MANKURT BİLE OLAMAYANLAR 9 Ekim 2007
Posted by Aybars in AKP, Bahçeli, Nuri Gürgür, Soros, Türk Ocakları.add a comment
Hüseyin MÜMTAZ
Fehmi Koru yıllarca Bildberg’i en sert bir şekilde
eleştirmişti. Sonra bir gece ansızın ”davet edildi”.. Hazrete vahiy indi, yelyepelek gitti.
Sonra…. Dile düştü..
Güya ”gazetecilik yapmış”…
Şimdi; Eylül ayında Halûk Çay ve Şürekâsının Antalya’da düzenleyeceği bildirilen Türk Kurultayı’na katılanlar , katılacak olanlar inanın Bilderberg’e katılan Fehmi Koru’dan beter olurlar.
Onları ”gazetecilik” aldatmacası ile, ”Yahu bir bakmaya gittik, ne oluyormuş” mazereti de kurtaramaz.
Mankurt rütbesini omuzlarında iftiharla taşırlar.
Peki Mankurt neydi?
Cengiz Aytmatov; ”Gün Uzar Yüzyıl Olur” (Cem
Yayınevi-İstanbul) adlı kitabının 125 ve 127′inci sayfalarında ”işlem”i şöyle anlatır.
Juan Juanlar Kazak bozkırlarını istilâ eder ve Kazak
gençlerini tutsak ederler.
“…Önce tutsağın kafasını kazırlar, kesilen bir devenin boyun bölgesinden yüzülen bir deri parçası tutsağın kafasına bir başlık gibi geçirilir. Kafasına deri geçirilen tutsak başını yere sürtmesin diye boyuna tahta kalıp takılır, yürek paralayıcı çığlıklarını kimse duymasın diye ıssız bir yere götürülürdü. Kolları, bacakları bağlı tutsak orada güneşin alnacında,
aç-susuz birkaç gün kalırdı. Başına deri geçirilenlerden çoğu acıya dayanamayıp ölür, sağ kalanlarsa belleklerini yitirerek geçmişlerini anımsamayan birer “mankurt” -köle- olurlardı. Tutsakların ölüm nedeni açlık, susuzluk değildi. Zavallılar başlarına geçirilen taze deve derisinin güneş altında kuruyarak büzülmesi sonucu acıya dayanamadıkları için ölürlerdi. Sımsıkı sarılan deri kurudukça tutsağın kazınmış başını mengene gibi sıkıştırırdı. Bütün bu acılar sonunda tutsak aklını yitirmeye başlardı. Juanjuanlar işkencenin beşinci gününde sağ kalan var mı diye bakmaya
gelirlerdi. İşkenceye tutulanlardan biri bile sağ kalsa amaçlarına ulaşmış sayarlardı kendilerini… “Mankurt” kim olduğunu, soyunun-sopunun nereden geldiğini, adını, çocukluğunu, anasını-babasını bilmezdi kısacası insan
olduğunun bile farkında değildi. Benlik bilincini yitirdiği için efendisine iktisadi açıdan büyük avantajlar sağlardı… Herhangi bir köle sahibi için en büyük tehlike, kölesinin başkaldırmasıdır. Her köle fırsat bulunca isyan eder; oysa mankurt köleler arasında kaçmayı, karşı koymayı, başkaldırmayı düşünmeyen, alışılmışın dışında tek varlıktı. Köpeklerin sahiplerini dinlemeleri gibi mankurt ta efendisinin sözünden dışarı çıkmazdı. Efendisinden başkasının sözünü dinlemez, bedeninin gereksinmelerinden başkasını düşünmezdi…. En kirli, en ağır işler mankurtlara verilir, sonsuz sabır isteyen bıktırıcı, sıkıcı, sinir törpüleyici işler onlara yaptırılırdı.”…
”Maceramız”, Erdoğan’ın Kızılcahamam’da topladığı milletvekillerine
“Arkadaşlar bizim tek rakibimiz MHP’dir, seçmen olma hakkını kazanmış 5 milyon civarındaki vatandaşımızın oyu MHP’ye gidiyor, bu miktarda bizi aşağılara çeker, MHP’ye karşı dikkatli olun bu partiye gidecek oyları engellemeye çalışın” şeklinde talimat vermesi ile başlar..
Kızılcahamam kampında söylenen sözler, Halûk Çay ile Erdoğan fikriyatının ”kesişme noktasıdır”.
Burada bir saptama..
Çay’ın bu girişimini eleştirmek; dünya demokrasi tarihinde görülmemiş bir icraata imza atarak MHP’nin 130 milletvekilini sadece 3.5 sene zarfında ve üstelik iktidarda iken sıfıra indirme başarısını gösteren, söz verdiği halde
Öcalan’ı asamayan, ilk üç uyum paketini imzalayıp AB’ye ”onurlu ve başı dik” girişin kırmızı halılarını döşeyen, 1999′da Ecevit’in Helsinki’ye gitmesine engel olamayarak Kıbrıs ve Ege’nin satışına ortak olan Bahçeli’nin yanında yer almak demek değildir.
İki yanlış bir doğru etmez..
”Yahu Hüseyin MÜMTAZ neden böyle yapıyor? Halbuki ben onun Giresun Belediye Başkanlığı adaylığı için çok çalışmıştım” diye dostlar aracılığı ile haber gönderen dostumuz Halûk Çay diyormuş ki; ”Turan Hoca’nın (Yazgan) Vakfı ile Türkocağı da hükümetten para alıyor. Neden onlara bir şey söylemiyor da bize söylüyor?”
1. İki kuruluş da muhtemelen ”Kamu yararına çalışan dernek” statüsü ile yasada belirtilen belli oranda ve ”devede kulak” kadar bir para (Tabii davenin hamudu meselesi de var) alıyor olabilirler. Halbuki Çay’ın ”bu hizmeti” karşılığında eline geçen miktarın 600.000 dolar olduğu söyleniyor… Yanlışsa söylesin, biz de hemen düzeltelim.
2. Turan Hoca’nın ”Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı” evet, geçenlerde bir çocuk şöleni düzenledi ama bu şölen için toplanan çocuklara Akepe propogandası mı yapıldı? Çocuklar gelecek seçimde Akepe’ye oy mu verecek?
