Köln’de akademisyenler Fethullah Gülen’i anlattı 22 Aralık 2008
Posted by Aybars in Fethullah.add a comment
KÖLN (CİHAN) – Almanya’nın Köln kentinde Kültürler Arası Diyalog Derneği (IKULT), “Kültürlerarası diyaloğun teşvikçisi – Fethullah Gülen” konulu bir sempozyum düzenledi.
Almanya’nın Köln şehrinde hafta sonu düzenlenen sempozyuma çok sayıda akademisyen ve bilim adamı, milletvekilleri ve sivil toplum temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda Alman ve Türk katıldı.
Sempozyumun açılış konuşmasını yapan IKULT Başkanı Ejder Sabancı, Avrupa’nın farklı üniversitelerinde görev yapan akademisyenlerin yanı sıra Türkiye’den de akademisyenlerin geldiğini söyledi.
Sempozyomun sunuculuğunu Köln Üniversitesi’nden Dr. Jürgen Nielsen-Sikora yaptı.
Köln Büyükşehir Belediyesi Sosyal, Entegrasyon Daire Başkanı Marlis Bredehorst Köln Büyükşehir Belediye Başkanı Fritz Schramma’nın selamlarını ileterek konuşmasına başladı.
Köln’de 3-9 Kasım tarihleri arasında yapılan ve 22. kez düzenlenen “Kültürlerarası Haftası”nda 171 adet kültür faaliyeti olduğunu hatırlatan Bredehorst, “Her programın açılış konuşmasını yapmak için belediyeden yetkili kimse gidemiyor. İKULT’un programında böyle bir açılış konuşmasında yer almamız İKULT’a verdiğimiz ehemmiyeti gösteriyor.” dedi.
Köln’de 180 ayrı milletten insanın yaşadığını belirten Bredehorst, “Belki Türkler Fethullah Gülen’i iyi tanıyor; ama Almanya’daki diğer vatandaşlar Gülen’i yetirince tanımıyor. Gülen’i övenlerle birlikte eleştirenler de var. Biz diyalog çalışmalarımızda birçok grubun birbirine karşı pek çok önyargıları olduğunu görüyoruz. Bunların aşılabilmesi için aydınlatılma faaliyetlerinin yapılması gerekiyor. Gülen’le alakalı kamuoyunda birçok iddialar dolaşıyor. Kamuoyuna açık böyle bir bilgilendirme ve değerlendirme toplantısı düzenlenmesi çok isabetli bir karar.” dedi.
Türkiye’deki siyasi fikir ayrılıklarının olması Almanya’ya da menfi olarak yansıdığını söyleyen Bredehorst, “Ben Fethullah Gülen hakkında çok şey bilmiyorum; ama şunu biliyorum ki; Gülen için eğitim en üst sıralarda yer alıyor. Almanya’da hangi siyasi parti olursa olsun Entegrasyon gündeminde eğitim konusu birinci sırada geliyor. Bu konudaki temel mutabakat Fethullah Gülen’in eğitime verdiği önemle örtüşüyor.” ifadesini kullandı.
Sempozyumda Fethullah Gülen’le ilgili ilk tebliği Dr. Bekim Agai yaptı. Bonn ve Kahire’de İslami Bilimler, Tarih ve Psikoloji eğitimi aldıktan sonra, Batı Avrupa ve Türkiye’de çağdaş İslam konusunda araştırmalar yapan ve Fethullah Gülen hakkında doktora tezi yazan Bekim Agai, Halle Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yapıyor.
Fethullah Gülen’in hayatı ve düşüncelerini tarihi ve İslami açıdan değerlendiren Dr. Agai, “Fethullah Gülen klasik bir İslami eğitim alarak, çağın gereklerine uygun eğitim modelleri geliştirerek fikirleri ile önce Türkiye’de daha sonra ise tüm dünyada etkili oldu.” ifadesini kullandı.
Agai, Fethullah Gülen’in bir reformcu olarak nitelendirilemeyeceğini ve kendisinin de bunu zaten kabul etmediğini söyleyerek, Fethullah Gülen’in şu ifadesini aktardı: “Deforme olmuş bir şeyin yeniden reforma ihtiyacı var.”
Gülen’in camiler kadar okulların da önemli olduğunu bildirerek okullara bağış yapmaya teşvik ettiğini hatırlatan Agai, “Bu aslında Almanya’daki Müslümanlar içinde önemlidir. Almanya’daki göçmenlerin eğitime uyumları 30 yıldır büyük ölçüde başarısız olduğu bilinmektedir. Gülen hareketinin eğitim kurumları ise hem dindarlara, hem de eğitim konusunda başarı gösterdiğinden dolayı dindar olmayanlar için de cazibe merkezi olmuştur. Geleneklere dokunmadan çağa uygun hareket modeli geliştirmiştir. Gülen, bunu yapmak İslam’a göre bizim görevimiz diyor. Gülen teşviklerini uygulayanlar onun fikirlerini Türkiye’den tüm dünyaya taşıyor. Gülen ve onun fikirlerini icraata dökenleri moderniteyi pratiğe döken insanlar olarak tanımlamak isterim.” dedi.
Sempozyuma; Türkiye’den katılan Gazeticiler ve Yazarlar Vakfı Başkan Yardımcısı Cemal Uşşak, Fethullah Gülen’in konuşmalarında “ötekine karşı” olan duygu ve düşüncelerin değişmesine vesile olduğunu söyledi.
Uşşak, “Fethullah Gülen hakkında günümüzün Mevlana’sıdır” diyenlerin olduğunu belirterek, “Mevlana diyor ki ‘Her ne olursan ol gel’; Fethullah Gülen ise, ‘Kim olursan ol, ben sana geliyorum’ mesajını veriyor.” şeklinde konuştu.
Sempozyumun son tebliğini “Teoloji Profesörü” ve diyalog çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Klaus Otte yaptı. Konuşmasında Fethullah Gülen’i ziyaretini de anlatan Prof. Dr. Otte, kendi açısından diyaloğun prensiplerini anlattı.
Prof. Dr. Otte, “Farklı kökenler, bir ufukta buluşmak için kendi içlerinde derinleşmeli. Bu zor ama mümkün olan bir şeydir. Diyalog sayesinde herkes Allah konusunda yeni bir tecrübeler ediniyor. Kuran’ın, İncil’in, Tevrat’ın ve Asya’daki kutsal yazıtların anlayışına derinleşmeye ihtiyacı var.” ifadesini kullandı.
Fethullah Gülen hakkındaki konuşmaları özetleyen Otte, Gülen’i eleştirenlerin batıda ve doğuda da bulunduğunu; ancak eleştirilerin dar görüşlülükten kaynaklandığını ifade etti. Konuşmasının büyük bölümünü diyaloga ayıran Otte, herkesin kendi dini köklerini derinleştirerek ortak paydalarda buluşması gerektiğini açıkladı.
Sempozyomun son kısmında dinleyiciler akademisyenlere Fethullah Gülen hakkında sorular sordu. Fethullah Gülen’in eğitim modeli hakkında sorulan soruları tebliğciler sırasıyla cevapladı.
Program sonunda sempozyuma katılan davetlilere açık büfe usulü ikramlar yapıldı.
Cihan Haber Ajaensı
Türk Ordusu’ndan Rahatsızlıkta Batı- Siyasal İslam Birlikteliği: 30 Ekim 2007
Posted by Aybars in AB, ABD, AKP, Erbakan, Erdoğan, Fethullah, Ordu, İslam.add a comment
Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk -19.12.2005
Batı’nın, özellikle Avrupa’nın Türk Ordusu’na kini tarihin tanıdığı en amansız kinlerden biridir.
İngilizler İstanbul’u işgal ettiklerinde ilk istedikleri, Cuma selamlığındaki askerlerimizin oradan uzaklaştırılması olmuştur. (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 8/138)
Türkiye, benzeri bir rahatsızlığa, AKP iktidarının bir ‘milletvekili’nin TBMM’deki ‘Mareşal Atatürk’ tablosuyla, TBMM’de güvenlik görevi yapan askerlerin yürüyüşleri sırasında çıkardıkları seslerden şikâyeti üzerine, 2000′li yıllarda da tanık oldu.
Aynı AKP’nin kurmay isimleri Türk Ordusu’ndan rahatsızlıklarını değişik vesilelerle ve değişik tavırlar sergileyerek ortaya koymaktadırlar. Bir milletvekilinin, Türk Ordusu’na mensup birliklerin ve okulların Ankara dışına çıkarılmasını ve Başkentin ‘askerî bir kent’ görünümünden kurtarılmasını istemesi ayrı bir örnektir.
Ayrı ve talihsiz bir örnek…
Ne ilginç! Atatürk’ten rahatsızlık konusunda, Haçlı Batı ile siyasal İslamcı odaklar tarihin her döneminde bir biçimde kader ve mücadele birliği yapmışlardır. Bugün de aynen böyledir.
Tam bu noktada, Falih Rıfkı Atay şu ibret verici tespiti vicdanlarımıza iletiyor:
“Kurtuluş Savaşı öncesindeki işgal sırasında, ordu kumandanlarını şu veya bu vasıta ile küçük düşürmek bir parola idi.” ((Atatürk’ün Bütün Eserleri, 8/138)
Bugün de aynı değil mi?
Batı’nın Türk ordusuna kininin sebebi sadece Türk ordusunun caydırıcılığı, Haçlı tasallut ve emperyalizmi karşısındaki susturucu ve püskürtücü gücü değildir. Sebeplerin başında, Türk ordusunun, sadece ordu olarak kalmayıp aydınlık ve atılımın öncüsü oluşu gelmektedir.
