jump to navigation

BİRLEŞTİREN BAĞ! 4 Haziran 2008

Posted by Aybars in Atatürk, Kimlik, MHP, Türk, Uncategorized.
add a comment

FRANKFURTER ALLGEMEİNE ZEİTUNG:

BERLİN, 05/05 (BYE)—Tirajı günde 363 bin 325 olan muhafazakar eğilimli Frankfurter Allgemeine Zeitung’un 5 Mayıs 2008 tarihli sayısında, Rainer Hermann imzasıyla ve yukardaki başlık altında yayımlanan İstanbul çıkışlı yazının geniş özel çevirisi şöyledir:

 

           —Türkiye’de Milliyetçilik, Toplumdaki Tüm Katmanları

           Birbirine Bağlıyor—

 

Türk milliyetçiliğinin birçok kılıfı var. Geçtiğimiz hafta muhalefet partileri CHP ve MHP, “Türklüğü aşağılamanın” bir suç olarak kalmasından yana oldukları için   TCK’nın 301. maddesinin reformuna karşı oy kullandılar. Türkler, üretilen en büyük milli bayrak ile Guinness rekorları kitabına girmeyi başardılar. Türklerin milli kimliği için bir tehlike oluşturdukları gerekçesiyle yabancı din adamları ve misyonerler öldürüldüler. Azınlıkların Türkleştirilerek asimile edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biridir. Türk ulus devletini içerde ve dışardaki düşmanlardan korumak amacıyla emekli askerler, polisler ve birkaç aydın “Ergenekon” adındaki çeteyi kurarak, siyasi suikastlarla bir darbenin zeminini hazırlamak ve akabinde Türkiye’nin kendi içine kapanmasını sağlamak istediler.

 

Türkiye’de milliyetçilik, sağcı MHP’ye oy veren seçmen sayısına bakarak tahmin edilenden daha büyük bir öneme haiz olup, toplumun tüm katmanlarına kök salmıştır. Bu nedenle geçtiğimiz yıl Kemalist elitler, genel seçimlerden zaferle çıkan ve Gül’ü Cumhurbaşkanı seçtiren Erdoğan hükümeti karşısında yeniden zemin kazanmak için milliyetçilik kozunu kullanmışlardı. Laiklik gibi konular Türklerin çok az bir kesimini harekete geçirirken, milliyetçilik genelde etnik Türkleri seferber ediyor. Dolayısıyla 2007 yılının ikinci yarısına yeniden Türkler ile Kürtler arasındaki ihtilaf damgasını vurdu.

 

Milliyetçilik, toplumun tüm katmanlarını birbirine bağlayan bir bağ olarak işlev görüyor ve dışavurumu her katmanda farklı oluyor. Erdoğan hükümetine karşı düzenlenen mitinglerde Türk bayrağını sallayan İstanbullu üst tabakadan gelen eğitimli kadın da, tıpkı kendisine televizyondaki Kurtlar Vadisi’ni örnek alan ve bu nedenle Türk ulus devleti adına kendi kendine yargılama hakkına sahip olduğunu düşenen işsiz ve okulu yarıda bırakmış şahıs gibi milliyetçi.

 

Milliyetçilik, Türkiye Cumhuriyeti devlet anlayışının bir parçası olmuş durumda. Cumhuriyet 1923 yılında kurulduğunda, daha sonra Atatürk adını alan kurtuluş savaşçısı Mustafa Kemal’in yanındaki askerler bir devlet yarattılar, ancak bir ulus yoktu. Zira çok uluslu bir devlet olan, hilafet olarak dini bakımdan da meşruiyete sahip Osmanlı İmparatorluğu çökmüştü. Yeni cumhuiyetin laik  ve Türklerin ulus devleti olması öngörülmekteydi. Cumhuriyet toprakları üzerinde yaşayanların Türkleştirilmesi gerekiyordu. Bu yüzden Türk milliyetçiliği hep devlet ve devletin kurumlarının meselesi oldu. Devlet ve kurumları, ulus devletlerini hemojen bir Türk milleti olarak şekillendirmek ve kendi düşünceleri doğrultusunda tepeden modernize etmek istediler (ve hala da istiyorlar). Zira, Atatürk’ün talimatı, Türkiye’nin “çağdaş medeniyetler” seviyesine ulaşması yönündeydi. Bu yüzden devlet elitleri şimdiye dek okul kitaplarında devlet ve toplumun önceliğinin vurgulanmasını sağladılar ve yabancı düşmanlara karşı Türk milleti tablosunu bir savunma kalesi gibi yansıttılar. Bu tablo ancak son yıllarda biraz değişmeye başladı.  