3. Geliyoruz Türkocağı’nın hâli pür melâline… Biz bu ”Ocak” ile ilgili ”hüsnüniyetimiz” ve ”hâlis” düşüncelerimizi; ”Green Card” mağduru , Amerika’da zorunlu iskâna tâbi kronik nevazil muhtereme ”Türk Dünyasına Hizmet Ödülü” verdiğinden beri zaten askıya almıştık..
”F” Tipi Cemaat’e hem de iki defa Türk Dünyasına Hizmet Ödülü, üstelik Nihal Atsız adına konulan bu ödülü vermekle ”Türklüğe” çok büyük ayıp edilmiştir.
Burada anlamadığımız ve samimi olarak merak ettiğimiz konu şudur.. İnançları ve düşüncelerinden şüphe etmediğimiz; sayıları Türkiye çapında ne yazık ki dördü-beşi geçmeyen Ocak yöneticisi bazı arkadaşlarımızın çıt
çıkarmadan neden tam bir teslimiyetle bu politikayı onaylamış olduklarını inanın anlayabilmiş değiliz..
Değiyor mu?
4. Şu satırlar, TÜBİTAK’ın düzenlediği bir çalışmayı duyuruyor:
”RADİKAL – ANKARA- (24/06/2006) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), oturum başlıkları ‘tefsir, hadis, fıkıh, kelam’ olan 1. İslami İlimlerde Terminoloji Konferansı’nı destekleme kararı aldı. Kurum, yapılan eleştirilere “Bu bir devrim” diyerek yanıt verdi. Yönetim kadrosu AKP hükümetince değiştirilen TÜBİTAK’la ilgili tartışmalar devam ediyor. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut’un “250 projemizi içeriğine bakmadan
biçimsel gerekçelerle reddettiler” diye yakındığı kurum, şimdi de ‘bilim yerine dinle uğraşmakla’ eleştiriliyor. Eski TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Namık Kemal Pak, 15-16 Haziran’da yapılan 1. İslami İlimlerde Terminoloji
Konferansı’na katılacak kurumun misyonundan çok ciddi derecede saptığını söyledi.
TÜBİTAK İletişim Müdürlüğü’yse dün bir açıklama yaparak, 2000′den bu yana TÜBİTAK’ın sosyal ve beşeri bilimler projelerini de desteklemeye başladığını belirtti. Açıklamada, “2005′ten önce sadece ‘müspet bilim’ insanlarına sunulan yurtiçi ve yurtdışı destekleri sosyal bilim insanlarına da açıldı.
Bu, ülkemiz için devrim niteliğinde bir değişimdir” denildi. TÜBİTAK’a ulaşan bilimsel toplantı destek taleplerinin, Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Grubu (SOBAG) Yürütme Komitesi’nce değerlendirildiği belirtilen
açıklamada, bu komitede Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Dr. İlhan Tekeli, Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, Prof. Dr. Özer Ergenç, Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay ve Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı Doç. Dr. Ömer Demir’in yer aldığı
belirtildi.”
Konu ile ne ilgisi var demeyin.. ”Kadrosu Akepe hükümetince değiştirilen” TÜBİTAK’ın yönetiminde Nuri Gürgür de bulunmaktadır..
Nuri Gürgür, Türkocakları Genel Başkanı’dır..
”F” Tipi Cemaat, fıkıh ve kelâm, Tübitak, Türkocakları ve Ionna Kuçuradi..
Ne kadar akıllara sezâ, fikirlere ezâ bir amalgam….
Yâni sonuç olarak Halûk Çay kendi yaptıkları ve yapacakları için, Turan Hoca’nın Vakfı’nın da, Türkocağının da arkasına sığınamaz.
Ne olacak, Antalya’da Türk Dünyasını toplamasının ne zararı var?
Hiç bir zararı yok.. Bu işi Akepe ile yapmasının zararı var. Alt kimliklilere kaftan-kalpak giydirip örste demir dövdürecek olmasının zararı var.
Mesele Erdoğan’ın Kızılcahamam’da söylediği kadar da basit değildir.
Erdoğan orada politik konumu icabı Türkçüler, milliyetçiler demeyi tercih etmediği için hedef olarak MHP’yi göstermiştir.
Ama konu Türkiye’nin ”eşbaşkanlığını” yaptığı ”Büyük Ortadoğu Kuşatması” ile doğrudan ilgilidir.
Bu projeye göre Türkler, Fas’tan-Moğolistan’a kadar uzanan geniş coğrafyada ”kontrol edilebilir sınırlar içinde” tutulmalıdır.
Mümkünse, ”gerekirse sınırları değişecek 22 bölge ülkesine demokrasi götürmek için” bir araç olarak kullanılmalıdır.
Peki bu işin görünürdeki finansörü ve tezgâhtörü kimdir?
Soros’tur..
O halde ”Onursal Başkanlığını” Akepe milletvekili ve
potansiyel Cumhurbaşkanı adaylarından Nevzat Yalçıntaş’ın yaptığı, Temmuz’da Karadeniz’de ”Türk Dünyası Aydınlar Ocağı” gibi şatafatlı bir isimle toplantıya niyetlenip fiyasko sonucu hüsrana uğrayanlar ile Eylül’de Halûk
Çay’ın başkanlığında Antalya’da toplanacak olanlar bir anlamda ”Soros’un mahçup Türkçüleri”dir.
Ben kimse için Soros’tan para aldı dedim mi?
Peki bütün bunların Mankurtlarla ne alâkası mı var?
Demek ki ”ilk aşama” tamamlanmış…Kafanıza Soros’un geçirdiği deve derisinin farkında bile değilsiniz..
Vesselâm…. 9 Ağustos 2006
Bu neyin seçimi 25 Temmuz 2007
Posted by Aybars in AB, ABD, AKP, Bahçeli, Kimlik, MHP, Osmanlı.add a comment
22 Temmuzda yapýlacak olan seçim neyin seçimi dersiniz?
Turuncu devrime karþý, kýrmýzý-beyaz devrim giriþiminin mi?
Eþi baþörtülü olduðu için Cumhurbaþkaný yapýlmayan Abdullah Gül’ün intikamýný almanýn mý?