Türkiye, bunca devrimi böylesine kansız ve kavgasız bir biçimde ve çok kısa bir zaman çerçevesinde nasıl başardı? Ordunun, sadece ‘asker’ olarak kalmayıp, aydınlanma ve ilerlemenin öncülüğünü de yapmış olması sayesinde…
Türkiye’nin işte böyle bir kaderi olagelmiştir. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, ama gerçek budur.
Türkiye, sanayi devrimini gerçekleştirmemiş, bunun için de, cumhuriyet ve demokrasiyi taşıyan temel iki sınıf olan burjuva ve proleteryayı oluşturamamış bir ülkedir. Buna rağmen hem cumhuriyeti hem de aydınlanmanın motor unsurları olan temel devrimleri akıl almaz bir maharetle hayata geçirebilmiştir. Nasıl? Ordu’nun aydınlanmadaki öncülüğü sayesinde…
Batı’da demokrasi, özgürlük, insan hakları ve aydınlanmanın yaratıcı ülkelerinden biri olan Fransa’da, sanayi devrimi yaşanmış, burjuva ve proletarya doğmuş olmasına rağmen, cumhuriyetin yerleşmesi büyük badirelerden sonra gerçekleştirilebilmiştir. Serüvene bakın:
1792 cumhuriyetin kuruluşu, 1799 Napolyon’un İmparatorluğunu ilanı, 1814 yeniden krallığa dönüş, 1848 ikinci cumhuriyetin ilanı, 1852 yeniden imparatorluk tartışması ve nihayet 1871′de bugünkü anlamda cumhuriyetin kuruluşu.
Batı bunları biliyor. Batı, bizim birçok nimeti ve değeri, Atatürk dehası sayesinde bedavadan elde ettiğimizi de biliyor. Millet olarak bizi kıskanırken, birey olarak Atatürk’e tatmin bulmaz bir kinle diş biliyor. Batı için Atatürk, Orta Asya steplerinin metafizikten habersiz, aydınlık, akıl ve bilim nedir bilmez vahşilerini tarihsel süreç anlayışlarının hiçbiriyle izah edilemeyecek bir maharetle, aydınlanmanın doruğuna taşıyan, cumhuriyet ve laiklikle donatan affedilemez bir düşmandır.
Atatürk öldü, bu iş bitti diyemezsiniz. Diyebilmenize engel bir güç ve gerçek var: Türk Ordusu.
Türk Ordusu, Atatürk demek, Atatürk’ün ölümsüzlüğünün göstergesi ve garantisi demektir.
Türk ordusu, tagallüp ve tahakküm unsuru değil, öncelikle aydınlanma ve demokrasi unsuru olarak yer almıştır bizim tarihimizde. Batı şöyle düşünmekte ve bunun gereğini yapmayı değişmez iman olarak taşımaktadır: Türk ordusu ya yok olmalı, yahut da ruhu pörsütülmelidir. Birincisini yapmak imkânsız denecek kadar zordur. İkincisine gelince, Türkiye’nin içinden elde edilecek hain ve gafillerle gerekli işbirliği kurulursa amaca ulaşmak mümkündür.
İşte bugün bu ‘mümkün’ gördükleri amaca ulaşmaya çalışıyorlar. Çünkü Haçlılar biliyorlar ki, İslam dünyasında, o arada Türkiye’de, Atatürk’ün Anıtkabri’ni yok etmeyi Kâbe’yi yok etme şartına bağlasalar, buna razı olacak alçakların sayısı epeycedir.
Batı, özellikle son birkaç yılda, İslam dünyasında yakaladığı bu tarihsel fırsatı heba etmemek için can havliyle çırpınıyor. Esasında nefret ettiği AKP’yi bağrına basıp var gücüyle desteklemesi AKP’de, az önce değindiğimiz hayatî emellerine uygun çok şey bulmasındandır.
O halde, Türk ordusunu tâciz etmek ve etkisizleştirmek Avrupalı için iki maksada hizmet etmektedir:
1. Haçlı emel ve egemenliğine darbe vuran bir numaralı gücü zaafa uğratmak,
2. İslam dünyasının kaderini değiştirecek örneklere imza atan bir aydınlatma ve ilerletme gücünü etkisiz kılmak.
Büyük Atatürk, Türk ordusunun, işaret ettiğimiz bu özellikli durumuna çok erken bir zamanda dikkat çekmiştir. 30 Ağustos 1925 günü Kastamonu’da yaptığı bir konuşmada bu gerçeğin altını emsalsiz bir vukufla şöyle çiziyor:
“Ordumuz, milletin ilerleme ve yükselme adımlarına öncü olmuştur. Milletimizin bütün inkılaplarında birinci adımı işgal etmiştir. Diğer milletlerde, ordu ile millet yekdiğeriyle daima karşı karşıyadır. Halbuki iş bizde tamamıyla tersinedir…” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 17/290)
İşte, Türk Ordusu dendiğinde Haçlı Batı’yı rahatsız eden temel sebep budur.
Bu temel sebebi bilmeden Türkiye’nin dış politikalarına, özellikle AB ile ilgili politikalarına yön vermeye kalkmak, uçuruma giden kayalıklarda gözleri bağlı olarak yol almaya benzer. Böyle bir yol alışın en dikkat çekici örneği ise AKP iktidarının uyguladığı dış politika, özellikle AB politikasıdır.
Büyük üzüntü duyarak söylemeliyim ki, AKP’nin uyguladığı genelde Batı politikaları, özel olarak da AB politikaları Türkiye üzerindeki Haçlı emellerine tatmin fırsat ve imkânı yaratan, temelinden basîretsiz politikalardır. Eğer ‘basîretsiz’ tâbirine itiraz ediliyorsa, onun yerine kullanılacak kelime çok daha ağır ve sarsıcı olacaktır.
Bu politikaların üçüncü bir izahı yoktur.
Avrupa’nın Türk ordusuna kini sadece Avrupa’daki silahlı güçlerde, siyasetçilerde değildir. Avrupa’nın en hümanist aydınları, filozofları, şairleri, edipleri, ressam ve heykeltraşları da, Türk ordusuna duyulan müthiş kinin taşıyıcıları arasındadır. Luther’den Kant’a, Dante’den Engels’e, Hugo’dan Marx’a, Voltair’den Byron’a kadar…Melherbe, Ronsard, Boileau, Hegel…gibi isimler de bu kin ve öfke listesinde yer alanlardan bazıları.
Luther ve Voltaire’in nasıl bir Türk düşmanlığı (Türk vurucu gücü düşmanlığı) sergilediklerini, Batı Sömürgeciliği ve İslam Dünyası adlı eserimin misyonerliği değerlendiren sayfalarında ayrıntılarıyla gösterdim. Burada küçük birkaç ekleme yapacağım:
Ünlü Fransız yazarı Hugo, Osmanlı’dan ‘katil imparatorluk’ diye söz eder ve “Bundan yakamızı kurtarmalıyız, bağnazlık ve zorbalığı susturmalıyız!” diye ekler. Engels’e göre, Osmanlı Türk İmparatorluğu ‘ayak takımının egemenliği’dir. Engels’in beklentisi şudur: “Bu egemenlik er-geç sona erecek, Avrupa’nın en güzel toprakları ayak takımının egemenliğinden kurtarılacaktır. Zaten Türkler devlet ve asker gücünü ellerinde tutmasalardı çoktan yok olup giderlerdi. Ama artık güçsüzlüğe doğru gidecekler. İşin doğrusu şu ki, Türkler’in ortadan kaldırılması gerekir.”
Marx’a göre, “İstanbul, Doğu ile Batı arasındaki altın köprüdür. Batı uygarlığı, bir güneş gibi bu köprüye uğramadan dünyanın çevresinde dönemez. Osmanlı Sultanı’nın İstanbul’u elinde tutması gerekli devrimin yapılmasına kadar olacaktır…” (Bu alıntılar için bk. Özdemir İnce’nin yazısı, 2 Ağustos 2003 tarihli Hürriyet Gazetesi)
Neden özellikle Türklere böylesine kin duymaktadır Batı?
Şaşılacak bir yan yok bunda. Biz; Batı’ya rağmen devlet kuran, asla tutsak olmayan ve bu halimizle öteki müslümanlara da örnek olan bir milletiz. Büyük Atatürk bunu ilk gören ve ifade eden önderdir. 20 Haziran 1920′de yaptığı bir konuşmada şöyle diyor:
“Biz, Batı emperyalistlerine karşı sadece kurtuluş ve bağımsızlığımızı muhafaza etmekle yetinmiyoruz; aynı zamanda Batı emperyalistlerinin Türk milletini emperyalizme vasıta yapmalarına da mani oluyoruz. Bu suretle bütün insanlığa hizmet ettiğimize kaniiz.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 8/345)
Atatürk, tam bu noktada, ‘amansız ve büyük düşman, Doğu kavimlerini çiftlik hayvanları derekesine indirmek isteyen, insanlık mikrobu, alçak’ diye nitelediği İngilizlere (Aynı eser, 7/167) özellikle atıf yapıyor. 1 Ekim 1920 gibi erken bir tarihte şunları söylüyordu:
“Mahvımızı emel edinmiş olan İngiltere’nin bütün İslam âlemini kapsayan genel bir esaret tesisi hususundaki hainâne teşebbüslerine muhalefet ve mukavemet edebilecek yegâne İslam hükûmeti Türkiye devleti olduğu içindir ki, bütün Batı emperyalizminin ve kapitalizminin en müthiş taarruzları Anadolu üzerine yöneltilmiş bulunuyor.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 10/21-22, 31)
Avrupa’nın müslüman Türk’ü tarihe gömme düşünün gerçeğe dönüşmesinin talep belgesi olan Sevr, Mustafa Kemal tarafından engellendi. Gök gözlü kumandan, kollarına girip savaş meydanlarına çektiği milletiyle Sevr’i yırtıp bir paçavra gibi yazanların ve imzalayanların suratına attı.
