jump to navigation

Elektromanyetik silahlar 18 Mayıs 2007

Posted by Aybars in ABD, Afganistan, Irak, Silahlar.
add a comment

Olaylara büyüteçle bakmak. 

Sevgili dostlar, dün bazı arkadaşlarla oturmuş ülkenin geleceği üzerine hasbihal ederken biri bana “Tayyib Erdoğan İzmir’den milletvekili adayı olursa sakın şaşırma” dedi. Bu iddia ilk bakışta biraz komik kaçsa da olaylara büyüteçle bakmaya alışık biri olarak beynimin bir köşesine yazdım. Aslına bakarsanız olaylara perde arkası bilgisi büyüteciyle baktığınız zaman pek çok olayın aslında anlatılanlardan çok daha farklı geliştiğini rahatlıkla görebiliyorsunuz. Birkaç örnek vereyim.

 

Geçtiğimiz sene Irakta direnişle ünlü Felluce üçgeninde elli kadar Iraklı Amerika aleyhinde gösteri yapmaktaydı. Aniden ortaya çıkan iki Amerikan uçağı gruba doğru yaklaşmaya başladığı zaman kimse olacakları tahmin edememişti. Grubun üzerinden alçak uçuş yapan uçaklar geçer geçmez elli kişilik Iraklı grup sanki fişi çekilmiş robotlarmış gibi oldukları yere seriliverdi. Ne olduğunu anlayamayan çevredekiler yere düşenlerin yanına vardıklarında hepsinin de ölmüş olduklarını dehşet içinde fark ettiler. Uçakların geri geldiklerini görünce de yerdekileri daha fazla inceleyemeden apar topar  kaçmaya başladılar. Geri gelen uçakların bu sefer birer adet yangın bombası bırakması üzerine kısa süre sonra tüm semt alev alev yanıyor ve cesetler de kömüre dönüşüyordu. Peki neler oluyordu. Olan basitti, Amerika her savaşta yaptığı gibi silah deniyordu ve denediği silah EMP adı verilen Elektro manyetik silahlardan biriydi. Bu tip silahlarla belli bir hedefe yollanan negatif enerjiler sayesinde o bölgede canlı ne varsa aniden öldürmek mümkündür. Üzerlerine yollanan enerji yüzünden aniden can veren insanların vücutlarındaki her tür bakteride öldüğü için bu tip bir silahla vurulan insanların cesetleri aylarca çürümeden kalabilirler. İşte kullanılan silahı gizlemek için hedefin üzerine yangın bombası atılmış ve cesetler yok edilmiştir. Bu tür silahların ilk örnekleri Afganistan işgali sırasında Ruslar tarafından kullanılmıştı. HIND helikopterlerine takılan EMP silahları sayesinde tamamen ortadan kaldırılan iki Afgan köyü bu yeni teknolojinin kullanıldığı ilk yerlerden biri olmuştur. Amerikalılar gibi Ruslarda silahı gizlemek için hedeflere sonradan benzin varilleri atarak köyleri tamamen yakmışlardı. EMP silahları gerçektir ve bu tip silahlara karşı önlem almayan ve aynı tür silahları geliştiremeyen ülkeler yakın gelecekte çok sıkıntı çekeceklerdir. Avrupa’nın modern silahlarına karşı mızrağına güvenen Afrikalıların başına ne geldiyse, EMP silahlarına karşı klasik top,tüfek gücüne güvenen ülkelerin başına da o gelecektir.

 

 Gelelim kitle imha silahları konusuna biraz büyüteçle bakmaya. Amerikanın Irak işgaline bahane olarak gösterdiği kitle imha silahları aslında hiç ortada yoktu ama gerçekten var olan ve pek çok ülkeyi endişelendiren kayıp bazı kitle imha silahları bulunmaktadır. Sovyetler birliği dağıldığı zaman ortaya çıkan geçici yönetim boşluğunda pek çok ilginç olay yaşanmıştı. Bu olaylardan en önemlisi Ukrayna’da bulunan beş adet Kıtalararası SS-19 Stiletto füzesinin sırra kadem basmasıdır. Her birinde yüzlerce kiloton gücünde altı adet nükleer başlık bulunan bu füzelerin nerede ve kimlerin elinde olduğu halen belli değildir. Bunların dışında Sovyetlerin ürettiği ve bir çanta içine yerleştirilen taşınabilir nükleer bombalardan yirmi tanesi kayıptır ve bunlarında nerede olduğu daha ortaya çıkmamıştır. Şu anda dünya çapındaki istihbarat örgütlerinin en büyük korkusu bu silahların dengeleri değiştirmek isteyen çeşitli gizli güçlerin eline geçmesidir. Eğer bu silahlardan birkaçı Amerika ve Avrupa şehirlerinde patlatılır ve hedef olarak İran ya da Çin gösterilirse bir Üçüncü Dünya savaşının çıkması kaçınılmazdır. Bu kayıp silahların varlığı dünya çapındaki insanların paniğe kapılmamaları için kamuoyundan gizlenmektedirler. Düşünün,  her gün yüz binlercesi çeşitli ülkelere giriş yapan ve sayılarının fazlalığı yüzünden doğru dürüst kontrol edilemeyen konteynerlerin içine saklanacak bir nükleer silah koca İstanbul’u ya da Paris’i birkaç saniye içinde yerle bir edebilir ve bu hiçte uzak bir senaryo değildir.

 

Olayların arka planları zaten hep insanlardan saklanmıştır. Mesela 1986 senesinde yaşı müsait olanların hatırlayacağı ve televizyonlardan herkesin seyrettiği Challenger uçak mekiği faciasını ele alalım. İnsanlara anlatılan hikaye uzaya masum bir araştırma seferi için gönderilmek istenen Challenger mekiğinin soğuk hava yüzünden bozulan parçası sebebiyle havada infilak ettiğiydi. O gün mekiğin havalanmadan önce bulunduğu uzay üssü çevresinden neden bir adet kuşun bile geçmediğini kimse sormadı, Mekiğin arızalanmasına sebep olan ani sıcaklık düşüşünü getiren soğuk hava dalgasının hiçbir hava raporunda görülmemesine rağmen bir anda nasıl ortaya çıktığına da kimse meraklanmadı. Son elli yıldır Amerikanın her roket fırlatışını uzay üssü açıklarındaki casus gemilerden izleyen Sovyetlerin o gün neden hiçbir casus gemisinin ortada olmadığını da kimse incelemedi. En önemlisi havaya uçan Challenger mekiğinin gerçek görevinin ne olduğunu ve uzaya ne tür bir uydu koyacaklarını da kimse bilmiyordu, mekiğin havaya uçtuğu gece Moskova’da ki KGB merkezinde neşe içinde kadeh kaldıranların dışında tabii. Evet, bazen gerçek dünyanın filmlerden daha heyecanlı olduğunu düşünüyorum, siz ne dersiniz. ?

 

Sevgilerimle

Serdar Kuru

www.serdarkuru.sobukai.com