DP çatýsýnda birleþen Anavatan ve Doðru Yol Partilerinin, birçoðu þaibeli isimleri yeniden meclise taþýnmasýnýn mý?
“60. Hükümet Milliyetçi Hareket” diyen milliyetçi görünümdeki MHP’nin eski CHP ve eski DYP’liler dýþýnda kalanlarý meclis dýþýnda býrakmasýnýn mý?
………..
Bu mudur yani Türkiye’nin geldiði bu yol ayýrýmýnýn açýlýmlarý?
“Bunda garip olan ne var” diyebilirsiniz.
Aslýnda ilk bakýþa gariplik yok.
Gariplik yok çünkü hepimiz her þeyi kabullenmiþiz.
Tarihimizden koparýlmýþ, ufkumuz daraltýlmýþ , hepimize bir korku salýnmýþ.
Ýstiklal Marþýmýzýn “Korkma!..” diye baþladýðýný bile hiç aklýmýza getirmez olmuþuz.
Amerika’nýn süper! gücünden, AB’nin “hayýr” , IMF ve Dünya Bankasý’nýn “banane” demesinden korkar olmuþuz.
Ýstiklal Marþýmýzda, “Yýrtarým daðlarý enginlere sýðmam taþarým” sözlerinin varlýðýndan habersiz yaþar olmuþuz. Ferit Paþa Hükümeti’nin Mustafa Kemal’i idama mahkum ettiðini ve askerlikten attýðýný bilenimiz bile yok. Doðal olarak Mustafa Kemal’in de bu duruma aldýrýþ bile etmeðinden de habersisiz.
Hep birilerinin bizi idama mahkum edeceðinden , dýþlayacaðýndan korkmuþuz. Mustafa Kemal’i lafta çok sevmiþiz ama korkularýný yenen biri olduðunu hiç görememiþiz. Ýþte bu yüzden büyük olduðunu, her yere heykeli dikildiðini bir türlü anlayamamýþýz.
………….
Hiç birimiz büyük olmayý kafamýza koymamýþýz. Ya “ben de kimim” demiþiz ya da “sen kimsin” diyenleri ciddiye almýþýz. Oysa bu topraklarda yetiþen insanlar asla küçük olmazlar. Sadece küçük olduklarýna inandýrýlýrlar.
Korkularý yenmek ayný zamanda bir sünnettir. Çünkü Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V.), Ýslamý yaymak için “korkuyu” deðil “cesareti” tercih etmiþtir. Masaya yumruðunu vurduðu an karþýsýnda ne büyük güçler saf tutmuþtur ama O’nu kimse yolundan döndürememiþtir.
………….
Türk tarihine bakarsak, bir zamanlar Selçuklular Anadolu’da korkularýný yenerek kendilerini kabul ettirdiler. Ya Osmanlýlara ne demeli. Avrupa’nýn ortalarýna kadar giden 3 cihan 7 düvele hükmedenler, bizim gibi iki gözü iki kulaðý olan insanlar deðil miydi? Ýþin aslý onlar cesurdu biz ise korkaðýz korkak!
Ne oldu þimdi biz her þeyden korkar olduk. Kýçý kýrýk Barzani’den bile korkar hale kim getirdi bizi dersiniz? Cevap veriyorum : “yukarda profilini verdiðim siyasetçiler.”
…………
Türklerin, Ýslamý hangi coðrafyalara kadar yaydýðýný düþündünüz mü hiç? Ya Türkler Müslümanlýðý kabul etmeseydi, dünya dengeleri nasýl olurdu, hadi bir kafa yorun…
22 Temmuz’da korka korka sandýða gidecek olan bizlerin genlerinde bozulmalar mý oldu sahi?
Kimimiz turuncu devrimden korkuyoruz, kimimiz kýrmýzý-beyaz devrimden. Kimimiz eski hortumcularýn meclise girmesinden, kimimiz milliyetçilerin partileri meclise girse bile kendilerinin giremeyeceðinden.
Yakýþýyor mu bu tablo bize? Daha nereye kadar korkacaðýz Allah aþkýna?
Yok mu bu seçimlerde milli benliðini kaybetmeyip, kendi öz deðerleri ile küllerinden de olsa yeniden bir medeniyetin inþa edileceðini ortaya argümanlarý ile ortaya koyup, halkýn 22 Temmuzda korkarak deðil cesaretle eline mühürü almasýna yol açacak bir siyasi oluþum? Bu kadar mý bittik biz?
Avrupa Birliðine HAYIR, Amerika’ya DEFOL, Barzani’ye YOKOL, IMF ve Dünya Bankasý’na KAYBOL diyecek, sünnete riayet edip korkularýný yenecek; deðil katil, canavar bile ilan edilmesine aldýrmayacak, Selçuklu ve Osmanlý’nýn torununa yakýþýr, genleri bozulamamýþ kiþilerden oluþan bir siyasi parti yok mu?
…………….
Ben 22 Temmuz akþamý seçim sonuçlarýna, korkanlarla korkusunu yenenler ayýrýmý yaparak bakacaðým. Yazýnýn giriþinde saydýðým siyasi yapýlara oy verenlerin ancak korkaklar olacaðýný düþünüyorum. Onlarýn birçoðu her þeyden korktuðu gibi oylarýnýn boþa gitmesinden de korkanlardýr çünkü. Sanki bundan önceki seçimlerde verdikleri oylar boþa gitmemiþ gibi!
Ahmet Erçakýr
Teröristbaşını Kimler İdamdan Kurtardı? 24 Temmuz 2007
Posted by Aybars in AKP, Bahçeli, Erdoğan, Kürtçe-Kürtçülük, PKK.add a comment
“APO’nun idam edilmemesini sağlayan kararın altında Devlet Bahçeli’nin imzası vardır” diyerek, ortalıkta dolaşanlar artık çekilmez oldular. Bölücübaşının idam sürecinin defalarca açıklanmasına rağmen, MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi suçlamanın herhangi bir mantıksal açıklaması yoktur. Tüm bu sebeplerden ötürü bir kez daha baştan sona bu süreci açıklamakta fayda görmekteyiz. Belki bir bilmeyen kalmıştır hâlâ da okur ve öğrenir diyerekten başlayalım dilerseniz.