Mustafa Kemal, Batılı-Haçlı kini doruk noktasına çıkaran bir iş yaptı. Onu asla affetmezler. Mustafa Kemal onların genlerini tâciz etti, tarihsel rüyalarını kararttı, ufuklarını, ocaklarını söndürdü.
Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik Batı düşmanlığını değerlendirirken bu arka planı unutmak gafletini gösterenlerin aklına şaşarım.
Şimdi, Türk yeniden ‘Hasta Adam’ haline getirildi. Düyunu Umûmiye yeniden yaratıldı. Sevr’in şartlarını, çeşitli gerekçelerle ’sineye çekilir’ bulan yeni Damat Ferit ekipleri ihdas edilip gereken yerlere oturtuldu.
Batılı-Haçlı için gün tam bu gündür. Korkulu rüyanın tepelenmesi için uygun zamandır.
Mustafa Kemal’i olmayan bir Sevr kulvarındayız.
Daha neyi bekleyecekler! Gün bu gündür.
Tabiî önce MGK, sonra da devamı…MGK bunların, âdeta korkulu rüyası idi. Varsa yoksa MGK. Bunların MGK ile ilgili söz ve tavırlarını okuyunca insan gayrı ihtiyarı şunu düşünüyor: Güneş tutulmaları, gök taşlarının düşmesi, ozonun delinmesi, doğal felaketlerin ortaya çıkması, 11 Eylül terör dehşeti vs. şu bizim MGK yüzünden olmasın!..
Gerçek şu ki, Hıristiyan Avrupa’nın bir tür ‘üst kurmaylar Grubu’ olan Avrupa Parlamentosu (AP) için MGK, asırlarca korkulu rüyalar yaşatmış bir gücün sembolü olarak ortadadır. Bu sembolden rahatsız olmamalarını beklemek, sadece saflık değil, ahmaklık olur…O MGK ve hatırlattığı güçler ayakta durdukça, bizi AB’ye üye yapacaklarını sanmak da öyle…Unutmayalım, AKP iktidarının oylarıyla MGK’nın kolu-kanadı kırılıp ’sivilleştirilme’ işlemi TBMM’de tamamlandığı gün (30 Ağustos 2003) Avrupa âdeta bayram etmişti. Türkiye ve Türkleri tâciz eden demeçleriyle ünlü Günter Verhuegen, gülücükleri ve heyecan dolu demeçleriyle bu bayramın âdeta resmî duyurusunu yapmıştı.
MGK’nun işini bitirdiler; şimdi doğrudan doğruya orduya bindiriyorlar. Fırsatlar yaratarak, bahaneler üreterek, sağdan girerek, soldan girerek, şöyle veya böyle, belirli aralıklarla Türk Ordusu’na mutlaka ve muhakkak sataşıyor veya saldırıyorlar.
6 Ekim 2004 İlerleme Raporu’nu, 17 Aralık 2004 Zirve Kararları’nı, 3 Ekim 2005 Müzakere Çerçeve Belgesi’ni ve nihayet, 8 Kasım 2005 Katılım Ortaklığı Belgesi’ni okuyun, bu söylediklerimi belgeleyecek çok şey bulacaksınız.
Suat İlhan, işin gerçeğini ta bel kemiğinden yakalamış. Şöyle yazıyor:
“Anlaşılıyor ki, Avrupa, bin yıldan daha uzun zamandan beri kahrını çektiği Türk Ordusu ile, AB mevzuatı içinde hesaplaşmaya niyetleniyor. Gerçekte hesaplaşmaya başladılar. AB’nin açık amaçlarından birinin, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni küçültmek, etki ve caydırıcılığını azaltmak olduğu anlaşılıyor.” (Suat İlhan, adı geçen eser, s.27-28)
Türk milleti, ordusuna tasallut ve sataşmanın en kahırlı dönemini yaşıyor denebilir.
Eğer Allah bu milletten vazgeçmemişse (ki ben vazgeçmediğine inanıyorum) bu gidişin sonu birilerinin sonu olacaktır.
CİA PROJESİ 25 Temmuz 2007
Posted by Aybars in ABD, Fethullah, Kişiler.add a comment
Vay!
Altangillerden bir demokrasi kahramanı çıkartma çabaları, baldıran içirilen Sokratvari pozlar…
))
CIA projesi İngilizce Eğitim yapan okullara Türk Okulları demek ne kadar doğruysa Altangillerin demokrasi kahramanlığı da budur.
Türk olan herşeyi aşağıla prim yap.
Çok gelir getirici bir yöntem olduğu tartışılmaz, Allah bereket versin…
—– Original Message —–
From: <zkentel@ttnet.net.tr>
To: <birgrupturk@yahoogroups.com>; <cumhuriyethalkpartisi@yahoogroups.com>;
<danisma@harunyahya.org>; <Desarj@yahoogroups.com>; <desifre@yahoogroups.com>; <Devletim@yahoogroups.com>; <dialoggrup@yahoogroups.com>; <Digi-Security-Turkiye@yahoogroups.com>;
<ercanmustafa@gmail.com>; <esmaulhusna@yahoogroups.com>
Sent: Sunday, January 07, 2007 2:24 PM
Subject: [Bir Grup Türk] BENI SUSTURAMAZSINIZ !
> SUSMAYACAGIM EFENDIM ! CUNKU BOYLE BIR ALISKANLIGIM YOK !
Hurriyet Gazetesi ‘ nin Pazar ekinde yayinlanan “Adini Kaybeden Cocuk” adli yazisi nedeniyle hakkinda acilan davalardan beraat eden Ahmet Altan’in durusmasinda ‘Cocuk Pornosu’ konusuldu.
Iddianameyi okuyan Hakim Muhterem Bulut, Altan ‘a susma hakki oldugunu hatirlatti.
Altan ‘in hakime yaniti cok ilgincti:
Bunun uzerine Altan, “Susmayacagim efendim. Oyle bir aliskanligim yok”
dedi.
Durusmada yazili savunmasini okuyan Altan, Adana ‘da 9 yasinda bir erkek cocugun
> irzina gecilmesiyle ilgili bir dava acildigini kaydetti.
>
> Bu davada Adana Adli Tip Kurumu ‘nun cocuga tecavuz olmadigi yonunde
> rapor verdigini belirten Altan, Cumhuriyret Savci ’sinin bu raporu
> yeterli gormeyerek Istanbul Adli Tip Kurumu ‘ndan yeniden bir rapor
> istedigini ve bu sefer de tam tersi bir sonuc ciktigini söyledi.
>
> Bu durumu elestiren bir yazi yazdigini anlatan Altan, yazisinda
> doktorlarin ya da saniklarin adini vermedigini, hatta olayin gectigi
> sehirden bile bahsetmedigini bildirdi.
>
> Hakkinda “gorulmekte olan bir davayi etkilemeye calismak”tan dava
> acildigini hatirlatan Altan, “Benim yaptigim yalnizca 2 adli tip
> kurumu raporu arasinda nasil bu kadar farkli sonuclar bulundugunu
> sormaktir ve sormaya da devam edecegim.
>
> Hukuk cocuklari korumak icin vardir, cocuklari korumaya calisanlari
> yargilamak icin degil. Asil yargilanmasi gerekenler o cocukla ilgili
> yanlis rapor verenlerdir. Ancak ben onlarla ilgili dava acildigini
> duymadim” dedi.
>
> Turkiye�de herkesi utandiracak boyutta bir cocuk pornosu rezaleti
> oldugunu ifade eden Altan, “Cocuklari yargi korumayacaksa kim
> koruyacak? Eger yargi bu cocuklari koruyorsa neden yanlis rapor
> verenler degil de cocuklar konusunda titiz ve dikkatli olunmasini
> soyleyen bir yazar yargilaniyor?” diye konustu.
>
> Yanlis rapor veren doktorlardan bu durumun hesabinin sorulmadigini
> savunan Altan, sunlari soyledi:
>
> “Ciddi bir tehdit altinda olduklari gorulen o kimsesiz ve fakir
> cocuklari kim koruyacak? Hakkimda dava acan savcinin da bu soruya
> verecegi cevabi duymak isterdim. Yetkili bir kurumun bu soruyu o
> savciya sormasini isterdim. Bu sorgulamanin sonuclarinin kamuoyuna
> aciklanmasini isterdim. Eger bu yapilirsa ulkenin cocuklari guvence
> altina alinabilir. Beni yargilamak cocuklari kurtarmaz.
>
> Bu davanin reddini talep ediyorum, ama benim hakkimda verilecek karar
> yetmez.
>
> Yanlis rapor veren doktorlarin yargilanmasini ve bu davayi acan
> savcinin da idari bir acidan sorusturulmasi gerekir. Aksi takdirde bu
> ulkenin cocuklari guvende olmaz. Verilecek karar benimle ilgili degil
> ulkenin cocuklari ile ilgili olacaktir.”
>
> BENI SUSTURAMAZSINIZ !
>
> SUSMAYACAGIM EFENDIM ! CUNKU BOYLE BIR ALISKANLIGIM YOK !
> —————————–
> Alper Gormus, NOKTA – DERGI
FETHULLAH HOCA 3 YIL ONCE OLDU! 25 Temmuz 2007
Posted by Aybars in ABD, Fethullah.7 comments
Nerede ise uc yildir Fethullah Hoca ile ilgili tum haberleri yakindan izledik ve inceledik. Zaman, STV ve herkul.org sitesini analiz ettik, Hoca’nin medyaya yansiyan tum goruntulerini kiyaslamali inceledik.
