AVRUPA BİRLİĞİ VE KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA CHRISTENDOME KAVRAMI VE İNSAN HAKLARI 30 Ekim 2007
Posted by Aybars in AB, Hukuk.add a comment
|
|
11 EYLÜL’ÜN GERÇEK YÜZÜ 30 Ekim 2007
Posted by Aybars in AB, ABD, Hukuk, Mesih/Armegedon, Terör, Zihin yönlendirme.add a comment
AÇIK İSTİHBARAT
ÖZEL RÖPORTAJ
24 Mart 2006 Cuma
Sayın Okuyucu;İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Fakültesi Ümit Sayın;
nörobilim alanındaki kapsamlı geçmişinin yanısıra; çeşitli platformlarda dile getirdiği alternatif teorilerle gündeme geldi.
Özellikle; 11 Eylül saldırıları ile ilgili olarak HaberTürk’te sunduğu kapsamlı derleme ve ikiz kulelere çarpan uçakların niteliğine yönelik ayrıntılı analizler, Türk medyasında bugüne kadar gerçekleştirilen konu ile ilgili en kapsamlı sunumlardan biri olarak dikkat çekti. Ümit Sayın’la sizler için; 11 Eylül teorilerinden, uyuşturucu ticaretine; psikolojik harpten, masonlara kadar bir çok konuda hayli uzun bir röportaj yaptık. Röportaj o kadar uzadı ki; aşağıda gördüğünüz metin, aslında röportaj tam metninin kısaltılmış hali.
Türkiye’deki etno-faşist yapılanmaların bilim kurumları bünyesindeki çalışmalarına karşı da mücadele veren Doç. Dr. Ümit Sayın’ın gündeme dair net ve ilginç tespitlerini içeren bu röportajı dikkatlerinize sunuyoruz. SaygılarAçık İstihbarat
* Şu anda yeraltı kaynaklarımızın %60′ı yabancılar kontrolünde çıkarılıyor.
* Uyuşturucu ekonomisinin yarattığı sıcak para gücünün karşısında hiç bir ordu veya istihbarat örgütü varlığını sürdüremez.
*Özellikle CIA; MOSSAD, BND gibi yabancı istihbarat örgütleri Türkiye ve Ortadoğu’daki pek çok gizli operasyonu uyuşturucu parasıyla yapmışlar; üstelik 1970′li yıllarda Türkiye’de bu ticaret sayesinde ciddi bir kaos ortamı oluşturmuşlardır.
* Türkiye’de küresel uyuşturucu ticareti boylamında Italya benzeri bir mafya vardır ve hatta P2 benzeri mason-gladyo-mafya-bürokrat ilişkileri mevcuttur.
* Süpernato veya Nato’nun Gizli Ordularinin Türkiye içine nüfuz ettigi 1970-1980 döneminde mafyöz yapilanma, masonik gizli örgüt yapilanmasi Türkiye’de her tarafa infiltre olurken Ayaklanmalari Bastirma Talimnamesi (FM-31) geregince Türkiye’de bir ayaklanma olmadigi halde ayaklanma varmis gibi gösterilmis ve küresel sermayenin Türkiye’yi isgal etmesinin alt yapisi hazirlanarak ve Turgut Özal’a 24 Ocak kararlari aldirilarak ekonomi yavas yavas Dünya Bankasina ve IMF’ye terk edilmistir.
Üç dilekçe 25 Temmuz 2007
Posted by Aybars in AKP, Erdoğan, Hukuk, Kişiler.add a comment
Ankara, 23 Haziran 2005
Cumhuriyet Başsavcılığı
Ankara
Şikayet Eden : Prof. Dr. Yalçın Küçük-Yazar
Gazi Üniversitesi-İİBF Öğretim Üyesi Beşevler-Ankara Tel:2862778
Şikayet Edilen : Recep Tayyip Erdoğan-Başbakan
Başbakanlık- Bakanlıklar-Ankara
Suç : Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırarak yerine başka bir düzen koymak, Anayasa ve diğer yasalara göre münhasıran kamu görevliler ve bahusus memurlar tarafında yapılmak gereken kamu işlerini yetkisiz ve memur olmayanlara yaptırmak, bakan ve başbakanları denetlemek yetkisine sahip milletvekillerini özel sekreteri olarak kullanarak Büyük Millet Meclisi’ni işlemez hale getirmek, devlet sırlarını bir takım tüccara vermek ile TCK 309 ve TCK 316 maddelerinde yazılı suçları işlemek.