Terörist başının yargılanma süreci şu şekilde başladı;
- 15 Şubat 1999; terörist başı Türkiye’ye getirildi.
- 31 Mayıs 1999; terörist başı Ankara 2 No’lu Devket Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılanmaya başladı.
- 29 Haziran 1999; terörist başının TCK’nın 125. maddesine göre ölüm cezası ile cezalandırılmasına karar verildi.
- 25 Kasım 1999; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, terörist başı hakkında verilen idam cezasını oy birliği ile onadı.
Böylece terörist başının idamına ilişkin iç hukuk süreci tamamlandı. Bu süreçten sonra terörist başı 25 Kasım 1999′da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. Burada birkaç soru sormamız gerekiyor.
Terörist başı hangi sözleşmeye dayanarak iç hukuk süreci tamamlandıktan sonra AİHM’ye başvuru hakkı kazandı?
- Bu sözleşme ne zaman kimin tarafından imzalandı?
- Terörist başının idam cezasının TCK’dan kaldırılmasına kimler söz verdi?
- Terörist başının idam cezasının kaldırılmasına kim evet oyu verdi?
- Kim hayır oyu verdi?
- İdam cezasını kaldıran uluslar arası sözleşmeyi kim imzaladı?
Dilerseniz ilk sorudan başlayalım;
Apo’ya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurma hakkı nasıl tanındı?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin daimi olması ve bireysel başvuru hakkı tanınması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11 no’lu protokolünün 1997 yılında kabulüyle mümkün kılınmıştır.
1997 yılında kabul edilen bu protokolle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisi daimi olarak kabul edilmiştir. Bu protokolle bölücübaşı mahkemeye başvuru hakkı elde etmiştir. 1997 yılında Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi koalisyonu görev yapmaktadır.
Peki terörist başına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurma hakkı tanıyan 11 no’lu protokol kararının altında kimlerin imzası vardı? Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın yardımcıları, 58. hükümetin Başbakanı Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener’in bu protokolde imzası vardır.
Terörist başı bu protokole dayanarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuş ve dava sonuçlanana kadar infazın ertelenmesini istemiştir.
AİHM’nin 30 Kasım 1999′da 46221/99 başvuru numaralı ihtiyati tedbir kararı şu şekildedir:
Mahkeme 30 Kasım 1999 tarihi itibariyle başvuruyu incelemeye aldığını ve mahkeme iç tüzüğünün 39′uncu maddesi gereğince aşağıda belirtilen ihtiyati tedbire karar verilmiştir.
“İnsan Hakları Mahkemesi, sözleşme hükümlerine başvuranın şikâyetinin kabul edilebilirliğini ve esasını etkin bir biçimde sonuçlandırana kadar, idam cezasının infaz edilmemesi için gerekli bütün adımları atmasını ister.”
Kısacası apo, bugün AKP’li olan Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ın yardımcılarının da imzasıyla kabul edilen protokole göre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur. AİHM, mahkeme sonuçlanana kadar infazı erteleyin kararı vermiştir.
Bu karar üzerine 57. hükümet ne yapmıştır?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu kararı alması üzerine, DSP-MHP-ANAP aşağıda yer alan tavrı benimsemiştir:
12 Ocak 2000 liderler zirvesi karar metni:
Koalisyonu oluşturan DSP, MHP ve ANAP’ın genel başkanları, bugün Başbakanlıkta yaptıkları toplantıda, AİHM’nin terörist başı Abdullah Öcalan hakkındaki kesinleşmiş idam cezasının infazının bir süre ertelenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararını ayrıntıları ile değerlendirmişlerdir.
Bilindiği gibi Türkiye’nin de yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM’nin Türk yargısınca verilmiş kararları değiştirmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Anayasamızdan ve uluslar arası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında dosya, gereği için ivedilikle TBMM’ye gönderilecektir.
Genel başkanlar, hukuka saygı içinde aldıkları bu kararın, terör örgütü ve yandaşı çevrelerce milleti ve devleti ile Türkiye’nin yüksek menfaatleri aleyhine kullanılmak istendiğinin değerlendirilmesi hâlinde, erteleme süreci kesilerek infaz sürecine derhâl geçilmesi hususunda görüş birliğine varmışlardır.
Bülent ECEVİT-Devlet BAHÇELİ-Mesut YILMAZ
LİDERLERİN ALDIĞI KARARLAR:
1) İdam cezasının değişmesi mümkün değildir
2) Süreç tamamlandığında dosya, idamın infazı için meclise gönderilecektir.
3) Bu karar terör örgütü tarafından Türkiye aleyhine kullanılırsa AİHM kararı beklenmeden infaz sürecine derhâl geçilecektir.
Bu karar terörist başının idamdan kurtulamayacağına dairdir.
Bunun yanı sıra MHP’nin hükümet ortağı olduğu dönemde terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına ölüm cezası verileceği hükmü kondu. Buna ilişkin Anayasa değişikliği 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı kanunla gerçekleştirildi.
29 Mayıs 2002 tarihli Hürriyet gazetesinin manşetten duyurduğu “Bahçeli’den Çin bombası” isimli haberde “Bahçeli: Öcalan’ın idamı meclise sevk edilsin” dedi. Öcalan’ın idam dosyasının meclise sevkini isteyen Devlet BAHÇELİ, AB’nin KADEK’i de terör listesine alması gerektiğini söyledi.
Bahçeli’nin şartı:
12 Ocak 2000′deki zirvede AİHM’nin kararı ne olursa olsun terörist başı dosyasının TBMM’ye sevk edileceği kararlaştırılmış ve bu kamuoyuna açıklanmıştı. Dosya hakkında yapılacak işlem, Meclis iradesi ve kararına tabi olacaktır.
İdam cezasını, AB önünde en büyük engel görenlere KİM HAYIR DEDİ?
İdam cezasının AB önünde engel olduğunu söyleyerek kaldırılması ile ana dilde öğrenim ve televizyon yayınını içeren uyum yasası hakkında 7 Haziran 2002 tarihinde Cumhurbaşkanının başkanlığında liderlerin katıldığı bir AB zirvesi toplanmıştır.