Yabancilardan gelen Fethullah Hoca ile ilgili sorulari ve arka planini arastirdik, irdeledik. Ve bazi ulkelerin ust duzeyinin yine Fethullah Hoca ve cemaati ile ilgili arastirmalarini ve degerlendirmelerini mercek altina aldik.
Sonuc; Fethullah Hoca’nin uc yil once oldugu. SESAR uc yildir Fethullah Hoca’nin öldüğünü ortaya koyuyordu. Ama simdi ilk defa kamuoyu ile paylasiyoruz.
Fethullah Hoca, Genelkurmay Baskani Org. Buyukanit Pasa ve Cumhurbaskani Sezer’in konusmalarina, herkul.org’da yayinlanan bir yazi ile cevap vermis. Burada, demokrasiyi hazmedemeyenlerin bulundugunu, cemaatin ordu ile basa cikamayacagini dusunenler oldugunu ancak yanildiklarini soyluyordu.
Semdinli olaylari patladiginda yine Fethullah Hoca (!) ulkeyi bu hale getirenlere (TSK’yi kastederek) gonul koydugunu acikliyordu.
Son uc yildir Fethullah Hoca (!) cemaatine ait gorsel, yazili ve sanal medya ile cemaat toplantilarinda cok acik sekilde Turk Ordusu, Turk Devleti ve Turk Milleti hedef alinir oldu.
Son uc yildir cemaat (!) AKP’nin yapisIk ikizi oldu. Sadece AKP’nin degil, ABD’nin, Israil’in, AB’nin, Patrikhane’min ve boluculugun.
Face To Face (Yuz Yuze) filminde John Trovolta’nin tipatip benzeri uretilmis, gercek esin yerine yerlestirilmisti. Simdi de ayni islemin Fethullah Hoca ile ilgili yapilmis oldugu bilgileri SESAR’a ulasiyor.
Fethullah Hoca’nin uc yil once oldugu, onun yerine Hollywood ve estetik cerrahi uretimi birisinin oturtuldugunu biliyoruz artik. <******>
Cok spekulatif gibi gelen/gelecek olan bu yazi icin Turkiye’deki Fethullah Hoca (!) ve gorsel, yazili ve sanal medyasi ile ABD’deki Fethullah Hoca ve gorsel, sanal, yazili medyasi mukayeseli olarak incelendiginde, gercege onemli olcude yaklasmis olacaksiniz.
Simdi bazilari cikip diyecek ki, “Biz daha yeni Hoca ile gorustuk!” hic itiraz yok! Zira artik ABD’nin yeni (!) Fethullah Hocasi (!) ile gorusuyorsunuz. Ama o gorustugunuz Fethullah Hoca gercek, yeni (!) …
Haydi fazla uzulmeyin, yeni Fethullah Hoca (!), eski Fethullah Hoca’nin vucut dilini, gecmisini, jest ve mimiklerini ve cemaat tarihini icsellestirince cemaatin onune gecip yeniden vaaz edecektir.
Yani Fethullah Hoca cemaatini birileri 3 yildir tabiri caiz ise kekliyor. Fethullah Hoca’nin adi uzerinden devlete karsi bir isyanin, bir sosyal hareketin temelleri atiliyor.
Zaman, STV ve sair Fethullah Hoca medyasindaki devlet, millet ve ordu dusmanligi ile hirsiz ve bolucuseverligin arkasinda Fethullah Hoca’nin olmus olmasi yatiyor. Cemaati uc yildir Turk Devleti, Turk Milleti, Turk Ordusu ve Islam dusmani bir ekip bu yuzden ustaca gizleyerek yonetiyor. Cayin tasi ile cayin kusunu (Yani Turk Milleti’nin parasi ile Turk Milleti’ni vurma operasyonu) yurutuluyor.
Cemaatin son uc yildir topladigi paralar ve yardimlar Muslumanlikla hic ilgisi olmayan ve hatta Islam dusmani birilerinin cebine, kasasina ve kar hanesine yaziliyor.
Uzun lafin kisasi;
Fethullah Hoca olmustur.
Su an ABD’deki sahis estetik cerrahinin ve Hollywood’un uretimidir.
Cemaatin paralari cayin tasi ile cayin kusunu, yani Musluman Turk’un parasi ile, cabasi ile, beyni ile Musluman Turk’u vurmak icin kullanilmaktadir.
Uyanin artik!
Saygilar
SESAR
Bir Musibet 24 Temmuz 2007
Posted by Aybars in AB, ABD, AKP, BOP, Basın, Başörtüsü, Derin Devlet, Fethullah, Hatırla!.add a comment
Diyalog 24 Mayıs 2007
Posted by Aybars in Fethullah.1 comment so far
|
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi İliştirilmiş İslâmcıların Diyalog Misyonu |
|
|
| 2023- Dinlerarası diyalog nedir? Bunun teolojik temelleri nelerdir?Y. Sezen- Genel diyalog Allah’ın bir kanunun, tabiatın bir kanunu, toplumsal kanun. Yâni insanlar birbiriyle iletişim kurarlar, hatta sâdece insanlar değil hayvanlar da kurarlar, bu normal bir şey. Diyaloga kimsenin bir şey dediği yok. Fakat dinlerarasına tahsis ettiğiniz zaman iş değişiyor; dinlerarası diyalog özel bir format olarak çıkıyor karşımıza. Hatta din mensupları arasında da diyalog yapılabilir. Bu dinlerarası diyalog değildir ama. Her hangi iki dinin mensupları otururlar çay içerler, sohbet ederler buna da mâni bir şey yok. Bu iki müessesenin diyalogu anlamına gelmez. Zaten diyalog müesseseler arasında olmaz, insanlar arasında olur. Bu siyasî anlamda da, kültürel anlamda da olur; buna hiçbir engel yok. Zaten biz bu topraklarda 600 yıldır onlarla birlikte yaşamıyor muyuz? Yâni diyalogsuz mu yaşıyoruz!
Dinlerarası diyalog özel bir konu, 1962-1965 yılları arasında Vatikan’ın bir faaliyeti var. Diyalog misyonerliğin yeni bir yüzü olarak çıktı. Bu tabiri zaten saklamıyorlar kendileri söylüyorlar; “diyalog misyonerliğin yeni bir yüzüdür” diyorlar. Bu üç yıllık faaliyet sonunda hazırladıkları bildirilerde bunlar açıkça görülüyor. Din mensupları arasında, ki bizimkiler dinlerarasında diyor, yeni bir ilişki kurma şekli olarak ifâde ediyorlar. Onlar Hıristiyan noktayı nazarından faaliyetlerine fayda elde edeceklerine inanıyorlar, bunu programlarına aldılar, sonra da bizimkiler “biz de bundan istifa ederiz, biz de bundan faydalanalım” gibi niyetlerle girdiler.
Bunun 1965’ten evveliyatı var bizde. Said Nursî bir mektup yazmış ve kitaplarını İstanbul’daki ruhban aracılığı Papa’ya iletmiş. Onlar kitapları inceledi mi, incelemedi mi ben bilmiyorum tabiî, nezaketen katibi vâsıtasıyla bir teşekkür mektubuyla bir karşılık vermişlerdir. Yâni daha evvel Said Nursî vâsıtasıyla bir irtibat kurulmak istendi. Ben “Dinlerarası Diyalog İhaneti” isimli kitabımın ilk sayfasında Said Nursî’nin bir görüşüne yer vermiştim: “Müslüman-Hıristiyan ittifakını bozmaya çalışanlara karşı üç zümre: Nurcular, Hıristiyan ruhaniler ve misyonerler, uyanık olmalıdırlar” diyor. Neye karşı “şimal küfrü”ne karşı. Yâni Hıristiyanlarla bir işbirliği anlayışı o gün var. Ama buna bir ferdî hâdise olarak bakalım. Fakat 1965’ten sonra bu Vatikan’ca kurumsallaştırıldı adeta: Bizimkiler de bu işe girdiler. Dinlerarası diyalog iki şekilde mütalaa edilebilir: Birincisi, maksatsızdır, demin dediğim gibi çay, kahve sohbeti… Bir de maksatlı. Maksatlıyı da şu üç şekilde değerlendirebiliriz: Birincisi, bir dini daha iyi tanımak, anlamak, bilgi eksikliklerini gidermek. Yâni doğrudan doğruya bilgi alarak, “ben senin hakkında yanlış düşünüyormuşum, seni yanlış biliyormuşum” şeklinde bir bilgi eksikliğini gidermek, yanlış bilgilendirmeyi ortadan kaldırmak içindir. İkincisi; birinin diğerini ikna etmesidir. Yâni biri “ha Müslümanlık daha güzelmiş” ya da öbürü “Hıristiyanlık daha güzelmiş” diyecek. Üçüncüsü, hiç bu inançların orijinalitesine dokunmadan üçüncü bir alana karşı birlikte olmak ve işbirliği yapmaktır. Diyalogun maksatları arasında bu da yer alabilir. Ne gibi? “Siz de inanıyorsunuz biz de inanıyoruz, siz de zinanın kötü bir şey olduğunu düşünüyorsunuz, biz de. Zinaya karşı beraber mücadele edelim, hırsızlığa karşı birlikte mücadele edelim. Yahut ateizme karşı birlikte mücadele edelim” gibi. Avrupa’da aldı başını gidiyor ateizm; yine Türkiye’de de başladı. Buna karşı birlikte mücadele etmek de olabilir. 1965’ten sonraki sürece baktığımız da bunların hiç hepsi lafta kalıyor. Bu üç tema üstünde de bir diyalog kurulmuyor. Üçüncü maddeyi ele alalım örneğin, müşterek bir alana karşı birlikte hiçbir zaman mücadele edilmedi. Bir defa Libya toplantısında böyle bir karar alındı, o da sayfalarda kaldı. Bilgi eksikliğini gidermek meselesine gelirsek; bilgi eksikliğini gidermek için o kadar çok doküman var ki. Şimdi ben bir ruhbanı ya da müsteşriki karşıma alacağım bana Hıristiyanlık öğretecek veya tersi. Öyle Avrupalı müsteşrikler var ki, bizdeki ulemanın bir kısmından daha iyi bilir İslâmiyeti. Bilgi eksikliğini gidermenin yolları sâdece karşılıklı diyalog değildir. Bu bir yoldur ama bu da zaten gerçekleşmedi. Ayrıca bunu ruhbanla değil de halkla yapsan bir anlamı olabilir. O zaman belki, “İslâmiyet demek böyleymiş” diyen insanlar olabilir. Ama nedense hep ruhban sınıfı ön plânda. Bütün resimlere bakın ruhbanlar sınıfı ön plândadır. Geriye kim kimi ikna edebilirse meselesi kalıyor. Bu konuda da iddialar var: “Şu kadar insan Müslüman oldu” şeklinde ama bunların hepsi hikâyedir. |
