jump to navigation

TRUVA ATLARI İŞBAŞINDA… 26 Ocak 2007

Posted by Aybars in Ermeni, Hatırla!, Hırant Dink, Mehmet Ali Birant, Truva Atları, Unutma!.
add a comment

TRUVA  ATLARI  İŞBAŞINDA…Selahattin  ErolM. Ali Birand,  24 Ocak  günü Kanal D’nin  akşam   haberlerinde, “belki  de  Hrant  boşuna  ölmedi” diyerek aşağıdaki  haberi  okudu :   “Erivan’dan ilişkilerde yumuşama sinyali geldi. Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Arman Kirakosyan, Erivan’ın Ankara ile ön koşulsuz diplomatik ilişki kurmaya hazır olduğunu söyledi.”Haberi  dinleyenler  Ermenistan  Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın şunları  söylediğini  duydular :“Üzücü olan, iki devlet arasında diplomatik ilişki bulunmamaktadır.  Ermenistan’ın dediği odur ki hiçbir ön koşul olmadan diplomatik ilişkilerin başlamasına hazırız. Bunun için Hrant Dink çalışıyordu ve konuşuyordu. Ümitliyiz ki Türkiye’nin bu arzusu iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiyi ilerletecek ve güçlendirecektir”
Ermenistan’ın  bu  sözde “yumuşama  sinyalini” (!)  pazarlayan  sadece  Mehmet Ali Birand  değildi.  CNN TÜRK diplomasi danışmanı Yalım Eralp  de,  Erivan’ın bu açılımının arkasında Hrant Dink cinayetinin iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmasının olduğunu söyledi. Eralp, “Hrant buna çok sevinirdi. Onun boşuna ölmediğini ummak istiyorum” dedi.
*   *   *Gerçekten  Ermenistan  yumuşama  sinyali mi  vermektedir,  yoksa Türkiye  yumuşatılmaya    çalışılmaktadır ? 

Ermenistan  Dışişleri  Bakan Yardımcısı’nın  söylediği gibi  iki  ülke  arasında  diplomatik ilişki  yoktur.  Peki  neden ? 

Madem  ki  Hrant Dink  bu  konuda  çalışıyordu,  o  zaman  sözü  Hrant  Dink’e  bırakalım  ve  Türkiye  ile  Ermenistan  arasında  neden  diplomatik ilişki  olmadığını  öğrenelim. Hrant  Dink,  kendisi  ile  yapılan  bir  söyleşide  bu  konuda  şunları  söylemektedir : 

Soru : Ermenistan’ın  Türkiye’den  beklentileri  neler ? 

Hrant Dink : Diplomatik ilişkilerin  kurulmasını,  sınırların açılmasını  ve  görüşmelerin  ön koşulsuz  başlamasını  istiyor. 

Soru :  Türkiye  dostluğu  geliştirmek  için  Ermenistan’dan  hangi  adımları  atmasını  istiyor  peki ? 

Hrant Dink :  Karabağ’da  işgal  ettiği  bölgelerden  çekilmesini, soykırımın  dünyaca  tanınması ısrarından  vazgeçmesini  ve  bugünkü  sınırı  belirleyen  Kars-Gümrü  anlaşmasını  Ermenistan’ın  tanımasını  istiyor. Oysa  Ermenistan  Devlet Başkanı  Koçaryan, ‘bizim Türkiye’den toprak  talebimiz  yok’  diye  çok  net  söyledi. Ermenistan  hükümeti  soykırım  konusunda  da  bu işin  lokomotifi  ben  değilim. Soykırımı  kabul edin  diye  benim  diplomatik,  siyasi  bir  talebim  yok. Bu  diasporanın  işi. Ben  onu  bu  çabasında  ancak  desteklerim. Çünkü  bizim  tarihsel  dramımızdır. Soykırımın Türkiye  ve  dünya  tarafından  kabul edilmesi  bizi  sadece memnun  eder’ diyor.” (Radikal,  5.7.2004) 

Böylece Hrant Dink’ten  meselenin  özünü  öğrendik. Demek ki, Ermenistan’ın  üç  talebi  var :  

1.    Diplomatik ilişkilerin  kurulması2.    Sınırların  açılması3.    Görüşmelerin  önkoşulsuz  başlaması. 

Türkiye  de  buna  karşı (Ermenistan’ın  önkoşul”  olarak  değerlendirdiği)  şu  talepleri  ileri  sürüyor  : 