MHP Genel Başkanı Dr. Devlet BAHÇELİ Çankaya zirvesi sonrası basın toplantısında aynen şunları söylemiştir (7 Haziran 2002):
Geldiğimiz bu noktada, 10 ile 12 yıl sürecek bir müzakere sürecinin başlatılması için bir tarih verilmesinin bile, Ulusal Programın çerçevesinin dışında kalan bazı konularda ilave adımlar atılması şartına bağlandığı görülmektedir.
Ön şart olarak dayatılan bu talepler, idam cezasının bu safhada terör suçlarını da kapsayacak şekilde kaldırılması ve ana dilde eğitim-öğrenim ile televizyon yayını yapılmasına imkân verilmesidir.
Bugün dayatılmak istenilen üç konu ile Kıbrıs konusunda karşımıza çıkartılan denklemi, MHP’nin bugünkü konjonktürde kabul etmesi hiçbir şart altında mümkün değildir.
(Bkz. 7 Haziran 2002 Radikal gazetesi manşet: MHP Avrupa yolunu kapattı)
İdam cezasını AB önünde en büyük engel görüp idamın kaldırılmasına KİM SÖZ VERDİ?
Terörist başının idam cezasının kaldırılması dâhil, ana dilde öğrenim ve televizyon yayınını mümkün kılan AB uyum yasasının çıkarılmasını AB’ye girmemiz için gerekli gören ve “Liderlerin Sözleri”nin yer aldığı, “Avrupa Hareketi 2002″ isimli bir yapılanma tarafından 3 Ağustos 2002 tarihinde gazetelerde yayınlanan ilandan:
Gelişen ve küreselleşen dünyada medeniyetin ve gelişmenin varoşlarında kalmamak, kenar mahalle ülkesi olmamak için AB’ye girilmesi gerektiğini savunuyoruz.
Recep Tayyip ERDOĞAN
AKP Genel Başkanı
Avrupa Birliği’ne tam üyelik, Türk ulusunun, tarihten, coğrafyadan ve kültürden kaynaklanan doğal hakkıdır. Avrupa Hareketini bu konudaki çabaları için kutlarım.
Bülent ECEVİT
BAŞBAKAN
Onurlu, güçlü, kalkınmış, geleceğe güvenle bakan, vatandaşı olmaktan gurur duyacağımız, çocuklarımıza kıvançla bırakacağımız Türkiye, Avrupa Birliği Üyesi Olan Türkiye’dir.
Mesut YILMAZ
Başbakan Yardımcısı ve ANAP Genel Başkanı
Türkiye AB’ye üye olmalıdır. Bunun da barış içinde yeni bir dünya için hayati önemi vardır.
Recai KUTAN
SP Genel Başkanı
Görüldüğü üzere Recep Tayyip ERDOĞAN söz verdi.
İlanın altında aynen şu sözler yer almaktadır: “Meclis dün gece çalıştı. Bu sabah sözlerinin tutulup tutulmadığını tüm dünya görüyor.”
İdam cezasının kaldırılmasına KİM EVET OYU VERDİ?
TBMM tutanakları;
AKPARTİ grubu adına Bülent ARINÇ: Ölüm cezasının kaldırılması konusu geldiğimiz noktada, bir zaruret ifade etmektedir. 1 Ağustos 2002
AKPARTİ grubu adına Mehmet Ali ŞAHİN: Ölüm cezasının kaldırılmasını Parti olarak, Grup olarak biz de istiyoruz. 1 Ağustos 2002
AKPARTİ grubu adına Dengir Mir Mehmet FIRAT: Asamadınız; bundan sonra da asamayacaksınız. 2 Ağustos 2002
Kanuna geçilmesi için kabul oyu veren milletvekillerinin partileri:
“GÖKKUŞAĞI KOALİSYONU”
AKP 41 Evet
ANAP 76 Evet
DSP 55 Evet
DYP 65 Evet
SP 22 Evet
YTP 50 Evet
BAĞ.
VE DİĞER 11 Evet
İDAMIN KALDIRILMASINA SÖZ VERDİLER!
İDAMI KALDIRDILAR!
TEŞEKKÜR ALDILAR!
AB Uyum Yasalarının kabulü kapsamında, TBMM’de sadece MHP’nin red oyuna karşılık diğer bütün partilerin evet oylarıyla 3 Ağustos 2002′de kabul edilen 4771 no’lu idam cezası kaldırıldı.
“Bu çok büyük bir başarıdır. Ben, burada özellikle TBMM’yi takdir ediyorum, alkışlıyorum. ” AKP Genel Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN
(Hürriyet Gazetesi- 3 Ağustos 2002)
İdam cezasının kaldırılmasına KİM HAYIR OYU VERDİ?
İdam cezasının kaldırılmasına yönelik AB Uyum Yasasının maddelerine geçilmesine sadece ve sadece MHP milletvekilleri ” HAYIR” demiştir.
Kanunun tamamının oylanmasında da MHP milletvekillerinin dışında “ HAYIR” oyu veren olmamıştır.
İdam cezasının kaldırılmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 nolu protokolünü KİM İMZALADI?
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN idam cezasının kaldırılması yönünde 6 nolu protokolü de imzalamıştır. Bununla kalmamış savaş zamanında bile idam cezasının verilmesini engelleyen 13 nolu protokolü imzalamıştır.
AKP, Anayasa’ya MHP zamanında konan terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına idam cezası verilmesi hükmünü kaldırdı.
TARİH: 7 MAYIS 2004 KANUN: 5170
SAYIN BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A AÇIK SORULAR!
- Neden terörist başının idamıyla ilgili attığınız bu adımları dürüstçe milletimize anlatmıyorsunuz?
- Neden idam cezasının kaldırılmasına MHP’nin karşı çıktığını ifade etmekten kaçınıyorsunuz?
- Neden terörist başının idam cezasının kaldırılması için söz verdiniz?
- Neden savaş, yakın savaş ve terör suçlarında idam cezası verilmesini engellediniz? Protokolü neden imzaladınız?
- Neden savaş zamanında bile idam cezasının tamamen kaldırılması için protokolü imzaladınız?