Diyalog 24 Mayıs 2007
Posted by Aybars in Fethullah.add a comment
|
Hitit Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dinlerarası Diyalog Açık Misyonerlikten Daha Tehlikelidir |
|
|
Politik Misyonerlik
2023- Dinlerarası diyalog nedir ve hangi ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkmıştır? N. Macit- Dinlerarası diyalogun Yahudi ve Hıristiyanlık arasında değerlendirilmesi gerekir. Çünkü Hz. İsa Yahudi geleneğinden kopan, ayrıca kendine özgü dinî semboller, metaforlar, ritüeller geliştiren bir Peygamberdir. Bu anlamda baktığımızda belki Yahudilik’ten bir kopuş olarak Hıristiyanlığını teşekkül ettiğini söylememiz gerekiyor. Tabiî dinler, kendi diline bağlı olarak, ürettiği mesaja bağlı olarak ve vahye muhatap olan peygamberin yâni misyona sâhip kişinin belirlediği ritüellere bağlı olarak diğer dinden ayrılır. Dolayısıyla Yahudilik’ten İsa Mesih’in ayrılışı aslında Yahudiliğin kutsal kitabı olan Tevrat’ın koymuş olduğu öğretiden bazı yönleriyle ayrılmayı ifâde ediyordu. Aynı şeyi ifâde ediyor olsaydı bu bir farklı din olmaz, yine Yahudilik içinde bir şey olabilirdi. Bu ayrışmayla birlikte Hıristiyanlık, her ne kadar Yahudilik’ten bir kopuş olup, daha sonra da Yahudiliğe ilişkin eleştiriler getirmiş de, aynı geleneği sürdürdüğünden dolayı ondan sonraki süreçlerde Yahudilerle bir ittifak arayışına girmiştir. Fakat bu ittifak arayışına girişi sâdece bir dinî mesele değildir. Bizim ilmi haritamızda meseleler sâdece dinî ifâdelerin çözülmesi olarak görülür, bu noktada çözümlemeler yapılır, dinî ifâdeler konuşturulur, Tanrı konuşturulur. Fakat aynı zamanda belki şunu da yapmak gerekiyor; bu ifâdelerin insan hayatında ne anlama geldiğini, insanî ilişkiler çerçevesinde nasıl bir fonksiyonel anlam işaretlediğini de araştırmak gerekir. Diğer taraftan farklı dinlerin, farklı milletlerin tarihi süreçler içindeki birleşmelerini, çatışmalarını rekabetlerini ve politik ve stratejik amaçlarını yönlendirme açısından da dinin önemli bir yeri vardır.Bu açıdan baktığımızda Batı, Yahudiliği kendisine bir tanık olarak kabul eder. Yâni İsa Mesih’e bir tanık gerekiyorsa bu Yahudi geleneğidir. Hıristiyanlar böyle bakar. Dolayısıyla burada çıkan manzara şudur: Dinlerarası diyalogun çıkış sebebi 1962’de Hıristiyan ve Yahudi diyalogu kurmaktır. 2023- Bu ne için gereklidir? N. Macit- Yahudilik zeytin ağacının kökü idi, Hıristiyanlık onun dalları ve budaklarıydı. Dolayısıyla, bir şeyin dalı ve budağı kökünden ayrı olarak düşünülemez fikri ağır bastı. İsa Mesih’in yeryüzündeki egemenliğini sağlamak ya da Dünya Krallığı’nı inşa etmek Tevrat’tan, Yahudi geleneğinden kopuk olamazdı. Vatikan, bir takım Tevrat’a dayalı teorik çıkarımlara dayanarak Hıristiyanlık ile Yahudilik arasında diyalog kurulması gerektiğini düşündü ve 1962’de dinlerarası diyalog dediğimiz Vatikan merkezli dünyaya yönelik bir stratejiyi yâni dünya egemenliğine yönelik bir stratejiyi hayata geçirmek için Yahudi geleneği ile buluştu. Bunda, Yahudi toplumunun Batı’ya ekonomik anlamda yayılışının, Yahudilerin Batı’daki sosyal ve iktisadî yapıyı yönlendirmesinin ve de siyasî alanda çeşitli düşünce mahfillerinde ve kurumsal alanlardaki etkinliğinde ister istemez etkili olmuştur. Eğer bir dünya egemenliği söz konusu olacaksa bunun için bir Yahudi-Hıristiyan ittifakının kaçınılmaz olduğu bir gerçek olarak karşılarına çıktı. Ve küresel bir dünya görüşüne geçişin çeşitli emareleri ortaya çıkınca, aslında Batı’nın dünyanın geleceğine ilişkin tasavvuruna bir ön hazırlık olarak dinlerarası diyalog ortaya çıktı. Bu ön hazırlığa bağlı olarak mesela Papalar kolay kolay bir başka dinî geleneğin kutsal mekânlarını ziyaret edemezdi, etmezdi. Başka bir dinin kutsal yerlerini ziyaret etmek kilisenin tarihi açısından ve ortaya koyduğu kıstaslar açısından söz konusu olmazdı. Ama bakıyoruz 1962’de Yahudi ve Hıristiyan diyalogu söz konusu olunca Papa Kudüs’ü ziyaret etti. Tabiî Hz. İsa’nın Yahudilik’ten kopuşu söz konusu olduğundan Kudüs kimin kutsal mekânıdır tartışmaya konu oldu, ancak biliyoruz Kudüs Yahudiliğin kutsal mekânıdır. Ama artık Kudüs, Yahudi ve Hıristiyan ittifakının yani Judeo-Hıristiyanlığın ortak mekânıydı, öyle olması gerekiyordu ve bu yüzden Papa Kudüs’ü ziyaret etti ve adeta oradaki ifâdeleriyle Yahudi toplumundan özür diledi. Özür dilemesi tabiî sâdece kopuşa bağlı değildi, Yahudi toplumunun Batı tarihindeki serüveniyle ilgili bir meseleydi. Bu serüvene bir özür söz konusu oldu, ama bu ciddî mânâda bir adımdı. Papa bunu yaparken, Yahudi – Hıristiyan diyalogunun ilk adımı böylece atılmış oldu. Zaten Vatikan’ın yayınladığı belgelere baktığımızda, ki bunları ayrı ayrı tasnif etmek bir hayli zaman alacağından sâdece bunun üzerinden bir değerlendirme yaparsak; belgelerde geçen “Tanrı’nın halkı” ifâdesi önemlidir. Bu ifâde ile öncelikle Katolikler, sonra diğer Hıristiyan gruplar ve hemen buna ilâveten Yahudiler kastedilmektedir. Dolayısıyla “Tanrı’nın halkı” ifâdesini kullanıldığında Vatikan belgelerinde, burada Hıristiyan mezhepleri artı Yahudiler bu kelimenin içeriğini ifâde etmektedir. Biz bu içerik açısından meseleye baktığımız zaman dünyanın gelecek tasarımına bağlı olarak ve Batı’da üretilen bütün politik, ekonomik stratejiler, modeller dinden bağımsız değildir. |Devamı 2023 Dergisi’nde| |
MHP BBP SAADET GÜLEN YORUMLARI 21 Ocak 2007
Posted by Aybars in Ermeni, Fethullah, Hırant Dink.add a comment
Cinayetin arkasında dış güçler var
21 Ocak 2007 Pazar 14:59
Partisinin Genişletilmiş İl Divan Toplantısına katılmak üzere Amasya’da bulunan Işıklar, Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle Türkiye’nin gündeminin değiştirilmek istendiğini savundu.
Işıklar, ”Hrant Dink cinayetinin arkasında dış güçler vardır. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, Orta Doğu’da yaşanan gerginlik ve Avrupa Birliği sürecinde Türkiye’nin gündemi dış güçlerin isteğiyle gerçekleşen bu cinayetle değiştirilmek istenmektedir” dedi.
Işıklar, bir soru üzerine, katil zanlısının rahip cinayetinde olduğu gibi Trabzonlu olmasını ise ”Bunları yapan gizli servisler, ekonomi argümanlarını kullanarak bu bölgede daha çok faaliyet göstermektedir” diye yorumladı.
SP’Lİ KAZAN: CİNAYETİN ARKASINDA CIA VE MOSSAD VAR
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan ise, “Gerek Trabzon’daki gerekse Şişli’deki cinayetlerde tetiği çeken çocuklardır ama tetiği çektiren CIA ve MOSSAD’dır” dedi.
