AB-Arap Birliği Diyalog Konferansı sona erdi 22 Aralık 2008
Posted by Aybars in AB, BOP, Diyalog Konsülü.add a comment
CİHAN HABER AJANSI
20 Aralık 2008 Cumartesi
VİYANA (CİHAN) – Avusturya’nın başkenti Viyana’da tarihi Hofburg sarayında, geçtiğimiz Çarşamba günü başlayan “Avrupa ve Arap Dünyası arasındaki Uluslararası Diyalog Konferansı” bugünkü oturumların ardından yapılan basın toplantısı ile sona erdi.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı’nı ev sahipliği yaptığı konferansın bugünkü oturumuna Türkiye’yi temsilen Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu ile Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Selim Yenel katıldı.
Avusturya Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ve Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Komiseri Benita Ferrero Waldner’in ortaklaşa yönettiği bugünkü oturumda Ahmet Davutoğlu da bir sunum yaptı. Davutoğlu, basına kapılı gerçekleşen oturumdan sonra CİHAN’a toplantının mahiyeti hakkında açıklamalarda bulundu.
Avrupa ve Arap Diyalogu şeklinde tanzim edilen konferansa, Avrupa Birliği aday ülkesi olan ve aynı zaman da Arap dünyası ile kurumsallaşmış ilişkilere sahip olan Türkiye’nin özel bir statüyle davet edildiğini anlatan Davutoğlu, son oturumda kendisinin de bir konuşma yaparak, Avrupa – Arap diyaloguna Türkiye’nin bakışını ve Türkiye’nin bu noktadaki özel konumunu ortaya koymaya çalıştığını söyledi.
“TÜRKİYE’NİN DAVET EDİLMESİ, GEREK ARAP DÜNYASINDA, GEREK AVRUPA BİRLİĞİ’NDE ARTAN AĞIRLIĞININ ÖNEMLİ BİR GÖSTERGESİDİR”
Bu tür diyalog çabalarının son dönemde çok arttığını kaydeden Ahmet Davutoğlu, “Güzel olan şu ki; Arap Birliği üyesi olmamasına ve Avrupa Birliği ile üyelik sürecini tamamlanmamış olmasına rağmen Türkiye’nin bu toplantıya özel bir statüyle ve ana konuşmacı olarak çağrılmasıdır. Bu Türkiye’nin gerek Arap dünyasında gerek Avrupa Birliği’nde artan ağırlığının önemli bir göstergesidir” dedi.
İlki Malta’da yapılan konferans serisinin devam edeceği bilgisini de veren Davutoğlu, Kahire’de yapılması kararlaştırılan üçüncü konferansa da Türkiye’nin davet edildiğini bildirdi. Davutoğlu, “Türkiye’nin kurumsallaşmış ilişkileri bundan sonra da bütün bu forumlarda etkili bir rol oynamasını sağlayacak” dedi.
Oturumlarda bütün tarafların, Türkiye ve İspanya’nın önderliğinde geliştirilen ‘Medeniyetler İttifakı’ projesine son derece önemli atıfta bulunulduğunu kaydeden Davutoğlu, “Katılımcılar, Türkiye’nin gerek medeniyetler ittifakı bağlamında küresel rolünü, gerekse bölgedeki inisiyatifleri bağlamında bölgesel rolünü takdirle zikrettiler. Türkiye’nin Suriye – İsrail dolaylı görüşmelerine yaptığı katkıya da ayrıca özel atıfta bulundular” şeklinde konuştu.
AMR MUSA: “MALTA’DA BAŞLAYAN GİRİŞİM ŞEKİLLENMEYE BAŞLADI”
Avusturya Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Komiseri Benita Ferrero Waldner birlikte basın toplantısı düzenledi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
AB ile Arap Birliği arasındaki diyalogun geliştirilmesinin Orta Doğu’da barısının sağlanmasına katkı sağlayacağına inandığını söyleyen Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, Malta’da başlayan girişimin şekillenmeye başladığını belirterek, doğru yolda ve doğru yöne gittiklerinden emin olduklarını ifade etti. Dışişleri Bakanı Spindelegger de Avrupa ve Arap dünyası arasındaki ilişkilerin çok eskiye dayandığını belirterek, mevcut ilişkinin ve diyalog sürecinin geliştirilerek devam edeceğini dile getirdi.
Bu arada, Avusturya Dışişleri Eski Bakanı Ursula Plassnik, konferası başından sonuna kadar takip etti. “Çoğulcu Dünya’da İslam” ismiyle ilk defa Avrupa’da Uluslararası bir İslam Konferansı düzenlenmesine öncülük eden Plassnik’e konuşmacılar sık sık teşekkür etti. Basın konferansına da katılan Plassnik, oturacak yer bulamayınca kameralar için ayrılan platforma oturdu.
