jump to navigation

Meclis Raporu

22. Dönem Ordu Milletvekili Eyüp FATSA ve 26 Arkadaşı ile İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK ve 20 Arkadaşının Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlarımızın Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi  Amacıyla, Anayasanın 98 inci İç Tüzüğün 104 ve 105 inci  Maddeleri  Uyarınca  Bir  Meclis  Araştırması  Açılmasına   İlişkin

Meclis Araştırması Komisyonu Raporu

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının bulundukları ülkelerde ve ülkemizde karşılaştıkları problemlerin araştırılarak tespiti ve bu problemlerin çözümüne yönelik alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla, Anayasa’nın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 194 üncü ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

 

Eyüp FATSA

Ordu Milletvekili

ve 26 Arkadaşı

 

Eyüp FATSA                           Mehmet KILIÇ

Ordu Mv.                                 Konya Mv.

Selahattin DAĞ                         Veli KAYA

Mardin Mv.                              Kilis Mv  

Faruk ÇELİK                           Hacı BİNER

Bursa Mv.                                Van Mv.

Ali TEMÜR                              Mahmut Uğur ÇETİN

Giresun Mv.                              Niğde Mv.

Soner AKSOY                         Sinan ÖZKAN

Kütahya Mv.                            Kastamonu Mv.

Cahit CAN                               Hakan TAŞÇI

Sinop Mv.                                Manisa Mv.

Süleyman TURGUT                  Fuat ÖLMEZTOPRAK

Manisa Mv.                              Malatya Mv.

İsmail BİLEN                           Fehmi ÖZTUNÇ

Manisa Mv.  Hakkari Mv.

Resul TOSUN                          Mehmet ÇERÇİ

Tokat Mv.                                Manisa Mv.

Reyhan BALANDI                   Ayhan Zeynep TEKİN

Afyon Mv.                                Adana Mv.

Mustafa DÜNDAR                   Zeyid ASLAN

Bursa Mv.                                Tokat Mv.

Erdoğan ÖZEGEN                   Semiha ÖVÜŞ

Niğde Mv.                                Aydın Mv.

Ahmet Rıza ACAR                     İsmail ERİCEKLİ.

Aydın Mv.                                Çankırı Mv.

Musa SIVAClOĞLU

Kastamonu Mv.

GEREKÇE

 

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren yeniden imar faaliyetleri ve hızlı bir kalkınma sürecine giren Batı Avrupa ülkeleri, işgücü ihtiyacını karşılamak üzere yabancı işçi çalıştırma yolunu seçmişlerdir. Ülkemizde de 1960′tan sonra tarım politikasının değişmesi ve artan nüfus, köyden kente büyük bir işgücü göçünü başlatmıştır. Mevcut insan gücünün hepsine istihdam imkanı bulunamaması sonucu olarak, vatandaşlarımız da milletlerarası göç hareketine dahil olmuştur. İşsizlik faktörünün yanısıra yetersiz gelir, hızlı nüfus artışı, daha iyi imkanlarda yaşama ve tasarruf yapma eğilimi gibi nedenler de yurtdışı göçünü hızlandırmıştır.

 

Anayasamızın 62 nci maddesi gereğince Devlet, yabancı ülkelerde çalışan vatandaşlarımızın aile birliğini sağlamak, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri almakla ödevlendirilmiştir.

 

Resmi kayıtlara göre, takriben 3.5 milyon insanımız Almanya’dan Yeni Zelanda’ya, Avustralya’dan Kuzey Amerika’ya, Afrika’dan Suudi Arabistan’a gibi çeşitli ülkelerde yaşamlarına devam etmektedirler. Bu toplu sayının ülkelere göre dağılımı sorunların ağırlıklı olarak nerelerde yoğunlaştığını belirlemektedir.

 

Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşayan vatandaşlarımızın karşılaştıkları sorunlar, bulundukları ülkelerin hukuki ve sosyo-ekonomik durumları ile doğrudan ilgilidir.

 

Başlangıçta bir çok ülkede işçi statüsünde bulunan insanımız, bugün artık o ülkelerde toplumların vazgeçilmez kalıcı unsurları haline gelmiştir. Başta anadil eğitimi olmak üzere, din eğitimi, kültür transferi ve benzeri konularla ilgili mevcut çalışmalar gözden geçirilmeli ve gerekli olan iyileştirmeler sağlanmalıdır. Yaşlanan insanlarımız ve ihtiyaçları, yetişen nesiller ve topluma entegrasyonunda yaşanılan problemler, Türk gençliğinin suç oranları ve hapishanelerdeki durumları, çifte vergilendirme, çifte vatandaşlık gibi konular, üstünde araştırma yapmayı ve somut çözüm geliştirmeyi gerektiren konu başlıklarından sadece bazılarıdır.

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, yapmış oldukları yatırımlar ve havale etmiş oldukları meblağlarla Türkiye ekonomisine ciddi katkıda bulundukları bir gerçektir. Maalesef bu vatandaşlarımız, Türk siyasetinde yeterince söz sahibi olamamaktadırlar. Örneğin, 3 Kasım Genel Seçimlerinde gümrük kapılarında ancak 115 bin 459 oy kullanılmıştır. Hızla bulundukları ülkelerin vatandaşlığına geçen insanlarımızın çifte vatandaşlık kapsamında siyasi katılımı ve temsilinin sağlanması için gereken çalışmalar bir an evvel başlatılmalıdır. Öte yandan, Türkiye ekonomisine katkıda bulunmak ve mevcut birikimlerini değerlendirmek üzere Türkiye’deki teşekküllere ortak olan vatandaşlarımız, çeşitli sebeplerden dolayı, bu kuruluşlardan bekledikleri faydayı bulamamışlardır. Bu durum yurtdışındaki insanımızın Türkiye ile ilgili düşüncelerini menfi yönde etkilemektedir.

 

Sadece Batı Avrupa’da yaşayan 2.5 milyon insanımız her sene yurda dönüşlerinde kara, hava veya deniz yolu ulaşımında inanılmaz zorluklarla karşılaşmakta, bu sorunlar Türkiye’den çıkışlarında da devam etmektedir. Başta Kapıkule olmak üzere ülkemiz sınır kapılarında uygulanmakta olan çeşitli bürokratik işlemler ve sınır kapılarındaki yetersizlikler, özellikle tatil dönemlerinde vatandaşlarımızın yurda dönüş ve çıkışlarında büyük bir sorun olarak karşılarına çıkmaktadır.

 

Yurtdışında işçisi, işadamı, esnafı, öğrencisi ve aileleriyle büyük bir güç oluşturan vatandaşlarımızın anavatan Türkiye ile olan ilişkilerini sürdürmekte müstesna bir gayret gösterdikleri bilinmektedir. Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının, bulundukları ülkelerdeki haklarının daha fazla korunması için çaba sarf edilerek, gerek o ülkelerde gerekse Türkiye’de karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

 

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının sorunlarının araştırılarak sorunlarının çözümü için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98. İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

 

                              

Ali Rıza GÜLÇİÇEK

İstanbul Milletvekili

 ve 20 Arkadaşı

 

Ali Rıza GÜLÇİÇEK             Abdulkadir ATEŞ

İstanbul Mv.                                        Gaziantep Mv.

Algan HACALOĞLU             Yüksel ÇORBACIOĞLU

İstanbul Mv.                                        Artvin Mv.

Berhan ŞİMŞEK                                 Şevket ARZ

İstanbul Mv.                                        Trabzon Mv.

V.Haşim ORAL                                  Harun AKIN

Denizli Mv                               Zonguldak Mv.

Cevdet SELVİ                        Mehmet SEVİGEN

Eskişehir Mv.                                      İstanbul Mv.

Eşref ERDEM                                     İdris Sami TANDOĞDU

Ankara Mv.                                        Ordu Mv.

İzzet ÇETİN                                       V.Sinan YERLİKAYA

Kocaeli Mv.                                        Tunceli Mv.

Hasan Fehmi GÜNEŞ             Hasan GÜYÜLDAR

İstanbul Mv.                                        Tunceli Mv.

Ersoy BULUT                                     Oğuz OYAN

Mersin Mv.                                         İzmir Mv.

Halil TİRYAKİ

Kırıkkale Mv.

 

GEREKÇE

 

Sanayileşme sonrasını yaşayan ve yüksek teknolojinin egemen olduğu sahalarda istihdam edecek eleman bulmakta güçlük çeken ülkeler, çözüm olarak yabancı işgücü alımına yönelmiştir. Bu kapsamda, Türkiye’den yabancı ülkelere yönelik çalışma amaçlı göç hareketi 1960′lı yılların ilk yarısında başlamış ve çoğunluğu Batı Avrupa ülkelerinde olmak üzere yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısı bugün 3.5 milyona ulaşmıştır. Bununla beraber, yabancı ülke vatandaşlıklarına geçenler ve onların çocukları ile yurtdışındaki Türk varlığı 5 milyonu bulmuştur. Ancak geçmiş hükümetler döneminde Avrupa Birliğine giriş sürecinde pazarlık konusu yapılabilen her bakımdan önemli ve büyük bu potansiyelin bugüne kadar geçen 40 yıllık süre zarfında bulundukları ülkelerde çalışma ve toplumsal yaşamda karşılaştıkları ve hukuki statülerine ilişkin birçok sorunları bulunmaktadır.

 

Eğitim: Yurtdışında yaşayan Türk varlığında eğitim alma yaşında olan çocuk ve gençlerin sayısı göz ardı edilemeyecek düzeydedir. Sayısal veriler ise bu grubun özellikle ana dillerinde ve yüksek öğrenimde hala yeterli oranda yer almadıklarını göstermektedir. Yabancı dilde öğrenme güçlüğü çeken Türk çocukları arasında pedagojik yardıma gereksinme gittikçe artmaktadır.

 

Çifte vatandaşlık: Vatandaşlarımıza yaşadıkları ülkede eşit haklara kavuşmalarını sağlamak üzere “çifte vatandaşlık hakkı ” verilmesi girişimini bazı ülkeler kabul etmemekte veya yabancılar hukukunu kısıtlayıcı bir anlayışla uygulamaktadır. Sonuçta vatandaşlarımız yaşadıkları ülkelerde birçok alanda ciddi güçlüklerle karşılaşmaktadırlar.

 

Seçme ve seçilme hakkı: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız ülkemizde yapılan seçimlerde oy kullanma sorumluluğunu kolaylıkla yerine getirememekte sadece genel seçim döneminde sınır kapılarında bu hakkını belirli sayıda vatandaşımız kullanabilmektedir. Vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkede oy kullanabilme olanağı sağlanmalıdır.

 

Emeklilik: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın emeklilik yaşlarındaki farklılıklar ve işsizlik sigortası gibi bulundukları ülkelerde sosyal güvenlik haklarına ilişkin mevzuat ile ülkemiz mevzuatının uyumsuzluğu özellikle vatandaşlarımızın yurda dönüşlerinde büyük sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır.

 

İşsizlik: Sanayileşmiş Avrupa ülkelerinde hızlı bir otomasyona geçiş süreci herhangi bir mesleki niteliği olmayan “düz işçileri ” işsiz bırakırken, pek çok ülkede ikamet iznine ilişkin mevzuatın yanı sıra istihdama girişte de kısıtlayıcı uygulamaların olması işsizliği artırmaktadır. İşsizlikten en çok etkilenenlerin başında ise Türk işçileri gelmektedir.

 

Vize uygulaması: Yurtdışında yaşayan ve çifte vatandaşlık hakkını elde etmiş olan Türk vatandaşları serbest dolaşım hakkı kapsamında vize almadan seyahat ederken, yalnız Türk vatandaşı olanlar çeşitli amaçlarla farklı ülkelere seyahatlerinde vize almak için ağır koşullara maruz kalmaktadırlar.

 

Yurda girişte yaşanan sorunlar: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız özellikle uzun tatil dönemlerinde ülkemize seyahat ettikleri güzergahta yer alan ülke gümrüklerinde uygun olmayan yaklaşımlara ve uzun süreli bekleyişlere maruz kalmakta hatta soygun olayları yaşamaktadırlar. Ülkemize girişlerinde gümrük personeli ve teknik açıdan ve ayrıca anlayış ve yaklaşım yönünden de sorunlar yaşamaktadırlar.

 

Ekonomik gücün değerlendirilememesi: Yurtdışına göçün ilk yıllarında vatandaşlarımız bir gün ülkeye geri dönüş amacıyla yatırımlarını daha çok Türkiye’de yaparken, yabancı ülkelerin yeni işyerlerinin kurulması ve yabancı girişimcilere yönelik projeleri teşvik etmesi gibi 90′lı yıllarda oluşturdukları istihdam politikaları ve işsizlik sürecinin de bir ölçüde kendi işini kurma sonucunu doğurması Türk vatandaşlarını yurtdışında artık uzun süreli kalmaya yöneltmiştir. Çeşitli dönemlerde Türk hükümetlerinin yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın gelirlerini ülke ekonomisine kazandırma çalışmaları yeteri ölçüde gerçekleştirilememiştir.

 

 

 

 

 

İÇİNDEKİLER

 

ARAŞTIRMANIN KONUSU

KOMİSYONUN KURULUŞU

KOMİSYONUN GÖREV VE YETKİLERİ

KOMİSYON ÇALIŞMALARI

 

  1. GİRİŞ

 

2.      2.      YURTDIŞINDAKİ VATANDAŞLARIMIZA HİZMET GÖTÜREN KURUM/ KURULUŞLARCA SUNULAN HİZMETLER, KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 

      2.1 ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

2.1.1 Sunulan Hizmetler

2.1.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

2.2  DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

2.2.1 Sunulan Hizmetler

2.2.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

2.3  İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

2.3.1 Sunulan Hizmetler

2.3.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

      2.4 KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

2.4.1 Sunulan Hizmetler

2.4.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

      2.5 MALİYE BAKANLIĞI

2.5.1 Sunulan Hizmetler

2.5.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.6 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

2.6.1 Sunulan Hizmetler

2.6.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.7  MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

2.7.1 Sunulan Hizmetler

2.7.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.8  DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI

2.8.1 Sunulan Hizmetler

2.8.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.9 GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI

2.9.1 Sunulan Hizmetler

2.9.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

2.10 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI

2.10.1 Sunulan Hizmetler

2.10.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.11 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

2.11.1 Sunulan Hizmetler

2.11.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.12 T.C. MERKEZ BANKASI

2.12.1 Sunulan Hizmetler

2.12.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.13 TRT KURUMU

2.13.1 Sunulan Hizmetler

2.13.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.14 YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU BAŞKANLIĞI

2.14.1 Sunulan Hizmetler

2.14.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

            2.15 TÜRKİYE MÜTAHİTLER BİRLİĞİ

2.15.1 Sunulan Hizmetler

2.15.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

2.16 TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ   

2.16.1 Sunulan Hizmetler

2.16.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

2.17 TUR OPERATÖRLERİ DERNEĞİ

2.17.1 Sunulan Hizmetler

2.17.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

 

 

 

3. KOMİSYONUN YURTDIŞINDA YAPTIĞI ÇALIŞMALAR VE TESPİTLER

 

3.1 Askerlik Hizmetleri

3.2 Çalışma ve Sosyal  Güvenlik

3.3 Din Hizmetleri

3.4 Eğitim

3.5 İşadamları

3.6 Başkonsolosluk Hizmetleri

3.7 Koordinasyon

3.8 Pembe Kart

3.9 Seçme ve Seçilme Hakkı

3.10 Sürücü Belgesi ve Bedelsiz Araba İthali

3.11 Tanıma-Tenfiz

3.12 T.C.Merkez Bankası ve Bankalar

3.13 TRT

3.14 Ulaşım

3.15 Diğer Sorunlar

 

4. NİHAİ DEĞERLENDİRME

 

4.1 Karşılaşılan Sorunlar

4.2 Karşılaşılan Sorunların Çözümüne İlişkin Çözüm Önerileri

4.3 Gerekli Görülen Hukuki Düzenlemeler

 

KAYNAKLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

I. ARAŞTIRMANIN KONUSU

 

            22. Dönem Ordu Milletvekili Eyüp FATSA ve 26 arkadaşı ile İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK ve 20 arkadaşı tarafından “Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlarımızın Sorunları, Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi” Amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince verilen 10/8 ve 10/48 Esas Numaralı Meclis Araştırma Önergeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda birleştirilerek görüşülmüş ve 15.04.2003 tarihli 66.Birleşiminde önergelerde belirtilen hususları araştırmak üzere bir Komisyon kurulması kararlaştırılmıştır.

 

(10/8 ve 10/48) Esas Numaralı Araştırma Önergelerinin gerekçelerinde özetle:

 

            Sanayileşme sonrasında hızlı bir kalkınma sürecine giren Avrupa ülkelerindeki işgücü ihtiyacının karşılanması amacı ile yabancı ülkelerden işçi alınması kararı üzerine Türkiye’den bu ülkelere göç hareketinin başladığı, 1960’lı yılların ilk yarısından itibaren çoğunluğu Batı Avrupa Ülkeleri olmak üzere yurtdışına göç eden vatandaşlarımızın sayısının 3,5 milyona ulaştığı aileleri ile birlikte bu sayının 5 milyonu bulduğu ancak, 40 yıllık süre zarfında T.C. sınırları dışında  Dünyanın pek çok ülkesine dağılmış olan vatandaşlarımızın gerek kendi ülkeleri ile gerekse bulundukları ülkelerle pek çok hukuki, sosyal, kültürel ve ekonomik sorunlar yaşadığı,

 

            Anayasamızın 62 inci maddesinde “Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının aile birliğinin, çocuklarının eğitiminin, kültürel ihtiyaçlarının ve sosyal güvenliklerinin sağlanması, anavatanla bağlarının korunması ve yurda dönüşlerinde yardımcı olunması için gereken tedbirleri alır” hükmünün yer aldığı,

 

İşçisi, işadamı, esnafı, öğrencisi ve aileleri ile birlikte başta Avrupa olmak üzere yabancı ülkelerde büyük bir güç oluşturan vatandaşlarımızın, Eğitim, Kültür, Din, Sosyal Güvenlik, Çifte Vatandaşlık, Siyasi ve Sosyal Haklar, Emeklilik, İşsizlik, Vize Uygulamaları, Askerlik, Ulaşım, Geri Dönüş, Yatırım ve Ekonomik güçlerinin değerlendirilmesi gibi konularda yurtiçinde ve yurtdışında yaşadıkları sorunların tespiti ve bunlara  ilişkin çözüm önerilerinin bir an önce ortaya konularak gerekli tedbirlerin alınması gerektiği ifade edilmektedir.

 

II. KOMİSYONUN KURULUŞU

 

            22. Dönem Ordu Milletvekili Eyüp FATSA ve 26 Arkadaşı ile İstanbul Milletvekili Ali Rıza GÜLÇİÇEK ve 20 arkadaşının Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince verdikleri önergeler konularının ortak olmaları nedeni ile birleştirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 15.04.2003 tarihli 66 ıncı Birleşiminde görüşülmüş ve Genel Kurulun 767 sayılı kararı ile Önergelerde belirtilen hususları araştırmak üzere bir Komisyon kurulması kararlaştırılmıştır.

 

            Genel Kurul kararında ayrıca, Komisyonun 12 kişiden oluşmasına, Komisyonun çalışma süresinin Başkanlık Divanı Seçiminden sonra başlamak üzere 3 ay olmasına ve gerektiğinde Komisyonun Ankara dışında da çalışması kararına yer verilmiştir.

 

            Bu kararı takiben, Genel Kurulun 17.06.2003 Tarihli 94 üncü birleşiminde Komisyon Üye seçimi yapılmıştır. Seçimin sonucunda;

 

Adalet ve Kalkınma Partisinden,

Ahmet YAŞAR                                   Aksaray Milletvekili

Mehmet Zekai ÖZCAN                      Ankara Milletvekili

Mustafa Said YAZICIOĞLU              Ankara Milletvekili

Faruk ANBARCIOĞLU                     Bursa Milletvekili

Mustafa BAŞ                                      İstanbul Milletvekili

Gülseren TOPUZ                                İstanbul Milletvekili

Avni DOĞAN                                     Kahramanmaraş Milletvekili

Muharrem CANDAN                         Konya Milletvekili

 

Cumhuriyet Halk Partisinden,

Ali Rıza GÜLÇİÇEK                          İstanbul Milletvekili

Memduh HACIOĞLU            İstanbul Milletvekili

Onur ÖYMEN                                    İstanbul Milletvekili

Muharrem KILIÇ                                Malatya Milletvekili

 

Komisyon Üyesi olarak seçilmişlerdir.

           

            Komisyon aynı tarihli ilk toplantısını en yaşlı üye sıfatıyla İstanbul Milletvekili Sayın Ali Rıza GÜLÇİÇEK başkanlığında yapmış, Başkanlık Divanı seçiminin yapıldığı bu toplantıya 8 üye katılmış, yapılan gizli oylamada Komisyon Başkanlığına İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa BAŞ, Başkan Vekilliğine Ankara Milletvekili Sayın Mustafa Said YAZICIOĞLU, Komisyon Sözcülüğüne Konya Milletvekili Sayın Muharrem CANDAN, Katip Üyeliğine Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni DOĞAN seçilmiş ve bunlara ilişkin 17.06.2003 tarih 774 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı da 20 Haziran 2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır.

           

III. KOMİSYONUN GÖREV, YETKİ VE SÜRESİ

 

17.06.2003 tarihinde çalışmalarına başlayan Komisyon Anayasanın 98 inci Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105 inci maddeleri ile diğer hükümleri çerçevesinde görev yapmıştır.

 

Komisyon, 03.07.2003 tarihli toplantısında;

 

Kurulmasına mesnet teşkil eden yurtdışındaki vatandaşlarımızın sorunlarının çözümü ile ilgili çalışmaların eksiksiz yerine getirilmesi için Yurtiçinde yürüttüğü çalışmaların yanı sıra yurtdışında da vatandaşlarımızın yoğun olduğu ülkelerde ki dernek, vakıf, federasyon ve kuruluşlarla yerinde görüşmeler yapmak üzere T.B.M.M. Genel Kurulundan talepte bulunmayı kararlaştırmıştır.

 

Komisyonumuzun bu talebi Başkanlık Divanının 31.07.2003 tarihli toplantısında görüşülerek kabul edilmiştir. Söz konusu kararda; “ilgili İçtüzük hükümlerinin yurtiçi araştırmayı kapsamasına rağmen, konunun gereği ve özelliği nedeniyle istemin karşılanmasına, ancak gidilecek ülkelerle, gidecek komisyon üyelerinin sayıları ve inceleme süresinin öncelikle T.B.M.M. Başkanlığınca tespit edilmesi kaydıyla Genel Kurulun onayına sunulmasına karar verilmiştir “ denilmektedir.

 

Başkanlık Divanı kararı, Genel Kurulun 14.10.2003 tarihli 6. Birleşiminde okunmuş ve 367 sayılı kararla kabul edilmiştir.

 

Komisyon; yurtiçinde yaptığı çalışmaları tamamladıktan sonra T.B.M.M. Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli 6. Bileşiminde kabul edilen 367 Sayılı Kararına istinaden; Vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları ülkelerde inceleme ve temaslarda bulunmak üzere; 3 ayrı grup halinde çalışmalarını sürdürmeyi uygun görmüş ve 7.10.2003 tarihli toplantısında bunu kararlaştırmıştır.

 

I. Grup                       31.10.2003 – 7.11.2003

Almanya (Berlin, Hamburg), Danimarka (Kopenhag), İsveç     (Stockholm)                                        

 

Avni DOĞAN                       Kahramanmaraş Mv.  Grup Başkanı

Muharrem CANDAN           Konya Mv.                            Üye

Memduh HACIOĞLU,         İstanbul Mv.                          Üye    

 

II. Grup                      31.10.2003 – 8.11.2003

Almanya (Köln, Stutgart, Münih), Avusturya (Viyana, Salzburg), İsviçre (Zürih)                     

                                  

                                   Mustafa BAŞ                        İstanbul Mv.              Grup   Başkanı                                  Ahmet YAŞAR                      Aksaray Mv.                         Üye

                                   Ali Rıza GÜLÇİÇEK            İstanbul Mv.                          Üye                

III. Grup                     1.11.2003 – 8.11.2003

İngiltere (Londra), Hollanda (Rotterdam), Belçika (Brüksel), Fransa (Lyon, Paris)

 

                                   Mustafa Said YAZICIOĞLU  Ankara Mv.                Grup Başkanı                                Faruk AMBARCIOĞLU          Bursa Mv.                        Üye                                        Mehmet Zekai ÖZCAN             Ankara Mv.               Üye

                                   Muharrem KILIÇ                      Malatya Mv.                    Üye

 

            Heyetin yukarıda yer alan çalışma programı Genel Kurulun 4 Kasım 2003 tarihli 13. Bileşiminde okunarak kabul edilmiştir. Daha sonra, Komisyonun CHP’li üyeleri Memduh HOCAOĞLU, Ali Rıza GÜLÇİÇEK ve Muharrem KILIÇ yurtdışı çalışmalarına katılamayacaklarını bu nedenle programda yer alamayacaklarını bildirmişlerdir.

 

Genel Kurul tarafından İçtüzük gereği kendisine verilen süre içerisinde çalışmalarını sonuçlandıramayan Komisyonumuz çalışmalarını tamamlayabilmek için İçtüzüğün 105 inci maddesine dayanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundan  bir aylık ek süre talep edilmesini kararlaştırmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 13.11.2003 tarihli 18 inci Birleşiminde 786 sayılı karar ile Komisyonumuza 17.11.2003 tarihinden başlamak üzere bir aylık ek süre verilmiştir.

 

Komisyonumuza, İçtüzük gereği tanınan çalışma süresi sınırlı olduğundan vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı ABD, Suudi Arabistan, İsrail, Avustralya ve Balkan Ülkeleri ile Türk Cumhuriyetlerinde inceleme yapma imkanı bulunamamış, buralardaki vatandaşlarımızla ilgili özel bir çalışma raporumuzda yer almamıştır.

 

Komisyonumuz, Kamu ve Özel Kuruluş yetkililerinden Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunları ve buna ilişkin çözüm önerileri hakkında brifing almış gerekli bilgi ve belgeyi temin etmiş, yurtdışında incelemelerde bulunmuş, bunun için Meclis Genel Kurulundan 14.10.2003 tarih ve 367 sayılı karar alınmış, araştırmanın sonuçlandırılmasına esas olacak raporunu Anayasal süresi içerisinde hazırlayarak TBMM Başkanlığına arz etmiştir.

 

IV. KOMİSYON ÇALIŞMALARI

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Kararı Gereğince,

 

Başkanlık Divanı seçiminin yapıldığı 17.06.2003 tarihinde çalışmalarına başlayan Komisyon; ilk toplantısında çalışma stratejisini belirlemiş ve bu amaçla;

 

1-     1-     Komisyon görüşmelerinde tam tutanak tutulmasına,

2-     2-     Komisyonumuzu  bilgilendirmek üzere ilgili Kamu ve Özel Kuruluş yetkililerinden brifing alınmasına ve belge istenmesine,

3-     3-     Komisyon raporunun yazılmasında teknik katkıda bulunmak üzere uzman istenmesine,

4-     4-     Gerektiğinde yurtdışında da incelemelerde bulunulmasına,

Karar vermiştir.

 

A. Çalışma Takvimi İçerisinde Yurtiçinde Yapılan Komisyon Toplantıları:

 

17.06.2003 Tarihli 1.Toplantıda

Başkanlık divanı seçimi yapılmış ve çalışma  programı belirlenmiştir.    

 

26.06.2003 Tarihli 2. Toplantıda

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

İçişleri Bakanlığı

Dış Ticaret Müsteşarlığı

Milli Eğitim Bakanlığı

 

01.07.2003 Tarihli 3. Toplantıda

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı

Dış Ticaret Müsteşarlığı

 

03.07.2003 Tarihli 4. Toplantıda

Merkez Bankası

Milli Eğitim Bakanlığı

Dışişleri Bakanlığı

 

08.07.2003 Tarihli 5. Toplantıda

Hazine Müsteşarlığı

Gümrük Müsteşarlığı

Kültür ve Turizm Bakanlığı

Cidde Uluslararası Türk Okulu’ndan Fizik öğretmeni, Türkkan Gülyurdu

 

10.07.2003 Tarihli 6.Toplantıda

Türkiye Müteahhitler Birliği

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanlığı

Eximbank Genel Müdürlüğü

15.07.2003 Tarihli 7. Toplantıda     

Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı

Maliye Bakanlığı

 

17.07.2003 Tarihli 8. Toplantıda

TRT Genel Müdürlüğü

Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü

Türkiye Müteahhitler Birliği

 

22.07.2003 Tarihli 9. Toplantıda

Orta Anadolu İhracatlar Birliği Genel Sekreterliği

Tur Operatörleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı

Bürokratlarından brifing alınmıştır.