Gülen’den cinayet yorumu
21 Ocak 2007 Pazar 11:26
Şer güçler amacına asla ulaşamayacak Gazeteci Hrant Dink’in bir suikast sonucu hayatını kaybetmesinden dolayı Fethullah Gülen de duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Gazeteci Hrant Dink’e düzenlenen menfur saldırının her geçen gün dünyayla bütünleşme adına olumlu adımlar atan Türkiye’nin önünü kesmek için planlanmış hain bir tuzak olduğunu ifade eden Gülen, “Hemen her kritik dönemde terörü kullanmaktan çekinmeyen şer güçler, bu defa amaçlarına ulaşamayacak, kimse Türkiye’nin yolunu kesmeyi başaramayacaktır.” dedi. “Allah Türkiye’yi daha büyük badirelerden korusun.” şeklinde bir niyazda bulunan Gülen, Dink’in ailesine ve basın sektörü çalışanlarına başsağlığı diledi.
Reyhani60 |
21 Ocak 2007 Pazar 11:42 | |
|
Helal Sana Hoca Maşallah bunada el atıp yorumunu yaptın yine. valla helal olsun ne diyim. sizden Allah razı olsun sayenizde AB ve Amerikaya peşkeş çekecez kendimizi değerlerimizi.. Amerikalardan konuşmak kolay hoca.. gelde türkiyede konuş..! Mürşid bile Türkiyede iken sen bir hoca olarak neyden kaçıyorsun..! kendinizi cemaat olarak en iyi hizmet eden ve başka hizmeti tanımayan bir topluluk olmaktan çıkın artık.. ve lütfen Bu ülke üzerinden o karanlık ellerinizi çekiniz!ve unutma Hoca, Bu Vatana Canlar Feda..! |
||
|
|
||
|
KATILIYORUM HER KONUDA… M. FETHULLAH GÜLEN HOCAMIZ EN DOĞRU OLANI YAPMIŞTIR. SÖZLERİNE VİRGÜLÜ VİRGÜLÜNE NOKTASI NOKTASINA KATILIYORUM. |
||
|
|
||
|
Tamammı ? Ülkemizin barıştırıcı,birleştirip kaynaştırıcı en iyi örnek sayın Gülen’e iftira ederek ülkesinden hicret ettirenler!Buyurun cevap! |
||
|
|
||
|
Faaliyetlere devam… Hahama Papaza ermeniye hoşgörü dağıtıyorsun, Bu Ülkeyi sevenlere ırkçı diyorsun! milliyetçilik haram diyorsun! Herkes biliyor senin cemaatinin maddi olarak bir arada olduğunu.. zira sizde maddiyat olmasa o evlerde kimse olmazdı..! yoksulun evinde su yok.. maşallah sizin evlerde dolap açılmıyor doluluktan..! bu nasıl haktır bu nasıl islamdır hoca.. gizli gizli işler peşindesiniz,selam vermiyorsunuz iszden olmayana.. bu nasıl iştir! ALLAH RIZASI İÇİN YETER ARTIK..! DİLERİZ AKILLAR BAŞA ALINA…! |
||
|
|
||
|
KİM BU GÜLEN Türkiye’ye şeriat getirmek için yıllardır uğraşan bu ve bunun gibi insanların olaylar karşısındaki fikirleri bu kadar önemlimi ki haber sayfalarına taşınıyor.Hazretleri Amerika’nın himayesi altında keyif çatarken,uzaklardan ahkam kesmeyi çok iyi beceriyor.Geçiniz bunları ve gerçekten bu ülkeyi seven insanların fikirlerine yer verin.Gülen efendi üzülse ne olur üzülmese ne olur. |
||
|
|
||
|
SEN NE İŞ YAPARSIN BE GÜLEN ADAM? Amerika’nın daha önemli konuları vardır. Sen kafanı takma buraya. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir. |
||
|
|
||
|
namaz kılmış hürriyet ve milliyet başlığı adam namaz kılıp yapmış bence yaptığı günah sayılmaz. Bakın namaz kılanlar neler yapıyor. Babaannemde kılardı çok hırçındı. Namaz kılanlar hep böyle oluyor işte. Namaz kılmayın sakın katil olursunuz. Allah namaz kılınca içinizde cihat ruhunu canlandırıyor. Hürriyete milliyete teşekkürler.:) |
||
|
|
||
|
BU NEDEN NİÇİN ? ASIL BU TÜR İLİŞKİLER BENİ KAYGILANDIRIYOR. |
||
|
|
||
|
sende biliyorsun senide amerikaya yollayanlar orada tutanlar bu işin ortaklarıdır.sende bunu iyi biliyorsun.halkımız bunları öğrenecek ama bazen anlamakta zorlanıyorlar.ama birgün anlayacaklar..şimdi siz onları allah müslümanlık vatan millet diye uyutuyorsunuz ama maskeleriniz birgün düşecek.bu ülkede üç tane maske var.1- vatan millet sakaryamaskesi2-din maskesi3-Atatürk maskesi.Yavaş yavaş öğrenecekler bunların maske olduğunu ama gecikiyorlar biraz kafa yorarlarsa çok çabuk öğrenecekler.. |
||
|
|
||
|
DÜNYA MALI Adamın dünyadan isteyeceği bir şeyi kalmamış ki daha ne istesin.Maşallah cepler dolu,işler de tıkırında,Amerika da arkasında daha ne ister bir insan.Öldürülen gazeteci için dilediği başsağlığı da takıyyeden başka bir şey değil.Yani dostlar alışverişte görsün. |
||
|
|
||
|
körler ve sağırlar candash ve benzerleri sizin sayın gülenin hizmetlerini anlamanız ve görmeniz için nce o beyin denen organlarınızı çalıştırmanız gerekir. |
||
|
|
||
|
AKILLICA BİR İŞ SAYIN GÜLEN BİR LİDER OLARAK DOĞRU OLANI YAPTI… |
||
|
|
||
|
alo000 her türlü milliyetçi ve bu cinayeti onaylayan yorumlar yayınlanıyor.ama ben onaylamıyacam.ister yayınlayın ister yayınlayın ister yayınlamayın |
||
|
|
||
|
sayın GÜLENE helal sayın gülene katılıyorum vede helal olsun diyorum.ülkesinden uzaklarda olmasına rağmen ülkesini bırakmıyor.ayrıca reyhani60 ı kınıyorum burda daha buyuk meseleler olmasına rağmen neyle meşkul oluyor lutfen artık bırakın boyle tavırları adamın ülkeye ne gıbı zararı olmus bı dusunun sızı ayıplıyorum |
||
|
|
||
|
yorumsuz ben bazı insanları anlayamıyorum.olaylara at gözlüğğüyle bakmakla kalmıyor olayı bırakıp kendi kişisel sorununu yorumluyor. meselemiz suikastın arkasındaki şer güçleri düşünmek ken neden fetulah gülen üzerinden yorum yapıyorsunuz.o bir birey ve kişisel yorumunu yapabilir bencede gerekli ve güzel bir noktaya değinmiş ne var bunda.size ne yaptiki bu insan rahatsız oluyorsunuz 67-68 yaşlarındaki bir adamdan niye bu kadar ürküyosunuz kaldıkı sayın fetullah gülen ve arkadaşlarınn nekötlğünü gördünüz |
||
|
|
||
|
AAA BAK KUŞ VAR !!! mesele ne hrant dink nede Gülenin değerlendirmeleri bu olayın gizli servislerin işi olduğu açıktır.. BAK KUŞ VAR DEDİLER ARKADAN KERKÜK Ü GÖTÜRÜYOLAR.. bırakın Gülen’i onun ne olduğunu bulmak BU OLAYI ÇÖZMEKTEN DAHA ZOR.. |
||
|
|
||
|
sen kimsin türkiye kaçağı amerikadan fetva veriyosun. o katil gibi beyni yıkanmış adamlarınla saltanat sürmeye devam et.ne iş yaparsın ne ile geçinirsin. amerikanın uşaklığını yapmaya devam et.türkiye düşmanları ya avrupada ya amerikada. vasiyet etde cenazeni buraya getirmesinler. |
||
|
|
||
|
ulusalcılar gülen haberlerinide yıpratmak için kullanıyorlar attıkları çamur birçok zihni bulandırıyor ama güneş gibi bazı hakikatleri balçıkla sıvamak pek mümkün olmuyacaktır. sonuç olarak boşuna uğraşmayın. diğerleri içinde biraz araştırın derim. |
||
|
|
||
|
amerıkancı gulen hanı arkadaslar bufelerden sosıslı ısterız ya amerıkanlı olsun derız .gulende aynı amerıkan desteklı amerıkadan buraya laf yetıstırıyor ınternet haber edıtorlerı herhalde bu haberı buraya koyarak amerıkanlı sos karıstıralım dıye dusunduler ..ya gulen uzulse ne olur uzulmese ne olur devletını cok seven adamın amerıkada ne ısı var gel buraya adaletın verdıgıne razı ol olmuyorsan konusma amerıkalardan |
||
|
|
||
|
Sayın CANDASH Sayın candaş, Lütfen konuyu daha stratejik anlamaya çalış. Senin gözünde F.Gülen önemsiz olabilir ama o bugün Türkiyede en çok satan gazete sahibi. Ayrıca tüm dünyada 14 ayrı dilde yayın yapıyor. STV, ve daha neler. Bunlar tasvip edilsin yada edilmesin… Not: Ben Hollanda’da ikamet ediyorum. |