“Avrupa ve Arap Dünyası arasındaki Uluslararası Diyalog Konferansı”na Avrupa Birliği üyesi tüm ülkeler, aday ülkelerden Türkiye ve Arap Birliği üyesi 22 ülkeden 17 ülke katıldı.
“Diyalogcu nurcu”lar kendilerine yeni Papa arıyorlar 9 Ekim 2007
Posted by Aybars in Diyalog Konsülü, Papa.5 comments
Papa 16. Benedikt, en büyük darbeyi, Türkiye ve Avrasya’da Müslüman kisvesi altında papalığın “dinlerarası diyalog misyonu”nun tezgahtarlığını yapanlara vurdu. Papa, İslam’a ve Hz. Peygamber’e yönelik küstahça iftiralarıyla “asıl yüzünü” gösterdi; olan diyalogculara oldu.
Biliyorsunuz, “dinler arası diyalog”, Papalık Konseyi misyonudur, Vatikan projesidir.
Nitekim halen Amerika’da mukim Fetullah Efendi, Papa’ya sunduğu mektubunda
“Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası” olduğunu ikrar ve itiraf etmişti
(Bkz. Zaman Gazetesi,10 Şubat 1998, Hocaefendi’den Papa’ya mektup).
Vatikan’ın bir “din devleti” olması münasebetiyle, Papalığın projelendirdiği “diyalog misyonu”nun hem politik, hem de teo–politik tarafı vardır. 16. Benedikt, son zırvalarıyla diyalog projesinin her tarafını b.k etti. Müslüman kılıklı diyalogcular, kilise ve cami arasında apışıp kaldılar. Papa, önceki gün kıvırtmaya çalıştı ama olmadı. “Diyalogcu nurcu”lar, şimdi kendilerine yeni Papa arıyorlar.
Papa’nın son zırvalarının ardından, papalığın “dinler arası diyalog” projesinde “hiçbir bezi olmayanlar”dan ” diyalogcu nurcularla ortak poz verenler“e kadar birçok köşe yazarı takımı, “Hoppala, böyle diyalogu alın başınıza çalın” demeye başladılar. Çünkü Papa 16. Benedikt, işte bu dinler arası diyalog misyonunun içine etti.
16. Benedikt’in, Hz. Peygamber’i insanları kılıçla dize getiren bir nevi “eli kanlı terörist” ilan eden, İslam’ın Allah inancını “akla uymaz, ipe–sapa gelmez” diye niteleyen açıklamaları, zerre kadar iman, izan ve insaf sahibi olanları ayıktırdı. Akılları başa düşürdü. Haçlı oyununu fark ettirdi. Fakat “diyalogcu nurcu”lar apışıp kaldı.
“Yıllardan beri şu Papalık misyonu etrafında Türk milletini nerelere sürüklemeye çalışmışız, vay bize…” diye secdeye kapanıp ağlaması gerekenler, 16. Benedikt’in zırvalarından bile hala “diyalog”a pirim çıkartmaya çalışıyorlar.
16. Benedikt’in papalığın misyonunu bir kez daha deklare ettiği son çıkışına Fetullah Efendi’nin tepkisi önem arz ediyor. Çünkü zât–i âlileri, Papalık Konseyi misyonunun bir parçası olduklarını bizzat kendileri ilan etmişlerdi, hatırlarsanız (Bkz. Zaman Gazetesi,10 Şubat 1998, Hocaefendi’den Papa’ya mektup).
Fetullah Efendi, Papanın son hezeyanları karşısında ne diyor biliyor musunuz;
“Semavî din mensupları arasındaki ayrılıklar, ihtilaflar ve bunlardan kaynaklanan kavga ve muharebeler dinden, diyanetten değildir, dinden–diyanetten kaynaklanmıştır/kaynaklanmaktadır” diyor
(Bkz. Zaman Gazetesi, 17 Eylül 2006). Ne demek istiyor, dersiniz?
Müslümanlar ile diğer inanç mensupları arasındaki ayrılıklar, öyle dinden–diyanetten kaynaklanmıyor diyor, Fetullah Efendi… Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler… vs. arasında öyle iman, din, diyanet ayrılığı–gayrılığı yok, diyor. Tek çatı altında cemetmiş hepsini maşallah. Bu sebepten olacak ki, mevkutelerinde “Ehl–i kitap ile amentüde ittifakımız var” diye ilan ediyorlar (Bkz. Zaman Gazetesi, Ahmet Şahin, 17 Nisan 2000).
