle Evlerine Bir Havuz Yaptırdıkları Dedikodusunu Ortaya Attılar. Halbuki Genç Ailesi Evlerine Yangın Koruma Penceresi Yaptırmış. Bir Şehrin Geçmişiyle Zor Hesaplaşmasına Dair…-
Entegrasyon konusunda sert tutumuyla bilinen Federal Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble Solingen saldırısını anma töreninde hükümeti temsil ediyor. Schaeuble, Genç Ödülü’ne laik görülen Köln Belediye Başkanı Fritz Schramma (CDU) ile Ludwigshafen şehrindeki yangında yakınlarını kaybeden Kamil Kaplan’a övgüler yağdırdı. Türk medyası Ludwigshafen şehrindeki yangından “ikinci bir Solingen” olarak söz ederken, Kamil Kaplan Türklere sakin olmaları çağrısında bulunmuştu. Köln Belediye Başkanı ise, bir cami inşasında taraf olanlarla karşı olanlar arasında başarılı bir şekilde arabuluculuk yapmıştı.
Birlik Partisi’nde yabancılara karşı duyulan korku aslında gelenekseldir. 15 yıl önce 26 Mayıs 1993 yılında Federal Alman Meclisi Mülteci Mutabakatını kararlaştırmıştı. Buna göre, Federal Almanya’ya sığınan mültecilerin sayılarında ciddi bir anlamda azaltma kararı alınmıştı. CDU ile CSU partileri yabancılar ve mülteci politikalarının katılaştırılması için uzun yıllar mücadele etmişti. Federal Alman meclisindeki Mülteci Mutabakatı’ndan üç gün sonra 29 Mayıs tarihinde ise Genç Ailesi’nin Solingen’deki evleri yakılmıştı.
Solingen faciasından üç yıl sonra Mevlüde Genç’e, Türklerle Almanlara birlikte ve barış içinde yaşamaları çağrısında bulunması nedeniyle Alman Liyakat Nişanı verilmişti. Solingen şehrinde Mevlüde Genç hakkında bazı dedikodular ortalıkta dolaşıyor. Buna göre, Mevlüde Genç’in, sigortadan aldığı parayla ve Aşağı Werner Sokağı’ndaki arsanın satış parasıyla ailesine yeni bir ev aldığı, evin son derece lüks olduğu ve hatta bir havuzunun bulunduğu iddia ediliyor. Halbuki sözkonusu evde sadece yangın koruma pencereleri bulunuyor.
Solingen saldırısının 10 ila 15 yıl arasında hapis cezası alan faillerinin hepsi cezaevinden çıkmış bulunuyorlar. Son zamanlarda Solingen olayına istihbarat örgütlerinin adı karıştırılmak suretiyle birtakım komplo teorileri üretiliyor. Solingen kundaklamasının dört faili gencin Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Anayasa Koruma Teşkilatı’na muhbirlik yapan Bernd Schmitt adlı vatandaşın spor okuluna gittikleri tespit edildi. Bu spor okulunun bölgedeki aşırı sağ eğilimli gençlerin buluşma yeri olduğu söyleniyor.
Federal Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble, anma törenlerinde Genç Ailesi’nin çektiği acılara pek değinmeden, bu anma gününün, kendisi için, Genç Ailesi’nin ılımlı tutumundan ötürü “bir umut günü” anlamına geldiğini söyledi.
(BEBM/HU/YB)