1.    Karabağ’da  işgal  ettiğin  bölgeden  çekil.2.    Soykırımın  dünyaca  tanınması  konusundaki  ısrarından  vazgeç3.    Bugünkü  sınırı  belirleyen Kars-Gümrü  Anlaşmasını  tanı… 

İşte  önkoşul  denilen ve  vazgeçilmesi  istenilen talepler  bunlar.  Ve Kanal D’nin  Ermenistan’ın  sözcülüğüne  soyunması  bu  amaç  doğrultusunda  şekilleniyor. Deniliyor  ki,  Erivan’dan ilişkilerde yumuşama sinyali…”  

İyi de  nerede  o “yumuşama” ?  Ermenistan hangi  önerisini  yumuşatmış ?  2004  yılında  da  önkoşul  olmamasını  talep  ediyordu,  bugün de…  Yumuşama  bunun  neresinde ?   

Söz konusu  olan  Ermenistan’ın  yumuşaması  değil,  Mehmet Ali Birand,  Yalım Eralp  gibi  Doğan Medya  borazanları  ağzıyla  Türkiye’nin  yumuşatılmaya  çalışılmasıdır.  

Bu bağlamda  şu  iki  soruyu  sormamak  mümkün  mü ? 

1. Ermenistan  neden soykırımın  dünyaca  tanınması  konusundaki  ısrarından  vazgeçmiyor ?   

Hrant Dink’e  göre  bunun önemi  yok.  Önemli  olan  Ermenistan  Devlet Başkanı  Koçaryan’ın, “bizim Türkiye’den toprak  talebimiz  yok  demesidir… Oysa  asıl  bu tür  demeçlerin  uluslararası ilişkilerde  zerre  kadar önemi  yoktur.  Uluslararası  ilişkilerde  söz,  senet  değildir.  Bunun  en  güzel  örneği  12 Eylül  cuntasının  lideri  Kenan Evren’in,  dönemin  NATO  Başkomutanı  Rogers  tarafından  verilen  sözlü  güvence  ile  Yunanistan’ın  NATO’nun  askeri  kanadına  dönüşüne  onay  vermesidir.  Burada  Türkiye’nin  nasıl  bir  diplomatik  kozu  harcadığını  ve  deyim  yerindeyse  nasıl  “kazık  yediğini”  artık herkes  biliyor  ve  teslim  ediyor.    

Bu  nedenle bu  tür  kişisel  demeçlerin  diplomaside  kalıcılığı  yoktur.  Yarın  Koçaryan  gider  başkası  gelir,  bizim  toprak  talebimiz  var” der.  İşte  o  zaman  çıkıp  ama  Koçaryan  böyle  demişti” diyemezsiniz. Derseniz, size  gülerler. Hatta gülmezler bile ! 

Uluslararası  ilişkilerde aslolan  devletlerin  sürekliliğidir. Uluslararası hukuk  da  bunu  esas  alır.  Onun  için  uluslararası ilişkiler  devletten  devlete  ilişkilerdir. 

Kaldı  ki  Ermenistan Devlet Başkanı,  diasporanın  sözde soykırımı  kabul  ettirme  çabasını  desteklediğini  de  açık açık  söylemektedir  zaten.  

2. Ama  diplomatik ilişki  kurulması  hususunda,  bu  sözde  soykırım  konusu kadar  önemli  olan  diğer  mesele,  bugünkü  sınırı  belirleyen Kars-Gümrü  Anlaşması’nın  Ermenistan  tarafından    tanınmamasıdır.  Bizim Türkiye’den toprak  talebimiz  yok  diyen Ermenistan,  iki  ülke  arasındaki  sınırı  belirleyen anlaşmayı  neden  tanımıyor  o  zaman ?  Sınırlar  her şeyden  önce  devletlerin topraklarını  birbirinden  ayırır.  Eğer başka  bir  ülkeden  gerçekten  toprak  talebiniz  yoksa,  o  ülkeyle  aranızda  olan  sınırı  belirleyen  anlaşmayı  tanımamak  mantıklı  mıdır ?  

Bu  bağlamda hem Mehmet Ali Birand’ın hem  de  Yalım Eralp’in gerçekleri  gözlerden saklayarak Ermenistan sözcülüğüne  soyunmaları ve    Hrant  Dink’in  boşuna  ölmediğini  vurgulamaları   anlamlı  değil mi ?   

Öyle  görünüyor  ki  Truva  atları  yine  işbaşı  yaptılar !..