T. Konusu: Cumhurbaşkanı Makamı’na sunulan ve ekte yer alan 12 Haziran 2005 tarihli ariza’da teferruatla izah olduğu veçhile, Anayasa’nın altıncı maddesindeki “hiç kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” hükmüne muhalif olarak, Anayasa’nın 70 ve 128 maddelerinde devlet hizmetlerinin memurlar ve kamu görevlileri tarafında yürütüleceğini emretmesine rağmen, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile tarif edilen memuriyet vasfı taşımayan ve 657/6 maddesinde yazılı memur yeminini içmemiş bir takım zevata devlet işleri ve sırları vererek TCK 309 suçu işlenmiş olmaktadır. Tekrarlanan suçlar, sadece başbakanlık erki ile donatılmış olan Recep Tayyip Erdoğan’ın emirlerinden doğmaktadır. Israrla aynı eşhasın kullanılması nedeniyle TCK 316 şartları mevcuttur.
Mebus iken, denetlemek durumunda olduğu başbakanın emrinde ve hatta bir özel sekreter misali çalışan, yetkisiz olmasına rağmen ve memur-sadakat yeminini içmeksizin memur-tercüman işlerini yapan ve hatta memur-müşavir olduğu mervu Egemen Bağış ile hiçbir münasebeti olmaksızın, devlet memuru olmadığı ve memur-yemini içmediği halde devlet işlerine karışan, yüksek devlet sırlarını elde eden tüccardan Cüneyt Zapsu için ayrı yazılar vardır.
İlgili Maddeler: Anayasa m.6, Anayasa m.8, Anayasa m.87, Anayasa m.82, Anayasa m.70, Anayasa m.128, 657 sayılı kanun m.6, Türk Ceza Kanunu m. 262, m.309, m.316.
Yüksek Mahkeme
Kararları: Yargıtay 8.Ceza Dairesi E.2001/16176 K.2001/125 T.15.1.2002 tarihli, “hukuk devleti olmaktan çıkma” ve “devletin meşru güçlerinin yerini alma” hakkında kararı ile Danıştay 1. Daire, E.1993/19 K.1993/137 T. 16.9.1993 tarihli, milletvekili statüsü taşıyanların, seçimle gelen ve siyasi kimlik bile taşıyan, ancak memur sayılan belediye başkanı dahi olamayacağı hakkındaki kararı.
Ekler: Cumhurbaşkanı Hazretleri’ne sunulan ve dava açılmasının bilimsel ve hukuki dayanaklarını ihtiva eden sekiz sayfalık ariza ile kanunlara aykırı hallerini tespit eden sekiz fotoğrafı kapsayan CD.
Sonuç ve İstek : Recep Tayyip Erdoğan hakkında TCK 309* ile dava açılmakla açılan davanın tarih ve yerinin, suçtan zarar gören olarak, tarafıma bildirilmesini arz ederim. Saygılarımla.
(*Müeebbet hapis istemi. ed.)