 

24.07.2003 Tarihli 10.Toplantıda

Genel bir değerlendirme yapılmıştır.

 

29.07.2003 Tarihli 11. Toplantıda

Milli Savunma Bakanlığı

Bürokratlarından brifing alınmıştır.

 

07.10.2003 Tarihli 12. Toplantıda

Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sinan ÖZBEK’ten bilgi alınmıştır.

 

12.11.2003 Tarihli 13. Toplantıda

Yurtdışında 3 grup halinde yapılan inceleme çalışması değerlendirilmiştir.

 

3.12.2003 Tarihli 14. Toplantıda

Taslak rapor değerlendirilmiştir.

 

16.12.2003 Tarihli 15. Toplantıda

Karar toplantısı yapılmıştır.

 

 

B. Çalışma Takvimi İçerisinde Yurtdışında Yapılan Komisyon Toplantıları:

 

Komisyon 31.10.2003–08.11.2003 tarihleri arasında çalışmalarını, vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları dış ülkelerde gerçekleştirmiştir. Büyükelçiliklerimizce hazırlanan programlar çerçevesinde yürütülen çalışmalar son derece olumlu geçmiş ve vatandaşlarımız tarafından da yoğun bir ilgiyle takip edilmiştir.  Heyet incelemeleri sırasında;

 

·        ·        Dış temsilciliklerimizde görevli bürokratlardan kendi görev alanları dahilinde, bulundukları ülkelerle ilgili karşılaşılan sorunlar hakkında brifing alınmıştır.

·        ·        Yurtdışındaki vatandaşlarımızın oluşturmuş oldukları birlik, dernek, vakıf ve federasyonlarının katılımı ile gerçekleştirilen toplantılar yapılmıştır.

·        ·        İşadamlarımızla temaslarda bulunmuştur.

·        ·        Türk asıllı senatör, milletvekilleri ve meclis üyeleri ile olumlu görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

·        ·        Bazı ülkelerin milletvekilleri, belediye başkanları ve Avrupa Parlamentosu üyeleri ile olumlu görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

·        ·        Bazı ülkelerde Entegrasyon Bakanları ile olumlu görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

·        ·        Yerel yöneticiler ile olumlu görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

·        ·        Yasal imkanlar çerçevesinde hapishane ziyaretleri yapılmıştır.

 

Çalışma süresi içerisinde Komisyonumuz toplam 15 Birleşim yapmış, konu hakkında Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileri ve Akademisyenler başta olmak üzere ilgili Kamu kuruluşlarından toplam 71 kişinin bilgisine başvurmuştur. Komisyon çalışmalarında tam tutanak tutulmuş, raporun yazılmasında yararlanmak üzere ilgili kuruluş ve kişilerden belge ve bilgiler temin edilmiş, bu anlamda 83 adet evrak gelmiş buna karşılık 90 adet evrak Komisyonumuzca gönderilmiştir.

 

            Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Arif SOYTÜRK, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Öğretim Genel Müdürlüğünden Kadir ÇETİN, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler ve Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğünden A. Tunç NALBANTOĞLU, Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı’ndan İlhan APA ve Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığından Dr. Başak KILIÇ TAŞELİ Komisyon çalışmalarında ve rapor yazımında katkıda bulunmak üzere Komisyonumuz süresince görev yapmışlardır.

1. GİRİŞ

 

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren yeniden imar faaliyetleri ve hızlı bir kalkınma sürecine giren Batı Avrupa ülkeleri, işgücü ihtiyacını karşılamak üzere yabancı işçi çalıştırmak yolunu seçmişlerdir. Ülkemizde de 1960 yılından sonra tarım politikasının değişmesi ve artan nüfus, köyden kente büyük bir işgücü göçünü başlatmıştır. Ülkemizde mevcut insan gücünün hepsine istihdam imkanı bulunamaması sonucu, vatandaşlarımız da milletlerarası göç hareketine dahil olmuşlardır.

 

30 Ekim 1961 tarihinde Almanya ile yapılan İşgücü Anlaşması çerçevesinde 1961 yılı sonundan itibaren bu ülkeye gönderilen vatandaşlarımızın bir çoğu, 1967 yılında bu ülkede yaşanan ilk büyük ekonomik kriz nedeniyle Türkiye’ye geri dönmüşlerdir. 1961-1967 evresi olarak adlandırılabilecek bu dönemde yabancı ülkede işçilik olgusu, tamamen geçici ve kısa süreli bir nitelik içermektedir. Vatandaşlarımız bu dönemde ailelerini yanlarına almayı düşünmemiş, kısa zamanda en fazla tasarrufu yapıp yurda dönme arzusu taşımışlardır.

 

1968 yılında ekonomik kriz sonuçlarıyla birlikte aşıldığında Almanya yeniden işgücü açığı problemiyle karşılaşmış ve Türkiye’den işçi alımına tekrar başlamıştır. Daha önce yurda dönmüş olanların da bu ülkeye geri dönerek yeniden çalışmaları mümkün kılınmıştır. Bu dönemde de vatandaşlarımızın yine büyük ölçüde “geçici olma“  özelliklerini korudukları görülmekle birlikte, münferit aile birleştirme uygulamalarına da başlanmıştır. Bunun yanında Almanya’da 1965 yılında yeni bir Yabancılar Kanununun yürürlüğe girmesiyle “misafir işçilerin“ misafirlikten öteye bu ülkede ikametleri de mümkün kılınmıştır. Bu evre, geçicilik ve yerleşiklik  tartışmalarının ilk kez gündeme geldiği, bu arada da işçi alımı yoluyla bu ülkedeki yabancı nüfusun sürekli artış gösterdiği bir dönemdir. Vatandaşlarımız Almanya’nın yanı sıra artık Avusturya, Fransa, Hollanda, İsviçre ve Danimarka gibi Avrupa ülkelerine de gitmeye başlamışlardır. 1973 yılında ortaya çıkan petrol krizi, önce Almanya’nın, daha sonra da diğer yabancı işgücü ihtiyacı duyan Avrupa ülkelerinin Türkiye’den işçi alımını durdurmalarına neden olmuştur. Böylece 1968-1973 arasındaki ikinci evre de tamamlanmıştır.

 

1973 yılında işçi alımı durdurulmuş olmakla birlikte, sanayileşmiş Avrupa ülkelerinde yapısal nedenlerle emek-yoğun işgücüne ihtiyaç duyulduğundan, ülkemizden aile birleştirmesi yoluyla işgücü alımı bu dönemde de devam etmiştir. 1974 yılı sonrası, yine başta Almanya kamuoyunda olmak üzere, yabancıların kalıcı veya geçici oldukları konusunda çok yönlü, ancak çoğu zaman yüzeysel kalmaktan öteye geçmeyen tartışmaların yoğunlaştığı bir dönem olmuştur. Almanya 1983 yılında başta Türkler olmak üzere ülkesindeki yabancıları azaltmak maksadıyla yasal tedbirler alma yoluna gitmiştir. 1983 ve 1984 yıllarında yaklaşık 11 ay kadar yürürlükte kalan “Geri Dönüşü Teşvik Yasası“ ile emeklilik prim iadelerinin peşin ödenmesi ve geri dönüş primi verilmesi suretiyle 120 bini sigortalı işçi olmak üzere 215 bin vatandaşımızın ülkeyi terk etmesi sağlanmıştır. Ancak, bu yolla yabancı sayısının azaltılmasının mümkün olmadığı fikri geçerlik kazanmıştır. Nitekim, Almanya’da 1983 yılında 1,8 milyon civarında olan vatandaşlarımızın sayısı, 1984’ten sonra yine eski artış hızına ulaşmış ve 1983 öncesi rakamını kısa sürede geride bırakmıştır.Böylece 1974-1983 arasındaki üçüncü evre de sonuçlanmış ve herkes tarafından farklı biçimlerde anlaşılan entegrasyon tartışmaları hız kazanmıştır. Henüz sonuçlanmamış olan ve yerleşikliğe geçiş evresi olarak nitelendirilebilecek 1984 sonrası dördüncü evre, halen tüm özellikleriyle yaşanmaya devam etmektedir. Dördüncü evrenin diğer bir özelliği ise, vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerin vatandaşlığına geçmeye başlamalarıdır. Günümüzde 500 bini Almanya’da olmak üzere yaklaşık 1 milyon Türk vatandaşı bulundukları ülke vatandaşlığına geçmiştir. 

 

Eylül 2003 tarihi itibariyle yurtdışında bulunan vatandaşlarımızın sayısı bulundukları ülke vatandaşlığını almış olanlar hariç 3.519.804’dür. Söz konusu vatandaşlarımızın 3.027.067’si B.Avrupa ülkelerinde, 19.800’ü Türk Cumhuriyetlerinde, 109.148’i Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde, 363,789’u diğer ülkelerde yaşamaktadırlar. Halen yılda yaklaşık 100.000 vatandaşımızın çeşitli yollardan yurtdışına gittiği ve yine yılda 60.000 vatandaşımızın Türkiye’ye geri döndüğü bilinmektedir. Tablo 1 Eylül 2003 itibariyle yurtdışındaki vatandaşlarımızla ilgili sayısal bilgileri  vermektedir.

                    

Tablo 1.Yurtdışındaki Vatandaşlarımızla İlgili Sayısal Bilgiler                         

Ülke Adı

Vatandaş Sayısı

İşçi Sayısı

İşsiz Sayısı

Vatandaşlarımız Arasındaki İşsizlik Oranları %

Genel

İşsizlik %

B.AVRUPA

 

 

 

 

 

Almanya

1.924.154

705.542

167.519

23.8

9,4

Fransa

341.728

87.992

24.441

15.0

9,0

Hollanda*

330.709

103.000

9.000

8.0

3,0

Avusturya

130.703

54.440

9.801

15.3

8,3

Belçika

45.866

13.412

7.983

34.46

9,6

İsveç

31.894

5.700

1.200

17,1

 

İngiltere

90.000

35.000

4.500

13,0

5,2

Danimarka

31.978

16.699

3.263

16,7

5,2

İtalya

5.284

2780

 

 

9,0

Finlandiya

1981

659

330

33,0

9,1

İspanya

1289

 

 

 

 

Lüksembourg

287

 

 

 

2,6

İsviçre

79.470

34.076

3.962

11.4

2,8

Norveç

10.915

 

473

7,3

3,6

Liechtenstein

809

339

49

7,80

4,00

TOPLAM

3.027.067

1.059.639

232.521

 

 

TÜRK CUM.

 

 

 

 

 

Azerbaycan

4.500

1.850

 

 

 

Türkmenistan

5.000

4.500

 

 

 

Özbekistan

700

630

 

 

 

Kazakistan

6.000

1.032

 

 

 

Kırgızistan

3.200

543

 

 

 

Tacikistan

400

225

 

 

 

TOPLAM

19.800

8.780

 

 

 

O.DOĞU VE AFRİKA

 

 

 

 

 

S.Arabistan

100.000

95.000

 

 

 

Libya

3.200

2.800

 

 

 

Kuveyt

3.000

2.750

 

 

 

Ürdün

1.600

255

20

 

 

Katar

1348

1.348

 

 

 

TOPLAM

109.148

102.153

 

 

 

DİĞER ÜLKELER

 

 

 

 

 

Rusya Fed.

18.000

 

 

 

9

Beyaz Rusya

154

 

 

 

2,3

Gürcistan

2.300

500

 

 

11,4

Ukrayna

550

296

 

 

3,7

Moldova

1000

500

 

 

6,8

İsrail

22.000

6000

 

 

10,3

Japonya

2424

 

 

 

5,3

ABD

220.000

 

 

5,5

12

Kanada

40.000

 

 

7

7,9

Avustralya

56.261

20.100

3.490

17.3

6,1

Güney Afrika

1.100

 

 

20

 

TOPLAM

363.789

27.396

3.490

 

 

GENEL TOPLAM

3.519.804

1.197.968

236.011

 

 

*Vatandaş sayılarına çifte vatandaş statütüsünde olanlarda dahildir.

 

Halen yurtdışında yaklaşık 800.000 öğrencimiz temel eğitim ve liselerde okumakta, yaklaşık 44.000 öğrencimiz ise yüksek öğrenim görmektedir. Yaklaşık 80.000 vatandaşımız ise işçilikten işveren konumuna gelmiştir. Bu vatandaşlarımız yanlarında yaklaşık 420.000 kişiye istihdam olanağı sağlamaktadırlar. Yıllık ciroları ise 35 milyar Euro‘ya ulaşmıştır.

 

Sonuç olarak, halen dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın sayısı 4,5 milyon civarında olup, bunların birinci nesil dahil, çok büyük bir bölümünün yurda kesin dönmeme konusunda artık kararlarını vermiş oldukları, bu ülkelerdeki Türk nüfusunun bundan böyle artmaya devam edeceği ve yerleşik hale geleceği açıkça görülmektedir.

 

Başlangıçta bir çok ülkede işçi statüsünde bulunup bugün artık o ülkelerde kalıcı unsurlar haline gelen 4,5 milyon civarındaki insanımızın bulundukları ülkeler ve ülkemiz ekonomisine yaptıkları katkılar ile sayılamayacak ölçüde çeşitli sosyal, kültürel ve politik yararların önemi izahtan varestedir. T.C. Merkez Bankası verilerine göre 1961 yılından bu güne kadar vatandaşlarımız tarafından resmi yollarla, yaklaşık 77 milyarı T.C. Merkez Bankasına ve 50 milyarı ise özel  bankalara olmak üzere toplam 127 milyar ABD dolarının havale edildiği bilinen bir gerçektir. Tablo 2 1964-2003 yılları arasındaki işçi gelirlerini vermektedir.

 

Tablo 2. İşçi Gelirleri 1964-2003 (Milyon ABD Doları)

Yıllar

İşçi Gelirleri

Yıllar

İşçi Gelirleri

1964

8.1

1985

1.714

1965

69.8

1986

1.634

1966

115.3

1987

2.021

1967

93.0

1988

1.776

1968

107.30

1989

3.040

1969

140.6

1990

3.246

1970

273.0

1991

2.819

1971

471.4

1992

3.008

1972

740.1

1993

2.919

1973

1,183.2

1994

2.627

1974

1,426.3

1995

1.714

1975

1.312

1996

3.542

1976

982

1997

4.197

1977

982

1998

5.356

1978

983

1999

4.529

1979

1.694

2000

4.560

1980

2.071

2001

2.786

1981

2.490

2002

1.936

1982

2.140

2003*

1.200

1983

1.518

TOPLAM

76.843

1984

1.807

 

 

* 2003 Ocak –Temmuz dönemini kapsamaktadır.          

Yurtdışındaki vatandaşlarımızın T.C. Merkez Bankası’ndan yaklaşık 16 milyar ABD doları tutarında döviz mevduat hesapları bulunmaktadır. Bunlara ek olarak yurtdışında çalışmış ve emekli aylığına hak kazanmış veya bunların Türkiye’de yaşayan dul ve yetimlerine yurtdışından havale edilen aylıkların 5 yıllık tutarı 1 milyar EURO’ya ulaşmıştır.

 

Yurtdışında faaliyet gösteren iş adamlarımızın ülkemize yapmış olduğu yatırımlar giderek çarpıcı boyutlara ulaşmıştır. Bunun yanı sıra AB ülkelerinde yerleşik işadamlarımız ile vatandaşlarımızın oluşturmuş olduğu dernek, birlik, vakıf, federasyon ve benzeri kuruluşlar ülkemizin AB’ne tam üye olma ana misyonu çerçevesinde önemli roller üstlenmişlerdir. Diğer taraftan yurtdışında işçisi, işadamı, profesörü, doktoru ve öğrencisi ile büyük bir güç oluşturan vatandaşlarımızın ülkemizle ilişkilerini sürdürmekte müstesna bir gayret gösterdikleri bilinmektedir.

 

Bu itibarla; yurtdışında çok sayıda vatandaşı bulunan Türkiye Cumhuriyeti, Türk işgücünün yabancı ülkelerde istihdamının başlamasıyla birlikte onların hak ve çıkarlarını korumak üzere gerekli tedbirleri alma yoluna gitmiştir. İşçilerimizin ve aile fertlerinin haklarının Türkiye’nin o ülkelerle yaptığı ikili işgücü ve sosyal güvenlik sözleşmeleri ve bu konulardaki yakın ilişkilerle güvence altına alınması için gayret sarfedilmiştir. Ayrıca, uluslararası sözleşme ve diğer hukuki enstrümanlara da taraf olarak hakların korunması ve geliştirilmesi çabası gösterilmiştir. Vatandaşlarımızın hak ve çıkarları devletimizin güvencesi altında olup, bunların yurtdışında ve yurda döndükten sonra korunması ve daha ileriye götürülmesi devletimizin asli görevlerindendir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 62. maddesi, yurtdışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde ve geri dönüşten sonra haklarının korunması ve geliştirilmesi ile ilgili olarak devlete gerekli tedbirler alma görevi vermiştir. Devletin bünyesinde yurtdışındaki vatandaşlarımızın durumları ve karşılaştıkları sorunları ile ilgili olarak görev yapan çeşitli kurumlar mevcuttur. Bu kurumlar Anayasanın 62. maddesi doğrultusunda ve yasalarla kendilerine verilen görevler gereği, eğitimden kültüre, çalışma ve sosyal güvenlikten din hizmetlerine kadar her konuda gerekli çalışmaları yapmaktadırlar.

 

 

 

 

2.      2.      YURTDIŞINDAKİ VATANDAŞLARIMIZA HİZMET GÖTÜREN KURUM/ KURULUŞLARCA SUNULAN HİZMETLER, KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

 

2.1 ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

 

2.1.1 Sunulan Hizmetler

 

4841 sayılı Çalışma Bakanlığı Kuruluş Kanununun 6. maddesine 08.05.1967 tarihinde 864 sayılı Kanunla eklenen bir maddeyle Bakanlığın yurtdışı teşkilatı kurulmuş, en son şeklini ise 24.07.2003 tarih ve 25178 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4947 sayılı Kanunla almıştır. Bu Kanunla Bakanlığın yurtdışı teşkilatına verilen görevler şunlardır:

 

·        ·        Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının; yurtdışındaki çalışma hayatı ve sosyal güvenlik mevzuatından doğan hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek, çalıştıkları ülkelerde ve yurda dönüşlerinde karşılaştıkları meselelerin çözülmesinde yurtiçi ve yurtdışındaki kuruluşlarla gerekli koordinasyonu sağlamak,

·        ·        Yurtdışı istihdamını takip etmek, yurtdışında Türk işgücünün istihdamı yönünde araştırma ve çalışmalar yapmak, yaptırmak ve istisna akdi ile işgücü anlaşmalarını hazırlamak, bu anlaşmaların yurtdışındaki uygulamasını takip ederek bu konuda politikalar geliştirmek,

·        ·        Bakanlık yurtdışı kadrolarını düzenlemek, yönetmek ve denetlemek, yurtdışı    birimleri vasıtasıyla sosyal güvenlik sözleşmelerinin uygulanmasını takip etmek, uygulamada koordinasyonu sağlamak,

·        ·        Çalışma ve sosyal güvenlik alanlarında faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlarla yazışmaları yapmak ve bu kuruluşlara üye olmaktan doğan işleri yürütmek,

·        ·        Karma ekonomik komisyonlar için Bakanlık görüşlerini belirlemek,

·        ·        Sosyal politika alanında yabancı literatürü ve mevzuatı izlemek ve raporlar hazırlayarak kullanıma sunmak,

·        ·        Kişi ve hak sahiplerinin yabancı ülke mevzuatından doğan sosyal güvenlik haklarının korunması amacıyla, bağlı kuruluş ve bağlı kuruluşların ilgili kuruluşlarınca yapılacak yazışmaların, Bakanlık yurtdışı teşkilâtı aracılığı ile yerine getirileceği ülkeleri tespit etmek,

·        ·        Bakanlık, bağlı kuruluş ve bağlı kuruluşun ilgili kuruluşlarınca yapılacak işlemleri koordine etmek, bunların diğer ülkeler ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla ilişkilerinde koordinasyonu sağlamak, protokol işlerini yürütmek,

·        ·        Yabancı ülkelerle yapılacak sosyal güvenlik sözleşmeleri ve bunların tadili çalışmalarında koordinasyonu sağlamak,

·        ·        Bakanlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak.

 

Bu görevlere istinaden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler ve Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği hizmetler aşağıda verilmiştir:

 

Merkez ve Yurtdışı Teşkilatının Doğrudan Hizmetleri: Vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı ülkelerin pek çoğunda Büyükelçiliklerimiz nezdinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirlikleri ve Başkonsolosluklarımızda da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşelikleri olarak örgütlenmiş bulunan Bakanlık yurtdışı teşkilatı işgücü göçünün başlangıcından itibaren işçilerimize ve daha sonraki yıllarda aile fertlerinin bu ülkelerde ikamet etmeye başlamasıyla tüm vatandaşlarımıza içinde yaşadıkları toplumda karşılaştıkları çalışma hayatı, meslek eğitimi, sosyal güvenlik, sosyal yardımlar, ikamet hukuku ve entegrasyon olarak adlandırılan uyum konularında doğrudan yardımcı olmakta, onların sorunları ile ilgili olarak o mahaldeki resmi makamlarla yakın ilişkiler kurmakta ve bu maksatla gerekli işbirliğinin sağlanması için gayret sarf etmektedir. Son olarak, Rotterdam Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşeliğimizce Hollanda Hükümetinin 118 sayılı ILO sözleşmesine aykırı davranması nedeniyle açılan davada, Hollanda Hükümetince vatandaşlarımıza 300 milyon EURO ödenmesi sağlanmıştır.  Ayrıca, Bakanlığın yurtdışı teşkilatı vasıtasıyla Almanya’da ek bir emekli aylığı olan işletme emekli aylıklarının (Betriebsrente) da ödenmesi sağlanmaktadır.

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirlik ve Ataşeliklerinin, her kesimden ve kuşaktan vatandaşımıza samimi, etkin ve düzenli bir hizmet sunabilmesinin bu vatandaşlarımızın Devletimize olan bağlılıklarının muhafazası ve pekişmesi açısından önemi bilinen bir gerçektir. Maliyeti itibariyle yüksek olan yurtdışındaki Devlet hizmetleri, en ehil personelle ve çok iyi düşünülmüş, hazırlanmış ve uygulamaya konmuş olan hizmet konseptleri ile bir fayda ve kıymet ifade eder hale gelmektedir.  İşte bu amaçla hizmeti, anlayışı ve muhtevasıyla yeniden tanımlamak, kısa ve orta vadede gerçekleştirilecek hizmet gündemini belirlemek planlı, dinamik ve etkin bir faaliyeti başlatmak maksadıyla son iki yıl içerisinde bazı adımlar atılmış ve Bakanlıkça tedbirler alınmıştır. Bu tedbirler özetle aşağıda verilmiştir:

 

Görev Yapılan Ülkelerle İlgili Münferit Siyaset Planlaması: Yeniden tanımlanan görevlerin ve mevcut gelişmelerin ışığında vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerle ilgili olarak Bakanlığın görev sahasına giren konularda etkin bir siyaset planlamasını mümkün kılmak amacıyla münferit siyaset belgeleri, önceliklerimizi ve izlenecek yöntemleri ihtiva eder şekilde hazırlanmıştır.

 

Eylem Planlarının Uygulamaya Sokulması: Yurtdışı birimlerince yürütülmekte olan hizmetleri sistematize etmek, birimlere etkinlik kazandırmak ve geri besleme yöntemiyle ölçülebilir bir hizmet anlayışını yerleştirmek üzere, uygulayıcı personelin  görüşünü de almak suretiyle 6 adet eylem planı Bakanlıkça hazırlanarak 2002 yılı başında yurtdışında uygulamaya konulmuştur. Bu eylem planları ve konuları şunlardır:

 

·        ·        Güleryüz Eylem Planı: Vatandaşlarımıza, onların bulunduğu her zeminde güler yüzlü, samimi ve etkin hizmet sunmak, onlara devletimizin sıcak yaklaşımını hissettirmek ve böylece ülkemizle olan mevcut bağlarını pekiştirme amacı taşımaktadır.

 

·        ·        İleri Haklar Eylem Planı: Bu eylem planı ile bilhassa Avrupa ülkelerinde yaşayan ve çalışan vatandaşlarımızın taraf olduğumuz uluslararası hukuk belgelerinden doğan haklardan daha geniş biçimde istifade etmeleri, bu haklara ulaşmada ortaya çıkan engellerin yargı yolu kullanılması suretiyle bertaraf edilmesi ve bu amaçlarla vatandaşlarımıza yoğun enformasyon ve oryantasyon desteği sunulması amaçlanmıştır.

 

·        ·        Altın Bilezik Eylem Planı: Avrupa ülkelerinde yetişen gençlerimize ve mesleki niteliği bulunmadığı için işsizlik tehlikesine maruz kalan tüm vatandaşlarımıza meslek kazanmalarına yardımcı olmak için aydınlatma ve ilgili kuruluşlarla işbirliği içinde etkin destek temini bu eylem planının  amacı olarak belirlenmiştir.

 

·        ·        Birinci Kuşak Eylem Planı: Bulundukları ülkelerde yaşlanan ve bu ülkelerde ikamet etmeye devam eden vatandaşlarımızın spesifik bazı sorunlarının çözümüne yardımcı olmak ve devletin onlara bilhassa yurtdışında ihtiyacını hissettikleri moral desteği vermek üzere hazırlanan bu eylem planı aynı zamanda diğer planlarla koordineli bir faaliyeti öngörmektedir.

 

·        ·        Dostluk Eylem Planı:  Yurtdışı teşkilatının vatandaşlarımıza etkin hizmet sunması, bulundukları ülke makamları ile düzenli ve verimli işbirliği ile mümkün olmaktadır. Bu eylem planı ile yurtdışı birimlerinin vatandaşlarımızı ilgilendiren tüm resmi kurum ve kuruluşlarla uluslararası münasebetler kuralları çerçevesinde işbirliğine yönelik temaslar geliştirmeleri amaçlanmış bulunmaktadır.

 

·        ·        Paydos Eylem Planı: Öncelikle çeşitli ülkelerde yetişen genç kuşak vatandaşlarımızın boş zamanlarının değerlendirilmesi ile topluma uyumlarına destek olmak, spor faaliyetlerinin bu uyuma katkısı olacağı noktasından hareketle onları bu faaliyetlere teşvik etmek ve başarılı olanlarının Türk sporuna kazandırılmasına katkıda bulunmak amacıyla başlatılan bu eylem planı aynı zamanda yetişkinlerin de sağlık için spor ortamı içinde yaşadıkları toplumla daha uyumlu bir konuma gelmesini amaçlamış bulunmaktadır.

 

Büro Hizmetleri: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirlik ve Ataşeliklerine bizzat veya dilekçeyle müracaat eden vatandaşlarımıza görev alanına giren konularda gerekli hizmet sunulmakta, onlara personel durumunun diplomatik ve konsüler ilişkileri düzenleyen Viyana Sözleşmelerinin ve ikili münasebetlerin çizdiği sınırlar dahilinde gerekli her türlü destek sağlanmaktadır.

 

Hizmetlerin Tanıtılması: Vatandaşlarımıza yurtdışı teşkilatı vasıtasıyla sunulan hizmetlerin yaygınlaştırılması, bu hizmetlerin devamlı surette tanıtılmasından ve mahiyetinin kamuoyuna geniş bir şekilde anlatılmasından geçmektedir. Bu maksatla, 2002 yılı başında Genel Müdürlükçe bastırılan tanıtıcı afişler yurtdışı birimlerine gönderilerek dağıtımı sağlanmıştır. Yine tanıtım ve aydınlatma amacıyla, yurtiçinde ve yurtdışında medyadan imkanların el verdiği ölçüde istifade edilmektedir. Yurtdışındaki hizmetlerin mahiyetini anlatmak suretiyle yurtdışı birimlerine vatandaşlarımızın daha fazla müracaat etmesini sağlamak üzere, TRT-INT kanalı ve TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu ile merkezde ve yurtdışında sürekli bir işbirliği Genel Müdürlükçe sağlanmıştır. Keza, diğer basın ve yayın organlarıyla da tanıtma ve aydınlatma amaçlı yakın işbirliği imkanlarının teminine de yine Genel Müdürlükçe gayret sarfedilmektedir.