Türk Milleti ise soruyor; “ittifakımız var” diye ilan ettiğiniz “amentü”nün baş papası Hz. Peygamber’e ve İslam’a hakaret ediyor; siz hangi amentüde, kimlerle, nasıl ittifak ettiğinizi söyler misiniz Allah aşkına… Yok, şayet bu Ehl–i kitap papasıyla “amentüde ittifak” etme yanlışlığından vazgeçti iseniz, bunu milletimize de açıklayın ki, yanılmasınlar.
Fetullah Efendi, “Papa’nın konuşması göstermiştir ki, insanlık ailesinin diyaloğa her zamankinden daha fazla ihtiyacı vardır” diye ekliyor. Yetinmiyor; “Katolik dünyasının liderliğini yapan en müessir ağızdan çıkan bu tür cümlelerin, yeryüzünü Haçlı Seferleri döneminde olduğu gibi kana bulamak isteyen radikal gruplara cesaret verici” olduğuna dikkat çekiyor (Bkz. Zaman Gazetesi, 17 Eylül 2006).
Kimmiş bu radikal gruplar? Hz. Peygambere küstahça hakaret eden papaz 16. Benedikt mi radikal, yoksa papaza karşı kendi peygamberini savunan Müslümanlar mı radikal? “Dünyayı kana bulamak isteyen radikaller” Benedikt ve onun gölgesi altındakiler ise şayet, nasıl onlarla ittifakı ve diyalogu tavsiye edebiliyor, ittifak ve diyalog içinde olabiliyorsunuz?! Yok, bu “radikal grup”lardan kasıtız, peygamberini savunan Müslümanlar ise, siz kim adına bu ithamı yapıyorsunuz?! Müslümana böylesi bir itham, Papalık Konseyi misyonunun bir gereği de, biz mi bilmiyoruz Efendi?!
Papa 16. Benedikt, Hz. Muhammed’e hakaret etmek suretiyle; “imanı gereği” Hz. Peygamberini her şeyinden aziz bilen Müslümanları mı cüretkar kılmış, radikalliklerini mi kamçılamış, papalığa karşı protesto etme fırsatı mı tanımış oluyor, ne demek istiyorsunuz Efendi? Türk milleti bunu soruyor…
Fetullah Efendi, Hz. Peygambere hakaret eden 16. Benedikt’in hakaretamiz zırvaları münasebetiyle, kendi adına “Ben nasıl bir diyalog projesinin parçasıymışım…” diye hayıflanmak veya papaz Benedikt’e “Yazıklar olsun sana, misyonun yere batsın senin…” demek yerine, peygamberine sahip çıkan Müslüman’ı Amerikan ağzıyla “radikal” göstermeye kalkışıyor. Papanın zırvalamasına karşı bile böyle bir ağız deneyerek “AB–dinler arası diyalog” sürecinde “gönüllerdeki dini–milli direnci” kırmayı deniyor. Bu böyleyse, çok yanlış bir yol, çok yanlış bir istikamet Efendi!
Türk Milleti, Fetullah Efendi’nin bu tarzına yabancı değildir. Çünkü Papaya sunduğu mektupta da maalesef benzer yöntemi kullanmış “İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır” demiştir (Bkz. Zaman Gazetesi,10 Şubat 1998, Hocaefendi’den Papa’ya mektup).
Ancak Türkiye’nin AB’ye “taviz süreci”yle hızlandırılan Vatikan’ın “dinler arası diyalog” mayası tutmamıştır; yaşanan gelişmeler sonucunda herkesin foyası ortaya çıkmıştır.
“Diyalogcu nurcular”ın ve Fetullah Efendi’nin bir parçası olduğunu bizzat ilan ettiği Papalık Konseyi misyonu etrafındaki çırpınışlar boşunadır. Çünkü Türk milleti, Papalık Konseyi misyonunu fark etmiştir, dinler arası diyalog tezgahının ne idüğünü anlamış, oyun bozulmuştur.
“Diyalogcu nurcu”lar, artık kendilerine yeni Papa arıyorlar. Arasıra kara cübbesinin altından Cevşen çıkartacak, “Öyle papa–mapa dediklerine bakmayın, bu papa gizli Müslümandır ha…” diye pazarlanabilecek yeni bir papa arıyorlar. Çünkü Papa 16. Benedikt, “dinler arası diyalog”un hem politik hem de teo–politik tarafını b.k etmiştir. Bu sebeple 16. Benedikt’i birileri harcarsa hiç şaşmayın… Dinler arası diyalog, artık her tarafı kirli böyle bir değnektir. Papazlarla–hahamlarla cemaat halinde hala bu kirli değneklerle çelik–çomak oynamak isteyen varsa buyursun…
MEHMET EMİN KOÇ
http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=6021619&tarih=2006-09-19