 

Toplumda da rol oynayan milliyetçilik, küreselleşme ve AB sürecinin sonucu olarak bir kesimde etkisini kaybederken, diğer kesim, Türklüğü tehlikede gördüğü için milliyetçiliğe o denli sıkıca sarılıyor. Türk sağcılarında milliyetçilik genelde İslam’la bağlantılı. Zira, 80’li yıllarda muhafazakar aydınlar tarafından oluşturulan “Türk-İslam sentezi”,  Türk tarihinin İslami döneminin, yani Selçuklu ve Osmanlı hakimiyeti döneminin yeniden Türk kimliğinin bir parçası olmasına önemli katkı sağladı. Bu yüzden İslamcı lider Erbakan  hareketine “Milli Görüş” adını verdi.

 

Geleneksel Türk solu ise, Türkiye’nin eğemenliğinin, kötü yabancı odaklar tarafından tehlikeye düşürüldüğü, bu odakların Türkiye’yi güya zayıflatmak istedikleri görüşünde olduğu için milliyetçi. Bu kesim, onyıllardan beri hiç değişmeksizin “anti-emperyalist refleksini” sürdürüyor. Sol milliyetçi CHP’nin bu nedenle 301. maddeninin reforme edilmesine gösterdiği gerekçelerden biri de, değişikliğin “AB’nin talimatı” üzerine yapıldığıydı. Hatta aşırı Türk solcuları, Türkiye’nin devletler topluluğuna her türlü uyumunu bile, amaçlarının sadece Türkiye’yi zayıflatmak olduğu gerekçesiyle reddediyor. Kendilerini Kemalistler diye tanımlayan Türk solcularının çoğu, yurtdışına karşı Türkiye’yi hala Mustafa Kemal’in kurtuluş savaşıymış gibi görüyorlar. Devletin konsolide edilmesine öncülük verenler ise kendilerini Atatürkçü olarak tanımlıyor.

 

Yabancılara emlak satışını, “Türkiye yabancılara satılıyor” diyerek  kınayanlar da öncelikle solcu milliyetçiler. Bu zihniyetteki çevrelerde komplo teorileri üretiliyor. 2007 seçim kampanyası sırasında solcu milliyetçi yazar Ergun Poyraz’ın kitabı bestseller olmuştu. Poyraz kitabında, Erdoğan’ın bir Yahudi olduğunu ve Türkiye’yi ABD’ye satarak, Kürtlere kendi devletlerini verme talimatı alan bir ajan olduğunu iddia ediyordu.

 

Sol milliyetçiliğin geleneği, 1908 yılında 2.Sultan Abdülhamid’i deviren ve Cumhuriyet’in ideolojik temel taşını yerine oturtan, dindar olmayan rasist Jöntürkler’e dayanmaktadır. Bu grup, milliyetçilik için “ulusalcılık”, millet için de “Türk ulusu” kavramlarını kullanmaktadır. Sağcı milliyetçiler ise Türk-İslam sentezi geleneğinde, Arapça millet kelimesinden gelen  “milliyetçilik” kavramını kullanıyorlar.

 

Her iki kesim de 90’lı yıllardan beri el ele çalışıyorlar. Solcu ve sağcı milliyetçilerin hedefi, Türkiye’nin küreselleşmesini bir şekilde engelleyebilmek ve ülkenin dışa açılımını sağlayacak olan, toplumun çoğulculuğuna daha fazla alan tanıyan AB sürecini sekteye uğratmak. İdeolojik birlikteliklerine “Kızılelma” adını veren bu gruplar, Türk halkını korumak için sadece AB, ABD, NATO ve IMF gibi uluslararası kuruluşları yabancı düşmanlar olarak tanımlamakla kalmıyorlar. Aynı zamanda Türk milletinin bir parçası olmakta zorlanan, Kürtler ve gayrimüslümler, Ermeniler ve Rumlar gibi hemojen ve çoğulcu olmayan azınlıkları da içerdeki düşman olarak ilan ediyorlar. Milliyetçilerin sloganı “Ya sev ya terket” bu kesimlere yönelikti. (BEBM/NP/YB)

Bu neyin seçimi 25 Temmuz 2007

Posted by Aybars in AB, ABD, AKP, Bahçeli, Kimlik, MHP, Osmanlı.
add a comment

  

            22 Temmuzda yapýlacak olan seçim neyin seçimi dersiniz?

            Turuncu devrime karþý, kýrmýzý-beyaz devrim giriþiminin mi?