 

Yurt-Danış: Türkiye’ye  kesin olarak dönen veya geçici olarak gelen yurtdışında daimi ikameti olan vatandaşlarımıza kendilerini ilgilendiren ülkemiz mevzuatı hakkında bilgi verme, onların sorunlarının çözümüne katkıda bulunma ve bu maksatla yönlendirme amacıyla 2001 yılında Genel Müdürlükte bir büro oluşturulmuştur. “Yurt-Danış” adı verilen bu büronun hizmetleri bastırılan bir afiş vasıtasıyla yurtiçi ve yurtdışında tanıtılmış, medya aracılığıyla da anılan büronun varlığı hizmete hedef olan vatandaşlarımıza duyurulmaya çalışılmıştır. Yurt-Danış bürosu, bu türden hizmette bir ilk teşkil etmektedir.

 

İlgili Ülkelerle Yürütülen İkili İlişkiler:

 

Ortak Çalışma Grupları: Yurtdışında çalışan ve yaşayan vatandaşlarımızın hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi maksadıyla vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerin muhatap kurum ve kuruluşlarıyla karşılıklı anlayış ve işbirliğine dayalı münasebetlerin kurulması fevkalade önem arz etmektedir. İşgücü göçünün başladığı ilk yıllardan bu yana işçilerimize ve daha sonraki yıllarda kendilerine katılan aile fertlerine Devletimizin gösterdiği ilgi ve onların sahipsiz olmadıklarının hissettirilmesi manevi değerinin yanında sorunların somut çözümlerinin bulunması açısından da önem arz etmektedir. Bu çerçevede yurtdışında vatandaşlarımızın bulunduğu ülkelerin yetkili kurum ve kuruluşları ile  çeşitli platformlarda bir araya gelinmesine özen gösterilmektedir.

 

Bu maksatla 1984 yılında ilk kez Bakanlık ile Almanya Çalışma ve Sosyal Düzen Bakanlığı arasında vatandaşlarımızın bu ülkeye intibakları için alınacak müşterek tedbirlerin görüşülüp karara bağlandığı bir “Ortak Çalışma Grubu” (OÇG) oluşturulmuştur. Münavebeli olarak her yıl ülkelerden bir diğerinde yapılan OÇG toplantıları yararlı sonuçlar vermiş, ancak 1992 yılında meydana gelen siyasi bir anlaşmazlık sonucunda 2000 yılının  başına kadar toplantılar durdurulmuştur. O yılın Şubat ayında Berlin’de ve 2001 yılının Eylül ayında Ankara’da yapılan toplantılarla iki Bakanlık arasındaki münasebetler yeniden normale dönmüştür. Gelinen bu sonuçta iki ülke Bakanlarının 2000 ve 2001 yıllarında gerçekleştirdikleri karşılıklı ziyaretlerin de önemli ve olumlu bir rolü olduğu görülmüştür.

 

OÇG ile işletilmeye başlanan iyi ilişkilere dayalı sistemin yaşadıkları ülkelerde vatandaşlarımızın daha güçlü bir konuma gelecekleri varsayımıyla ilave tedbirlerle geliştirilmesi ve yeni işbirliği ortamlarının meydana çıkarılmasına gayret edilmiştir. Almanya ile olan ilişkilerin geçmiş dönemlerde diğer ülkelerle tesis edilmemiş olması ve bunun bir noksanlık olduğu düşüncesiyle Avusturya, Hollanda ve Belçika ile OÇG oluşturulmuş ve Belçika dışında ilk toplantılar gerçekleştirilmiştir. OÇG kurulması için Hollanda ve Belçika ile protokol imzalanması yoluna gidilmiş, bu ülkelerle münasebetleri sadece vatandaşlarımızla ilgili konulara münhasır kılmayarak, Avrupa Birliği’ne adaylığımız sürecinde bu ülkelerle çalışma ve sosyal politikaların uygulanmasına ilişkin konuların ve işbirliklerinin ele alınacağı bir çerçeveye oturtulmuştur.

 

Vatandaşlarımızın çıkarlarını ve sorunlarını ilgilendiren konularda yaşadıkları ülkelerin muhatap kurum ve kuruluşları ile her vesileyle sistemli ve gerektiğinde derhal temaslar kurulmakta, uluslararası kurallar çerçevesinde gerekli müdahaleler yapılmaktadır.  Tüm ilişkilerde Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği sağlanmakta, her durumda gerekli koordinasyonun sağlanmasına özen gösterilmektedir.

 

Göç Çalışma Grubu: Yurtdışında çeşitli ülkelerde yaşayan vatandaşların meseleleriyle çeşitli platformlarda gerekli tüm araçları kullanmak suretiyle ilgilenmekte olan Genel Müdürlük, her yıl yaklaşık altmış bin vatandaşımızın aile birleştirilmesi yoluyla yeni göçmen olarak çeşitli ülkelere gittikleri ve burada muhtelif sorunlarla karşılaştıkları noktasından hareketle Ankara’da ilgili Büyükelçiliklerin yetkililerinin (elçilik müsteşarı, konsolos, müşavir vb.) ve çeşitli kamu kuruluşlarının temsilcileri  (Dışişleri ve İçişleri Bakanlıkları, Kadının Sorunları ve Statüsü Genel Müdürlüğü, Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı) ile akademisyenlerin katılımıyla bir “Göç Çalışma Grubu” kurulmuştur. Göç Çalışma Grubu 2002 yılı içinde belli aralıklarla yaptığı altı toplantıda ilk kez yurtdışına gidecek ve gittiği ülkede sürekli ikamet edecek vatandaşlarımızı ülkemizden ayrılmadan önce yurtdışında karşılaşabileceği sorunlar, imkanlar ve başvuracağı kurumlarla ilgili bilgilerle donatmak amacıyla her ülke için ayrı bir enformasyon broşürü hazırlanmasını kararlaştırmıştır. Örnek broşür hazırlanmış olup, bastırılması için kaynak temini gerekmektedir. Söz konusu broşürlerin pasaport verilen Emniyet Müdürlüklerinde ve ilgili ülkelerin büyükelçiliklerinin/ konsolosluklarının vize bölümlerinde vatandaşlarımıza dağıtılması Genel Müdürlükçe planlanmıştır.

 

Vatandaşlarımızın Çıkarlarının Korunması Maksadıyla Sürdürülen Çok Taraflı Uluslararası İlişkiler: Vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi amacıyla Türkiye öncelikle Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan uluslararası hukuki enstrümanlara taraf olmuştur. Göçmenlerin Hukuki Statüsüne İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi ve Protokolleri ve Avrupa Sosyal Şartı gibi anlaşmalar vasıtasıyla bu hakların güvence altına alınmasına çalışılmıştır.

 

Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, ILO ve konuya ilişkin faaliyeti bulunan diğer tüm kurum ve kuruluşların münferiden veya müştereken tertip ettikleri çalışmalara aktif katılım sağlanmasına gayret edilmektedir. Ancak, aşağıda da değinildiği üzere, bu çalışmalarla ilgili olarak Bakanlıkta katılımda sürekliliği ve böylece aktiviteyi artırıcı düzenlemelere gidilmesinin uygun olacağı açıktır. Ülkemiz bugüne kadar 15 ülke ile ikili Sosyal Güvenlik Anlaşması akdetmiş ve Yüce Meclisimizin onayı ile yürürlüğe koymuştur. Öncelikle çok sayıda vatandaşımızın yaşadığı ve çalıştığı ülkeler başta olmak üzere bugüne kadar 25 ülke ile sözleşme imzalanmış olup, 10 sözleşmenin onay işlemleri ise devam etmektedir. Tablo 3’de yürürlükte bulunan sözleşme ve anlaşmalar verilmektedir.

 

Tablo 3. Yürürlükte Bulunan Sözleşme ve Anlaşmalar (09.06.2003)

Ülke Adı

İmza Tarihi

Yürürlük Tarihi

İngiltere

09.09.1959

01.06.1961

Almanya

30.04.1964

01.11.1965

Hollanda

05.04.1966

01.02.1968

Belçika

04.07.1966

01.05.1968

Avusturya*

12.10.1966

01.10.1969

İsviçre

01.05.1969

01.01.1972

Fransa

20.01.1972

01.08.1973

Libya

13.09.1984

01.09.1985

Danimarka

22.01.1976

01.02.1978

İsveç

30.06.1978

01.05.1981

Norveç

20.07.1978

01.06.1981

KKTC

09.03.1987

01.12.1988

Makedonya

06.07.1998

01.07.2000

Azerbaycan

17.07.1998

09.08.2001

Romanya

06.07.1999

01.03.2003

* Avusturya Sözleşmesi 30.09.1996 tarihinde feshedilmiştir. 28.10.1999′da imzalanan yeni anlaşma 01.12.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

Tablo 4’de TBMM’de uygun bulunmuş ancak henüz yürürlüğe girmemiş sözleşme ve anlaşmalar verilmektedir.

 

Tablo 4.           TBMM’de Uygun Bulunmuş Ancak Henüz Yürürlüğe Girmemiş Sözleşme ve Anlaşmalar (09 Haziran 2003)

Ülke Adı

İmza Tarihi

Yürürlük tarihi

Kanada

19.06.1998

-

Arnavutluk

14.07.1998

-

Gürcistan

11.12.1998

-

Not: 1959 tarihli Türkiye-İngiltere Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin yerine geçmek üzere 20.12.1999 tarihinde imzalanan yeni Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda 04.06.2003 tarihinde kabul edilmiştir.

 

Tablo 5’de TBMM Genel Kurulunda henüz görüşülmemiş sözleşme ve anlaşmalar verilmiştir.

 

Tablo 5.           TBMM Genel Kurulunda Henüz Görüşülmemiş Sözleşme ve Anlaşmalar (09 Haziran 2003)

Ülke Adı

İmza Tarihi

Yürürlük tarihi

Kebek

21.11.2000

-

Bosna-Hersek

27.05.2003

-

 

Tablo 6’da parafe edilmiş ancak henüz imzalanmamış sözleşme ve anlaşmalar verilmektir.

 

Tablo 6.           Parafe Edilmiş Ancak Henüz İmzalanmamış Sözleşme ve Anlaşmalar (09 Haziran 2003)

Ülke Adı

İmza Tarihi

Yürürlük tarihi

Özbekistan

13.11.1998

-

İsrail

14.06.2000

-

Lüksembourg

07.07.2000

-

Hırvatistan

16.03.2001

-

Çek Cumhuriyeti

28.06.2001

-

 

 

Bu sözleşmelerle sağlanan genel haklar şunlardır:

 

·        ·        Sözleşmemiz bulunan ülkelerde halen 215.374 vatandaşımıza aylık ödenmektedir. (Bu aylıklara, Almanya’nın çeşitli eyalet sigorta kurumlarından tek taraflı olarak bağlanan aylıklar dahil değildir.)

·        ·        Buna karşılık ikili sözleşmelere göre, ülkemizden 77.000 kişiye aylık tahsis edilmiştir.

·        ·        İkili sözleşmeye göre sadece Almanya’dan bağlanan 190.000 aylıktan 41.000 adedi Sosyal Sigortalar Kurumu aracılığı ile Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımıza havale edilmektedir. Havale edilen bu meblağ 2002 yılında 39.500.000 EURO tutmuştur. Türk Lirası karşılığı ise 55.5 trilyon olmuştur. Buna karşılık 2002 yılında SSK tarafından bağlanan 77.000 aylıktan yurtdışında tüm ülkelere transfer edilen 843 aylığın tutarı yalnızca 657 milyar Türk Lirasıdır.

·        ·        15 ülkeden yalnızca 8 ülke ile akdedilmiş olan ikili sözleşmelerde hastalık sigortası kapsama alınmıştır.

 

  İkili sözleşmelerin eki İdari Anlaşmalar kapsamında taraflar birbirlerine idari yardım yapmakta ve doğan masrafların bir kısmını karşılıklı olarak fatura edebilmektedir. Sağlık sigortası kapsamında yalnızca son 4 yılda (1999/2002 yılları) Sosyal Sigortalar Kurumu 6 ülkeye verdiği hizmet karşılığında 50 trilyon TL almış ve buna karşılık 13 trilyon TL ödemiştir.

 

Bunların dışında yine SSK tarafından verilen aracılık hizmetleri ile 2002 yılında; Almanya’dan 41.000 vatandaşımızın aylıklarının transfer edilerek kendilerine bankalar üzerinden ödenmesinde ve Bulgaristan’dan 28.000 kişinin aylıklarının ödenmesinde yardımcı olunmuştur.

 

Yine sadece Almanya’dan 350.000’den fazla vatandaşımız sigorta primlerinin işçi payını almıştır. Bu uygulama Almanya tarafından tek taraflı olarak yapılmaktadır. Bunlardan 147.000 kişi primlerini ülkemize havale ettirmiştir. Havale işleminde Sosyal Sigortalar Kurumu aracılık etmiştir. 200.000 üzerinde vatandaşımız primlerini Almanya’daki hesaplarına getirtmişler ve bu paranın bir kısmı ile ülkemize dayanıklı tüketim malları getirmişlerdir.

 

İkili Sosyal Güvenlik Sözleşmesine göre talep eden vatandaşlarımızın İsviçre’den işçi ve işveren paylarının tamamı dahil primleri Sosyal Sigortalar Kurumuna havale edilmekte ve sosyal güvenlikleri ülkemizde sağlanmaktadır. Dileyen vatandaşlarımız 3201 Sayılı Borçlanma Kanununa göre İsviçre’de geçen sürelerini borçlanmakta ve havale edilen primlerini tamamen veya kısmen iade olarak almaktadırlar.

 

Uygulamanın başladığı 1983 yılından bu yana toplam 21.600 vatandaşımız primlerini transfer ettirmiş olup,  bu sayede ülkemize toplam 461 milyon EURO havale edilmiştir.

 

 

Uluslararası Kuruluşlarla İlişkiler:

 

Milletlerarası Çalışma Teşkilatı (ILO): Türkiye, 1932′den beri üyesi bulunduğu Milletlerarası Çalışma Teşkilatı ‘nın (ILO) sekiz temel sözleşmesine taraf olmuştur. Bunların dışında bugüne kadar onayladığımız sözleşme sayısı 32′dir. Ülkemizin ILO faaliyetleri ile ilgili koordinasyon görevi Genel Müdürlüğe tevdi edilmiştir. Cenevre’deki Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliği‘nde bir Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşaviri görev yapmaktadır. Her Haziran ayında Cenevre’de tertip edilen ve Bakanlığın da Bakan ve Müsteşar seviyesinde temsil edildiği Milletlerarası Çalışma Konferansı ‘na hükümet, işçi ve işveren olarak geniş bir heyetle iştirak edilmekte, ayrıca ILO’nun sair toplantılarına da hazırlıklı ve söz konusu üçlü sisteme uymak kaydıyla gerektiği gibi katılınmaktadır. Yine, ILO’nun Ankara’daki Temsilciliği ile yakın temas içinde olunmakta, Bakanlığın bu kuruluşla olan ilişkilerinin tüm koordinasyonu ve yazışmaları Genel Müdürlükçe gerçekleştirilmektedir.

 

Avrupa Konseyi (AK) : Avrupa Konseyi ‘nin çalışma ve sosyal güvenlik konularındaki tüm faaliyetleri de yine ilgili Bakanlık birimlerinin iştirakiyle Genel Müdürlükçe yürütülmektedir. Konsey bünyesindeki komite toplantılarına ve konferanslara mümkün olduğunca aktif katılım sağlanması için çaba gösterilmektedir.

 

Avrupa Konseyi ‘nin Bakanlık açısından en önemli belgesi olan Avrupa Sosyal Şartı’nın her düzeydeki faaliyetlerine, Şart’ı onayladığımız 1989 yılından bu yana ilgili kamu kuruluşlarımızla gerekli koordinasyon sağlanmak suretiyle katılım temin edilmektedir. 1961 yılında imza ve onaya açılmış bulunan Avrupa Sosyal Şartı’nın zaman içinde doğan ihtiyaçlara bağlı olarak tadili yoluna gidilmiş olup, 1996 yılında çıkarılan ”Revize Şart” ülkemiz açısından gerçekleştirilmesi zor hükümleri nedeniyle henüz tarafımızdan imzalanmamıştır. Bununla birlikte, AB’ye adaylık sürecinde mevzuatımızın Birlik müktesebatına uyumu çerçevesinde Revize Şartın en azından imzalanması için pek çok engelin ortadan kalkacağı düşünülmektedir.

 

Avrupa Sosyal Şartı ile ilgili Genel Müdürlük faaliyetleri arasında bu yıl içinde gerçekleştirilen ve sonuçları itibariyle faydalı olduğu anlaşılan en önemli çalışma, Avrupa Konseyi ‘ne verilmek üzere hazırlanan Ulusal Raporun, her maddesi için ilgili kamu kurum ve kuruluşları, sosyal taraf1ar ve meslek kuruluşları ile toplantılar tertip etmek suretiyle kaleme alınması olmuştur. Bu da şimdiye kadar hazırlanan raporlara nazaran daha ciddi, düzenli ve ”ulusal” niteliğine uygun bir raporun ortaya çıkmasını mümkün kılmıştır.

 

Avrupa Konseyi ile münasebetlerimizde önümüzdeki dönemde öne çıkacağı anlaşılan bir diğer önemli konu da ”Yedinci Avrupa Göçten Sorumlu Bakanlar Konferansında” (Helsinki, 16-17 Eylül 2002) kararlaştırılan ”Avrupa Göç Gözlem Kurumu” oluşturulmasında aktif rol oynamamız gereğidir. Konseyin bu çerçevedeki çalışmalarına göç alan ve veren bir ülke olan Türkiye’nin faal bir rol üstlenmek suretiyle iştiraki son derece faydalı görülmektedir.

 

Avrupa Birliği (AB) : Brüksel ‘ de AB nezdindeki Türkiye Daimi Temsilciliğinde bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği, Bakanlığın görev alanına giren tüm konularda AB ile olan ilişkileri yürütmektedir. Bu birimin en önemli görevlerinden başlıcalarını, Avrupa Birliği Adalet Divanı ‘nın vatandaşlarımızı ilgilendiren konularda aldığı kararlar ile yine  birlik organlarının bu konulardaki tutum, karar ve uygulamalarını takip etmek gelmektedir. Ülkemizde Bakanlığın görev sahasına giren konularda uygulanan mevzuatın yenilenmesi çalışmalarında bu Müşavirliğin derlediği bilgilerden geniş olarak istifade edilmiştir.

 

Bakanlıkta mevzuatımızın Avrupa Birliği müktesebatına uyumu ve birlik ile olan bazı diğer ilişkiler Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi tarafından yürütülmektedir. Bununla birlikte, gerek vatandaşlarımızın birlik üyesi ülkelerdeki hak ve menfaatlerinin izlenmesi ve korunması, gerekse Genel Müdürlük görev alanına giren konular nedeniyle AB ile olan ilişkilerin yürütülmesinde AB Koordinasyon Dairesi ile ortak çalışılmakta,  Bakanlığın bu hizmetlerinde etkin bir koordinasyona ulaşılmaya çalışılmaktadır.

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler Yurtdışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğü halen 17’si Müşavirlik, 23’ü Ataşelik olmak üzere 17 ülkede 40 birimi ile yurtdışındaki vatandaşlarımıza hizmet vermektedir.

 

 

 

 

 

2.1.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

Sorun 1.          Vatandaşlarımız Arasındaki Yüksek Orandaki İşsizlik ve Meslek Eğitimi İmkanlarından Yeterince Faydalanamama Sorunu

 

Yurtdışındaki işgücümüzün en önemli problemlerinden birisini, belki de en önemlisini işsizlik ve iş piyasasına girmekteki güçlükler oluşturmaktadır. Son verilere göre yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın sayısı yaklaşık 4,5 milyon olup, bu vatandaşlarımızın en yoğun bölümü, yaklaşık 1.925.000′i Almanya’da yaşamaktadır.

 

Almanya’da son verilere göre 705.542 vatandaşımız işçi statüsünde olup, bunlardan 167.519’u işsizdir. 2002 Aralık ayı verilerine göre bu ülkede genel işsizlik oranı % 9,4 iken, vatandaşlarımız arasındaki işsizlik oranı % 23,8 dir. İşsiz vatandaşlarımızın % 90′ından fazlasını ise vasıfsız işçiler oluşturmaktadır.

 

Dünya çapında artan rekabet muvacehesinde makine imalat sanayiinden elektronik sanayiine, tekstil sanayiinden inşaat sektörüne kadar her alanda gitgide artan ölçüde mekanizasyon, otomasyon ve rasyonalizasyona gidilmekte olduğu ve niteliksiz işçiye olan ihtiyaç hızla azalırken, bir meslek öğrenmiş, bundan da öteye belirli bir alanda uzmanlaşmış işçiye duyulan ihtiyacın gittikçe arttığı görülmektedir. Almanya’da 2001 yılı sonu itibarıyla 84.782 gencimiz meslek eğitimi görmektedir. Meslek eğitimi gören Alman gençlerinin oranı yaklaşık % 70 iken, gençlerimiz arasında bu oran % 30′da kalmaktadır. Gençlerimizin Almanya’daki geniş mesleki eğitim olanaklarından yeterince yararlanamadıkları gözlemlenmektedir.

 

Çözüm Önerisi: Gençlerimizin meslek eğitimi olanaklarından yeterince yararlanamadıkları bilinen bir gerçektir. Başkonsolosluklarımız bünyesindeki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşeleri ile Milli Eğitim Ataşeleri koordineli olarak Alman resmi makamlarını (Çalışma Daireleri, Sanayi ve Ticaret Odaları vb.) ziyaret etmeli ve onlarla vatandaşlarımıza yönelik toplantılar düzenlemelidirler. Ayrıca görev bölgelerinde dernekler, işçi ve işveren kuruluşları, öğretmenler ve din görevlileri ile vatandaşlarımıza yönelik toplantılar yapılmalıdır. Vatandaşlarımızı bilinçlendirme ve konu hakkında bilgilendirme hususunda toplum lideri olan vatandaşlarımızla ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği sağlanmalıdır. Ayrıca TRT-INT ve basın yoluyla bu toplantıların yoğun vatandaş kitlelerine ulaşması sağlanmalıdır.

 

Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2002 yılında yürürlüğe koyduğu “Altın Bilezik Eylem Planı” desteklenmelidir.

 

Sorun 2.          Batı Avrupa Ülkelerinde Son Yıllarda Artış Eğilimi Gösteren Yabancı Düşmanlığı ve Ayrımcılık Sorunu

 

Batı Avrupa ülkelerinde toplumun bazı kesimlerinde yabancılara karşı mevcut olan ekonomi, tarih, politika, din, eğitim ve diğer nedenlerden kaynaklanan ön yargılar hakimdir. Bu olgudan yararlanan bazı partiler ırkçı ve ayrımcı politikaları körüklemektedir. Sanayileşmiş ve demokratik düzeni benimsemiş Avrupa ülkelerinde, bir ölçüde demokrasinin nimetlerinden de yararlanmak suretiyle temel insan haklarına ve özgürlüklerine karşı ve gün geçtikçe toplumlar için ciddi bir tehdit unsuru olan ırkçılık, dolaylı ve dolaysız ayrımcılık ile bunlardan kaynaklanan şiddet eğilimi büyük ölçüde o ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızı hedef almış bulunmaktadır.

 

Özellikle vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları Almanya’da son yıllarda artış eğilimi gösteren ırkçı şiddet eylemlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımız olmuştur.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki Büyükelçiliklerimiz, Başkonsolosluklarımız ve bünyelerindeki Müşavirlik ve Ataşelikler yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın en önemli sorunlarından biri haline gelmiş olan ırkçılık ve yabancı düşmanlığı faaliyetlerini tespit ederek derhal Dışişleri Bakanlığına bildirmelidirler. Olaylar ve yabancı düşmanlığı faaliyetleri anılan Bakanlıkça değerlendirilerek gerekli görülmesi halinde iki ülke arasındaki görüşmelerde dile getirilmelidir.

 

Sorun 3. Aile Birleştirmesinde Yaş Sınırının Yükseltilmemesi Sorunu

 

Bazı Avrupa ülkeleri aile birleştirmesi kapsamında Avrupa Sosyal Şartı’nda ve Avrupa Birliği Hukukunda belirtilen 21 yaş şartına uymamaktadırlar. Örneğin Almanya Yabancılar Yasası’na göre öngörülen koşulları (8 yıldan beri Almanya’da ikamet etmekte olmak, oturma hakkı veya süresiz oturma izni sahibi olmak, rüşt yaşını doldurmuş olmak, yeterli büyüklükte konut sahibi olmak ve geçimini kendi kazanç veya şahsi maddi olanakları ile sağlamış olmak) yerine getiren yabancılara eş ve bakmakla yükümlü oldukları 16 yaşını doldurmamış çocuklarını vize almak kaydı ile Almanya’ya getirme hakkı tanınmaktadır.

 

Öte yandan, 04.07.1989 tarihinde ülkemizce onaylanan Almanya’nında taraf olduğu Avrupa Sosyal Şartı’nın 19. maddesinin 6. fıkrası, taraf devletlere ülkesinde yerleşmelerine izin verdikleri yabancı işçilerin aile birliğinin sağlanmasını olanakları ölçüsünde kolaylaştırma yükümlülüğünü getirmekte, Sosyal Şartın “Korunan Şahıslar Bakımından Kapsamı” başlıklı ekinde ise ”aile” kavramının en azından eş ve 21 yaşını doldurmamış çocukları kapsadığı belirtilmektedir.

 

Avrupa Birliği Hukukuna göre ise ”aile birliği” kavramına, yabancı uyruklu işçinin eş ve bakmakla yükümlü olduğu 21 yaşını doldurmamış çocukları yanında, geçimlerini sağladığı usul ve füruğuda girmektedir.

 

Ayrıca Hollanda ve Avusturya gibi ülkelerde de benzer sorunlarla karşılaşılmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Aile birleştirilmesinde yaşanılan sorunlar ilgili ülkelerle yapılan ikili görüşmelerde ve her platformda dile getirilmeli ve vatandaşlarımız için Avrupa Sosyal Şartı’nın ve Avrupa Birliği Hukukunun öngördüğü yaş şartının uygulanması talep edilmelidir.

 

Sorun 4.          Avrupa Birliği Hukukundaki Gelişmelerden Vatandaşlarımızın Yeterince Yararlanamaması Sorunu

 

Bilindiği üzere Türkiye ile Avrupa Birliği Ortaklık ilişkilerini düzenleyen temel anlaşmalar 12 Eylül 1963 tarihli Ankara Anlaşması ile 23 Kasım 1970 tarihli Katma Protokol’dür.

 

Gerek Ankara Anlaşması gerek Katma Protokol, AB üyesi ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızı ve aile fertlerini son derece yakından ilgilendiren;

 

  • Türkiye ile AB üyesi ülkeler arasında işgücünün serbest dolaşımının kademeli olarak gerçekleştirilmesini,
  • AB ile Türkiye arasındaki serbest dolaşımın sağlanmasına kadar üye ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın istihdamlarının kolaylaştırılmasını,
  • AB üyesi ülkelerde çalışan vatandaşlarımıza ücret ve diğer çalışma şartları açısından vatandaşlığa dayalı ayrımcı işlem yapılmamasını,
  • AB üyesi ülkelerde çalışan vatandaşlarımızın ve aile fertlerinin sosyal güvenlik haklarının korunmasını,
  • Türkiye ile AB üyesi ülkeler arasında genç işgücü mübadelesinin teşvik edilmesi gibi önemli hükümler içermektedir.

 

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında ortaklık rejiminin uygulanması ve gelişmesini sağlamak üzere kurulmuş olan Ortaklık Konseyi, serbest dolaşımın birinci kademe uygulama esaslarını belirlemek üzere 20.12.1976 tarih ve 2/76 sayılı, ikinci kademe uygulama esaslarını belirlemek üzere 19.09.1980 tarih ve 1/80 sayılı kararlar ile AB üyesi ülkelerin sosyal güvenlik sistemlerinin vatandaşlarımıza ve aile fertlerine uygulanması esaslarını belirlemek üzere de 19.09.1980 tarih ve 3/80 sayılı kararı almıştır.