- Neden anayasayı değiştirerek imzaladığınız bu uluslar arası anlaşmaları kanunların üzerine taşıdınız?
- Neden terörist başının yeniden yargılanmasının önünü açan adımlar attınız?
- Neden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları doğrultusunda yeniden yargılamayı mümkün kıldınız?
Terörist başının idam cezasının kaldırılmasına söz verdiniz, idamı kaldıran yasaya, sözleşmelere evet dediniz, savaş, çok yakın savaş ve terör suçlarına idam cezası verilmesine yönelik MHP zamanında konan Anayasa maddesini kaldırdınız.
BUNLARIN ALTINDA SİZİN İMZANIZ VAR.
İŞTE DOĞRULAR, İŞTE GERÇEKLER.
Hazırlayan: Muhammet Yılmaz
………………………………………….. ………………………………………….. ………………………………………….. ………………….
Apo’yu Kimler İdamdan Kurtardı ?
(TAM LISTE)
TBMM zabıtlarından Meclis’teki 550 milletvekilinin Öcal’ın asılması ile ilgili ne yönde oy kullandığını isim isim açıklıyoruz.
AKP’nin de TBMM’de 53 milletvekili ile yer aldığı, o zaman milletvekili olmayan Erdoğan’ın genel başkanları sıfatıyla misafir locasından izlediği AKP Grubu “EVET” oyu kullandı. Böylece 1 Ağustos 2002′deki olağanüstü toplantılarda idam cezası, yasalarımızdan çıkarıldı.
SADECE MHP grubu 117 milletvekili ile buna “RET” oyu verdi. Ancak diğer partiler ittifak yapıp idam cezasını kaldırarak Öcalan’ı da kurtardılar. MHP lideri Bahçeli’nin, “Gökkuşağı Koalisyonu” adını verdiği DSP, ANAP, DYP, SP, AKP ve YTP’li milletvekilleri, ittifak halinde idam cezasını kaldırdılar. O gün Apo asılmasın diyen AKP milletvekilleri dışında yine o gün Apo asılmasın diyen ama AKP’de olmayan birçok milletvekili de şu an AKP’nin milletvekili olarak TBMM’de bulunmaktadır.
Öcalan’ı kurtaranlar
Kanlı terör örgütü PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan’ın idamıyla ilgili olarak TBMM’ye gelen dosyaya hangi milletvekilleri “ret” oyu vererek karşı çıktı, hangileri “kabul” oyu vererek Öcalan’ı idamdan kurtardı. Bunları, Meclis tutanaklarından alınan belgelerle yayınlıyoruz
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde MHP dışındaki tüm siyasi parti milletvekillerinden çoğu Bebek katili Öcalan’ı asılmaktan kurtaran yasaya kabul oyu verdiler. Demokratik bir Meclis’te yapılan oylama sonucunda da ret oylarının yetersiz kalması idam yasasının kaldırılmasına neden oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, MHP’ye “Apo’yu asamadınız” suçlamalarına verilecek en güzel yanıt Meclis tutanaklarından alınan bu belgelerdir. O dönemde milletvekili olmayan Recep Tayyip Erdoğan, Meclis locasından AKP’li 53 milletvekiline talimat verip, kabul oyu kullandırarak Öcalan’ı asılmaktan kurtarmaya fiili olarak önayak oldu. Işte tarihi oylamada kullanılan oylar ve renkleri:
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan DSP milletvekilleri
Tayyibe Gülek
Melda Bayer
M.Zeki Sezer
Uluç Gürkan
Ayşe Gürocak
Aydın Tümen
Hikmet Uluğbay
Mustafa Ural
Ertuğrul Kumcuoğlu
Sebahat Vardar
Hasan Macit
Ali Rahmi Beyreli
Hayati Korkmaz
Orhan Ocak
Sadık Kırbaş
Hasan Erçelebi
Mehmet Kocabatmaz
Ali Ahmet
Ertürk Şadan Şimşek
Necati Albay
Hasan Akgün
Fadlı Ağaoğlu
Ziya Aktaş
Nami Çağan
Yücel Erdener
Ahmet Güzel
Osman Kılıç
Necdet Saruhan
Sulhiye Serbest
Masum Türker
Erdoğan Toprak
Güler Aslan
Saffet Başaran
Mehmet Çümen
Şükrü Sina Gürel
Hasan Metin
Atilla Mutman
Rahmi Sezgin
Necdet Tekin
Fikret Tecer
Ahmet Arkan
M.Emrehan Halıcı
Emin Kara
Ismail Bozdağ
Nazif Topaloğlu
Ş.Ramis Savaş
M.Cengiz Güleç
Fevzi Aytekin
B.Fırat Dayanıklı
Hikmet Sami Türk
Ömer Üstünkol
Fikret Ünlü
Hasan Suna
Erol Karan
Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan DYP milletvekilleri
Tansu Çiller
Sevgi Esen
M. Halit Dağlı
M.Nedim Bilgiç
Mahmut Bozkurt
Ismet Attila
Musa Konyar
Ahmet Iyimaya
Yıldırım Akbulut
S.Arıkan Bedük
Mehmet Baysarı
Salih Çelen
Hasan Ekinci
Ali Rıza Gönül
A. Oktay Güner
Ilyas Yılmazyıldız
Necati Yöndar
Yahya Çevik
Necmi Hoşver
Mustafa Örs
Teoman Özalp
Oğuz Tezmen
Nevfel Şahin
A. Mehmet Çay
M.Kemal Aykurt
Mehmet Gözlükaya
Nurettin Atik
M. Salim Ensarioğlu