             Eþi baþörtülü olduðu için Cumhurbaþkaný yapýlmayan Abdullah Gül’ün intikamýný almanýn mý?

             DP çatýsýnda birleþen Anavatan ve Doðru Yol Partilerinin, birçoðu þaibeli isimleri yeniden meclise taþýnmasýnýn mý?

            “60. Hükümet Milliyetçi Hareket” diyen milliyetçi görünümdeki MHP’nin eski CHP ve eski DYP’liler dýþýnda kalanlarý meclis dýþýnda býrakmasýnýn mý?

            ………..

            Bu mudur yani Türkiye’nin geldiði bu yol ayýrýmýnýn açýlýmlarý?

            “Bunda garip olan ne var” diyebilirsiniz.

            Aslýnda ilk bakýþa gariplik yok.

            Gariplik yok çünkü hepimiz her þeyi kabullenmiþiz.

            Tarihimizden koparýlmýþ, ufkumuz daraltýlmýþ , hepimize bir korku salýnmýþ.

            Ýstiklal Marþýmýzýn “Korkma!..” diye baþladýðýný bile hiç aklýmýza getirmez olmuþuz.

            Amerika’nýn süper! gücünden, AB’nin “hayýr” , IMF ve Dünya Bankasý’nýn “banane” demesinden korkar olmuþuz.

            Ýstiklal Marþýmýzda, “Yýrtarým daðlarý enginlere sýðmam taþarým” sözlerinin varlýðýndan habersiz yaþar olmuþuz. Ferit Paþa Hükümeti’nin Mustafa Kemal’i idama mahkum ettiðini ve askerlikten attýðýný bilenimiz bile yok. Doðal olarak Mustafa Kemal’in de bu duruma aldýrýþ bile etmeðinden de habersisiz.

            Hep birilerinin bizi idama mahkum edeceðinden , dýþlayacaðýndan korkmuþuz. Mustafa Kemal’i lafta çok sevmiþiz ama korkularýný yenen biri olduðunu hiç görememiþiz. Ýþte bu yüzden büyük olduðunu, her yere heykeli dikildiðini bir türlü anlayamamýþýz.

             ………….

            Hiç birimiz büyük olmayý kafamýza koymamýþýz. Ya “ben de kimim” demiþiz ya da “sen kimsin” diyenleri ciddiye almýþýz. Oysa bu topraklarda yetiþen insanlar asla küçük olmazlar. Sadece küçük olduklarýna inandýrýlýrlar.

            Korkularý yenmek ayný zamanda bir sünnettir. Çünkü Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V.), Ýslamý yaymak için “korkuyu” deðil “cesareti” tercih etmiþtir. Masaya yumruðunu vurduðu an karþýsýnda ne büyük güçler saf tutmuþtur ama O’nu kimse yolundan döndürememiþtir.

            ………….

            Türk tarihine bakarsak, bir zamanlar Selçuklular Anadolu’da korkularýný yenerek kendilerini kabul ettirdiler. Ya Osmanlýlara ne demeli. Avrupa’nýn ortalarýna kadar giden 3 cihan 7 düvele hükmedenler, bizim gibi iki gözü iki kulaðý olan insanlar deðil miydi? Ýþin aslý onlar cesurdu biz ise korkaðýz korkak!

            Ne oldu þimdi biz her þeyden korkar olduk. Kýçý kýrýk Barzani’den bile korkar hale kim getirdi bizi dersiniz? Cevap veriyorum : “yukarda profilini verdiðim siyasetçiler.”

            …………

            Türklerin, Ýslamý hangi coðrafyalara kadar yaydýðýný düþündünüz mü hiç? Ya Türkler Müslümanlýðý kabul etmeseydi, dünya dengeleri nasýl olurdu, hadi bir kafa yorun…

            22 Temmuz’da korka korka sandýða gidecek olan bizlerin genlerinde bozulmalar mý oldu sahi?

            Kimimiz turuncu devrimden korkuyoruz, kimimiz kýrmýzý-beyaz devrimden. Kimimiz eski hortumcularýn meclise girmesinden, kimimiz milliyetçilerin partileri meclise girse bile kendilerinin giremeyeceðinden.