||
|
|
||
|
DÜŞÜN!!!!! Neden bir insan her habere her olaya değil de bu tip olaylara yorum yapar? Neden bu tip, ülkeyi bölme, kaos ortamı hazırlama çabalarına karşı sakinleştirme mesajı verir de herhangi bir politik konuda yorum yapmaz. Ey okur sen düşün ve cevabı bul. |
||
|
|
||
|
CANDASH’ A CEVABEN Sen kimsin!Tanımadığın biri hakkında zırt atıp tutuyorsun.Tabi ya nede olsa bu sitede kim kime diyosun.Şeriat olsaydı tanımadığın insana uzattığın dil için dilini keserlerdi.Otur kalk allaha dua etki.Demokrasi ülkesindesin.Dar kalıp ve zihniyetinle şunu bilki; Fetullah hoca efendi;insanlığın eğitim ve ahlakını düzeltme çabasında olan,Bilim ve teknoloji fabrikaları kuran münevver bir şahsiyettir.O’nun amacı senin gibi başı boş ve beleş insanları eğitmek ahlaklı hale getirmektir.Saygısızlık yapma. |
||
|
|
||
|
reyhani kötü yorum kötü sonuclar dığurur gel sen iyiyi gör güzeli gör kardeşim |
||
|
|
||
|
Medeniyet Medeniyet dediğimiz bir bölgede ki her insanın düşüncesini fikrini açıkça söyleyebilmesidir aksi takdirde, orda medeniyetten söz edemeyiz.her insan gibi gülende düşüncesini bir insani ve islami biçimde (mesleği olarak), dile getirmiştir ve kimsede bunu sen niye yapı yorsun diyemez. eğer öyle olursa medeniyet o yerde yoktur |
||
|
|
||
|
icazet aldı sanırım gülenin kim olduğunu anlamak için nerde olduğuna bakmak yeterli.:)yahu biraz kafayı çalışytırın..abd insanlık katili..müslüman katili demiyecem..biliyoz zaten..bu adamda müslüman ve cemaat lideri bi vatan haini..atatürk yaşamıs olsa bu adam istiklal mahkemelerinde en önde bi dar ağacında vatan hainliği ve amerikan mandası na hizmetten asılırdı..ama bu ülkeye bi atatürk gelmez..yazık ona inanan gerçekten temiz insanlara..adamın yaşadığı yere bakın arkadaşlarrrr..abd..katil abd.. |
||
|
|
||
|
At Gözlüğünü Çıkarım Sn Fetullah GÜLEN’e yıkanmış ve içi boş beyinle abuk sabuk birşeyler yazıp,kendini kanıtlamaya çalışan elemanlara sesleniyorum;Mesele size öğretilenler kadar basit değil.Sizler geriye baktığınızda poponuzu görürsünüz!Bizler ise geçmişimizi.Sizler ileriye baktığınızda fermuarınızı,bizler ise ufkumuzu.Aramızdaki fark bu.!!! Tabiki kavrayabilirseniz… |
||
|
|
||
|
Hangi oyunlar dönüyor BİRİ BANA ŞU FETHULLAH GÜLEN’le verilmek istenilen Mesajı anlatabilir mi. FETHULLAH GÜLEN’de KİMDİR? Kimdir ki onun yorumları, düşünceleri bizi ilgilendirsin. Kendisinin ne düşündüğü bizleri zerre kadar ilgilendirmez ve ilgilendirmemelidirde. Ne bu ya Türkiye’de bölücülük işte böyle yapılıyor. Fethullah Gülen demiş ki…. Ne demişse demiş. Kendisi Türkiye Cumhuriyetinin Bir Başkanı mı ki yorumlarına bu kadar değer veriliyor.Yapmayın Ya… |
||
|
|
||
|
CANDASH VE REYHANI60 HEY EFENDI;SİZİN FINDIK KABUĞUNU DOLDURMAYCAK BEYİNLERİNİZ ANCAK BU ŞEKİLDE BİR YORUM YAPMAYA YARAR.SİZ KİMSİNİZKİ NASIL BİR ANLAYIŞA SAHİPSİNİZ Kİ BU ŞEKİLDE KONUŞUYORSUNUZ.TÜRK MÜSÜNÜZ?MÜSLÜMAN MISINIZ?İNSAN MISINIZ?HANGİSİ SİZE UYGUN?BÖYLE BİR İNSAN IN VATANINA GİREMEMESİNİ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUN,O ADAM HAKKINDA O KÜÇÜK BEYNİN DE NE KADAR BİLGİ VAR.NASIL BİR YAŞAM SÜRDÜĞÜNÜ NEREDEN BİLİYORSUN?UTANMASANIZ HRANT DINK CİNAYETİNİ DE ONA YUKLEYECEKSİNİZ.SİZİ,SİZİN GİBİLERİ ALLAHA HAVALE EDİYORUM |
||
|
|
||
|
SÜRÜ İLE… ÜLKE MENFAATİ için vatandaş tepkisi koymayan kişiler BU HABERE YORUM yağdırma yarışına giriyorlar. |
||
|
|
||
|
Ortalık ajan kaynıyor. Türk gençlerinin samimi duyğularını kötü emellerine kullanan şer güçlerinin ajanları trabzona tezgah kurmuşlar.Bu ajanlar çeşitli dernek ve kuruluşlara sızarak gençlerin duyğularından istifade ediyorlar.Anneler babalar çocuklarına bu ülkede daha çok sahip çıkmalıdırlar. |
||
|
|
||
|
asıl kudret Eğer dünyanın dört bir yanında birtakım hizmetler yapılmış, okullar açılmış, türkçe öğretilmiş, Ulu Önder Atatürk tanıtlmış, Türkiye Cumhuriyeti sevdirilmişse bence bunların arkasında Amerika değil başka bir güç olmalı!.. |
||
|
|
||
|
Türkiye’de Ne zaman Bir Olay olsa… Türkiyede ne zaman bir olay olsa Sayın Fethullah Gülen olayla ilgili hoşgörülü yumuşatıcı gerilimi önleyici açıklamalarını bu güne kadar hep yaptı. Bu da onlardan birisi. Sayın Fethullah Gülen’i vatan haini ilan edildiği bu ülkeye böylesine sağduyulu yaklaştığı için özellikle tebrik ediyorum. |
||
|
|
||
|
Bu ne sevgi! Gözlerim yaşardı doğrusu!BU ne Türkiye sevgisi böyle!Yalnız merak ettiğim bir şey var;Rahmetli Necip Hablemitoğlu için de bu kadar üzülmüşmü idi muhterem hocaefendi(!)Ayrıca ülkesini madem bu kadar çok seviyor ve düşünüyor ne diye hala ABD de sürtmeye devam ediyor?Sağlık sorunları mı dediniz?Yemezler!Bu arada ŞAKİRT KARDEŞLERİM! Hepiniz HIRANT DİNK için dua ediyormusunuz?etmediyseniz hemen başlayın dialogunuz zarar görür sonra!ALLAH HEPİNİZE AKIL VERSİN! |
||
|
|
||
|
…. uyanın artık millet burda medya herşeyi birbirine katmak istiyor bi taraftan chpeyi haber yapıyo bi taraftan akpnin cumhurbaşkanlığına el atıyo bi taraftan fethullah hocayı koyuyo.amacı her koyduğu habere yorumlar yaptırıp yavatan yavaştan taraflara ayırmak yapmayın |
||
|
|
||
|
FGÜLEN Bu türkiyenin meselesi Amerikadan ahkam kesmesin gelsin ülkesinden konuşsun. ayrıca bu adam daha iyileşmedimi 8-9 sene oldu. içişleri bakanlığındanı ele geçirdi dönmek için hangi bakanlıklara adam yerleştirmeyi düşünüyor daha. |
||
|
|
||
|
reyhani ayıp Ya anlamadım gitti bu adama türkiyeyi ve türklüğü de savunuyor onu da begenmiyorsunuz. ya siz neyi begenirsiniz? nesiniz siz bu ülkenin başına bela mı? vaz geçin bu ırkçı milliyetçi tavırlardan insan olun insan. Hrant bu ülkeyi terk etmedi etseydi daha rahat ederdi. ama o bu ülkeyi sizden daha çok sevdi. sizee inat kaldı burda. saygıyla anıyorum kendisini. ben ırka falan bakmam. insanlık onemlidir. bunu ogrenmek te kolay değildir. umarım siz de bir gun ogrenirsiniz. yoksa işiniz zor. |
||
|
|
||
|
HERKESE CEVAP ARTIK FETHULLAH GÜLEN VE ARKADAŞLARININ YAPTIKLARINI GÖRMEZDEN GELEN ARKADAŞLAR MADDİYAT DİYOR NESİ MADDİYAT AFRİKANIN Bİ UCUNDA 150 200 DOLAR ÖĞRETMENLİK YAPMAK MI MADDİYATA ÖNEM VERMEK GEÇİN BUNLARI GÜMBÜR GÜMBÜR İLERLİYORUZ YA BU ÇIĞDA KAR TANESİ OLURSUNUZ DAHA DA BÜYÜRÜZ YA DA ÇIĞIN ALTINDA EZİLİR GİDERSİNİZ. |
||
|
|
||
|
aman gülen aman gülen kardeş sevgili amerika dostu sen amerikada kal açıklama falan da yapma sana amerikanın ihtiyacı var |
||
|
|
||
|
Ne de olsa Vatikana yalakalık yapmak asli unsur Türklüğe hakaret eden bir yazardı. Hiç bir düşünce özgürlüğü bir millete küfür etme hakkı vermez. Ama öldürülmesini hoş karşılamadım. Sayın hoca da papaya yalakalık olsun diye o kadar uzaktan açıklama yapıyor. Telaferde-kerkük de Türkmen katliamı yapılırken neden açıklama yapmadı. Gerçi hocaya göre hrıstiyan ve yahudiler de cennete girecek!!!. Allah ‘tan kork hoca. İmana gel. Hoca hakkında iddalarımı Kur’an ı kerim ve hocanın neşriyatlarından ıspatlarım.yüreği yeten gelsin.sahinbey38@hotmail.om |