Salih Sümer
Ayvaz Gökdemir
Mehmet Sadri Yıldırım
Burhan Kara
Rasim Zaimoğlu
Hakkı Töre
Mehmet Dönen
Ramazan Gül
Turhan Güven
Hayri Kozakçıoğlu
Nurhan Tekinel
Hasan Ufuk Söylemez
Süha Tanık
Yıldırım Ulupınar
Mehmet Gölhan
M.Ali Yavuz
Ismail Karakuyu
Rıza Akçalı
Metin Kocabaş
Mehmet Sağlam
Metin Musaoğlu
Veysi Şahin
Ibrahim Yazıcı
Mümtaz Yavuz
Nevzat Arcan
Kemal Kabataş
Erdoğan Sezgin
Takiddin Yarayan
Kadir Bozkurt
Nihan Ilgün
Enis Sülün
Ali Şevki Erek
Eyüp Aşık
Ali Naci Tuncer
Necmettin Cevheri
Hacı Filiz
Faris Özdemir
Saffet Kaya
Mustafa Eren
Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Yeni Türkiye Partisi (YTP) milletvekilleri
İsmail Cem
İbrahim Y. Bildik
Ali Tekin
İsmet Vursavuş
Gaffar Yakın
Gönül Saray Alphan
Oğuz Aygün
Esvet Özdoğu
Ahmet S. Sayın
Metin Şahin
Halit Dikmen
Tamer Kanber
M. Güven Karahan
Mustafa Karslıoğlu
Abdulsamet Turgut
Mahmut Erdir
Ali Ilıksoy
Evliya Parlak
Ali Günay
Edip Özgenç
Akif Serin
İstemihan Talay
Erol Al
Perihan Yılmaz Doğan
Bülent Ersin Gök
H.Hüsamettin Özhan
Bahri Sipahi
Cahit Savaş
Yazıcı Burhan Bıçakçıoğlu
Salih Dayıoğlu
Hakan Tartan
Kemal Vatan
Çetin Bilgir
M.Hadi Dilekçi
Nural Karagöz
Halil Çalık
M.Turhan İmamoğlu
Hasan Gülay
M.Cihan Yazar
M. Kemal Tuğmaner
Tunay Dikmen
Zeki Eker
Eyüp Doğanlar
Tarık Cengiz
Şenel Kapıcı
Metin Bostancıoğlu
Ahmet Zamantılı
Hasan Özgöbek
Mehmet Y. Ünal
Hasan Gemici
C. Tufan Yazıcıoğlu
Faruk Demir
Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Saadet Partisi milletvekilleri
Rıza Ulucak
Latif Öztek
A. Cemil Tunç
Fahrettin Kukaracı
Sacit Günbay
Ahmet Sünnetçioğlu
Hüseyin Karagöz
Ali Oğuz
Osman Yumakoğulları
Bahri Zengin
A. Sever Aydın
Fethullah Erbaş
Oğuzhan Asiltürk
Yaşar Canbay
M. Niyazi Yanmaz
Musa Demirci
Temel Karamollaoğlu
Mehmet Bekaroğlu
Mustafa Kamalak
Hüsamettin Korkutata
İdamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan AKP milletvekilleri
Dengir Mir Fırat
Sait Açba
Mahmut Göksu
Mehmet Özyol
Akif Gülle
Ismail Özgün
Mahfuz Güler
Zeki Ergezen
Ismail Alptekin
Faruk Çelik
Mehmet Altan
Ertuğrul Yalçınbayır
Osman Aslan
Nurettin Aktaş
Tevhit Karakaya
Ali Er
Abdülkadir Aksu
Mustafa Baş
Ali Coşkun
Hüseyin Kansu
Mehmet Ali Şahin
Nevzat Yalçıntaş
Abdullah Gül-(Bir zamanların geçici Başbakanı idi),
Salih Kapusuz
Mehmet Vecdi Gönül
Osman Pepe
Remzi Çetin
Özkan Öksüz
Avni Doğan
Ali Sezal
Sabahattin Yıldız
Eyüp Fatsa
Musa Uzunkaya
Ahmet Nurettin Aydın
Abdüllatif Şener
M.Ergün Dağcıoğlu
Yahya Akman
Zülfikar Izol
Maliki Ejder Arvas
Hüseyin Çelik
Ilyas Arslan
Mehmet Çiçek
Ramazan Toprak
Kemal Albayrak
Abdullah Veli Seyda
Şükrü Ünal
Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan Bağımsızlar
Cemil Çiçek
Numan Gültekin
Mehmet Ağar
Mail Büyükerman
Mustafa Yılmaz
Rıdvan Budak
Zafer Güler
Mustafa Düz
M.Ali Irtemçelik
Ihsan Çabuk
H.Fehmi Konyalı
Idamın kaldırılması için “kabul” oyu kullanan ANAP milletvekilleri
Mesut Yılmaz
Mehmet Ali Bilici
Musa Öztürk
Halil Ibrahim Özsoy
Yaşar Eryılmaz
Celal Esin
Nejat Arseven
Birkan Erdal
Yücel Seçkiner
Cengiz Aydoğan
Cengiz Altınkaya
Yüksel Yalova
Edip Safder Gaydalı
Kenan Sönmez
Beyhan Aslan
Nurettin Dilek
Abdülbaki Erdoğmuş
Seyit Haşim
Hamimi Sebğatullah Seydaoğlu
Evren Bulut
I. Yaşar Dedelek
Mustafa Taşar
Mecit Pürüzbeyoğlu
Hakkı Oğuz
Aykut Levent Mıstıkoğlu
Erkan Mumcu
R. Kazım Yücelen
Bülent Akarcalı
Ahat Andican
Aydın Ayaydın
Şamil Ayrım
Mehmet F. Fırat
Ediz Hun
Yılmaz Karakoyunlu
Cavit Kavak
Emre Kocaoğlu
Nesrin Nas
Sühan Özkan
Şadan Tuzcu
Işın Çelebi
Sümer Oral
Işılay Saygın
Rıfat Serdaroğlu
Ilhan Aküzüm
Murat Başesgioğlu
Cemal Özbilen
Sefer Ekşi
Mehmet Keçeciler
Miraç Akdoğan
Ahmet Tevfik Özal
Ekrem Pakdemirli
Ali Doğan
Süleyman Çelebi
Ömer Ertaş
Hasan Özyer
Erkan Kemaloğlu
Şükrü Yürür
Sefer Koçak
Ahmet Kabil
Mesut Ahmet Yılmaz
Ersin Taranoğlu
Mehmet Çakar
Yaşar Topçu
Ali Kemal Başaran
Eyüp Cenap Gülpınar
Kamran Inan
Lütfullah Kayalar
Ataullah Hamidi
Burhan Isen
M. Salih Yıldırım
Zeki Çakan
Ali Güner
Yaşar Okuyan