Cumhuriyet Başsavcılığı
Ankara
Şikayet Eden: Prof.Dr.Yalçın Küçük-Yazar
Gazi Üniversitesi-İİBF Öğretim Üyesi-Ankara Tel:2862778
Şikayet Edilen: Egemen Bagış-Başbakanlık’ta Tercüman ve TBMM’inde mebus-
Başbakanlık-Bakanlıklar ve/veya TBMM-Yenişehir-Ankara
Suç: Anayasa’nın m. 82 hükmü, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri, devlet ve diğer kamu tüzelkişilerinde… görev alamazlar” hükmünü havi olmakla, Danıştay Birinci Daire T.16.9.1993 “Karayalçın Kararı” ile, milletvekilliğinin, seçimle gelen ve nim siyasi addolunan belediye başkanlığı ile dahi bağdaşamayacağını karara bağlamış, Anayasa madde 87, milletvekiline, “bakanlar kurulunu ve bakanları denetlemek” görevini vermiş iken, Egemen Bağış, bakanlar kurulu başkanının emrine girmiş ve mütemadiyen emrinde çalışmış ve çalışmaktadır.
Diğer taraftan Anayasa madde 6, “hiç kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” hükmünü getirmiş olup, anayasanın hiçbir yerinde, bir milletvekilinin hükümetler arası görüşmelerde tercümanlık yapma izni veya yetkisi bulunmamaktadır. Bunlar ve bakanlara veya başbakana müşavirlik, devlet memurluğu işleri olup kimlerin devlet memuru oldukları kanunlarda yazılıdır. Ayrıca 657/6 memuriyeti, sadakat yemini ile bağlamaktadır ki Bağış bu yemini de içmemiştir. Durumu, “sahte doktor”, sahte avukat, “sahte savcı” misalleri kategorisinde olmakla “sahte memur-tercüman” halindedir. Açık suçtur. TCK m. 262, bu durumları cezalandırmaya amirdir. Ayrıca bu fiil, ısrar ve bazı muayyen eşhas ile mükerreren işlenmekle TCK m.316 işlemektedir.
T. Konusu: Cumhurbaşkanlığı Yüksek Makamı’na sunulan 12 Haziran 2005 tarihli ekte mevcut ariza teferruatlı ve mufassaldır. Bağış’ın halleri, Cumhuriyet’in güvenliğini yüksek derecede tehdit etmektedir. Ceza tertibi ile durdurulması elzem görünmektedir.
İlgili Maddeler : Anayasa m.6, Anayasa m.8, Anayasa m.87, Anaysa m.82, Anayasa m.70, Anayasa m. 128, 657 sayılı kanun m.6, Türk Ceza Kanunu, m.262, m.316 ile Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2001/16176 ve 15.1.2002 tarihli, “hukuk devleti olmaktan çıkma” ve “devletin meşru güçlerinin yerini alma” hakkında kararı ve Danıştay Birinci Daire, E. 1993/19 ve 16.9.1993 tarihli, milletvekili statüsü taşıyanların, seçimle gelen ve siyasi kimlik taşıyan, ancak memur sayılan belediye başkanı dahi olamayacağı kararı.
Ekler: Cumhurbaşkanı Hazretleri’ne sunulan ve dava açılmasının bilimsel ve hukuki dayanaklarını ihtiva eden sekiz sayfalık ariza ile şikayet edileni, diğerleri R.Tayyip Erdoğan ve Cüneyt Zapsu ile birlikte ve kanunlara aykırı hallerini tespit eden sekiz fotoğrafı kapsayan CD.
Sonuç ve İstek: Egemen Bağış hakkında TCK 262 ve TCK 316 ile dava açılmakla, açılan davanın tarih ve yerini, suçtan zarar gören olarak, tarafıma bildirilmesini arz ederim. Saygılarımla.