||
|
|
||
|
Selam Sayın Gülen ( bazılarının deyimiyle hoca efendi) ‘Hemen her kritik dönemde terörü kullanmaktan çekinmeyen şer güçler, bu defa amaçlarına ulaşamayacak, kimse Türkiye’nin yolunu kesmeyi başaramayacaktır.” dedi. kendisine şöle bir soru sormak isterim: onlar her kritik dönemde ortalığı karıştırmaya çalışıyorlar. ya siz. siz kritik dönem beklemeden her fırsatta karıştırmaya çalışıyorsunuz ona ne demeli. Dinler arası diyalogla olan bağlantısının araştırılması lazım bu cinayetin. bilginize fetullah bey |
||
|
|
||
|
Siyaset Geçicidir Siyasette kolay başarı elde edilebilir sonuca çabuk varabilir insan ama şuda bir gerçek ki hiç bir zaman elde edilen başarı sabit kalmamıştır.Yani geçicidir. |
||
|
|
||
|
İnternethaber ne kadar tarafsız internet haber nekada tarafsız oldugunu gostermis!!!! F.Gulen in sozleri icin niyaz da bulundu diye yazmıs!!!, Tamam diyelim cok begeniyorsunuz olabilir ama siz bir haber kanalısınız ve herkesin yorumları icin aynı sekilde davranmanız gerekir, D.Baykal, D.Bahceli ya da E.Mumcu nun yorumlarını yazarken de boyle diyormusunuz yani E.Mumcu boyle bir niyaz da bulundu diye?? |
||
|
|
||
|
AMERİKADAİŞİN BİTMEDİMİ DAHA! GÜLENİN AMERİKADA YAPACAĞI SON BİR İŞ KALDI ONUDA YAPINCA ZATEN FONKSİYONU BİTMİŞ OLACAK ; EĞER TÜRKİYE KÜRDİSTAN KURULMASINI ÖNLEMEK YA DA SINIRLARINI KORUMAK İÇİN AMERİKA İLE SAVAŞIRSA GÜLEN, CEMAATİNE AMERİKANIN YANINDA OLMALARINI SÖYLEYECEK. TÜRKİYEDE BERAAT ETTİ NEDEN GELMİYOR? CEMAATİ UZAKTAN İDARE ETMEK DAHA MI KOLAY? YOKSA AMERİKANLAR İŞİ BİTİRMEDEN GÖNDERMİYORMU? |
||
|
|
||
|
Vah Vah Hocamda bayagi üzülmüs taa amerikalardan mesaj yollamis. |
||
|
|
||
|
Gulen’den bassagligi ermeni gazeteci oldurulunce herkesin nedense odu bir yerlerine karisti, ugur mumcu icin kimse bu kadar pandamina kopartmadi kimse de neden katil bulunmuyor diye yaygarayi basmiyor ozellikle de buyuk medya guruplari, oldurulen musluman turk gazeteciler olunca ses seda cikmaz, sehitlere kimse gikini cikarmaz , ama ermeni asilli gazeteci mazallah yer yerinden oynatti “malum’ basin, buyuk turlarda buyuk kararlar alip AB yalakaligini ne kadar yaristirirz diyenler, mumcu,ucok,kislali,sonucta turk!, |
||
|
|
||
|
jakava jakav çok cahilsin…. |
||
|
|
||
|
Candash ve Cesuz gibi düşünenlere Candash ve Cesuz gibi düşünenlere, Nazım Hikmeti sürgün edip yarım asır sonra ’sahip’ çıkan zihniyet TC de var olduğu sürece, Gülen gibi adamlar, TC’nin kendi istikbali için dışarıda kalacaklar. Bu oyunu sizin anlamanız zor da |
||
|
|
||
|
gitmeklazim kusura bakma jakav özür dilerim yorumunu tam okumadan yorum yaptın sen haklısın dediklerin son derece doğru işte bilmeden herkes atıp tutuyor. |
||
|
|
||
|
hiç samimi değil amerikada yaşayıp Türkiye nin başına daha büyük bir badire gelmemesini mi istiyor şimdi fethullah gülen senin bu ülkeyle işin yok ki…kimlere hizmet ettiğini biz biliyoruz |
||
|
|
||
|
Diyalogcu Bu herif hakkında hiç de olumlu düşüncelerim yok maalesef.Papa deyyusuna onu övücü bir mektup yazan,Türkiyede barınamayıp bir kaç ayını Vatikanda geçiren,sonrasında Amerikanın yolunu tutan bir garabettir kendileri.Bu kanı bozuk heriflere de gazetesinde yazılar yazdıran da yine bu zaattır.Uyanın artık ey nur cemaati.Güvenmeyin bu herife. |
||
|
|
||
|
bu cinayet bütünleşmemize sebep olmalı… bu ülkenin türkü, kürdü, ermenisi, rumu elele verip dünyaya karşı birlik beraberlik sergilememiz lazım. belli ki bazı güçler bizi aynı anda hem ıraklı kürtlerle hem de ermeni diyasporası ile karşı karşıya getirmek istiyor. bu şer güçlere karşı hep birlikte bir bütünlük içinde olmamız gerekiyor. uyanmamızın elele vermemizin zamanı gelmiştir. |
||
|
|
||
|
BİZ KİMSEYE KİN TUTMAYIZ—KAMU ALEM BİRDİR BİZE Ey Yunusun Mevlananın Hacı bektaş ın mirası üzerinde oturan Anadolulu kardeşlerim( sağcı solcu ielrici gerici dinci laik kadın erkek faketmez…)Sizler DÜNYYAI 323 yıl adaletle yönetmiş bir devletin varsleriniz. Ölen ölür fakat bize düşen bundan ibret çıkarmak ve varsa hatalrımızı düzeltmektir. Gelin bundan sonra bari aklımızı duygumuzu yerli yerine koyalım . Mahiyetini bildeğimiz yanlış bilgilerle hareketedip hem dünyamızı hem ahiretimizi hemde ülşkemizi harap etmeyelim .AKIL AKIL AKIL… |
||
|
|
||
|
reyhani60′a cevaben senin o küçük dar kalıplı beynin düşünceleri ve yaptıkları bu kadar engin bir insanı anlamaya yetmeyeceği için kendini fazla zorlama. yargılamaya çalıştığın insanı önce bir tanı yaptıklarına bir bak bakalım senin hangi devlet adamın o işleri yapmayı başarabilmiş. Bu vatana elbet canlar feda ama feda etme zamanı geldiğinde sizin gibiler nedense en arkalarda kalıyor. |
||
|
|
||
|
GEL TÜRKİYEDE KONUŞ GÜLEN , ANCAK ABD’DEN İSRAİL’E BAŞSAĞLIĞI DİLER İNGİLİZ ASKERLERİNE,AMERİKA ASKERİNE VE TÜRKİYE DE ÖLEN İSLAM KARŞITI ZİHNİYETLERE ÜZÜLÜR VE GÖZYAŞI DÖKER.PAPA ÖLDÜĞÜNDE EN ACI GÜNLERİNİ YAŞAYAN BU ZAT ,IRAK’TAKİ İNSANLAR İÇİN ,LÜBNANDAKİ İNSANLAR İÇİN,FİLİSTİNDEKİ,ÇEÇENİSTANDAKİ,SOMALİDEKİ İNSANLARA NEDEN AĞLAMAZDA ÜZÜLMEZ.AMERİKAN VE BATI UŞAĞI OLMAYI BIRAK VE ERKEK ÇE ÜLKENE DÖN SAĞLIK BAHANELERİNİ DE ANCAK KENDİ AVANELERİNE YUTTURURSUN.KORKAK VE UŞAKLIKLA OLMAZ BU İŞLER YAZIK YAZIK YAZIK |
||
|
|
||
|
NE ALAKA NAMAZLA NE ALAKASI VARMIŞ KARDEŞİM BABAANNESİ NAMAZ KILIYORMUŞ DA HIRÇINMIŞ.O SENİN BABAANNENİN KİŞİLİK SORUNU NAMAZLA NASIL BAĞDAŞTIRDIN BİR TÜRLÜ AKLIM ALMIYOR.FETHULLAH GÜLENE DİL UZATAN KARDEŞ SEN BU MEMLEKET İÇİN NE YAPTIN.HANGİ İCRAATİN VAR.OTURDUĞUN YERDEN AHKAM KESMEK KOLAY.SENİN ZİHNİYE TİN BELLİ. NE KADAR ANLATSAN İDEOLOJİK FİKİRLERİN ASLA DEĞİŞMEZ. |
||
|
|
||
|
Tesekürler F. G. Peygamber Efendimizide anlayamayan ve ona karsi hayati boyunca mücadele eden bir sürü insan vardi. Sonlari ne oldugunu biraz islam bilgisi olan herkes bilir. Sizin gibi insanlara Türkiyenin, hatta Dünyanin COK ihtiyaci var. Size karsi olanlarin Rabbim ufuklarini genislettirsin ve islah etsin. |
||
|
|
||
|
Jakav’a Jakav, senin ufkun ne olduğu, Gülen’i anlayamamandan, ya da anlamak işine gelmediğinden belli. O’nu anlamak her kişinin harcı değil ancak, ufuk sahibi kişilerin harcı. |
||
|
|
||
|
namaza kötü diyen boş kafalar senin kadar safını görmedim bütün otlar bu siteye gelmiş fetullah güleni karalıyor sen kim o kim haddini bil senin bu ülke için ne neptın sorsam cevap veremessin bir daha duymayacam böyle kelime ????????* |
||
|
|
||
|
türkiyede ne kadar ermeni varmış ermeni yi erzuruma sorun siz benim dedemin canlı canlı kulaklarını kesen bir nesil şimdi herkez kalkmış ????? dedem için kimse bir şey yapmadı bunlar boş şeyler ölsün ha bugün ha yarın ölmeyecekmiydi yani ülkenin uğraştığı şeye bak |
||

|Devamı 2023 Dergisi’nde|
Politik Misyonerlik
Reyhani60