 

Ortaklık Konseyinin almış olduğu bu kararlar AB üyesi ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları ülke vatandaşları ile eşit haklara sahip olmalarını öngörmesine rağmen, bazı üye ülkelerce maalesef tam olarak uygulanmamakta, bu ülkeler yasalarında anılan hakları dikkate alacak değişiklikleri yapmakta genel olarak isteksiz davranmaktadırlar.

 

            Vatandaşlarımız bu haklarını ancak yargı yoluna başvurarak elde etmektedirler.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki geleceğimiz açısından vatandaşlarımızın haklarının izlenmesi, Avrupa Birliği Adalet Divanının verdiği kararların ilgili ülkenin iç hukukuna yansıtılması vatandaşlarımız açısından büyük önem arzetmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının girişimleri sonucu Almanya ve en son Avusturya’nın vatandaşlarımızın Ortaklık Konseyi kararlarından doğan haklarını kendi yabancılar yasalarının  içerisine almaları sağlanmıştır. Konunun önemi her platformda ve yabancı resmi makamlarla yapılan ikili görüşmelerde dile getirilmeli ve önemi vurgulanmalıdır.Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 2002 yılında uygulamaya konulan “İleri Haklar Eylem Planı” desteklenmelidir.

 

Sorun 5. İkili Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde Karşılaşılan Sorunlar

 

Vatandaşlarımızın ikili sosyal güvenlik sözleşmelerinden kaynaklanan sorunlarının büyük bölümü Bakanlığın çeşitli düzeylerdeki girişimleri ile çözülmektedir. Bu kapsamda, yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın ülkemizde yaşayan çocuklarına çocuk parası ödenmesinde bazı ülkelerin olumsuz tavrından kaynaklanan ciddi bir sorunla karşılaşılmaktadır. Bir kısım ülkeler Türkiye’de yaşayan çocuklar için hiçbir ödemede bulunmazken, Almanya, Fransa, Belçika gibi ülkeler geçinme endeksini gerekçe göstererek ülkemizdeki çocuklar için kendi ülke1erine göre daha düşük baremden ödeme yapmaktadır.

 

Almanya, ülkesinde açılmış bir davaya istinaden ve tek taraflı olarak vatandaşlarımıza sigorta primlerini ve bu primlerin yalnızca yarısı olan işçi payını iade etmektedir. Bu şekilde her türlü sosyal güvenlik hakkı ortadan kalkmaktadır. Vatandaşlarımız iade edilen meblağın cazibesine kapılmakta ve primlerini almaktadır. Bu şekilde bugüne kadar alınan primler nedeniyle yaşlılık, dul ve yetim aylıklarında kayıp miktarı yıllık yaklaşık 2 milyar ABD Doları tutmaktadır. Oysa Almanya’nın vatandaşlarımıza yaptığı bir defalık ödemenin toplamı yalnızca 3 milyar ABD Doları civarındadır.

 

Çözüm Önerisi: Özellikle eski tarihli sözleşmelerin tadili ile ilgili olarak Bakanlıklar arası  görüşmeler bir an önce başlatılmalıdır.

 

Sorun 6.          3201 Sayılı Yasaya Göre Borçlanma Yapan Yurtdışındaki Vatandaşlarımıza Aylık Tahsis Edilebilmesi İçin Hala Kesin Dönüş Şartının Aranması Sorunu

 

Yurtdışında yaşayan ve ülkemize döndüğünde sosyal güvenlik şemsiyesi dışında kalacağı düşünülen vatandaşlarımız öncelikli olmak üzere yurtdışında çalışan tüm vatandaşlarımızın istifade edebilecekleri iki adet Borçlanma Kanunu Yüce Meclisimiz tarafından bugüne kadar kabul edilerek yürürlüğe konmuştur.

 

Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının, yurtdışında geçen sigortaya tabi sürelerini borçlanarak Türk sosyal güvenlik mevzuatına göre değerlendirmelerine 7.6.1978 tarih ve 2147 sayılı Kanun ile imkan sağlanmıştır. 2147 Sayılı Kanunda borçlanma Türk Lirası üzerinden öngörülmüş, ancak o yıllarda ülkemizdeki üç rakamlı yüksek enflasyon oranları ve bu Kanun hakkında Yargıtay tarafından verilmiş kararlar dikkate alınarak 22.05.1985 tarihinde yürürlükten kaldırılarak yerine 3201 sayılı Kanun yürürlüğe konmuştur.

 

Daimi ikametgahını ülkemize nakleden vatandaşlarımız ”Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Çalışma Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında 3201 Sayılı Kanun”a göre yurtdışında geçen süresini borçlanarak değerlendirmekte ve bugünkü mevzuat ve uygulamaya göre dilekçe verdikleri ayı izleyen aydan başlamak üzere hemen aylık almaya başlamaktadırlar.

 

“Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Çalışma Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunlar”dan bugüne kadar 147.000 vatandaşımız istifade etmiştir. Bu Kanunlarla vatandaşlarımıza yalnızca yaşlılık aylığı değil, ölümleri halinde eşlerine dul, çocuklarına yetim aylığı bağlanmaktadır. Hatta evlenmemiş, evlenip boşanmış veya eşi vefat etmiş kız çocuklarına tekrar evlenmedikleri takdirde ömür boyu yetim aylığı bağlanmaktadır. Bu aylıklara ek olarak kendilerine ve aile bireylerine sağlık sigortası sağlanmaktadır.

 

Hazine Müsteşarlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan bir hesaplamaya göre söz konusu Kanun sigortalanan kişi başına 60.000 ABD Dolarlık bir paket oluşturmaktadır. Ancak, bugünkü uygulamaya göre bu paket asgari 7.200 Dolar azami 18.000 Dolar arasında vatandaşlarımızca satın alınmaktadır.

 

Bakanlık 3201 Sayılı Kanunu, sağladığı menfaatler ve doğurduğu olumsuz sonuçlar itibariyle vatandaşlarımız, sigorta kurumları ve genel politika açısından incelemiştir.

 

Vatandaşlarımız açısından:

 

  • Çalışılan ülkede işsiz kalınması halinde; emekli olan kişiler çalışma yaşamından çekilmiştir gerekçesiyle işsizlik parası alamamakta, işe yerleştirme hizmetlerinden istifade edememekte ve Türkiye’deki çocuklarına bazı ülkelerden (Almanya mevzuatının öngördüğü şekilde) ödenen çocuk paraları kesilmektedir.
  • Sosyal yardımlar (kira, yakacak, giyim, öğrenim, v.b.) geliri var gerekçesiyle kısıtlanabilmekte veya iptal edilebilmektedir.
  • İkili Sosyal Güvenlik Sözleşmelerine göre çalışılan ülkeden bağlanan aylık miktarlarında azalma olabilmektedir.
  • Aylıkları asgari geçim standardı veya asgari aylık altında kalanlara Hollanda, Fransa gibi ülkelerden yapılan yardımlar kısmen veya tamamen durdurulabilmektedir.
  • 2147 ve 3201 Sayılı Kanunlara göre bağlanacak aylıkların ikili Sosyal Güvenlik Sözleşmesi imzaladığımız ülkelere bildirilmemesi sorun yaratmaktadır. Hollanda ve Avusturya bu yöndeki taleplerini toplantı tutanaklarına aldırmışlardır. Almanya bu yöndeki talebini toplantılarda dile getirmektedir. Hatta Hollanda geliştirdiği soru formları ile bu konudaki bilgileri vatandaşlarımızdan talep etmeye başlamıştır. Avustralya’daki vatandaşlarımızda bu durumdan etkilenebileceklerdir.

 

Sigorta Kurumları Açısından:

 

  • 60.000 ABD Doları tutarındaki bir paket azami 18.000 ABD Doları ile alınmaktadır.
  • Yaşlılık aylığı koşulunu yerine getiren kişiler borçlanmakta ve hemen aylığa bağlanmaktadır. Ana paranın ortalama 44 ayda aylık olarak iade edildiği bu sistem sigortacılık prensiplerine ve her türlü aktüeryal dengeye aykırıdır.
  • Sağlık sigortası taşınamayacak bir yük oluşturmaktadır.
  • Bu uygulama Türkiye’deki sigortalılar karşısında eşitsizlik yaratmaktadır.
  • Bağlanan aylıklar yalnızca sigortalılara değil vefat halinde eş ve çocuklara (kız çocuklara belli koşullarda ömür boyu) ödenecek, buna ek olarak sağlık sigortası sağlanacaktır.
  • 506 Sayılı Kanunun 63 (B) maddesine göre; yurtdışındaki vatandaşlar lehine eşitsizlik ve Türkiye’deki uygulamanın yargı kanalıyla iptali rizikosu doğmaktadır.

 

Genel Politika Açısından:

 

  • Her türlü borçlanma kurumların aktüeryal dengesini olumsuz etkilemektedir.
  • Çok uzun sure ödenecek aylıklar ve karşılanacak sağlık yardımları kurumları güç durumda bırakacaktır.
  • Avrupa Birliği ile ilişkilerimizdeki gelişmeler dikkate alındığında, AB vatandaşlarının borçlanma talepleriyle karşılaşılabilir ve Kurumlar böyle bir yükü kaldıramayabilirler.
  • Vatandaşlarımız arasında yurtdışındakiler lehine eşitsizlik yaratılmaktadır.
Çözüm Önerisi: Anayasa Mahkemesi 8.5.1985 tarih, 3201 sayılı ”Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun”un 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ”Yurda kesin dönüş yapanlar, kesin dönüş…. ” sözcüklerinin Anayasa’ya aykırı olduğuna dair gerekçeli kararı 25.4.2003 tarihli 25089 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.

 

Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda 3201 sayılı Kanunun 3 maddesi yeniden düzenlenmiş ve 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 59. maddesi olarak yürürlüğe girmiştir. Bu düzenlemenin daha önce borçlanma hakkını kaybetmiş olanlara bir hak getirmemesi, 6. maddesinin A fıkrasında yer alan ve aylık tahsisi için yurda kesin dönüş yapılmasının şart koşulması ile ilgili var olan sorunun devam etmesine neden olmaktadır.

 

Kurumun aktüeryal dengesi de göz önünde bulundurarak mevcut sorunlara çözüm getirilmesi amacıyla konunun Bakanlık tarafından yeniden değerlendirilmesi uygun görülmektedir.

 

Sorun 7. Yurtdışı Kadrolarının Yetersizliği Sorunu

 

190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki 84/8360 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kararıyla Yurtdışı Teşkilatı için 114 adet kadro ihdas edilmiş ve bu kadrolardan 61 adedinin muhtelif tarihlerde iptal edilmesi sonucu 53 kullanılabilir kadro kalmıştır.

 

Kamu kurum ve kuruluşlarının yurtdışı teşkilatlarını düzenleyen ve 189 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 ve 6′ıncı maddelerine göre 13.04.1999 tarihinde çıkarılan 99/12770 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla anılan Bakanlığın yurtdışı birimlerinin bulunduğu misyonlar ve bu birimlerde görev yapacak personel sayısı 53 kadrodan 43 olarak belirlenmiştir. Oysa, yurtdışındaki vatandaşlarımızın özellikle çalışanların sayısı artmakta, coğrafi alanı genişlemekte, nitelikleri, çalışma şartları ve sorunları çok çeşitlenmektedir.

 

Bu nedenlerle, büyük kısmı Avrupa Birliği üyesi ülkelerde olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinde ek uzman eleman istihdamı bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yurtdışındaki vatandaşlarımıza verilen hizmetin verimi ve niteliği açısından anılan Bakanlığın mevcut 53 kadrosunun tam olarak kullandırılması gerekmekte olup, gereği Maliye ve Dışişleri Bakanlığınca yerine getirilmelidir.

 

2.2 DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

 

2.2.1 Sunulan Hizmetler

 

Dışişleri Bakanlığı tarafından yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza sunulan hizmetlerin başında konsolosluk hizmetleri gelmektedir. Bunu, yurtdışında vatandaşlarımız tarafından kurulan derneklere ilişkin destek, teşvik ve yardımlar ile diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte yürütülen hizmetler takip etmektedir.

 

2.2.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

Sorun 1. Vize Uygulamasının Kaldırılmaması Sorunu

 

            Almanya 1980 yılında vatandaşlarımıza vize uygulamaya başlamıştır. Vize uygulaması Almanya’da “oturma izni” olmayan vatandaşlarımızın bu ülkeye girişlerini zorlaştırdığı gibi, aile birliğinin sağlanmasını da engellemektedir. Almanya’nın Türkiye’deki temsilciliklerine yapılan vize başvuruları ise personel azlığı nedeniyle ancak 6-8 haftada karşılanmaktadır. Öte yandan, Yabancılar Yasası Uygulama Yönetmeliği’nde yapılan ve 15.01.1997 tarihinden itibaren yürürlükte olan bir değişiklikle halen Almanya’da yaşamakta olan sayıları 600.000 dolayındaki 16 yaşından küçük Türk vatandaşlarına oturma izni alma zorunluluğu getirilmesi, aynı değişiklikle Almanya’daki vatandaşlarımızın halen Türkiye’de yaşları 16 yaşından küçük çocuklarının ziyaret veya ebeveynlerinin yanında sürekli ikamet amacıyla Almanya’ya gitmek istemeleri halinde vize alma zorunda bırakılmaları yeni birtakım zorlukları da birlikte getirmiştir. Vatandaşlarımız arasında “Bebek Vizesi” diye adlandırılan söz konusu yeni değişiklik insani değerleri zedeleyici ve ayrımcı bir uygulama olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, bu düzenlemede Türkiye’nin Avrupa Birliği Hukukundan doğan özel konumu ve vatandaşlarımızın hakları göz ardı edilmiş bulunmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Sınırların kalktığı bir Avrupa’da kendini Avrupa Birliğine odaklamış olan Türkiye’nin vatandaşlarına vize uygulamasının kalkması gerekmektedir. Bu nedenle konu her platformda ve ikili görüşmelerde dile getirilmelidir.

 

 

Sorun 2.          Vatandaşlarımıza Yabancı Ülkelerde Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmemesi Sorunu

 

Yabancıların, bulundukları ülkelerde gerek genel, gerekse yerel seçimlere katılmalarının, hem içinde yaşadıkları topluma uyumlarını kolaylaştıracağı, hem de kendilerini doğrudan ilgilendiren kararlarda söz sahibi olmalarını sağlayacağı bir gerçektir. Bununla birlikte, AB ülkelerinde yaşayan ve artık yerleşik bir toplum konumuna gelmiş olan yabancılara sadece İsveç, Hollanda ve Danimarka’da yerel seçimler için seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. 21 Aralık 1992 tarihinde Almanya Parlamentosunda onaylanan Maastricht Antlaşmasının öngördüğü üzere, birlik ülkeleri vatandaşlarına Almanya’da mahalli seçimlerde seçme ve seçilme hakkı sağlanması için Almanya Anayasa  değişikliği gerçekleştirilmiştir. Almanya’da sadece 6 ay yaşayan birlik ülkeleri vatandaşları 1995 yılından beri mahalli seçimlere katılabilirken bu ülkede uzun yıllardır yaşayan hatta orada doğmuş ve seçme-seçilme yaşına gelmiş Türk vatandaşlarının yerel seçimlere katılma hakları bulunmamaktadır. Türkiye 1963 yılından bu yana Avrupa Birliğinde ortak üye statüsünde bulunmakta ve Birliğe tam üyelik için çaba harcamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce çıkarılan son uyum yasaları bunun en büyük göstergesidir. Bu nedenle, Almanya’da yaşayan ve artık bu ülkede yerleşik konuma gelmiş Türk vatandaşlarının yerel seçimlere katılmalarının sağlanması için birlik üyesi ülke vatandaşları için yapıldığı gibi Avrupa Konseyi Kararı doğrultusunda gerekli Anayasa değişikliğinin yapılması vatandaşlarımızın en büyük arzularından birisidir.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde seçme ve seçilme haklarını kullanmalarını sağlamak üzere, Türkiye’de mukim yabancılara mütekabiliyet şartına bağlı olarak öncelikle yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı verilmelidir. Ayrıca, Avrupa hukukunun bu konuda sağladığı yeni imkanlar değerlendirilmelidir. Yetkili kuruluşlar Dışişleri ve Adalet Bakanlıklarıdır.

 

 

Sorun 3.          Vatandaşlarımızın Türkiye’deki Seçimlerde Oy Kullanamamaları Sorunu

 

Yapılan Anayasa değişikliği ile yurtdışındaki vatandaşlarımıza Türkiye’deki seçimlere katılma hakkı tanınmıştır. Ancak bu hak hayata geçirilememektedir. Diğer yabancı ülkeler, ülkelerinde yapılan seçimlerde Almanya’daki Başkonsoloslukları bünyesindeki sandıklarda oy kullanabilirken, Türk vatandaşlarının Türk Başkonsolosluklarında kurulacak sandıklarda oy kullanabilmelerine “Toplum Düzenini Bozarsınız” gerekçesi ile Almanya tarafından izin verilmemektedir.

 

Çözüm Önerisi: Almanya’da mevcut bu sorunun temelinde Almanya’nın kamu güvenliğinden ziyade iki ülke arasında çifte vatandaşlığa ilişkin farklı hukuki yapı neden olmaktadır. Bu konunun ancak Alman tarafıyla bir uzlaşıya varılarak çözülebileceğine inanılması nedeniyle, Alman makamlarıyla bir görüşme zemini oluşturmaya yönelik bir çalışma Dışişleri Bakanlığınca başlatılmıştır.

 

Sorun 4. Başkonsolosluk Hizmetleriyle İlgili Sorunlar

 

1960’lı yıllarda geçici işçi olarak Avrupa ülkelerine giden vatandaşlarımıza hizmet vermek üzere başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde kurulan Başkonsolosluklarımızda, zaman içerisinde vatandaşlarımızın bu ülkelerde kalıcı olduklarının anlaşılmasıyla birlikte belirli alanlarda, özellikle düzen ve işleyişleri ile ilgili  çeşitli değişikliklere gidilmiştir. Bunların başında, özellikle vatandaşlık ve nüfus işleri, pasaport, askerlik, noter işlemleri gibi temel hizmetlerde bürokratik işleyişin, teknolojik imkanlar da kullanılmak suretiyle hızlandırılmış olması gelmektedir.

  

Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın en çok şikayet ettikleri hususların başında Başkonsolosluk binaları gelmektedir. Avrupa genelinde, daha ziyade vatandaşlarımızın yaşadıkları bölgelerin yoğunluğu dikkate alınarak kurulan Başkonsolosluklarımızın büyük bölümünün mekan ihtiyacı had safhadadır. Ancak, bütçe imkanlarının yetersizliği arzu edilen değişikliklerin yapılmasını engellemektedir. Diğer taraftan özellikle izin dönemine rastlayan yaz aylarında iş yoğunluğu büyük ölçüde artan Başkonsolosluklarımızda personel sıkıntısı çekilmekte, bu da imkanlar elverdiği ölçüde merkezden takviye yoluyla belirli ölçüde giderilmeye çalışılmaktadır. 

Çözüm Önerisi: Başkonsolosluk hizmetlerinde yaşanan sıkıntıların giderilebilmesi için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Devletimizin hemen hemen tüm birimlerinin ihtisas alanına giren konular olması nedeniyle, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız bakımından konsolosluk işlemleri olarak adlandırılan, esasen  tüm vatandaşlık hizmetlerini birebir kapsayan bu alanda, daha iyi hizmet sunulabilmesi için ilgili bütün Bakanlıkların koordineli bir çalışma içine girmeleri gerekmektedir.

 

Bugün, dünyada yaşanmakta olan globalleşme süreci, Türkiye’nin AB üyeliğine hazırlık çalışmaları ve teknolojik gelişmeler kapsamında Nisan 2003 tarihinde yeni bir konsolosluk konsepti uygulamaya başlanmıştır. Bu konsept çerçevesinde, yurtdışında gerek geçici, gerek sürekli bulunan vatandaşlarımıza yönelik başkonsolosluk himayesinin genişletilmesi ve etkin uygulanması konusunda esaslar belirlenmiş, özellikle vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı Batı Avrupa ülkelerindeki Başkonsolosluklarımızda yabancılara yönelik tanıtım ve reklam çalışmaları, yurtdışındaki Türk toplumunun geleceğine ilişkin ve AB’ne tam üyelik yolundaki çalışmalar ile ilgili ek görevler tevdi edilmiştir.

 

E-Devlet yaklaşımı çerçevesinde uygulamaya konulan önemli projelerden biri de, Başkonsolosluk işlemlerinin kolaylaştırılmasını sağlamaya yönelik olarak hazırlanan Başkonsolosluk Otomasyon Programıdır. Bu program Dışişleri Merkezi ile online olarak çalışan temsilciliklerimizde verilen Başkonsolosluk hizmetlerinde, işlem kabiliyetini artıracaktır. Programın ileride, İçişleri Bakanlığının çeşitli birimleri başta olmak üzere diğer devlet kuruluşlarıyla doğrudan bağlantısı sağlanabildiği takdirde, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın nüfus, askerlik, pasaport ve noter işlemleri daha da kolaylaşacak ve gereksiz zaman kayıpları ortadan kalkacaktır. Bu bağlamda, Başkonsolosluk programının yaygınlaştırılabilmesini teminen bütçe kaynağının artırılmasının gerekli olduğu düşünülmektedir.

 

Sorun 5. Derneklerarası Koordinasyon Eksikliği Sorunu

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız arasında birlik, bütünlük ve dayanışmayı sağlamak ve çıkarlarını örgütlü bir şekilde koruyabilmelerine imkan vermek amacıyla dernekleşmeleri teşvik edilmektedir. Ancak bunun sağlıklı bir şekilde yönlendirilmiş olduğunu söylemek güçtür. Sonuçta, her türlü siyasi görüşü, etnik, inanç, çıkar gruplarını  temsil eden aşırı sayıda dernek türemiştir. Buna özellikle dernek yöneticileri ve ileri gelenlerinin kişisel ve duygusal çatışmaları eklenince, pek çok dernek ortak çıkarlar doğrultusunda faaliyette bulunmak yerine, birbirlerini yıpratma yoluna gitmişlerdir. Bu olumsuz eğilimin durdurulması ve dağınıklığın  giderilebilmesi için 1980’li yıllardan itibaren, belli projeler çerçevesinde derneklerin ciddi sivil toplum kuruluşlarına dönüşmelerini sağlamak için çatı örgütleri altında toplanmaları teşvik edilmeye başlanmıştır. Bu çerçevede 1986 yılından itibaren Avrupa’da, kapsamlı bir çatı örgütü niteliğinde olan, “Avrupa’da Türk Dernekleri Koordinasyon Kurulları” oluşturulmuştur. ABD ve Kanada’da Türk Dernekleri Federasyonu ve Asamblesi, Avustralya’da ise Türk Dernekleri Konseyleri teşkil edilmiştir.

 

            Öte yandan, din amacıyla faaliyet gösteren derneklerin bir bölümü  1985 yılında kurulan “Diyanet İşleri Türk İslam Birliği” (DİTİB)’ne üye olmuşlardır. Bu yapılırken çatı örgütlerinin birleştirici özelliklerinin olmasına, Cumhuriyeti kuran değerlere ve ülke bütünlüğüne saygılı hiçbir dernek ve kuruluşu dışlamamaya özen gösterilmiştir. Yürütülen tüm bu çalışmalara rağmen, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın kurduğu derneklerin gerçekten bir çatı altında toplandıklarını, bulundukları ülkelerde Türkiye’nin çıkarları bir yana, kendi çıkarlarını dahi koruyabilecek etkin sivil toplum kuruluşlarına, baskı araçlarına dönüştüklerini söylemek mümkün değildir. Bu alandaki en temel sorun, geçmiş dönemlerde Türkiye’deki siyasi akımlara kapılarak çok fazla politize olmuş olan dernekleşmenin olumsuz izler bırakan deneyimlerinin, genç kuşakları ve yurtdışında yaşayan Türklerin aydın kesimini bu faaliyetlerden uzaklaştırmış olmasıdır. Bir diğer önemli husus ise, geniş vatandaş kitlelerinin, günlük hayatına bugüne kadar olumlu bir etkisini hissedemediği derneklere ilgi göstermemesidir. Bu husus doğal olarak beraberinde derneklerin mali kaynak bulamama sıkıntısını da getirmektedir.

 

Dernek yönetimlerinde bir türlü yenileşmeye, gençleşmeye gidilememesi üzerinde durulması gereken bir başka önemli noktayı oluşturmaktadır. Dernek yönetimlerindeki kişilerin büyük bölümünü, artık sayıları giderek azalan birinci kuşak vatandaşlarımız oluşturmaktadır. Bu kişilerin büyük bölümünün, muhtemelen eğitim, kültür, inanç ve çevre koşullarına bağlı, zaman içerisinde oluşmuş ve kemikleşmiş yöneticilik anlayışları,  demokratik sistem içerisinde çağdaş bir sivil toplum örgütünü, günün gereksinimlerine yanıt verebilecek şekilde idare edecek çapta olmaktan uzaktır. Bugüne kadar Türkiye’den yönlendirilen yurtdışındaki Türk derneklerinin hemen hemen tamamının yönetimi, yukarıda izah edilen anlayışa sahip birinci kuşak vatandaşlarımıza veya belki ikinci kuşak, ama eski  çizgiyi takip eden kişilere bırakılmış ve bu gidişat da, belki ani bir değişimden çekinilmesi nedeniyle özellikle teşvik edilmiştir. Bu durum, derneklerin temel yapısını oluşturan demokratik niteliğine zarar vermiş, yaşadıkları topluma entegre olmuş daha genç, aydın kesimin bu derneklerin içine bir türlü çekilememesine neden olmuştur. Bugün Almanya’da yaşayan ikinci, üçüncü kuşak  Türk asıllı veya hala vatandaşımız olan gençlerin ağırlıklı bölümü, Türk derneklerine değil, bulundukları ülkelerdeki diğer sivil toplum örgütlerine ilgi duymaktadırlar.

         

Çözüm Önerisi: Derneklerin bugünkü durumuyla son derece dağınık olan yapılarının önüne geçilmesi, en azından başlangıç safhasında güçlü bir maddi destek imkanı sağlanarak çözülebilecektir. Özellikle çatı derneklerinin toparlayıcı bir nitelik alabilmeleri, topluma açılabilmeleri ve kaybolan inandırıcılıklarını yeniden kazanabilmeleri için, derneklerin bulundukları ülkelerde doğan veya çok küçük yaşlardan beri bu ülkelerde eğitim görmüş, dilini konuşan, geçerli bir meslek sahibi, her iki toplum içerisinde de saygın bir konuma gelebilmiş, derneklerin demokratik bir yapıda çalışmasının gerekliliğine gerçekten inanan kişilerin öne çıkmalarıyla mümkün olabilecektir. Böyle bir değişime, başlangıç noktasında maddi ve manevi olarak destek vermek, ancak bu aşamadan sonra da müdahalelerden kaçınmak gerekmektedir.

 

Nitekim, yukarıda arz edildiği biçimde Avrupa’da lobicilik faaliyetlerinde de bulunabilecek türde bir yapılanmaya sahip oluşumların başında, Almanya’da yaşayan Türk toplumunun önde gelen kişi, dernek ve kuruluşları kendi inisiyatifleriyle AB Kopenhag Zirve toplantısında Türkiye’ye müzakere tarihi verilmesi için lobi çalışmasında bulunmak amacıyla başlattıkları “Avrupalı Türkler Platformu” girişimi gelmektedir.

 

İlk toplantısını 19 Ekim 2002 tarihinde Frankfurt’ta yapan Avrupalı Türkler Platformu’nun çok yeni bir oluşum olmakla birlikte, Almanya’daki Türk toplumunun sahip olduğu siyasi gücün de verdiği ivmeyle, başta AB üyeliği konusu olmak üzere ülkemizin çıkarları doğrultusunda faaliyetler gerçekleştirebilecek gerçek bir lobi başlangıcı haline dönüşme potansiyeline sahip olduğu değerlendirilmektedir.