İdamın kaldırılmasına “RED” oyu kullanan TEK parti olan MHP milletvekilleri
Devlet Bahçeli
M. Çulhaoğlu
Ali Halaman
A. Fatin Özdemir
Recai Yıldırım
Hasari Güler
Abdülkadir Akcan
Mehmet Telek
Nidai Seven
Adnan Uçaş
Mehmet Arslan
Koray Aydın
Şefkat Çetin
Sedat Çevik
Ali Işıklar
Abdurrahman Küçük
Hayrettin Özdemir
Mustafa Cihan Paçacı
Şevket Bülent Yahnici
Osman Müderrisoglu
Tunca Toskay
Nesrin Ünal
Bekir Ongun
Orhan Bıçakçıoğlu
Ali Uzunırmak
Aydın Gökmen
Hüseyin Kalkan
Hüseyin Arabacı
Ibrahim Halil Oral
Ersoy Özcan
Süleyman Coşkuner
Burhan Orhan
Orhan Şen
Hakkı Duran
Irfan Keleş
Salih Erbeyin
Ali Keskin
Mustafa Gül
Mihrali Aksu
Mücahit Himoğlu
Ismail Köse
Cezmi Polat
Mehmet Ay
Ali Özdemir
Mehmet Hanifi Tiryaki
Mustafa Yaman
Bedri Yaşar
Süleyman Turan Çirkin
Mehmet Şandır
Mehmet Nuri Tarhan
Osman Gazi Aksoy
Mustafa Zorlu
Yalçın Kaya
Hidayet Kılınç
Enis Öksüz
Cahit Tekelioğlu
Ahmet Çakar
Mehmet Gül
Nazif Okumuş
Esat Öz
Bozkurt Yaşar Öztürk
Mehmet Pak
Mustafa Verkaya
Yusuf Kırkpınar
Ahmet Kenan Tanrıkulu
Oktay Vural
Arslan Aydar
Mehmet Serdaroğlu
Sabahattin Çakmakoğlu
Hasan Basri Üstünbaş
Ramazan Mirzaoğlu
Meral Akşener
Cumali Durmuş
Kemal Köse
Faruk Bal
Ali Gebeş
Mustafa Sait Gönen
Hasan Kaya
Basri Coşkun
Namık Hakan Durhan
Hüseyin Akgül
Ali Serdengeçti
Mehmet Kaya
Nevzat Taner
Metin Ergun
Ismail Çevik
Mükremin Taşkın
Mükerrem Levent
Cemal Enginyurt
Yener Yıldırım
Osman Fevzi Zihnioğlu
Ahmet Aydın
Vedat Çınaroğlu
Hüsnü Yusuf Gökalp
Lütfü Ceylan
Reşat Doğru
Nail Çelebi
Muzaffer Çakmaklı
Armağan Yılmaz
Ayhan Çevik
Ahmet Erol Ersoy
Mesut Türker
Şuayip Üşenmez
Ismail Hakkı Cerrahoğlu
Kürşat Eser
Sadi Somuncuoğlu
Şaban Kardeş
Hasan Çalış
Osman Durmuş
Abbas Bozyel
Ilhami Yılmaz
Mehmet Nacar
Birol Büyüköztürk
Mehmet Kundakçı
Müjdat Karayerli
Bekir Aksoy
-
__________________
Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. HZ. MUHAMMED
Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet, Vatana ihanettir. Mustafa Kemal ATATÜRK
| Erdoğan’dan yalan ve iftiraya devam |
|
||||||
Kral Çıplak 24 Temmuz 2007
Posted by Aybars in Bahçeli, MHP.add a comment
Mhp’ye ta 70lerden beri sistemin biçtiði bir gorev vardir.Birileri politika belirlerken sen kariþma, kenarda bekçi kopekliði yap, kavga gerektiðinde kullanima hazir ol.Ne yazik ki kiramadik bu kisir donguyu, bir turlu beceremedik.Hadi 70′lerde mecburdu ulkuculer anlarim.Ama 90lardan sonra bu rolu devam ettirmek için baþimiza genel baþkan bile atadilar.oyle bir genel baþkan ki geçen seçimde baraj altinda kalmasinin en buyuk sebebi olan Apo meselesini marifetmiþ gibi ip atarak seçmene tekrar hatirlatti.Kim bilir belki de kendi partisine oy kaybettirmek için planli yapmiþti.Milliyetçi ruzgarin coþtuðu bugunlerde Mhp’nin %15 ust sinirini geçmesi sistemin aðalari için tehlikeli olacakti.Of ya, basimizda Sari Çizmeli Mehmet Aða olsa %25′tik.Milliyetçi tabanin kaleleri Erzurum’da, Trabzon’da bile rezil olduk var mi otesi.Bir de kutluyorlar mehter marþlariyla, of of. Bu seçimde ampulu sonduremediysek, bu seçimde %46′yi alan parti biz olamadiysak tek suç hitabet ozurlu, kaðida bakmadan konuþamayan, karizma duþmani, proje uretmektense asabiyet sergileyen o adam yuzunden.Neymis efendim, halk Mhp’ye muhalefet gorevi vermis.Yemiþim gorevini.Hakkimi helal etmiyorum.Ne olur farkina varin.Seçim geliyor diye sesimizi çikarmayalim dedik ama
artik tepkimizi gosterme zamani.Kral çiplak efendiler!
Kimse %14′luk oy oranini marifetmiþ gibi gormesin.Bunlar partisinin baraji geçemeyeceðini anlayip Mhp’ye giden Gp ve Dp oylaridir.Eðer Anap merkez sagda birlik isini bozmasaydi þimdi baraj altinda olan Aðar degil bizdik.Milliyetci harekete bir ceki duzen gerekiyor.Ic Anadolu’da, Karadeniz’de, Dogu Anadolu’da kaybettigimiz secmeni yeniden kazanmak, batidaki sehirlere acilmak, buyuk sehirlerdeki ampul tekelini kirmak lazim.Akp’nin 5′te biri kadar sandalye sayisina sahip olmayi zafer addedenlere sozum yok.Hic birini gozum gormek istemiyor.
Enver Evren [enver_evren@yahoo.co.uk]