            Yakýþýyor mu bu tablo bize? Daha nereye kadar korkacaðýz Allah aþkýna?

            Yok mu bu seçimlerde milli benliðini kaybetmeyip, kendi öz deðerleri ile küllerinden de olsa yeniden bir medeniyetin inþa edileceðini ortaya argümanlarý ile ortaya koyup, halkýn 22 Temmuzda korkarak deðil cesaretle eline mühürü almasýna yol açacak bir siyasi oluþum? Bu kadar mý bittik biz?

            Avrupa Birliðine HAYIR, Amerika’ya DEFOL, Barzani’ye YOKOL, IMF ve Dünya Bankasý’na KAYBOL diyecek, sünnete riayet edip korkularýný yenecek; deðil katil, canavar bile ilan edilmesine aldýrmayacak, Selçuklu ve Osmanlý’nýn torununa yakýþýr, genleri bozulamamýþ kiþilerden oluþan bir siyasi parti yok mu?

            …………….

            Ben 22 Temmuz akþamý seçim sonuçlarýna, korkanlarla korkusunu yenenler  ayýrýmý yaparak bakacaðým. Yazýnýn giriþinde saydýðým siyasi yapýlara oy verenlerin ancak korkaklar olacaðýný düþünüyorum. Onlarýn birçoðu her þeyden korktuðu gibi oylarýnýn boþa gitmesinden de korkanlardýr çünkü. Sanki bundan önceki seçimlerde verdikleri oylar boþa gitmemiþ gibi!

Ahmet Erçakýr

www.marmarahaber.net

www.yeniumuthaber.com

Kral Çıplak 24 Temmuz 2007

Posted by Aybars in Bahçeli, MHP.
add a comment

Mhp’ye ta 70lerden beri sistemin biçtiði bir gorev vardir.Birileri politika belirlerken sen kariþma, kenarda bekçi kopekliði yap, kavga gerektiðinde kullanima hazir ol.Ne yazik ki kiramadik bu kisir donguyu, bir turlu beceremedik.Hadi 70′lerde mecburdu ulkuculer anlarim.Ama 90lardan sonra bu rolu devam ettirmek için baþimiza genel baþkan bile atadilar.oyle bir genel baþkan ki geçen seçimde baraj altinda kalmasinin en buyuk sebebi olan Apo meselesini marifetmiþ gibi ip atarak seçmene tekrar hatirlatti.Kim bilir belki de kendi partisine oy kaybettirmek için planli yapmiþti.Milliyetçi ruzgarin coþtuðu bugunlerde Mhp’nin %15 ust sinirini geçmesi sistemin aðalari için tehlikeli olacakti.Of ya, basimizda Sari Çizmeli Mehmet Aða olsa %25′tik.Milliyetçi tabanin kaleleri Erzurum’da, Trabzon’da bile rezil olduk var mi otesi.Bir de kutluyorlar mehter marþlariyla, of of. Bu seçimde ampulu sonduremediysek, bu seçimde %46′yi alan parti biz olamadiysak tek suç hitabet ozurlu, kaðida bakmadan konuþamayan, karizma duþmani, proje uretmektense asabiyet sergileyen o adam yuzunden.Neymis efendim, halk Mhp’ye muhalefet gorevi vermis.Yemiþim gorevini.Hakkimi helal etmiyorum.Ne olur farkina varin.Seçim geliyor diye sesimizi çikarmayalim dedik ama
artik tepkimizi gosterme zamani.Kral çiplak efendiler!

Kimse %14′luk oy oranini marifetmiþ gibi gormesin.Bunlar partisinin baraji geçemeyeceðini anlayip Mhp’ye giden Gp ve Dp oylaridir.Eðer Anap merkez sagda birlik isini bozmasaydi þimdi baraj altinda olan Aðar degil bizdik.Milliyetci harekete bir ceki duzen gerekiyor.Ic Anadolu’da, Karadeniz’de, Dogu Anadolu’da kaybettigimiz secmeni yeniden kazanmak, batidaki sehirlere acilmak, buyuk sehirlerdeki ampul tekelini kirmak lazim.Akp’nin 5′te biri kadar sandalye sayisina sahip olmayi zafer addedenlere sozum yok.Hic birini gozum gormek istemiyor.

Enver Evren [enver_evren@yahoo.co.uk]