 

Derneklerin bulundukları ülke makamlarının güvenini kazanacak faaliyetler içerisine girmeleri, siyasi partiler ve buralardaki Türk kökenli politikacılarla işbirliği halinde olmaları, o ülkelerdeki diğer güçlü yabancı sivil toplum örgütleri ile iletişim ve gerektiğinde ortaklık içine girmelerinin teşvik edilmesi güçlenmelerine imkan verecektir. Bu konularda Avrupa ülkelerindeki Başkonsolosluklarımızdan kapsamlı bir araştırma yapmalarının istenmesi akla gelen yöntemlerden bir tanesidir.           

 

2.3 İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

 

            2.3.1 Sunulan Hizmetler

 

  • Herhangi bir şekilde Türk vatandaşlığını kaybeden eski vatandaşlarımızın müracaatları halinde 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 8 inci maddesi uyarınca yeniden vatandaşlığımıza alınma işlemleri yürütülmektedir.
  • Türk vatandaşlığını muhafaza ederek yabancı ülke vatandaşlığına geçme izni isteyen kişilere, aranan şartları taşımaları halinde geçme izni verilmektedir.
  • Hükümetimizden izin almadan yabancı devlet vatandaşlığını kazanan ve aynı zamanda Türk vatandaşlığını da korumak isteyen kişilerin, aranan şartları taşımaları halinde kazandıkları ülke vatandaşlığının yanı sıra Türk vatandaşlığını da korumalarına izin verilmektedir. 
  • 403 Sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 20 nci maddesi uyarınca Türk vatandaşlığından çıkma izni işlemleri yapılmakta ve anılan Kanunun 29 uncu maddesine göre “4112 Sayılı Kanunla Saklı Tutulan Hakların Kullanılmasına İlişkin Belge” verilmektedir.
  • Türkiye’de nüfus idarelerince gerçekleştirilen nüfus iş ve işlemleri Türk Medeni Kanununun 37 ve 38 inci maddelerine göre yurtdışında Başkonsolosluklarımızca yürütülmektedir.
  • Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, Türkiye’ye giriş-çıkışlarındaki pasaport işlemleri yürütülmektedir.
  • Yurtdışında bulunan vatandaşlarımızdan Karayolları Trafik Kanununu ihlalleri sonucunda cezalı duruma düşenlerden Trafik Ceza Makbuzu bulunmayanların cezaları tahsil edilmektedir.
  • Yurtdışında bulunan vatandaşlarımızın Türkiye’de bulundukları esnada ihtiyaçları halinde pasaport işlemleri yerine getirilmektedir.
  • Ülkemiz ile yabancı ülkeler arasında yolcu taşımacılığı yapılan deniz hudut kapılarımızda yolcuların kimlik bilgileri kontrol edilmektedir.   

 

2.3.2        2.3.2        Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

Sorun1. Çifte Vatandaşlık ve Pembe Kart Sorunu

 

            Vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları Avusturya, Almanya, Hollanda …vb. gibi ülkeler çifte vatandaşlığı kabul etmemektedir. Bu ülkelerde yaşayan vatandaşlarımız bulundukları ülkenin vatandaşlığını kazanmak için Türk vatandaşlığından zorunlu olarak çıkmak durumundadırlar. 

  

Çifte vatandaşlığı kabul etmeyen ülkelerde yaşayan ve çıkma izni alıp  yeniden vatandaşlığımıza alınan vatandaşlarımız o ülke makamlarınca çifte uyruklu oldukları tespit edildiğinde bulundukları ülkelerde idari ve yasal engellemelerle karşılaşmaktadırlar.

 

Çifte vatandaşlığı tanımadıkları için Almanya dahil bazı Avrupa ülkelerinde Bakanlar Kurulu’nun izniyle Türk vatandaşlığından ayrılan Türklere verilen “Pembe Kart”, Türkiye’de birçok şikayetlere yol açmakta, ülkemiz genelinde yerleşmiş ve kökleşmiş bir uygulama olmaması nedeniyle sorunlar yaratmaktadırlar. Bu uygulama, vatandaşlıktan ayrılan yurttaşlarımızın Türkiye de bir yabancı gibi işlem görmesini önlemek, kazanılmış vatandaşlık haklarını korumak, Türk vatandaşlığını yitirmenin yaratabileceği sakınca ve endişeleri giderebilmek amacıyla 1997 yılında yürürlüğe sokulmuştur. 1995 yılında çıkarılan 4112 sayılı yasa, bu güvencenin çerçevesini oluşturmaktadır. Söz konusu yasa, Türk vatandaşlığından izinli ayrılan kişilere, siyasi haklar dışında Türk vatandaşlığından kaynaklanan tüm kaynakların saklı tutulduğunu ve güvence altında olduğunu kanıtlayan bir belge verilmesini öngörmektedir. Bu belge, “Pembe Kart” olarak adlandırılmaktadır. Kartın yasadaki tarifi, “4112 Sayılı Kanunla Saklı Tutulan Hakların Kullanılmasına İlişkin Belge” dir.

 

            Bu belgeyle, doğumla Türk vatandaşlığını kazanmış olup da, sonradan Bakanlar Kurulu’ndan çıkma izni almak suretiyle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişiler ve bunların kanuni mirasçılarının, Türkiye’de;  ikamet, seyahat, çalışma, yatırım, ticari faaliyet, miras ve taşınır-taşınmaz mal alma gibi konularda Türk vatandaşlarına tanınan haklardan aynen yararlanmaya devam etmeleri hükme bağlanmıştır. Burada ana sorun, işlemlerin görüldüğü resmi dairelerde, özellikle eğitim kurumları, Tapu ve Kadastro Müdürlükleri, Gümrük kapılar ve Merkez Bankası gibi kurumlarda yayınlanan genelgelere rağmen, pembe kart uygulamasının tanınmaması ve pembe kart sahiplerinin karşılaştıkları zorluk ve sıkıntılarının giderilememiş olmasıdır. Pembe kart sahiplerinin siyasi haklardan, bahusus seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması da bu uygulamanın bir başka üzücü boyutudur. Genel anlamda bulundukları ülkelerin uyruğuna geçen Türk yurttaşları bu uygulamayı bugüne kadar içlerine sindirmemişler, kendilerini anavatanlarında ikinci sınıf vatandaş muamelesi görme duygusuna kaptırmaktadırlar.

 

Çözüm Önerisi: Türk vatandaşlığından çıkma izni alan kişilerin tamamının “4112 Sayılı Kanunla Saklı Tutulan Hakların Kullanılmasına İlişkin Belge”den yararlanabilmesi için “Avusturya ve Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımız, vatandaşlıktan çıkma izni işlemleri devam ederken çıkma izni neticelenmeden bulundukları ülkenin vatandaşlığını kazandıklarından, 4112 Sayılı Kanunla Saklı Tutulan Hakların Kullanılmasına İlişkin Belgeden yararlanamamaktadırlar.

 

2000 yılında Alman vatandaşlık mevzuatında yapılan değişiklikle Almanya’da doğan çocuklara doğumla Türk vatandaşlığı verilmekte, 18-23 yaşları arasında Alman vatandaşlığını veya Türk vatandaşlığını seçmek zorunda bırakılmaktadır. Bu durumdaki vatandaşlarımız Alman vatandaşlığını seçtiğinden mevcut yasaya göre 4112 Sayılı Kanunla Saklı Tutulan Hakların Kullanılmasına İlişkin Belge”den yararlanamayacaklardır. Bu nedenle 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 29 uncu maddesinin değiştirilmesine yönelik yasa tasarısı hazırlanarak Türk vatandaşlığından çıkma izni alan, Türk vatandaşlığını doğumla kazanmış olan kişilerin  4112 sayılı Kanunla saklı tutulan haklardan yararlanmasına imkan tanınmıştır. Pembe Kart uygulamasının getirdiği sakıncaları giderecek yeni yasal düzenlemelere gidilmesinin gerekli olduğu düşünülmektedir.

 

Sorun 2.          Başka Ülke Vatandaşlığına Geçen Kişilerin Ölümleri Halinde Karşılaşılan Sorunlar

 

Vatandaşlığımızdan çıkan kişiler, vatandaşlıktan çıkma belgesini teslim aldıkları tarih itibarı ile yabancı muamelesine tabi olduklarından nüfus aile kütüklerine ölümleri işlenmemektedir. Bu kişilerin mirasçıları tarafından açılan miras davalarında ölüm kütüklere işlenmediğinden mirasa ilişkin davalar az da olsa bazı mahkemelerce reddedilmektedir. Bu durum vatandaşlarımızın mağduriyetine yol açmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Vatandaşlığımızdan çıkan ve başka ülke vatandaşlığına geçen kişilerin ölümü halinde vatandaşı olduğu ülke makamlarınca verilen ölüm belgelerinin mahkemelerce veraset davalarında kabul edilmesi ve nüfus idarelerinden ölüm tarihinin belirtildiği nüfus kayıt örneği istenmemesi yolunda, Adalet Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunulmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

 

Sorun 3. Tanıma ve Tenfiz İşlemlerinin Uzun Sürmesi Sorunu

 

            Yurtdışında boşanan vatandaşlarımızın yabancı ülke makamlarından aldıkları boşanma  ilamlarının Türkiye’de tanınması veya tenfizinin zaman alması vatandaşlarımızın şikayetlerine neden olmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Tanıma ve tenfiz müessesesi 2675 Sayılı Kanunun 38-42 nci maddeleri ile düzenlenmiş olup, bu konularda karşılaşılan sorunların ikili anlaşmalarla çözülebileceği düşünülmektedir.

 

Sorun 4. Nüfus İş ve İşlemlerinde Karşılaşılan Sorunlar

 

            Nüfus iş ve işlemleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 37 ve 38 inci maddeleri    uyarınca yurtdışında Başkonsolosluklarımızca yürütülmektedir. Ancak yurtdışındaki temsilciliklerimizde nüfus personeli bulunmadığından bazı tutanak ve formların yanlış düzenlenmesi sırasında hatalar yapılmaktadır. Bu tür bir uygulama vatandaşlarımızın mağduriyetlerine ve zaman içinde yabancı ülke makamlarına  farklı farklı bilgiler verilmesine neden olmakta ve bu husus devletimizin itibarı ile verilen belgelerin sıhhati açısından önem arz etmektedir.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki temsilciliklerimizde İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü personelinin görevlendirilmesi ve  bu amaçla İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda gerekli değişikliğin yapılması, nüfus iş ve işlemlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için önem taşımaktadır.

 

 

 

Sorun 5. Evlilik Dışı Yaşayanların Birlikteliklerinden Doğan Sorunlar

           

            4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 321 inci maddesi “baba ile çocuk arasında tanıma ve babalık hükmü ile soybağı kurulsa bile çocuğun ananın soyadını alması”nı öngördüğünden bu çocuklara babalarının soyadı verilememekte ve babalarının hanesine yazılamamaktadırlar. Oysa yaklaşık 76 yıl yürürlükte kalan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümleri uyarınca tanınan veya babalığına hükmedilen çocuklar babalarının soyadını almakta ve babaları hanesine tescil edilmekte idiler. 1/1/2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun hükümleri nedeniyle vatandaşlar evlilik dışında dünyaya gelen çocuklarını nüfus kütüğüne yazdırmak istememektedirler. Bu durum kayıtsız çocukların sayısını artırmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Evlilik dışı yaşayan kişilerin birlikteliklerinin evlilik akdine dönüştürülmesi ve dünyaya gelen çocukların soy bağlarının belirlenmesi, ayrıca ölmüş oldukları halde aile kütüklerinde sağ olarak görülen kişilerin kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesini sağlamak amacıyla  “Bir Evlenme Akdine Dayanmayan Birleşmelerin Evlilik ve Evlilik Dışında Doğan Çocukların Baba ile Soy Bağı Kurulmasına ve Ölüm Olayı Aile Kütüklerine İşlenmemiş Kişilerin Ölümünün Tesciline İlişkin” kanun tasarısı İçişleri Bakanlığı’nca hazırlanarak Bakanlıkların görüşlerine sunulmuştur.

 

Sorun 6.          Yurtdışındaki Vatandaşlarımızın Hamili Bulundukları Pasaport Sürelerinin Kısa Olması Sorunu

 

Çözüm Önerisi: Umuma mahsus pasaportlar 5682 sayılı Pasaport Kanununun 15 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, Kanunda yazılı istisnalar saklı kalmak kaydı ile; en az 3 ay, en fazla 5 yıl geçerli olmak üzere düzenlenmektedir.

 

Pasaport geçerlilik süresinin 5 yılla sınırlı olmasının yurtdışındaki Başkonsolosluklarımızın işlemlerini artırdığı ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları ülke makamlarından aldıkları çalışma ve/veya ikamet izinlerinin kısa süre ile verilmesine neden olduğu anlaşıldığından, 26.08.2003 tarih ve 28046-153864 sayılı yazı ile Başbakanlığa gönderilen “Pasaport Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” taslağında; umuma mahsus pasaportların 0-18 yaş grubunda olanlar için azami 5 yıl (olabilecek eşkal değişiklikleri dikkate alınarak), 18 yaşından büyükler için azami 10 yıl geçerli olmak üzere düzenlenmesi öngörülmektedir.

 

Sorun 7.          Vatandaşlarımızın Türkiye’ye Giriş-Çıkış İşlemleri Sırasında Hudut Kapılarında Yolcu Yoğunluğu Sebebiyle Beklemeleri

 

Çözüm Önerisi: Birçok AB üyesi ülkede uygulandığı şekilde, vatandaşlarımızın Türkiye’ye giriş-çıkış işlemlerinin daha hızlı yapılması ve pasaport kontrolleri sırasında bekleme süresinin en aza indirilmesi amacıyla; Ankara, Antalya, Muğla, İstanbul ve İzmir Hava Hudut Kapıları ile Edirne-Kapıkule Kara Hudut Kapısındaki mevcut pasaport kontrol bankolarından yeteri kadarının Türk vatandaşları için ayrılarak, vatandaşlarımızın görevliler tarafından güler yüzle bu bankolara yönlendirilmesi ve işlemlerinin yabancılardan ayrı olarak bu bankolardan yapılması Emniyet Genel Müdürlüğünün 11.02.2002 tarih ve 039894 sayılı yazısı ile ilgili Valiliklere bildirildiği Bakanlıkça ifade edilmiştir.

 

Diğer taraftan, özellikle turizm sezonunda deniz hudut kapılarımızda yolcu giriş kontuarlarının önünde uzun kuyrukların oluşmasını önlemek amacıyla; ülkemiz ile yabancı ülkeler arasında yolcu taşımacılığı yapılan deniz hudut kapılarımıza gemiler gelmeden önce, gemilerdeki yolcuların kimlik bilgilerinin gemilerin geleceği hudut kapılarına fakslanması ve hudut kapılarımızda görevli polis makamları tarafından bu manifestolarda bildirilen isimlerin bilgisayarlardan tahdit kaydı bulunup-bulunmadığına dair kontrollerinin yapılması, gemi limana ulaştığında da yolcuların bilgisayar kontrolü yapılmadan sadece pasaport kontrolü yapılarak,  pasaportlarına damga tatbik edilmek suretiyle giriş işlemlerinin süratle yapılması projesi Bakanlıkça hayata geçirilmiştir.

 

Ayrıca, pasaportların Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO-Internatıonal Civil Aviation Organization) standartlarına uygun olarak hudut kapılarında optik okuyucuda okunabilir şekilde yeniden tasarımının sağlanabilmesi, böylece vatandaşlarımızın Türkiye’ye giriş-çıkışlarında bekleme süresinin en aza indirilmesi  ve bunun için pasaportların temdidi ve çocukların refakate kaydedilmesi işlemleri ile müşterek pasaportları düzenleyen Pasaport Kanunu hükümlerinin yürürlükten kaldırılmasını öngören “Pasaport Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı taslağı 26.08.2003 tarih ve 28046-153864 sayılı Bakanlık yazısı ile Başbakanlığa gönderilmiştir.

 

Sorun 8. Türk Sürücü Belgelerinin Tanınmaması Sorunu

 

Belçika’da yaşayan sürücü belgesi sahibi Türk vatandaşlarının sürücü belgeleri bir alt sınıfla değiştirilmekte, Hollanda ve Çek makamları ise Türk sürücü belgelerini kabul etmemekte, orada yaşayan vatandaşlarımızı tekrar sürücü kurslarına yollayıp sürücü belgesi aldırmaktadırlar. Almanya ise bu ülkede yaşayan vatandaşlarımızın sürücü belgelerini 1 yıl içinde değiştirmelerini istemektedir.

 

Çözüm Önerisi: Sorunun ilgili ülkelerle görüşülerek ikili anlaşmalar çerçevesinde çözülebileceği düşünülmektedir. Ayrıca, AB ülkelerindeki “Sürücü Belgesi” standartlarının Türkiye’de uygulamaya konulması gerekmektedir.

 

2.4              2.4              KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

 

2.4.1 Sunulan Hizmetler

 

Yurtdışı Hizmet Birimleri: Kültür ve Turizm Bakanlığı; yurtdışındaki vatandaşlarımızın kültür ve turizm ile ilgili ihtiyaçlarının karşılanması, kültür ve sanat etkinlikleriyle yaşanılan toplumla daha yakın etkileşimde bulunularak iyi ilişkiler kurulması, Türk kültürünün yurtdışında tanıtılması ve Türk imajının olumlu yönde geliştirilmesi ile yurdumuzun kültürel tarihi ve turistik yönlerden tanıtım faaliyet ve hizmetlerini 31 ülkede 34 Kültür ve Tanıtma Müşavir ve Ataşelikleriyle yürütmektedir.

 

Yurtdışı Kültür ve Sanat Etkinlikleri: Kültür ve Turizm Bakanlığınca, gerek yurtdışındaki vatandaşlarımıza gerekse ilgili ülke toplumlarına yönelik her çeşit kültür ve sanat etkinlikleri (sinema günleri, film festivalleri, gösteri ve şenlikler vb.) yıllık olarak planlanmakta ve bir yıl önceden bütçesi yönünden Maliye Bakanlığına bilgi verilmektedir. Aynı zamanda bu etkinlikler için Dışişleri Bakanlığından izin alınmaktadır. Buna karşılık bu tür etkinlikler Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca kontrol altında tutulamamaktadır.Yurtiçi ve yurtdışında pek çok özel kurum ve kuruluş (dernek, vakıf vb.) kendi girişimleriyle bu tür etkinlikleri sürdürebilmektedir.

 

Uluslararası Kitap Fuarlarına Katılım: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın aydınlanmaları, bilgilenmeleri ve gerektiğinde yabancıları da aydınlatabilmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu bakımdan, uluslararası kitap fuarlarına katılım gerek ülkemizin kültürel ürünlerinin, tarihi ve turistik yörelerinin tanıtılması gerekse diğer ülkelerin ülkemiz hakkındaki düşüncelerinin bilinmesi çok gerekli ve yararlı etkinliklerdendir. Dünyanın önde gelen kitap fuarlarına katılıp, ülkemizin her yönden tanıtılması yönündeki çalışmalar Bakanlıkça üzerinde önemle durulan konulardan birisidir.

 

            Çeşitli Dillerdeki Yayınlar: Kültür ve Turizm Bakanlığının kurulmasındaki en önemli amaçlardan birisi ve asli görevinin başta geleni; toplumumuzun kültürünü yurtdışında tanıtmak ve yurtdışındaki vatandaşlarımızın kültürel kimliklerini korumalarına destek olmaktır. Bakanlığın bu hedefine ulaşırken benimsediği en önemli araçlardan birisi ise yabancı dillerde tanıtıcı ve eğitici yayınlar hazırlamak ve hazırlatmaktır. Ancak yabancı dilde Bakanlıkça bastırılan yayın sayısı oldukça sınırlıdır. Söz konusu ihtiyacın giderilmesi büyük önem taşımaktadır.

 

            Araştırmalara Destek  Olmak: Yurtdışındaki Türk toplum yaşamı, tarih ve kültürümüzü her yönüyle tanıtan ya da bu tür etkinliklere katkıda bulunan çalışmalar, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın her yönüyle incelenmeleri ve sorunlarının tespit edilerek çözüm önerileri getirilmesinde büyük önem taşımaktadır. Özellikle bu konuda akademik nitelikteki çalışmalar Yükseköğretim Kurulu’nun görev ve yetki alanına girmektedir. Bu bakımdan yapılan araştırmalara Bakanlıkça gerekli destek verilmesi yolunda çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

 

            Türk Kültür Merkezleri ve Faaliyetleri: Yurtdışında kültür merkezleri kurulması ve yönetilmesi Dışişleri Bakanlığının sorumluluğundadır. Ancak, bu merkezlerin yurtdışındaki vatandaşlarımıza ve ülke vatandaşlarına da sunduğu hizmet ve faaliyetleri Milli Eğitim ve Kültür ve Turizm Bakanlıklarının görev alanına girmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın ve o ülke vatandaşlarının kültür merkezlerinin sunduğu hizmetlerden yeterli düzeyde yararlanabilmeleri için bu üç Bakanlığın yeterli ve etkin bir şekilde işbirliği yapmaları sağlanmalıdır.

 

            Dış Tanıtım Hizmet ve Organizasyonları: Kültür ve Turizm Bakanlığı, ülkemizin kültür ve turizm değerlerinin çok yönlü tanıtımıyla ilgili hizmet ve organizasyonları yürütmek görevini üstlenmiş bulunmaktadır. Bu hizmet ve görevlerin yürütülmesi 31 ülkede 34 Kültür ve Tanıtma Müşavir ve Ataşelikleri aracığıyla yürütülmektedir. Yurtdışında kültür ve turizm büroları açılması bu konuda pazar durumdaki ülkelerin incelenerek değerlendirilmesi sonucunda Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçekleştirilmektedir. Yurtdışı büroları, kapasiteleri büyük olan ve hiç büro bulunmayan ülkelerde öncelikle değerlendirmeye alınarak açılmaktadır.Yurtdışı kültür ve turizm ofislerinde, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın istihdam edilmesi Bakanlığın öncelikli konuları arasında yer almaktadır. Ülkemizin kültür ve turizm değerlerini tanıtmak gibi bir misyon üslenen Kültür ve Turizm Bakanlığı tanıtım konusundaki etkinliklerini kendisine tahsis edilen reklam bütçesini en ekonomik en verimli bir şekilde kullanmak suretiyle gerçekleştirmektedir.

 

            Tur Operatörleri ve Bunların Teşviki: Batı Avrupa ve özellikle Almanya’da faaliyet gösteren Türkiye ağırlıklı çalışan Tur Operatörleri 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu çerçevesinde Kültür ve Turizm Bakanlığınca belgelendirilerek talepte bulunmaları halinde yürürlükteki teşvik mevzuatı doğrultusunda bu teşvik tedbirlerinden yararlandırılmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığınca; ayrıca, Batı Avrupa ve Almanya’da Türkiye’ye tur düzenleyen Tur Operatörlerine reklam ve baskı giderleri (kitap, katalog, basım vb.)ve katkı olmak üzere çeşitli teşvikler uygulanmaktadır.

 

            Denetim Hizmetleri : Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 37. maddesi (A) bendi hükmü gereğince, eğlence sektörü, seyahat hizmetleri, konaklama, yeme-içme tesislerini belgelendirmek ve denetlenerek teşvik edilmesiyle görevli kılınmıştır. Hava taşımacılığı, turizm sektörüne önemli hizmetler vermektedir. Ancak, Kültür ve Turizm Bakanlığının hava ulaşım ve taşımacılığı sektörünü teşvik ve denetim imkanı bulunmamaktadır. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı ilgili Bakanlık, kurum ve kuruluşlarla ortak çalışma yapmaktadır.

 

            Yurtdışındaki Vatandaşlarımızın Tatillerini Ülkemizde Geçirmelerine Yönelik Hizmet ve Faaliyetler: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın, tatillerini ülkemizin tarihi, turistik, kültürel ve doğal güzelliklerini yansıtan yörelerinde aile ve çocuklarıyla birlikte geçirmeleri yönünde çalışmalar sürdürülmektedir. Ayrıca, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Turizm İşletme Belgeleri tesislerde seyahat ve ekonomik koşullarda tatil yapabilme imkanı sektörle yapılan işbirliği ile gerçekleştirilmektedir.

 

            Turizm Sektörü Personel Durum ve Hizmetleri: Kültür ve Turizm Bakanlığı, ülkemizdeki Turizm Eğitim Merkezlerinde; ön büro, servis, kat hizmetleri ve mutfak branşlarında temel eğitim kursları düzenlemek suretiyle turizm sektöründe sektörün gelişmesi de dikkate alınarak lisan bilir kaliteli personel ihtiyacı için çalışmalarını hizmet içi eğitim ve performans ödüllendirme çalışmalarıyla sürdürmektedir. Düzenlenen bu hizmet içi eğitim çalışmaları verilecek hizmetin kalitesinin artmasına da yardımcı olmaktadır.

 

            2.4.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

           

Sorun 1. Yurtdışı Hizmet Birimlerinin Yetersizliği Sorunu  

 

            Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı yurtdışı hizmet birimleri, mali güçlük ve yetersizlik, bu  birimlerin gereken yerlerde açılamaması ayrıca faaliyetteki birimlerin de kadro ve elaman yönünden yetersiz oluşu hizmetin yeterli düzeyde yürütülememesine neden olmaktadır. Hizmetlerin verileceği birimlerin  yer ve mekan yönünden Büyükelçilik, Ataşelik ve Başkonsolosluklar bünyesinde yer alması çalışmaların yürütülmesinde güçlükler yaratmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Kültür ve Turizm Bakanlığı yurtdışı hizmet birimlerinin kuruluş, kadro, ödenek ve yer ihtiyaçları, ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde karşılanmalıdır. Bu konuda yeni politikalar saptanmalı, hızla yeniden yapılanarak çalışmalara etkinlik kazandırılmalı ve bu çalışmalar denetlenmelidir.

           

Sorun 2. Yurtdışı Kültür ve Sanat Etkinliklerinin Yetersizliği Sorunu

           

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca gerek yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza gerekse yaşadıkları ülke toplumuna yönelik her çeşit kültür, sanat ve turizm etkinlikleri yıllık olarak planlandığından ve yapılan etkinlikler için Dışişleri Bakanlığından izin alındığından Bakanlıkça bu etkinliklerin kontrol altında tutulamamasına neden olmaktadır. Ayrıca bu tür etkinlikler programsızlık, davet eden ve edilen kurum ve kuruluşlar arasındaki amaç farklılıkları ve koordinasyon eksiklik ve aksaklıkları nedeniyle amaçları dışına taşmakta bu da vatandaşlarımızı olumsuz yönde etkilemektedir.

 

            Çözüm Önerisi: Kültür ve Turizm Bakanlığınca, gerek yurtdışındaki vatandaşlarımıza gerekse vatandaşlarımızın yaşadığı ülke toplumlarına yönelik her türlü kültür, sanat ve turizm etkinlikleri önceden planlanmalı, özellikle programların kapsam, nitelik ve amaç farklılıkları göz önünde bulundurularak bu konuda ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla gerekli işbirliği sağlanmalıdır. Bu konuda bir iş programı oluşturulmalı, yapılan programlar benimsenerek tanıtılması yolunda çalışmalar yapılmalıdır.

           

            Sorun 3. Yurtdışı Kitap Fuarlarına Katılımının Yetersiz Oluşu Sorunu

 

            Yurtdışındaki vatandaşlarımızın aydınlatılması ve bilgilendirilmesi bakımından da büyük önem taşıyan uluslararası kitap fuarlarına katılım, gerek ülkemizin kültürel değerlerinin tanıtılması gerekse diğer ülkelerin ülkemiz hakkındaki düşüncelerinin neler olduğunun anlaşılması açısından çok yararlı etkinlikler olmasına rağmen bu konudaki çalışmalar yetersiz kalmakta bu fuarlara katılmak isteyenler vize sorunu yaşamaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın aydınlatılıp bilgilendirilmeleri bakımından büyük önem taşıyan uluslararası kitap fuarlarına katılım için gereken tüm önlemler alınmalı bu tür fuarlara katılım mutlaka sağlanmalıdır. Bu konuda Bakanlıkça yeniden yapılanmaya gidilmelidir. Konuyla ilgili etkin faaliyet göstermeyi amaçlayan “Yerinde Kütüphaneler projesi” hayata geçirilmelidir. Bu konuda hizmet vermeye katkıda bulunacak Türk Kültür Merkezleri ve Türk dernek ve kuruluşlarının yer ihtiyaçları giderilmeli, faaliyete geçmeleri sağlanmalıdır.  Ayrıca, katılımcıların vize sorunları mutlaka çözümlenmelidir.