|
Ankara, 23 Haziran 2005 Cumhuriyet Başsavcılığı Ankara Şikayet Eden : Prof. Dr. Yalçın Küçük-Yazar Gazi Üniversitesi-İİBF Öğretim Üyesi Beşevler-Ankara Tel: 2862778 Şikayet Edilen: Cüneyt Zapsu – Başbakanlıkta Danışman-Bakanlıklar- Ankara İstanbul’da Tacir-İstanbul Ticaret Odası-İstanbul Suç: Müşteka Cüneyt Zapsu, başbakanlıkta danışman ve hükümetler arasındaki resmi görüşmelere müdahil olmakta ve hatta iki ülke arasındaki resmi görüşmelerde Türk heyetinde bulunmaktadır. Nitekim Batı Almanya-Türkiye Cumhuriyet hükümet başkanları arasındaki resmi görüşmelerde masada oturduğu dahi tespit edilmiştir. Bu kanunsuzdur. Çünkü Anayasa, “hiç kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” demektedir. Yürürlükteki anayasaya göre, bakanlar ve başbakan hariç, hükümetler arası görüşmeleri ancak ve ancak devlet memurları yapabilmektedir. Müşteka Zapsu, devletin resmi işlerine girmek ve üzerine almakla ve hatta resmi tercümanlık işlerine müdahale etmekle suç işlemektedir. TCK 262 bu durumlar hakkında cezai kovuşturmayı ve men edilmeleri mecburiyetini koymaktadır. Devlet memuriyeti ticaretle iştigali yasaklamaktadır. Devlet Memurları Kanunu’nda yazılı yolla memur olmayanların ve bu arada hassaten memur-sadakat yemini içmemiş olanların, devlet memuru olarak davranmaları da suçtur. Bunların devlet sırlarına vakıf olmaları ve bunlara sır verilmeleri de cezayi sorumluluğu gerektirmektedir. Müşteka Zapsu, bu fili mükerreren, aynı zattan izin alarak ve aynı insanlarla birlikte işlemektedir. Müşteka Zapsu’nun devlet memuru olmadığı sabit iken devlet işlerine girmesine izin ve emir vermek dahi suçtur. Bu mükerrer fiiller, hem anayasaya aykırı olup hem de anayasada yazılı devlet düzenini tahrip ile değiştirmekte ve yerine başka bir düzen getirmektedir. TCK 316, bu haller için vaaz edilmiştir. T. Konusu:Cumhurbaşkanı Hazretleri’ne sunulan ve ekte var olan, 12 Hizran 2005 tarihli ariza’da teferruatla izah olunduğu veçhile, Anayasa’nın 70 ve 128 maddelerinde devlet hizmetlerinin memurlar ve kamu görevlileri tarafından yürütüleceği emredilmektedir, 657 sayılı Devlet memurları Kanunu ise devlet memurlarını tarif etmektedir; tüccardan C. Zapsu, hem bu tarifin dışındadır ve hem de devlet memuru sadakat yeminini içmemiştir. Böyle bir şahsın resmi görüşmelere girmesi, devletin, anayasada yazılı hukuki yapısını sona erdirmekte ve Türkiye Cumhuriyeti’ne bir “çadır devleti” kisvesi geçirmektedir. Müşteka Zapsu, hiçbir devlet sırrını, almaya ehil değildir. Devam eden fiilleri, devlet güvenliğini, yüksek derecede tehdit etmektedir. İlgili Maddeler: Anayasa m. 6, Anayasa m.8, Anayasa m.87, Anayasa m. 82, Anayasa m.70, Anayasa m. 128, 657 sayılı kanun m. 6, Türk Ceza kanunu m.262, m.316 ile Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi E.2001/16176, 15.1.2002 tarihli “hukuk devleti olmaktan çıkma” ve “devletin meşru güçlerinin yerini alma” kararı. Ekler: Cumhurbaşkanı Yüksek Makamı’na sunulan ve dava açılmasının bilimsel ve hukuki dayanaklarını ihtiva eden sekiz sayfalık ariza ile müşteka Zapsu’nun, diğerleri ve bu arada E. Bağış ve R. T. Erdoğan ile birlikte, kanunları çiğneyen fiillerini tespit eden sekiz fotoğrafı kapsayan CD. Sonuç ve İstek: Cüneyt Zapsu hakkında TCK 262 ve TCK 316 maddelerine göre dava açmakla açılan davanın tarih ve yerini, suçtan zarar gören ve bu nedenle müşteki olarak, tarafıma bildirilmesini arz ederim. Saygılarımla. |