 

Sorun 4.          Yurtdışındaki Vatandaşlarımızın Aydınlatılması Amacıyla Hazırlanan Çeşitli Dillerdeki Yayınların Yetersizliği Sorunu

 

            Yurtdışındaki vatandaşlarımızın kültürel kimliklerini korumalarına destek olmak, toplumunun  kültürünü yurtdışında tanıtmak amacı ile yabancı dillerde basılan yayınlar (kitap, dergi vb.) çok az sayıdadır. Bu konuda  genel bütçeden Bakanlığa ayrılan ödenek de oldukça kısıtlıdır.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın kültürel kimliklerini korumalarına destek olmak, toplumumuzun kültürünü yurtdışında tanıtmak amacıyla yabancı dilde basılan kitap, dergi vb. yayınlar çok sayıda bastırılarak belli bir plan program dahilinde yurtdışında dağıtımı yapılmalıdır. Bu yayınların bastırılıp çoğaltılması için gereken kaynağın sağlanmasında tanıtma fonu ve uluslararası organizasyonlardan yeterince yararlanılmalıdır. Bu konuda gerekli maddi kaynağın bulunması için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yoluna gidilmelidir.

 

Sorun 5.          Türk Kültürü ve Toplum Yaşamını Konu Alan Araştırmalara Yeterince Destek Verilmemesi Sorunu

 

            Yurtdışındaki  Türk toplum yaşamı, tarih ve kültürümüzün her yönüyle tanıtımının yapıldığı çalışmalar ile bu çalışmalara katkıda bulunan etkinliklere özellikle de akademik nitelikteki çalışmaların Yükseköğretim Kurulu’nun görev ve yetki alanına girmesi nedeniyle Bakanlıkça gerekli ve yeterli etkin destek verilememektedir.

 

            Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki Türk toplum yaşamı, tarih ve kültürümüzün her yönüyle tanıtılması amacı ile yapılan tüm araştırma çalışmaları ile bu çalışmalara katkı sağlayan etkinliklere gereken önem ve özen gösterilmeli, bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tanıtma Fonu İdaresi ve yurtdışı temsilciliklerimizle gereken işbirliği sağlanarak çalışmalara gereken destek verilmeli ve özendirilmelidir. Konuyla ilgili akademik nitelikteki araştırma ve çalışmalar Yükseköğretim Kurulu’nun görevleri arasında yer aldığından YÖK’ün yürüttüğü bu görev Bakanlıkça desteklenmeli ayrıca yurtdışındaki vatandaşlarımızla ilgili bu araştırmalar için ayrı bir araştırma birimi kurulmalıdır.

 

Sorun 6.          Yurtdışında Bulunan Türk Kültür Merkezlerinin Hizmet ve Faaliyetlerinin Yetersizliği Sorunu

 

            Yurtdışındaki  vatandaşlarımıza ve ilgili ülke vatandaşlarına yönelik hizmet ve faaliyetlerde bulunan Türk Kültür Merkezleri, kuruluş ve işleyişiyle ilgili yapısal çok başlılık ve karmaşa nedeniyle yeterli ve istenilen düzeyde  hizmet üretememektedir. Özellikle Türkler dışındaki o ülke vatandaşlarına dönük hizmet ve etkinlikler çok sınırlı ve yetersiz kalmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımız ile o ülke vatandaşlarına yönelik hizmet ve faaliyetlerde bulunmak üzere Dışişleri Bakanlığının sorumluluğunda kurulmuş bulunan Türk kültür merkezlerinin oldukça az olan sayıları, ilgili kurum ve kuruluşlarla ilgili işbirliği sağlanarak çoğaltılmalıdır. Bu merkezlerin kadro, ödenek, personel yönünden eksiklikleri giderilmelidir. Bu merkezlerin sadece Türklere değil o ülke vatandaşlarına da ülkemizdeki kültür merkezleri (İngiliz, Fransız, Alman Kültür Merkezleri) türünden hizmetler vermesi (Türkçe öğretilmesi, sanat, kültür ve turizm değerlerimizi ve kültürümüzü tanıtan etkinlikler vb) sağlanmalı, bu çalışmalar Bakanlıkça desteklenmelidir. Ayrıca, yeniden yapılanma suretiyle bu merkezlerin kuruluş ve işleyişiyle ilgili çok başlılık ve karmaşıklığın giderilmesi sağlanmalıdır.

 

Sorun 7.          Ülkemizin Yurtdışında Tanıtımı İle İlgili Organizasyonlarının Yeterli ve Etkin Düzeyde Olmaması Sorunu

 

            Ülkemizin kültür ve turizm değerlerinin çok yönlü tanıtımı ile ilgili hizmet ve organizasyonları yürütme görevini üstlenen Kültür ve Turizm Bakanlığının, yurtdışı teşkilat ve organizasyonu, ödenek ve personel yönünden oldukça yetersiz durumdadır. Bu durum, özellikle büyük turizm pazarlarından yeterince yararlanamamamıza neden olmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Kültür ve Turizm Bakanlığının dış tanıtım hizmet ve organizasyonlarının yürütüldüğü müşavirlik ve  ataşelik kadroları lisan bilir, deneyimli elamanlardan oluşturulmalı, eksiklikler ortadan kaldırılarak kadro, ödenek, personel takviyesine gidilmelidir. Böylece, büyük turizm pazarları olan ülkelerden ülkemize alacağımız pay artmış olacaktır. Ayrıca, tanıtım bürolarında yurtdışındaki genç kuşak vatandaşlarımızdan sözleşmeli personel olarak yararlanma yolundaki devam eden uygulamaya ağırlık verilmelidir.

 

Sorun 8.          Yurtdışındaki Tur Operatörleri ve Bunların Teşviklerinin Yetersizliği Sorunu

 

            Batı Avrupa ile özellikle Almanya’da faaliyet gösteren ve ülkemize çok sayıda turist gelmesini sağlayan Türk tur operatörleri yabancı şirket ve Türkiye’deki seyahat acentelerinin yararlandıkları teşvik tedbirlerinden yeterince yararlanamamaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmadığı için gereken teşvik imkanlarından yararlanamayan Batı Avrupa ve özellikle Almanya’daki Türk tur operatörleri ülkemize çok sayıda turist getirmeleri göz önünde bulundurularak yeterli ve etkin bir biçimde desteklenmeli, baskı giderleri, katalog ve reklam giderleri yönünden teşvik tedbirlerinden yararlandırılmalıdırlar. Gerekli kredi ve teminatın yurtdışındaki Türk bankalarınca sağlanması yolunda politikalar geliştirilmeli, ayrıca yapılacak bir düzenleme ile Tur Operatörü tanımının hukuken yasallaşması sağlanmalıdır.

 
Sorun 9. Denetim Hizmetlerinin Yetersizliği Sorunu

 

2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu gereğince eğlence sektörü, seyahat hizmetleri, konaklama, lokanta vb. tesislerinin belgelendirilerek teşvik edilmesiyle görevli kılınan   Kültür ve Turizm Bakanlığı özellikle hava taşımacılığı ve ulaşımı sektöründe teşvik ve denetim konusunda yetkili olmadığından bu konuda verdiği hizmetler de yetersiz kalmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Kültür ve Turizm Bakanlığı, özellikle hava ulaşımı ve taşımacılığı sektöründe de teşvik ve denetim konusunda ilgili kurum ve kuruluşlarla müşterek işbirliği içinde olmalıdır. Bu suretle verilecek hizmetlere etkinlik kazandırılmalıdır.

 

Sorun 10.        Yurtdışındaki Vatandaşlarımızın Tatillerini Türkiye’de Geçirmelerine Yönelik Hizmet ve Faaliyetlerin Yeterli Olmaması Sorunu 

 

Kültür ve Turizm Bakanlığınca yurtdışındaki vatandaşlarımızın tatillerini ülkemizin tarihi, turistik, kültürel ve doğal güzelliklerini yansıtan yörelerinde geçirmeleri yönünde yapılan çalışmalar yetersiz kalmaktadır. Özellikle, vatandaşların yaşadıkları ülkelerdeki ekonomik durgunluk, işsizlik vb. olumsuz etkenler nedeniyle vatandaşlarımızın tatillerini Türkiye’de geçirmek eğilimleri gittikçe azalmaktadır. Ayrıca bu durum genç kuşakların anavatan ile bağlarının azalması eğilimi de yaratmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Kültür ve Turizm Bakanlığının, yurtdışındaki vatandaşlarımızın, tatillerini ülkemizin tarihi, kültürel, turistik ve doğal güzelliklerini yansıtan yörelerde geçirmeleri yönünde yaptığı çalışmalara etkinlik kazandırılmalıdır. Bu konuda gereken tedbir, teşvik ve özendirici çalışmalara ağırlık verilmelidir. Vatandaşlarımızın tatillerini ülkemizde geçirmelerinin sağlanması amacıyla ülkemizdeki tatil, gençlik ve izcilik kamplarından yararlanma yoluna gidilmelidir.

 

Sorun 11.        Turizm Sektöründe Çalışan Personelin Hizmetlerinin Yetersizliği Sorunu

 

Turizm sektörünün gelişmesi yönünden, turistik tesis işletmecisi, turist rehberi vb. eleman yetiştirmek amacıyla Bakanlıkça açılan kurs, seminer vb. eğitim faaliyetlerinin sayısının yetersiz oluşu lisan bilir kaliteli personel ihtiyacının karşılanması konusunda sorun yaratmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Turizm sektörünün gelişmesi yönünden, turistik tesis işletmecisi, turist rehberi vb. elemanları yetiştirmek amacı ile Bakanlıkça açılan ve sayısı oldukça yetersiz olan hizmet içi eğitim kurs ve seminerlerinin yaygınlaştırılması ve etkin kılınması mevcut bütçe kaynakları dikkate alınarak sağlanmalı, Avrupa Birliği ile işbirliği halinde turistik tesislerindeki personelinin eğitilmesi amacıyla yürütülen “Eğitimcilerin Eğitimi Projesinin” uygulama çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Ülkemiz aleyhinde, dış basında çıkan, yanıltıcı ve bölücü yayınlar ve bunların neden olduğu imaj sorunlarının önüne geçilmelidir.

 

2.5 MALİYE BAKANLIĞI

 

2.5.1 Sunulan Hizmetler

 

178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve 189 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre Bakanlığa bağlı olarak yurtdışında bazı ülkelerde Maliye Müşavirlikleri ve Ataşelikleri oluşturulmuştur. Maliye Bakanlığı yurtdışı teşkilatının görev ve yetkileri Bakanlar Kurulunun 09.10.1984 gün ve 84/8610 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilatının Kurulması, Bunların Niteliği, Görevleri ve Görev Alanları İle Bağlı Bulundukları Misyonlar Hakkında Kararın 13 üncü maddesi ile belirlenmiş bulunmaktadır.

 

Maliye Bakanlığı yurtdışı teşkilatı, nezdinde görevli bulundukları diplomatik temsilcilik veya konsolosluğun görev alanı içinde, milletlerarası kuruluşların kabul ettiği gümrük tarifeleri, gümrük kıymeti, gümrük rejimi ve formaliteleri ile bunların değişikliklerini takip ederek, milli mevzuata ve uygulamaya intikal ettirilmesinin sağlanması konusunda gerekli çalışmaları yapmak, gelir ve gider kanunlarının uygulanması ile ilgili görevleri yerine getirmek, bulunulan ülke ile olan vergi ilişkilerini yürütmek, ikili veya çok taraflı anlaşmalar ile ilgili hazırlık çalışmalarını yapmak, Bakanlık görev alanı ile ilgili olarak resmi ve özel kurum ve kuruluşlarla temas ve görüşmeler yaparak topladığı bilgileri değerlendirmek, sonuçlarını bağlı olduğu dış temsilcilikle Bakanlığa intikal ettirmek suretiyle ilgilileri aydınlatmak, Türk vatandaşlarının her türlü gelir ve gider kanunları ile milli emlak, gümrük ve sair mali konularla ilgili tereddüt ve problemlerinin hallinde yazılı ve sözlü olarak yardımcı olmak ve meselelerinin müşterek çözüm yolları hakkında Bakanlığa teklifte bulunmak, Bakanlık, misyon ve konsolosluk şeflerince verilecek diğer görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.

 

Ayrıca Maliye Bakanlığı Yurtdışı Teşkilatı Görev ve Çalışma Yönetmeliğinde de; müşavirlik ve ataşeliklerin yurtdışındaki vatandaşlarımızın her türlü vergi, gümrük, gelir ve gider kanunlarının uygulanması ve milli emlak konusundaki sorunlarını, bulunulan ülkede çözmek ve yol göstermek üzere gereken tüm işlemleri yapmak ve bu amaçla gerekiyorsa Bakanlığın merkez veya taşra teşkilatı ile ilgili birimleri ile doğrudan bilgi alışverişi yaparak çözüm bulmak görevleri bulunmaktadır.

 

Bu görevlerin yanı sıra bulunulan ülkede ülkemiz diğer kurumlarının yurtdışı teşkilatına görüş bildirmek ve yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak, staj, öğrenim veya ihtisas yaptırılmak üzere yurtdışına gönderilen personelin gönderiliş amaçlarını gerçekleştirmeleri için gerekli inceleme ve her türlü yardımı yapmak, eğitim kurumları ile temasa geçerek gerekli bilgi, belge ve dokümanları temin etmek gibi görevleri vardır.

 

            Maliye Bakanlığı’nca (Gelirler Genel Müdürlüğü) yapılan çalışmalar;.

 

Gelirler Genel Müdürlüğü’nce vatandaşlarımızın Türkiye’de elde ettikleri faiz gelirlerinin Almanya’da vergilendirilebileceği, elde ettikleri gelirleri Alman iç vergi mevzuatı çerçevesinde beyan etmeyen, yasal hakkı olmadığı halde işsizlik yardımı ve sosyal yardım alan kişilerin ödemedikleri vergiler veya haksız aldıkları yardımlar için Alman idarelerinin takibat yapmasının doğal olduğu ve bu işlemlerin durdurulması veya sona erdirilmesi konusunda yapılması gereken bir husus bulunmadığı düşünülmektedir.

 

Yaşadıkları ülkelerin hukuk kurallarına her ne sebeple olursa olsun uygun hareket etmemiş vatandaşlarımızın, gerek geçmiş dönemlerdeki eylem ve işlemleri, gerekse de gelecekteki yükümlülükleri konusunda daha fazla bilgilendirilmesinin yararlı olacağı düşünülerek, Dışişleri Bakanlığınca Almanya’da yaşayan bir Türk vergi danışmanı ile anlaşılarak bu konuda bir kılavuz hazırlatılmış ve Almanya’da dağıtımı Gelirler Genel Müdürlüğü’nce yapılmıştır.

 

Gelirler Genel Müdürlüğü’nce yapılan görüşmeler sonucunda; inceleme ve soruşturmaların Türk vatandaşları ile sınırlı olmadığı, sorunun vergi boyutu ile sınırlı olmadığı, konunun işsizlik parası ve sosyal yardım boyutunun vergi boyutundan daha önemli olduğu, çünkü beyan dışı bırakılan faiz gelirlerinin bir kısmı vergiden istisna olduğu gibi, istisna tutarını geçen faiz tutarı üzerinden hesaplanan vergi tutarından Türkiye’de stopaj yoluyla alınan vergi mahsup edilmekte olduğu, bu ise Almanya’da ödenmesi gereken vergi tutarını oldukça düşürdüğü, oysa sosyal yardım alan vatandaşlar, haksız alınan yardımı ceza ve faiziyle ödemek zorunda olduğu gibi, ayrıca hapis cezasının söz konusu olduğu tespit edilmiştir.

 

Diğer taraftan, vatandaşlarımızın Türkiye kaynaklı elde ettikleri faiz gelirlerinin Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması çerçevesinde ne şekilde vergilendirileceği konusunda Maliye Bakanlığının bilgilendirme yazıları Gelirler Genel Müdürlüğü’nce T.C. Merkez Bankasına bildirilmiş, ayrıca aynı mahiyetteki yazılar yurtdışındaki temsilciliklere ve Almanya’da önceki yıllarda yayımlanmakta olan Türk Haber Ankara isimli Gazeteye de gönderilmiştir. Ayrıca, Bakanlık temsilcilerinin katılımı ile yapılan TV ve radyo programlarında da konuya ilişkin bilgilendirmeler yapılmıştır.

 

2.5.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın vergi uygulamaları ve gümrük işlemleri olmak üzere karşılaştıkları sorunları Maliye Bakanlığı yurtdışı teşkilatında bulunan Maliye Müşavirlikleri ve Ataşelikleri kanalıyla ya mahallinde ya da Bakanlığa intikal ettirilmek suretiyle çözüme kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Vatandaş başvuruları genellikle yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız, kamu personeli, öğrenci veya çifte uyruklu vatandaşlar tarafından yapılmaktadır. Vatandaşlarımızın yoğun bir şekilde gelir ve emlak vergisi beyannamelerinin doldurulmasına yönelik başvuruları olmaktadır.

 

Bilindiği üzere Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları tasarruflarının önemli bir kısmını T.C. Merkez Bankası nezdinde açtırdıkları; Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesaplarında ve Süper Döviz Hesaplarında değerlendirmektedirler. Bu hesaplar 1, 2 ve 3 yıl vadeli hesaplar olup, vade bitiminde elde edilen faiz gelirleri 1.1.1990 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanan Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasına uygun olarak hem Türkiye’de hem de Almanya’da vergiye tabi tutulabilmektedir.

 

            Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarında bazı gelirlerin vergilendirilmesi mukim olunan devlete, bazı gelirlerin vergilendirilmesi kaynak devlete bırakılmakta, bazı gelirlerin vergilendirilmesi ise iki devlet arasında paylaşılmakta olup “faiz” genel olarak iki Devlet arasında paylaştırılan bir gelir türüdür. Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının 11. maddesine göre de faiz gelirleri her iki ülkede vergilendirilmektedir.

 

            Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının 4. maddesine göre, Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları Almanya’nın mukimi olarak kabul edilmekte ve ister Almanya kaynaklı isterse de Türkiye kaynaklı olsun toplam gelirleri üzerinden Almanya’da vergiye tabi tutulmaları gerekmektedir. Ancak, Türkiye kaynaklı gelirleri üzerinden ödedikleri bir verginin bulunması durumunda bu vergiler, Almanya’da toplam kazançlar üzerinden ödenecek vergilerden indirim konusu yapılabilmektedir.

 

Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının T.C. Merkez Bankası nezdinde açtırdıkları mevduat hesapları dolayısıyla elde ettikleri faiz gelirleri, Anlaşmanın faizlerin vergilemesine ilişkin 11. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Almanya’da vergilendirilebilmektedir. Vergilemede Almanya iç mevzuatı uygulanmakta olup, bu bakımdan Almanya’da yaşayan Türk vatandaşları ile Alman veya diğer ülke vatandaşları arasında bir fark bulunmamaktadır.

 

Öte yandan, Anlaşmanın 2. fıkrası uyarınca Türkiye’de elde edilen faiz gelirlerinin % 15’ini geçmeyecek bir oranda Türk iç mevzuatına göre de vergiye tutulması, bu şekilde ödenen verginin ise, Anlaşmanın 23. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendine göre, Almanya’da bu kazançlar üzerinden ödenecek vergilerden mahsup edilmesi gerekmektedir.

 

Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının, Türkiye’de elde ettikleri mevduat faizlerini Almanya’da beyan etmemeleri nedeniyle, Almanya’da Maliye Bakanlığınca incelemeler başlatılmış, mevduat hesaplarının açılmasına aracılık eden Dresdner Bank’da, T.C. Merkez Bankasının Frankfurt ve Berlin bürolarında ve bazı vatandaşlarımızın evlerinde aramalar yapılmış, birçok vatandaşımızın adresine ise gelirlerini beyan etmeleri konusunda yazılar yazılmıştır. Konunun yaygın olarak basında da yer alması vatandaşlarımız arasında endişe yaratmıştır.

 

Ancak, Almanya vergi idaresinin yaptığı incelemelerin olağan vergi incelemeleri olabileceği gibi, 1994 yılında Almanya Anayasası Kurumu tarafından alınan bir karar nedeniyle yapılmaya başlanmış olabileceği, incelemelerin Türk vatandaşlarıyla sınırlı olmayıp, örneğin Yugoslavya ve Yunanistan vatandaşları hakkında da benzer incelemeler bulunduğu, basına yansımamakla birlikte, Dresdner Bank dışında bazı bankalarda da aramalar yapıldığı yönünde bilgiler Gelirler Genel Müdürlüğü’nce elde edilmiştir.

 

Konu Bakanlığa öncelikle vergi sorunu olarak yansımakla birlikte, vergi boyutu yanında konunun işsizlik parası, işsizlik yardımı, sosyal yardım parası ve öğrenci burslarına ilişkin boyutu da bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar sonunda, sorunun vergi boyutunun, özellikle sosyal yardım boyutu yanında ikinci planda kaldığı anlaşılmıştır.

 

Çözüm Önerisi: Almanya Maliye Bakanlığınca, Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarınca elde edilen faiz gelirlerinin vergilemesi ile ilgili olarak başlatılan incelemeler devam etmektedir. Almanya’da tekrar vergi ödemek zorunda olan vatandaş sayısı dikkate alındığında konunun vergi boyutundan ziyade sosyal yardım boyutu daha fazla sorun yaratmaktadır. Buna rağmen, Almanya’da yerleşik vatandaşlarımızın Türkiye’de elde ettikleri faiz gelirlerinin Almanya’da vergilendirilmesi Almanya ile yapılmış bulunan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması çerçevesinde mümkün olup, bu konuda iki ülke arasında herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 

 

Maliye eski Bakanının 26-30 Nisan 2002 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ziyaret sırasında konuyu Almanya Maliye Bakanı ile de ele almıştır.  Bu görüşmeler sonunda Almanya Maliye Bakanlığı tarafından konuya ilişkin bir açıklama yapılması üzerinde bir mutabakata varılmıştır. Söz konusu açıklamada, vatandaşlarımızın beyan yükümlülüklerini çoğu halde bilgi eksikliğinden yapmadıkları; vatandaşlarımızın Alman Vergi Usül Hukukunun öngördüğü kendini ihbar mekanizmasından yararlanarak kendilerini beyan dışı bırakma suçunun cezai sonuçlarından kurtarabilecekleri; diğer taraftan, vatandaşlarımızın faiz gelirlerini zamanından sonra beyan etmeleri halinde bile bu konudaki bütün istisna ve muafiyetlerden yararlanabilecekleri belirtilmiştir. Yine yapılan görüşmelerde orada yaşayan vatandaşlarımıza vergi ile ilgili konularda Türkçe kılavuz hazırlanması ve bildirimlerin Türkçe olarak da yapılması konusunda Almanya Maliye Bakanlığı tarafından gerekli çalışmaların yapılacağı bildirilmiştir.

 

Söz konusu sorunun Türk Vergi Mevzuatında bir değişiklik yapılarak çözülmesi mümkün olmamakta olup Almanya’da konuya ilişkin olarak bir Af Kanunu çıkarılmasının gündemde olduğu öğrenilmiştir.

 

Berlin Büyükelçiliği Maliye Müşavirliği’nden Bakanlığa iletilen bilgilerden söz konusu af yasasının 31.12.1992-01.01.2002 tarihine kadar olan dönemde elde edilen vergilendirilmemiş gelirleri kapsayacağı öğrenilmiştir. 2004 yılında yürürlüğe gireceği bildirilen bu Kanuna istinaden; 2004 yılında yapılacak beyanlarda matrahın % 25’i,  01.01.2005-31.03.2005 tarihleri arasında yapılacak beyanlarda ise matrahın % 35’inin beyanı takip eden 10 gün içinde ödenmesinin isteneceği öğrenilmiştir.

 

Dışişleri Bakanlığı’na 7.3.2003 tarihinde gönderilen Bakanlık yazısında vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin söz konusu vergi affı çerçevesinde giderilmesini temin için Alman makamları nezdinde gerekli temaslarda bulunulmasının ve çıkacak vergi affı konusunda vatandaşlarımızın bilgilendirilmesinin uygun olacağı belirtilerek bu konularla ilgili her türlü desteği sağlamaya hazır olunduğu ayrıca belirtilmiştir.

 

2.6 MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI

 

2.6.1 Sunulan Hizmetler

 

Türk Milli Eğitimin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,

 

  1. (Değişik: 16/6/1983-2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel  değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
  2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
  3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.

 

Hangi ülkede yaşarsa yaşasın Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı her fert Devletimiz için çok önemli ve değerlidir. Bu durum, dünya üzerinde nerede bir Türk varsa Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm imkanlarıyla orada olmasını gerekli kılmaktadır. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın kültürel kimliklerini koruyarak, eğitimden en üst düzeyde yararlanmalarını sağlamak ülkemizin öncelikleri arasındadır.

 

Milli Eğitim Bakanlığınca; yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın hem yaşadıkları ülkelerde hem de yurda dönüşlerinde uyum içerisinde olmalarına ve ülkemizle var olan bağlarının güçlendirilmesine yönelik hizmetler Anayasamızın 62 nci maddesinin güvencesi altında, 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun, Yükseköğretim Genel Müdürlüğü’nün görevlerini düzenleyen 19 uncu maddesinin (d), (h) ve (ı) bentleri; Yurtdışı Eğitim ve Öğretim Genel Müdürlüğü’nün görevlerini düzenleyen 21 nci maddenin (a) bendi ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun hükümleri dahilinde sürdürülmektedir.

 

Eğitim Müşavirlik ve Ataşelikleri: Milli Eğitim Bakanlığı; yürürlükteki yasalar ve mevzuat gereği, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın eğitimine yönelik olarak önemli ve öncelikli görevler ifa etmektedir. Verilen bu görevlerin yurtdışındaki vatandaşlarımızın yararına yürütülmesi amacıyla yurtdışı teşkilatında Bakanlıkça Eğitim Müşavir ve Ataşeleri atanmaktadır.

 

Eğitim Müşavir ve Ataşeleri, görev yaptıkları ülkelerde, bulundukları ülkenin, eğitim sistemini incelemek ve bu eğitim sistemi içinde yer alan öğrencilerimizin sağlıklı ve iyi bir eğitim görebilmelerini sağlayıcı çalışmaları yapmakla yükümlüdürler.

 

Eğitim Müşavir ve Ataşeleri, genellikle vatandaşlarımızın yoğun olarak bulundukları ülkeler esas alınarak atanmaktadır. Halen Milli Eğitim Bakanlığı yurtdışı teşkilatında 16 Eğitim Müşaviri, 20 Eğitim Ataşesi ve 4 Ataşe Yardımcısından oluşan 40 personel görev yapmaktadır. Tablo 7, MEB’nın yurtdışı teşkilatındaki Eğitim Müşaviri, Eğitim Ataşesi ve Eğitim Ataşe Yardımcısı dağılımını vermektedir.

 

Tablo 7.           MEB’nın Yurtdışı Teşkilatındaki Eğitim Müşaviri, Eğitim Ataşesi ve Eğitim Ataşe Yardımcısı Dağılımı

Sıra No

Ülke

Şehir

Unvanı

1

 

 

ABD

Washington

Eğitim Ataşesi

2

Washington

Eğitim Ataşe Yrd.

3

New York

Eğitim Ataşesi

4

New York

Eğitim Ataşe Yrd.

5

Los Angeles

Eğitim Ataşesi

6

          

 

 

 

 

 

ALMANYA

Mainz

Eğitim Ataşesi

7

Münih

Eğitim Ataşesi

8

Nürnberg

Eğitim Ataşesi

9

Stuttgart

Eğitim Ataşesi

10

Berlin

Eğitim Müşaviri

11

Berlin

Eğitim Ataşesi

12

Düsseldorf

Eğitim Ataşesi

13

Frankfurt

Eğitim Ataşesi

14

Köln

Eğitim Ataşesi

15

Essen

Eğitim Ataşesi

16

Hannover

Eğitim Ataşesi

17

Hamburg

Eğitim Ataşesi

18

Karlsruhe

Eğitim Ataşesi

19

            

 

FRANSA

Paris

Eğitim Ataşesi

20

Paris

Eğitim Ataşe Yrd.

21

Lyon

Eğitim Ataşesi

22

Strasbourg

Eğitim Ataşesi

23

AVUSTURYA

Viyana

Eğitim Müşaviri

24

AVUSTURALYA

Sidney

Eğitim Ataşesi

25

BELÇİKA

Brüksel

Eğitim Müşaviri

26

DANİMARKA

Kopenhag

Eğitim Müşaviri

27

GÜRCİSTAN

Tiflis

Eğitim Müşaviri

28

HOLLANDA

Lahey

Eğitim Müşaviri

29

İNGİLTERE

Londra

Eğitim Ataşe Yrd.

30

İSVİÇRE

Bern

Eğitim Müşaviri

31

İSVEÇ

Stockholm

Eğitim Müşaviri

32

MISIR

Kahire

Eğitim Müşaviri

33

RUSYA

Moskova

Eğitim Müşaviri

34

KKTC

Lefkoşe

Eğitim Müşaviri

35

AZERBEYCAN

Bakü

Eğitim Müşaviri

36

KAZAKİSTAN

Almatı

Eğitim Müşaviri

37

KIRGIZİSTAN

Bişkek

Eğitim Müşaviri

38

TÜRKMENİSTAN

Aşgabat

Eğitim Müşaviri

39

ÖZBEKİSTAN

Taşkent

Eğitim Müşaviri

40

TACİKİSTAN

Düşanbe

Eğitim Müşaviri

 

Öğretmenler: Milli Eğitim Bakanlığı’nca yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarına Türkçe ve Türk Kültürünü öğretmek, vatanıyla, milletiyle bağlantısını sürdürmek, yaşadıkları ülkenin entegrasyonuna, uyumuna geçerken Milli özelliklerine ve geleneklerine de bağlı kalmasına yardımcı olmak ve çocuklara Türkçe ve Türkçe Kültür dersleri vermek üzere mesleğinde üstün başarı gösteren öğretmenler arasından Bakanlıklararası Ortak Kültür Komisyonu tarafından, yazılı ve Temsil Yeteneği Mülakatı sonrası seçilen öğretmenler görevlendirilmektedir.

 

1999 yılından bu yana yurtdışına gönderilen öğretmenlerde görev yapacakları ülkenin dilini Kamu Personeli Yabancı Dil Sınavında en az (C) düzeyinde bilmeleri veya İngilizce, Almanca; Fransızca vb. bölüm mezunu olmaları şartı aranmaktadır. Bu şartları haiz mesleklerinde başarılı olan öğretmenler görev yerlerine gönderilmeden önce çalışacakları ülke koşullarına uyum sağlamak amacıyla Bakanlıkça Ankara’da Hizmetiçi Eğitim Seminerine alınmaktadır. Halen yurtdışında; toplam 947 öğretmen görev yapmaktadır. Tablo 8  MEB’nca yurtdışında görevlendirilen öğretmenlerin ülkelere göre dağılımını vermektedir.

 

Tablo 8. Yurtdışında Görevlendirilen Öğretmenlerin Ülkelere Göre Dağılımı

 

 

Ülke

 

 

   Şehir

 

Göreve  Başlama Yılları

 

1998

 

1999

 

2000

 

2001

 

2002

 

2003

Şehir

Top.

Ülke

Top.

 

 

A   L   M   A   N   Y   A

 

 

 

 

BAVYERA

MÜNİH

 

  15

 

   40

 

   7

 

 

 

   11

 

 

   73

 

 

 

 

 

 

 

 

 

        442

NÜRNBERG

    2

   32

 

   1

 

 

   35

AŞAĞI SAKSONYA

HANNOVER

 

     

   

 8

    

 2

 

 

   4

   

  2

 

   16

BADEN-WÜRTTEMBERG

KARLSRUHE

 

   

  13

 

 

  22

 

  

 18

 

   

 24

 

  

 22

 

   

   1

 

  

  101

STUTTGART

  16

  28

 27

 25

 20

 

  116

BERLİN

BERLİN

 

    4

 

  17

 

   4

 

    8

 

  1

 

 

    34

HAMBURG

HAMBURG

 

   6

 

  16

 

   11

 

   11

 

  6

 

 

    50

KUZEY REN-VESTFALYA

 ESSEN

 

    

   1

 

 

 

   1

 

     

    1

 

 

    1

 

 

   

     4

RHEİNLAND-PFALZ

 MAİNZ

 

  

   1

 

     

  2

 

 

    5

 

    

   2

 

 

    3

 

 

 

     13

AVUSTURYA

   1

     

 

 

 

 

                        1

İSVİÇRE

   8

  8

   7

  11

   3

 

                      37

 

 

 

FRANSA

 

PARİS

 

   7

 

  18

 

  12

 

  21

 

   1

 

 

      59

 

 

 

 

         176

 

STRASBOURG

 

   6

 

  16

 

  17

 

   5

 

   6

 

 

      50

 

LYON

 

  11

 

  15

 

  17

 

   12

 

   12

 

 

      67

BELÇİKA

  13

  27

  31

 

 

 

                         71

İNGİLTERE

 

   3

   1

    2

    6

 

                         12

GÜRCİSTAN

 

   1

   2

 

 

 

                           3

İRAN

 

   1

 

 

   2

 

                           3

LİBYA

    4

   3

    4

    9

   2

 

                           22

 

 

 

SUUDİ

ARABİSTAN

 

CİDDE

 

   5

 

  8

 

  11

 

   6

 

  10

 

 

        40

 

 

 

 

        100

 

MEDİNE

 

   2

 

  9

 

   7

 

   3

 

   2

 

   1

 

        24

 

RİYAD

 

   1

 

  13

 

  5

 

  5

 

 12

 

 

 

       36

 

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

 

 

  18

 

  13

 

  23

 

 10

 

                           64

BATI TRAKYA

 

 

 

 

 16

 

                           16      

 

GENEL  TOPLAM

 

  116

 

  306

 

 202

 

 169

 

   150

 

   4

 

                          947

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Danimarka, Hollanda, İsveç ve Avusturya gibi ülkelerde anadil derslerinin verilmesi yerel yönetimlerin sorumluluğunda olduğundan ülkemizden öğretmen kabul etmemektedirler.

 

Açık İlköğretim ve Açık Lise Uygulaması: Ülkemizde temel eğitim çağın gereklerine uygun olarak 8 yıla çıkarılmıştır. İnsanımızın eğitim-öğretime olan ilgisi göz önüne alınarak yurt içinde olduğu gibi yurtdışındaki öğrenim çağı dışındaki vatandaşlarımıza yönelik olarak Açık İlköğretim ve Açık Lise programlarıyla uzaktan eğitim yöntemi uygulamaya konulmuş olup, halen sürdürülmektedir. Böylece, ilköğretim okulu diploması ile lise diploması almak isteyen vatandaşlarımızın Açık İlköğretim Okulu ve Açık Lise uygulamasına yurtdışında da katılmaları sağlanmıştır. Bu uygulamalardan yararlanmak isteyen vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerdeki Eğitim Müşavir ve Ataşeliklerine başvuruda bulunmaları gerekmektedir. 

 

Yurtdışından Kesin Dönüş Yapanların Çocuklarının Eğitimi: Yurtdışından yurda kesin dönüş yapan vatandaşlarımızın çocuklarının uyum içerisinde iyi bir eğitim-öğretim görmeleri Milli Eğitim Bakanlığının  öncelikleri arasında olduğundan bu amaçla çeşitli illerimizdeki Anadolu Liselerinde kontenjanlar ayrılmaktadır. Çocuklarını bu şekilde Türkiye’de okutmak isteyen yurtdışındaki vatandaşlarımızın okul yönetimleri ile iletişim kurarak ayrılan kontenjanlardan yararlanmak üzere okul müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir.

 

Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlarımızın Çocuklarının Türkiye’de Paralı Yatılı Eğitimi: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’de paralı yatılı olarak okutmak istedikleri çocukları için yatılı İlköğretim Bölge Okulları, Lise, Teknik Lise, Endüstri Meslek Lisesi, Kız Meslek Lisesi, Çok Programlı Liseler, Otelcilik ve Turizm Liseleri, İmam Hatip Liseleri ve Anadolu Liselerinde kontenjanlar ayrılmaktadır.

 

Bu kontenjanlardan yararlanmak isteyen vatandaşlarımızın bağlı bulundukları Başkonsolosluklardan, yurtdışında çalıştıklarına dair, alacakları bir belge ile okul müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir.

 

Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlarımızın Çocuklarının Türkiye’de Meslek Eğitimi: Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de meslek eğitimi önemli bir işleve sahiptir.İyi eğitim almış meslek mensuplarının ülkelerinin kalkınmalarına önemli katkıları olduğu gerçeğinden hareketle çeşitli illerimizdeki Anadolu Teknik, Anadolu Kız Meslek, ve Anadolu Erkek Meslek Liselerinin bazı bölümlerinde derslerin öğretimi Almanca olarak yapılmaktadır. Bu okullarda öğrenim görmek isteyen vatandaşlarımızın Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavına girmeleri ve kazanmaları gerekmektedir.  Yurtdışında görülen mesleki eğitim, meslek kursları ve yapılan pratik çalışmalar ülkemizde çıraklık eğitim sistemine geçişte; göz önünde bulundurulmaktadır.

 

Yurtdışında çıraklık eğitimi görerek alınmış olan diplomaların denklik işlemleri illerimizdeki Mesleki Eğitim Merkezlerinde yapılmaktadır. 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre çıraklık eğitimi uygulamaları sonucunda; Kalfalık, Ustalık, İşyeri Açma veya Usta Öğreticilik Belgeleri verilmektedir.

 

Yurtdışında Çalışanların Çocukları için Türkiye’de Yükseköğretim: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yükseköğretimden gerek Türkiye’de gerekse yaşadıkları ülkelerde en üst düzeyde yararlanmaları temel ilkedir. Bu çerçeve içerisinde, ülkemizde yükseköğretim görmek isteyen yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın çocukları için ÖSYM Başkanlığınca Yükseköğretime Giriş Sınavı (YGS) adı altında bir sınav yapılmaktadır. Yükseköğretime Giriş Sınavına (YGS) anne ve babası işi veya görevi nedeniyle yurtdışında bulunduğu sırada, ortaöğrenimlerini bu ülkelerin lise veya dengi meslek okullarında yapan öğrenciler başvurabilmektedir. Bu sınav 2003 yılı için 29 Haziran tarihinde Ankara ve Almanya-Köln’de yapılmıştır. Sınavda adaylara, Genel Başarı, Yabancı Dil ve Türkçe Testi uygulanmıştır. Bu durumdaki öğrenciler için üniversitelerimizin özellikle sosyal alanlarındaki bölümlerinde 954 kontenjan ayrılmıştır.

 

Diploma Denklik İşlemleri : Yurtdışındaki vatandaşlarımızı, özellikle öğrencilerimizi ilgilendiren en önemli hususların başında bitirdikleri eğitim kurumlarından aldıkları diplomalarının ülkemizde denkliklerinin yapılması gelmektedir. Yurtdışında eğitim-öğretim gören vatandaşlarımızın almış oldukları ilk ve ortaöğretim diplomalarının denklik işlemleri, yurtdışında Eğitim Müşavir ve Ataşelikleri, yurt içinde ise illerin Milli Eğitim Müdürlükleri ve Ankara’da MEB Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından yapılmaktadır. Yurtdışından alınan yükseköğretim diplomalarının denklik işlemleri ise 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununun 7 (p) maddesi gereğince Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ‘nca yapılmaktadır.

 

Yurtdışında Yükseköğretim Gören Vatandaşlarımıza Yönelik Eğitim-Öğretim Hizmetleri: Yurtdışında yükseköğretim gören vatandaşlarımız özel ve resmi-burslu statüde öğrenimlerini sürdürmektedirler. Özel öğrenci; yurtdışındaki öğrenimleri süresince her türlü giderleri kendilerince karşılanan lisans, yüksek lisans ve doktora öğrenimi yapan öğrencidir. Resmi-burslu öğrenciler; üniversitelerimizin öğretim elemanı ve kamu kurum ve kuruluşlarının uzman personel ihtiyacını karşılamak için lisans, yüksek lisans ve doktora öğrenimini yurtdışında yapan ve devlet tarafından burslu olarak öğrenim gören öğrencilerdir.

 

Milli Eğitim Bakanlığı, 1416 Sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayalı olarak çıkartılan Türk Öğrencilerin yabancı Ülkelerde Öğrenimleri Hakkında Yönetmelik gereği özel ve resmi-burslu öğrencilerin öğrenciliklerini tanıma işlemlerini yapmaktadır. Öğrencilik tanıma ise yurtdışında öğrenim yapacak vatandaşlarımızın, öğrenimleri süresince oturma izni alabilmeleri, askerlik tecil ve tehir işlemlerini yaptırabilmeleri ve harçsız öğrenci pasaportu almaları için yurtiçinde Milli Eğitim Bakanlığında ve yurtdışı temsilciliklerinde (Müşavirlik, Başkonsolosluk, Ataşelik vb.) yapılan iş ve işlemlerdir.

 

Milli Eğitim Bakanlığınca, Amerika, Almanya, Avrupa Ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri, Yakın, Uzak, Orta Doğu, Balkan Ülkeleri, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nda olmak üzere 67 ülkede öğrenciliği tanınan ve dosyası açılarak öğrenimlerine devam eden toplam özel öğrenci sayısı 18.737 dir. Aynı şekilde resmi-burslu statüde yurtdışında yükseköğrenim gören öğrenci sayısı 700 dür. Tablo 9 yurtdışında yükseköğretim gören özel öğrencilerin ülkelere göre dağılımını vermektedir.

 

Tablo 9. Yurtdışında Yükseköğretim Gören Özel Öğrencilerin Ülkelere Göre Dağılımı

Ülke

Sayı

Amerika

4.628

Almanya

3.504

Avrupa Ülkeleri

4.774

Türk Cumhuriyetleri

1.007

Yakın, Uzak, Orta Doğu Balkan Ülkeleri, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu

1.824

TOPLAM

18.737

 

Tablo 10 yurtdışında yükseköğretim gören resmi-burslu öğrencilerin ülkelere göre dağılımını, Tablo 11 ise yurtdışındaki öğrenci ve öğretmenlerle ilgili istatiksel bilgileri vermektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türk Cumhuriyeti ile Akraba Topluluklarındaki Vatandaşlarımıza Yönelik Eğitim-Öğretim Hizmetleri: 

 

  1. Yükseköğretim Kurumları: Milli Eğitim Bakanlığı’nca Türk Cumhuriyetleri ile Akraba Topluluklarında yükseköğretim gören vatandaşlarımız için Kazakistan ‘ da Uluslararası Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi ile Kırgızistan’da Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi olmak üzere iki ortak üniversite açılmış olup, öğretimlerine devam etmektedir.

 

  1. İlk ve Ortaöğretim Kurumları: Türk Cumhuriyetleri, Türk ve Akraba Toplulukları ile ülkemiz arasında eğitim alanındaki işbirliğini geliştirmek, bu ülke ve toplulukların eğitim-öğretimlerine yardımcı olmak, Türkçe’nin ve Türk kültürünün yaygınlaştırılmasını sağlamak ve bu ülkelerin ihtiyacı olan ara elemanlarını yetiştirmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığının iş birliğinde öğretim kurumları açılmıştır. Halen; Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan,Özbekistan, Tacikistan ve Moldova’da 2560 öğrencinin öğrenim gördüğü 9 ilk ve orta öğretim kurumu ve 5 Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezi ile 2 Yaygın Mesleki Eğitim Merkezi’nde ve diğer kurumlarda Bakanlıkça görevlendirilen 187 yönetici ve öğretmen görev yapmaktadır. Anadolu Lisesi statüsündeki liselerde Türkçe, İngilizce, Rusça ve ülkenin kendi dilinde ders verilmektedir. Bu okulların, tüm eğitim araç-gereçleri, öğretmen, ders kitapları ve her türlü giderleri Milli Eğitim Bakanlığı’nca karşılanmaktadır.

 

Milli Eğitim Bakanlığı Azerbaycan Cumhuriyeti Halk Tahsili Bakanlığı Arasında Eğitim Konusunda İşbirliği Mutabakat Zaptı gereği; Bakü Türk Anadolu Lisesi, Bakü Türkiye Türkçesi Eğitim-Öğretim Merkezi;

 

            Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı  arasında 2000 yılında imzalanan “Ortak Bildiri” gereği; Bakü Türk İlköğretim Okulu açılmıştır.

 

            Halen bu okullarda ilköğretim okulunda 158, Anadolu Lisesi 254 ve Türkiye Türkçesi Eğitim-Öğretim Merkezinde 30 olmak üzere (T.C. vatandaşı ve Azerbaycan vatandaşı) toplam 442 öğrenciye, 31 T.C. vatandaşı öğretmen ve yönetici eğitim-öğretim hizmeti vermektedir.

 

            Milli Eğitim Bakanlığı ile Kazakistan Cumhuriyeti Eğitim Bakanlığı arasında yapılan Eğitim ve Bilim Alanlarında İşbirliği Protokolü gereği; Almata Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezi açılmıştır. 19 T.C. vatandaşı öğretmen ve yönetici, Türkçe  öğrenmek amacıyla bu merkezdeki 101 öğrenci ile üniversite öğrencilerine eğitim-öğretim hizmeti vermektedir.

 

            Milli Eğitim Bakanlığı ile Kırgız Cumhuriyeti’nin Halka Bilim Öğretme Bakanlığı Arasında İşbirliği Hakkında protokolü gereği; Kırgız-Türk İlköğretim Okulu, Cumhuriyet Yetenekli Çocuklar Kırgız-Türk Anadolu Lisesi, Kırgız-Türk Anadolu Kız Meslek Lisesi, Bişkek Türkiye Türkçesi Eğitim-Öğretim Merkezi açılmıştır. Bu okullardan, İlköğretim Okulunda 110, Anadolu Lisesinde 181, Anadolu Kız Meslek Lisesinde 133 ve Türkiye Türkçesi Eğitim-Öğretim Merkezinde 270 olmak üzere toplam 698 öğrenciye T.C. vatandaşı 50 öğretmen ve yönetici eğitim-öğretim hizmeti vermektedir.

 

            Milli Eğitim Bakanlığı Özbekistan Halk Talimi Vezirliği Arasında İşbirliği Mutabakat Zaptı gereği; Taşkent Türk İlköğretim Okulu açılmıştır. Halen bu okulda T.C. vatandaşı 98 öğrenciye T.C. vatandaşı 10 öğretmen ve yönetici eğitim-öğretim hizmeti vermektedir.

 

            Türkiye ve Türkmenistan Milli Eğitim Bakanlıkları Arasında Yapılan Mutabakat Zaptı gereği; Aşkabat Türk İlköğretim Okulu, Aşkabat Türk Anadolu Lisesi ve Aşkabat Türkiye Türkçesi Eğitim-Öğretim merkezi açılmıştır. Bu okullardan Aşkabat İlköğretim Okulunda 600, Aşkabat Türk Anadolu Lisesinde 280, ve Türkiye Türkçesi Eğitim-Öğretim Merkezinde 265 olmak üzere, toplam 1145 öğrenciye 52 T.C. vatandaşı öğretmen ve yönetici eğitim-öğretim hizmeti vermektedir.

 

            Milli Eğitim Bakanlığı ile Moldova Cumhuriyeti Eğitim ve bilim Bakanlığı Arasında yapılan Daimi Komisyon Toplantı Tutanağı gereği; Kongaz Süleyman Demirel Türk Moldova Lisesi açılmıştır. Bu lisede 76 Moldova vatandaşı öğrenciye 12 T.C. vatandaşı öğretmen ve yönetici eğitim-öğretim hizmeti vermektedir.

 

            Tacikistan’da açılan Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezinde Tacikistan vatandaşı 97 öğrenciye T.C. vatandaşı 4 öğretmen ve yönetici eğitim-öğretim hizmeti vermektedir.

 

Ayrıca, Türkmenistan, Azerbaycan ve Romanya’da açılan, bütün giderleri Türkiye Diyanet Vakfı’nca karşılanan İlahiyat Liselerinde de T.C. vatandaşı 9 öğretmen eğitim-öğretim hizmeti vermektedir.

 

Yürütülen Projeler: Milli Eğitim Bakanlığı her koşulda ve her düzeyde insanımızın eğitimden olabildiğince yararlanmasını ilke olarak uygulamaya aktarmak amacındadır. Bu nedenle Bakanlıkça ikili değişim programları ve anlaşmalar çerçevesinde ortaklaşa projeler yürütülmesine önem verilmektedir.

 

a.        a.        Otomatik Kumanda Bölümü Projesi: Bu proje, Milli Eğitim Bakanlığı ile Almanya Baden Württemberg Eyaleti Hükümeti arasında, ülkemizdeki teknolojik gelişmeler doğrultusunda endüstri kurum ve kuruluşlarının otomatik kumanda alanındaki teknisyen ihtiyacını karşılamak amacıyla varılan karşılıklı mutabakatlar sonrası 15 yıldır yürütülen bir projedir. Proje uygulamasına 1987 -1988 öğretim yılında başlanmış ve projeye halen İstanbul Haydarpaşa, Adana Merkez, Bursa Hürriyet, Eskişehir Yunus Emre, İstanbul Zeytinburnu ve Kocaeli Merkez Anadolu Teknik Liselerinde devam edilmektedir. 2001-2002 öğretim yılında bu proje kapsamında 728 öğrenci öğrenim görmekte ve 24 öğretmen görev yapmaktadır.

 

b.        b.        Bilgisayarlı Nümerik Kontrol (CNC) Bölümü Projesi: Bu proje, Milli Eğitim Bakanlığı ile Almanya Çalışma ve Sosyal Düzen Bakanlığı ve Ortadoğu Rulman Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından desteklenen (ORS-Atölye Binasının Yapımı) bir projedir. Projenin amacı yurtdışından kesin dönüş yapan vatandaşlarımızın çocuklarının Bilgisayarlı Nümerik Kontrol (CNC) alanında Endüstri Meslek Lisesi düzeyinde eğitim-öğretim görmelerini sağlamaktır. Proje Ankara Polatlı Endüstri Meslek Lisesinde uygulanmakta ve proje kapsamında 2001-2002 öğretim yılında 152 öğrenci öğrenim görmekte ve 6 öğretmen görev yapmaktadır.

 

 

 

c.        c.        Turizm İşletmeciliğinde Uygulamalı Meslek Eğitimi Projesi: Bu proje, Milli Eğitim Bakanlığı, Alman Yetişkinler Meslek Eğitimi Kurumu (DEB) ile Federal Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca desteklenen bir projedir. Almanya’da ve Türkiye’de yaşayan gençlerimize otelcilik, yiyecek hazırlama ve pişirme alanında 3 yıl süreli meslek eğitimi vermeyi amaçlayan bu projenin uygulama çalışmaları özel sektörden anlaşmalı kurumlar bünyesinde yapılmaktadır.

 

d.        d.        İki Dilli Meslek Eğitimi Projesi: Milli Eğitim, Dışişleri ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Almanya Çalışma ve Sosyal Düzen Bakanlığı tarafından desteklenen bu projenin amacı, Türk gençlerinin Almanca ve Türkçe dillerinde iki yıl süreli olarak işletme içi mesleki eğitim görmeleri ve 5 hafta süre de eğitildikleri meslek dalında kendi ülkelerinde staj yapmalarım sağlamaktır. Staj programı, iş yerlerinin belirlenmesi ve iş yerleri ile koordinasyonun sağlanması görevi Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülmektedir.

 

e.        e.        Yaşlı Bakıcılarının Eğitimi Projesi: Bu proje, ülkemizde yaşlı bakımına yönelik ara insan gücüne olan ihtiyacı karşılamak ve yurtdışından kesin dönüş yapanların çocuklarının ülkemiz şartlarına uyumlarını sağlamak amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Eğitim Sağlık Vakfı (MESEV), Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Türk-Alman Sağlık Vakfı tarafından desteklenen ve ortaklaşa yürütülen bir projedir. Ankara 100. Yıl Anadolu Meslek Lisesi ve Kız Meslek Lisesi bünyesinde uygulanan projeye 2001-2002 öğretim yılında 28 öğrenci devam etmiştir.

 

2.6.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

Sorun 1.          Yaşanılan Ülkenin Toplumsal ve Sosyo-ekonomik Yapı Farklılıklarından Kaynaklanan Uyum ve Kültür Sorunu

 

Yurtdışında dünyanın değişik ülkelerinde yaklaşık 4,5 milyon vatandaşımız bulunmaktadır. Bunların büyük bir çoğunluğu Avrupa ülkelerinde yaşamaktadır. Avrupa ülkeleri, çalışmak amacıyla ülkelerine gelen vatandaşlarımızın başlangıçta geçici bir süre kalacakları ve dönecekleri varsayımına göre hareket etmişlerdir. Yurtdışındaki vatandaşlarımız yaşamakta oldukları ülkelerde geçici  olmayıp kalıcı olduklarından kültürel kimliklerini korumaları açısından bulundukları ülkelerde dil, eğitim, kültür, din, gelenek ve görenek farklılıkları nedeniyle uyum ve kültür sorunu yaşamaktadır.  

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımız ve çocuklarının yaşadıkları kültürel şok nedeniyle bulundukları ülkelerde, kültürel kimliklerini korumaları bakımından uyum sağlamada çektikleri güçlükler ile dil, eğitim, kültür, din, gelenek-görenek ve sosyo-ekonomik yapı farklılıklarından doğan kültür ve uyum sorunlarının çözümünde; öncelikle vatandaşlarımızla olan ilişkilerimizin nasıl sürdürüleceği, onlara yaklaşımlarımızın nasıl ve neler olacağı ve bu konuda uygulanacak politikalar için belirgin bir amaç ve felsefe ortaya konulmalıdır.

 

            Vatandaşlarımız için uyum ve kültür sorunu çektikleri konularda (dil, din, eğitim, gelenek-görenek, sosyo-ekonomik yapı ve günlük yaşam vb.) kendilerine temel bir takım bilgiler sunulmak suretiyle o ülkelerde daha rahat nasıl yaşayabilecekleri konusunda bilgi verilmeli ve yaşadıkları toplumla uyum içerisinde olmalarını sağlayıcı eğitim programları düzenlenmelidir.

 

            Sorun 2. Yaşanılan Ülkenin Dilinin Yeterli Derecede Bilinmemesi Sorunu

 

Yurtdışındaki vatandaşlarımızın en önemli sorunlarından biri de yaşadıkları ülkenin dilini yeterli derecede bilmemeleridir. Bu konu gerektiği kadar önemsenmemekte ve üzerinde yeterince durulmamaktadır.

 

Vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerde bir takım sosyal ve ekonomik haklarını korumaları ve aynı zamanda yaşamlarını iyi bir şekilde sürdürebilmeleri için asgari düzeyde iletişim kurabilecek kadar o ülkenin dilini bilmeleri gerekmektedir. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız gerek öğrenim durumları, gerekse ülkelerinde yaşadıkları sosyo-ekonomik koşullar nedeniyle gittikleri ülkelerde hem kendi ana dillerini hem de o ülke dilini öğrenmekte sorunlar yaşamaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımız yaşadıkları ülkenin dilini yeterince bilmemekte, bunu önemsememekte ve yeterince üzerinde durmamaktadır. Vatandaşlarımız, genelgede her bölgede Türk mahallelerinin oluşması sonucu, Türkçe televizyon yayınlarını tercih ederek, Türkçe gazeteleri takip ederek, Türk esnaftan alışveriş yaparak sorunu çözme yoluna gitmektedirler. Ancak bu husus, vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerde bir takım sosyal ve ekonomik haklarını koruyamamalarına, aynı anda yaşamlarını iyi bir düzeyde sürdürememelerine ve toplumla uyum sağlayamamalarına neden olmaktadır. Bu nedenlerle vatandaşlarımız hem ana dillerini hem de o ülkenin dilini çok iyi bilmeli ve öğrenmelidirler. Bunun için vatandaşlarımız o ülkenin dilini öğrenmeye özendirilmelidir. Ayrıca, yaşadıkları ülkelerdeki yetkili makamlarla diyalog kurularak vatandaşlarımıza yönelik sürekli ve etkin dil kursları düzenlenmelidir.

 

 Sorun 3. Yaşanılan Ülkenin Eğitim Sisteminin Yeterince Tanınmaması Sorunu

 

Vatandaşlarımızın bir kısmı yaşadıkları ülkenin eğitim sistemini yeterince tanımamaktadır. Bu ülkelerin gerek yerel otoriteleri gerekse merkezi hükümetleri vatandaşlarımıza eğitim-öğretim ile ilgili konularda bir takım haklar sunmaktadır.  Ancak, vatandaşlarımız yaşadıkları ülkelerde bu konudaki sorumluluklarını bilmediklerinden kendilerine sunulan hak ve fırsatlardan yeterli ölçüde yararlanamamakta, çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadırlar.

 

            Çözüm Önerisi: Yabancı ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerdeki eğitim-öğretim ile ilgili konularda kendilerine bu ülkeler tarafından sunulan hak ve fırsatlardan yeterli ölçüde yararlanabilmeleri için o ülkelerin eğitim sistemini yeterince tanımalıdırlar. Bu konuda Eğitim Müşavir ve Ataşelikleri başta olmak üzere yurtdışı birimlerinin vatandaşlarımızı aydınlatmaları zaruri görülmektedir.

 

Sorun 4. Türkçe ve Türk Kültür Derslerinin Zorunlu Olmaması Sorunu

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın  çocuklarına yaşadıkları ülkelerde ana dillerini öğrenme konusunda sınırlı imkanlar tanınmaktadır. Türkçe ve Türk Kültür derslerinin vatandaşlarımıza yaşadıkları ülkelerde zorunlu dersler kapsamında verilmeyip, ders saatleri dışında kurs niteliğinde ve isteğe bağlı olarak verilmesi, ayrıca öğrencilerin ve velilerinin ilgi ve isteksizlikleri Türk çocuklarının kendi kimlik ve kültürlerini kaybetmelerine ve yaşadıkları ülkelere uyum sağlayamamalarına neden olmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın çocuklarının Türk kimlik ve kültürüyle varlıklarını koruyabilmeleri için Türkçe ve Türk Kültür derslerinin, ders saatleri dışında ve kurs niteliğinde isteğe bağlı olarak verilmesi yerine bu derslerin mutlaka zorunlu dersler kapsamına ve haftalık ders programının içine alınarak verilmesi yönünde tedbirler alınmalı ve  bu konuda her düzeyde yapılacak görüşmelerde konunun kabulü yönünde ısrarcı olunmalıdır. Bu sorunun çözümü Türk Dilinin bilim dili olması yönünde uğraşı gösterilmesiyle daha kolay çözülebilir.

 

Sorun 5. Türkçe Dersinin İkinci Yabancı Dil Olarak Kabul Edilmemesi Sorunu

 

Yurtdışındaki vatandaşlarımızın, Türk kimliği ve kültürüyle varlıklarını koruyarak geliştirebilmeleri yeni neslin kazanılmasıyla mümkündür. Bunun sağlanması ise Türkçe dersinin özellikle vatandaşlarımızın yoğun olarak bulundukları ülkelerde ikinci yabancı dil olarak kabul ettirilmesi yoluyla olabilir. Ancak Türkçe dersinin ikinci yabancı dil olarak kabul edilmemiş olması eğitim-öğretim ile ilgili sorunların başında gelmektedir.

 

            Çözüm Önerisi: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız ve çocuklarının, Türk kimliği ve kültürüyle varlıklarını koruyup geliştirebilmeleri için Türkçe dersinin özellikle vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu (Almanya, Avusturya, Hollanda vb.) ülkelerde ikinci yabancı dil olarak kabul ettirilerek okutulması için gereken tedbirler alınmalı ve bunun sağlanması yönündeki çalışmalara ağırlık verilmelidir. Türkçe’nin öğretilmesinde veliler bilinçlendirilmeli, öğrencilerde öğrenme isteği uyandırılmalı ve Türk Dili cazip duruma getirilmelidir.

 

Sorun 6. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri Sorunu

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın öğrenim çağındaki çocuklarının eğitim gördükleri okullarda İslam din derslerinin veriliş şekli çeşitli ülkelerde değişik uygulamalar arz etmektedir. Özellikle vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu Almanya’da eyaletler arası farklı uygulamalardan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır.

 

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri; Almanya’da bazı eyaletlerde Alman Anayasa Mahkemesi Kararı gereği İslam cemaatleri tarafından seçmeli dersler kapsamında, bazı eyaletlerde mahallen görevlendirilen öğretmenler tarafından Almanca olarak, bazı eyaletlerde Türkçe ve Türk Kültürü dersi bünyesinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi olarak verilmektedir. Diğer bazı eyaletlerde ise, İslam din dersi programlarının hazırlanmasına başlanıldığı halde henüz sonuçlandırılamamıştır.

 

Çözüm Önerisi: Vatandaşlarımızın yurtdışında yaşadıkları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri sorunlarına çözüm olarak:

 

Kısa Vadede: Özellikle Almanya yada diğer ülkelerde Almanca veya o ülkenin dilini bilen, eğitim sistemini, sosyal, kültürel ve dini yapısını tanıyan ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerini Türkçe olarak verecek Türk öğretmenlerin hizmet içi bir eğitimden geçirilerek yurtdışında görevlendirilmesi,

 

Orta Vadede: Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerini Türkçe olarak vermek üzere, İlahiyat Fakültesi mezunu olup Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapan, Almanca veya gidilecek ülkenin dilini bilen, KPDS (Kamu Personeli Yabancı Dil Sınavı) sınavından en az 70 ve üzeri not alan öğretmenlerin gidilecek ülkenin eğitim sistemini, sosyo-ekonomik, kültürel ve dini yapısı konularında eğitildikten sonra görevlendirilmesi,

 

Uzun Vadede: 15 ve 16 ıncı Karma Eğitimi Uzmanları Komisyonu (KEUK) kararları doğrultusunda Türkiye’de bir İlahiyat Fakültesinde (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Bölümünün) Almanya’dan davet edilecek öğretim üyelerinin de katılımı ve katkılarıyla hazırlanacak ortak bir eğitim programı çerçevesinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerini verecek öğretmenler yetiştirilmesi ayrıca, bu dersle ilgili olarak müfredat programları ve ders kitaplarının hazırlanmasında işbirliği yapılması yoluyla çözümlenebilir.

 

Sorun 7.          Okul Öncesi Eğitim Kurumlarına (Anaokullarına) Devam Eden Türk Çocuklarının Sayısının Çok Az Olmasından Kaynaklanan Sorunlar

 

Yurtdışında bulunan vatandaşlarımızın büyük bir kısmını çocuk yaştakiler oluşturmaktadır. Çocukların hemen her yaşta eğitimleri öncelik taşımaktadır. Bu çocukların eğitimlerinde ise öncelik okul öncesi ve anaokulu konusundadır. Okul öncesi eğitimde yaşanılan sorunlar çocukların daha sonraki eğitim kademelerinde sıkıntı çekmelerine sebep olmaktadır.

Anaokuluna gitmeyen Türk çocukları eğitim konusunda ailelerince diğerleri kadar eğitilip desteklenmedikleri için eğitimden kopmakta ve bunun sonucunda da  yaşadıkları ülke çocuklarına göre eğitimde daha geri kalmaktadırlar. Türk çocuklarının anaokullarına yeterince gidememelerinin bir diğer nedeni de bu okulların hem paralı olması hem de vatandaşlarımızın çocuklarını bu okullara kaydettirmek için zamanında başvurmamalarıdır. Ayrıca, bazı vatandaşlarımız ise dini kaygılarından dolayı çocuklarını bu okullara göndermek istememektedirler.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın çocuklarınının eğitimden kopmamaları ve yaşadıkları ülke çocuklarına göre daha geride kalmamaları için, ilköğretime başlamadan o ülkenin dilini öğreterek eğitim sistemine uyumları sağlanmalıdır. Türk toplumu olarak öncelikle devletin desteği ve resmi kuruluşlarımızın yönetiminde bu ihtiyacın karşılanması yoluna gidilmelidir. Ayrıca, vatandaşlarımızın çocuklarını bu okullara kaydettirmeleri ve zamanında başvuruda bulunmalarının sağlanması konusunda Eğitim Müşavirlik ve Ataşelikleri gerekli uyarıcı tedbirleri almalıdır.

 

Sorun 8.          Öğrenme Engelliler Okullarına (Sonderschule) Devam Eden Türk Öğrenciler Sorunu

 

Yurtdışında anaokullarına devam etmeyen Türk çocuklarının yaşanılan ülkenin dilini yeterince bilmemeleri, çalışan ana ve babanın çocuklarını okula hazırlayamayışı ve bazı ülkelerde vatandaşlarımıza yönelik önyargılar nedeniyle hazırlık sınıfı görüntüsü altındaki öğrenme engelliler okullarına gönderilmelerine sebep olmaktadır.

 

Bu tür bir uygulama özellikle yoğun Türk nüfusunun bulunduğu Almanya ‘ da oldukça yaygındır. Bu ülkede öğrenme engelliler okullarına gönderilen Türk öğrenci sayısı yaklaşık 30.000 dir. Bu sayı diğer yabancılara ve Alman öğrencilere göre çok yüksektir. Bu tür yapılan bir ayrım çocuklarımızın zihinsel ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

 

 Fiziksel ve zihinsel hiçbir özürü bulunmayan bu çocukların yaşadıkları ülkenin sadece dilini yeterince bilmemeleri nedeniyle öğrenme engelliler okullarına gönderilmeleri ciddi problemler yaratmaktadır. Anne ve babalar bu okulları normal statülü okular gibi görmekte, oysa bu okullara gönderilen çocukların gelecekte toplum içerisinde herhangi bir konuma gelmeleri de mümkün olmamaktadır.

            Çözüm Önerisi: Yurtdışında, özellikle Almanya’daki vatandaşlarımızın okul öncesi eğitim kurumu ve anaokullarına devam etmeyen çocuklarının yaşanılan ülke dilini yeterince bilmemeleri nedeniyle zihinsel ve psikolojik gelişimlerini etkileyen hazırlık sınıfı görüntüsündeki öğrenme engelli çocuk okullarına (Sonderschule) gönderilmeleri, resmi devlet görevlileri, ilgili dernek ve kuruluşlar ve Türk velilerce o ülkenin resmi eyalet ve ülke yöneticileri ile okul yöneticileri nezdinde önemli ve etkin girişimlerde bulunarak önlenmeye çalışılmalı, bu şekilde Türk öğrencilere uygulanan subjektif ayrımcılığın önlenmesi de sağlanmalıdır.

 

Ayrıca, bu okullara gönderilirken çocukların dil seviyesinin tespiti yerine zeka seviyesinin ölçülmesi yoluna gidilmeli, çocuklara bu konuda uygulanan testler hazırlanırken Türk öğretmenlerin de katkıları sağlanmalı, çocukların sosyo-ekonomik durumları dikkate alınmalı, öğrenci ve velilere gereken açıklamalarda bulunulmalı, öğrencilerin normal eğitim kurumlarına geçmeleri sağlanarak İkili Kültür Anlaşmaları ile Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantılarında konunun çözümüne ilişkin çalışmalar sürdürülmeli ve etkin kararlar alınmalıdır.

 

Sorun 9.          Mesleki Eğitime Yeterince Önem Verilmemesinden Kaynaklanan Sorunlar

 

Son yıllarda özellikle Türklerin yoğun olarak yaşadığı başta Almanya olmak üzere vatandaşlarımızın bulunduğu ülkelerde işsizlik sorunu yaşanmaktadır. Bu durum bu ülkelerde çalışan vatandaşlarımızı olumsuz yönde etkilemektedir.

 

İyi bir meslek edinme vatandaşlarımızın işsizliğe karşı güvencesi olup, aynı anda gençlerimizin zararlı faaliyetlerde bulunmalarını da engellemektedir. Ancak, vatandaşlarımız bulundukları ülkelerde oldukça geniş olan mesleki eğitim imkanlarından yeterince yararlanamamaktadır.

 

Yurtdışındaki Türk çocuklarının zorunlu öğretimde başarılı olmaları okul öncesi eğitime bağlıdır. Mesleki eğitime geçişin sağlanabilmesi için ise zorunlu eğitimde başarılı olmak gerekmektedir. Ancak, mesleki eğitimin önemi yeterince anlatılamadığından vatandaşlarımız bu ülkelerde işsizlik sorunu yaşamaktadırlar.

Çözüm Önerisi: Yurtdışında, özellikle Almanya ve Batı Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk çocuklarının zorunlu öğretimde başarılı olabilmeleri okul öncesi eğitime, mesleki eğitime geçişin sağlanabilmesi ise zorunlu eğitimde başarılı olmalarına bağlıdır. Vatandaşlarımıza mesleki eğitimin önemİ yeterince anlatılamadığından işsizlik sorunu yaşanmaktadır. Bunun önlenmesi ve vatandaşlarımızın çocuk ve gençlerinin mesleki eğitime devamının sağlanması hususunda resmi kurum ve kuruluşlarımız, TRT-INT, basın-yayın kuruluşları, ilgili dernek ve sivil toplum örgütlerince aydınlatıcı ve bilgilendirici toplantılar düzenlenmeli, broşürler ve afişler bastırılıp dağıtılmalı, gerekirse ailelerle birebir iletişim kurularak bu konuda yeterli bilgilere sahip olmaları sağlanmalıdır.

 

Ayrıca, Teknik İşbirliği Anlaşmaları kapsamında Bakanlık ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yurtdışı görevlilerinin öncülüğünde Türk gençleri için ek iş imkanları sağlanması konusunda daha etkin çalışmalar yapılmalıdır.

 

Sorun 10.        Okul İdaresi ve Aileler Arasında Yeterli İletişimin Kurulamaması Sorunu

 

Yurtdışındaki vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu yaşadıkları ülkelerde işçi olarak çalışmaktadır.Bu vatandaşlarımız yoğun çalışma temposu, sahip oldukları eğitim ve kültür seviyesi, ülkenin dilini bilmemeleri ve sosyo-ekonomik nedenlerle çocuklarını gönderdikleri okul yönetimleri ve öğretmenleri ile yeterli düzeyde iletişim kuramamaktadır. Bu durum çocukların eğitim-öğretim ile ilgili problemlerinde yalnız kalmalarına ve başarısızlıklarına neden olmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Büyük bir çoğunluğunun yaşadıkları ülkelerde işçi olarak çalıştığı vatandaşlarımızın günlük yaşamlarındaki yoğun çalışma temposu, eğitim ve kültür seviyeleri, o ülkenin dilini bilmemeleri ve sosyo-ekonomik nedenlerle çocuklarını gönderdikleri okul yönetimleri ve öğretmenleri ile yeterli düzeyde iletişim kurmalarına yardımcı olacak eğitim ve yönlendirme çalışmalarına önem verilmeli, bu konuda toplantılar düzenlenerek konunun önemi anlatılmalıdır. Vatandaşlarımızın okul, aile, çevre ile olan iletişim ve ilişkilerinde etkin görev almalarını sağlayıcı önlemler alınarak bu konudaki çalışmalara katılımları sağlanmalıdır.

 

Sorun 11. Türkiye’den Gönderilen Öğretmenlerle İlgili Sorunlar

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın eğitim-öğretim hizmetlerinin yürütülebilmesi için Türkiye’den öğretmen görevlendirilmektedir. Ancak, görevlendirilen bu öğretmenlerin sayıları yetersiz kalmaktadır. Görevlendirilen bu öğretmenler o ülkelerin eğitim, kültür, sosyo-ekonomik vb. yapıları hakkında yeterli bilgilere sahip olmadıklarından, bu durum öğretmenlerimizin okul yönetimi ve diğer öğretmenlerle iletişim kuramamasına, Türk öğrencilere yardımcı olamamalarına, ve çevreye uyum sağlayamayarak bazı sorunlar yaşamalarına neden olmaktadır. Ayrıca; Bakanlıkça yurtdışına gönderilen öğretmenlerin ücretlerinin yaşadıkları ülkelerin standartlarına göre genelde yetersiz oluşu onlardan beklenen verimi azaltmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın eğitim öğretim hizmetlerinin yürütülebilmesi için Türkiye’den görevlendirilen öğretmenlerin gidecekleri ülke dilini çok iyi derecede bilmeleri ve Milli Eğitim Bakanlığının bu öğretmenlerin seçiminde objektif ve başarıyla sürdürülen uygulamalarına hassasiyetle devam edilmelidir. Görevlendirilecek öğretmenlere gideceği ülkenin eğitim sistemleri, ülkenin tanıtımı vb. gibi konularda o ülkenin Türk temsilcilikleri ile işbirliği yapılarak, verilecek hizmetiçi eğitimlerle bilgi yönünden donatılmaları ve karşılaşabilecekleri uyum sorunlarının çözümünde yardımcı olunmalıdır. Yurtdışında görev yapan öğretmenlerin ücret ve kadro durumlarındaki yaşadıkları sorunlar ilgili Bakanlıklarla işbirliği yapılarak giderilmeli ve görev süreleri biten öğretmenlerin Türkiye’ye dönüş tarihleri bulundukları ülke ve eyaletlerdeki okulların kapanma tarihleri dikkate alınarak belirlenmelidir. Öğretmenlerimizin Türk temsilcilikleri, özellikle Eğitim Müşavir ve Ataşelikleri ile yakın işbirliği içinde olmalarının sağlanması yönünde önlemler alınmalıdır. Ayrıca, öğretmenlerimizin her bölge veya eyalet düzeyindeki dernek, birlik ve sivil toplum örgütleri, veli ya da okul idaresi ve okul aile birlikleri ile işbirliği içerisinde çalışmaları özendirilmelidir.

 

Sorun 12. İlgili Ülke ve Eyaletlerce Atanan Türk Öğretmenlerle İlgili Sorunlar

 

Eğitim-öğretim hizmet ve faaliyetlerin eyalet ve bölge düzeyinde yürütüldüğü ülkelerde eyalet ve yerel yönetimler Türk öğretmenleri o yöredeki Türklerden seçerek okullarda görevlendirmektedir. Ancak, bu durum farklı ya da yetersiz eğitimi olan bazı kişilerin öğretmen olmaları sonucunda çeşitli sıkıntılara ve Türk çocuklarının yanıltıcı ve yanlış yönlere çekilebilen bir eğitim almalarına sebep olmaktadır. Ayrıca bu durum o ülkelerde yaşayan Türkler arasında aşırı sakıncalı eğilimlerin giderek  artmasına da yol açmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarının eğitim-öğretimleriyle ilgili olarak ülke ve eyaletlerce atanan Türk öğretmenler konusu üzerinde özenle durulması gereken sorunlardan birisidir. Çünkü söz konusu olan yurtdışındaki çocuklarımızın geleceğidir.  Bu nedenle; yurtdışındaki vatandaşlarımızın çocuklarının Türk dil ve kültürünü öğretmek görüntüsü altında, devlet felsefesine ve milli kültür ve geleneklerine aykırı bir biçimde yetiştirilmelerine yol açabilecek, farklı ya da yetersiz eğitimi olan Türklerden seçerek atadıkları öğretmen uygulamasının takip edilmesi için bu konuda her düzeydeki görüşmelerde gereken hassasiyet gösterilerek ısrarcı olunmalıdır.

 

Ayrıca, Türk  çocuklarının yanıltıcı ve yanlış yönlere çekilebilecek bir eğitim almaları önlenmeli bu ülkelerde yaşayan Türkler arasındaki aşırı sakıncalı eğilimlerin artması da engellenmelidir.

 

Sorun 13.        Yurtdışı İçin Hazırlanan Ders Kitap ve Malzemelerinin Yetersizliğinden Kaynaklanan Sorunlar

 

Milli Eğitim Bakanlığınca yurtdışındaki vatandaşlarımızın öğrenci olan çocuklarının yararlanması için ders kitapları hazırlanmakta ve bu ülkelere gönderilmektedir. Hazırlanan bu kitaplar yalnızca Türkiye ile ilgili konuları içerdiğinden, diğer ülkeler ve yaşanılan ülkeler hakkında yeterli ve gerekli bilgileri kapsamamaktadır.

 

Ayrıca yurtdışına gönderilen ders kitapları, tanıtım kitap, eğitim-öğretim malzeme ve materyallerinin sayıları da yetersiz kalmaktadır. Bu durum gerek vatandaşlarımızın gerekse ilgili ülke makamlarının eleştirilerine neden olmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Milli Eğitim Bakanlığınca yurtdışındaki vatandaşlarımızın çocuklarının yararlanması için hazırlanan ders kitapları, tanıtım kitap, eğitim-öğretim malzeme ve materyalleri sadece Türkiye’yi değil yaşanılan ve diğer ülkeler hakkında da yeterli ve gerekli bilgileri içerir nitelikte olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bu kitapları hazırlarken ilgili ülke temsilcilikleri ile dış temsilciliklerimizin de görüş ve katkılarından yararlanmalıdır. Ayrıca; o ülkelerdeki diğer yabancılar için hazırlanmış kitap ve eğitim-öğretim materyallerinden örnek olarak yararlanılmalıdır. Hazırlanan ders kitapları, eğitim araç, gereç ve materyalleri bütçe imkanları ölçüsünde karşılanmalıdır.

 

Sorun 14.        Eğitim Müşavirlik ve Ataşelikleri İle Vatandaşlarımız Arasında Yeterli ve Etkin İletişim Kurulamaması Sorunu

 

Vatandaşlarımız; Eğitim Müşavirlik ve Ataşelikleri ile gerek eğitim-öğretim gerekse diğer konulardaki görülecek iş ve işlemleri için temsilciliklerin vatandaşların yoğun olarak yaşadıkları yörelere uzak oluşu, zaman zaman kadrolarının boş olması ya da yeterli sayıda elemandan yoksun bulunması vb. nedenlerden dolayı bu ülkelerde gerekli ve etkin iletişim kuramamanın zorluğunu yaşamaktadır. Bu durum vatandaşlarımızın eğitim-öğretim ve diğer hizmetlerden yeterli düzeyde yararlanamamasına neden olmaktadır.

           

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın, yurtdışı temsilciliklerinde gerek eğitim-öğretim gerekse diğer konulardaki iş ve işlemlerinin çözümünde sunulan hizmetlerden azami ölçüde yararlanabilmeleri için Eğitim Müşavirlik ve Ataşelikleri ile yeterli ve etkin iletişim kurmalarına imkan verecek önlemler mutlaka alınmalıdır. Bu konuda konferans, panel vb. aydınlatıcı faaliyetler periyodik olarak düzenlenmelidir.

 

Sorun 15. Eğitim Müşavirliği ve Ataşeliği Kadrolarının Yetersizliği Sorunu

 

Yurtdışındaki Eğitim Müşavir ve Ataşeleri bulundukları ülkenin eğitim sistemini inceleyerek bu eğitim sitemi içerisinde öğrencilerimizin sağlıklı ve yeterli düzeyde eğitim-öğretim görmelerini sağlayıcı çalışmaları yürütmekle görevlidirler.

 

Ancak, Eğitim Müşavir ve Ataşelik kadroları ihtiyaca cevap verememekte ve yetersiz düzeyde kalmaktadır. Bu durum vatandaşlarımızın Eğitim Müşavirliği ve Ataşeliği hizmetlerinden yararlanmalarında sorun yaratmaktadır.

 

Ayrıca, bu kadroların boş bulunması, Müşavir ve Ataşelerin görevlendirmelerinde siyasi nedenlerin ağırlığı, görevlendirilenlerin gittikleri ülke eğitim sistemleri hakkında bilgi yetersizlikleri vb. gibi nedenler vatandaş ve öğrencilerimize yönelik hizmetlerin aksamasına ve yetersiz kalmasına sebep olmaktadır.

Çözüm Önerisi: Bulundukları ülkelerin eğitim sistemlerini incelemek, bu eğitim sistemleri içerisinde öğrencilerimizin sağlıklı ve yeterli eğitim-öğretim görmelerini sağlayıcı çalışmalar yapmakla görevli Eğitim Müşavir ve Ataşeliklerine ait kadrolarla ilgili Milli Eğitim, Dışişleri ve Maliye Bakanlıklarının işbirliği ile yeterli düzeye çıkarılmalı, boş olan kadrolara atamalar yapılmalı, gereksiz olanlar iptal edilmeli veya azaltılması yolunda tedbirler alınmalıdır.

 

Yurtdışında görevlendirilen Eğitim Müşavir ve Ataşeleri gittikleri ülke eğitim sistemleri hakkında bilgilendirilmeli ve o ülke dilini çok iyi seviyede bilmeleri hususu üzerinde önemle durulmalı ve bu konuda Bakanlıkça hassasiyetle sürdürülen uygulamalara devam edilmelidir. Atamalarda siyasi ağırlık, kayırmacılık vb. gibi hususlar dikkate alınmamalıdır.

 

Sorun 16.        Yurtdışında Özel Öğrenci Statüsünde Yükseköğretim Görenlerle İlgili Sorunlar

 

Yükseköğretim görmek amacıyla özel öğrenci statüsünde yurtdışına giden vatandaşlarımızın, gittikleri ülkelerin eğitim sistemlerinin ülkemiz eğitim sistemiyle farklılıklar göstermesi öğrencilerimizin askerlik tecil ve tehir işlemlerinde bazı sorunlarla karşılaşmalarına neden olmaktadır.

 

Türk Cumhuriyetlerindeki bazı yükseköğretim kurumlarından alınan diplomaların denkliklerinin olmaması hem kişiler ve hem de ülkemiz yönünden zaman, emek açısından maddi ve manevi kayıplara sebep olmaktadır. Ayrıca, Türk Cumhuriyetlerindeki üniversiteler ücretli eğitim verdiklerinden öğrencilerimize ikili anlaşma, protokol ve mutabakatlara göre çok sınırlı sayıda burs vb. gibi imkanlar sağlanmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: İşlemlerin kısa sürede sonuçlandırılması, zaman, enerji, mekan ve emek kaybının önlenmesi için yurtdışında yükseköğretim gören, yurtdışında oturma izni olan öğrencilerin öğrencilik tanıma işlemlerinin bulundukları ülkelerdeki Eğitim Müşavirlik ve Ataşelikleri, bunların bulunmadığı yerlerde Başkonsolosluklar tarafından yürütülmesi yönündeki çalışmalar ağırlık kazandırılarak sürdürülmelidir.

 

Yüksek öğretim görmek üzere gidilen ülkelerdeki farklı eğitim sistemlerinden kaynaklanan öğrencilerin askerlik tecil ve tehir işlemlerinde karşılaştıkları aksaklıklar giderilmelidir. Türk Cumhuriyetlerindeki bazı yükseköğretim kurumlarından alınan diplomaların denklik işlemlerinin yapılmasıyla ilgili etkin ve kalıcı uygulamalar geliştirilmeli ve gençlerimizin mağdur olmaları önlenmelidir.

 

Yurtdışında özel öğrenci statüsünde yüksek öğrenim gören gençlerimize ikili anlaşmalar kapsamında çok sınırlı sayıda tanınan burs vb. gibi imkanların çoğaltılması yönündeki çalışmalara ağırlık verilmelidir.

 

Gelişen ve değişen eğitim imkan ve şartları çerçevesinde özel öğrencilerle ilgili sürdürülen mevzuatın güncelleştirilmesi çalışmaları hızlandırılmalıdır.

 

Sorun 17.        Yurtdışında Resmi-Burslu Statüde Yükseköğretim Görenlerle İlgili Sorunlar

 

Yükseköğretim görmek üzere resmi-burslu öğrenci statüsünde yurtdışına gönderilen vatandaşlarımıza verilen devlet burslarının tahsisinde birden fazla kurum ve kuruluş rol oynamakta, bu durum ise öğrencilerle ilgili kurumlar arasında yetki ve ilişkiler açısından bazı aksaklıklara neden olmaktadır.

 

Yurtdışındaki Eğitim Müşavirlik ve Ataşelikleri resmi-burslu öğrencilerimizi personel, ekipman ve kaynak yetersizliği nedeniyle gerektiği gibi izleyememekte ve kendileriyle etkin iletişim kuramamaktadırlar. İlgili yönetmelikle Milli Eğitim Bakanlığının takdirine bırakılan öğrenim sürelerinin uzatılması yanlış yorumlanarak bir hak gibi algılanmakta bu durum ise dava konusu yapılarak Bakanlık ile öğrencilerin karşı karşıya gelmelerine neden olmaktadır.

 

Yurtdışına resmi-burslu olarak gönderilen ve öğrenimlerini tamamlayarak yurda dönenlere uzmanlık alanlarına göre görev verilmemesi, uygun kadro ve ünvanlara atamalarının yapılmaması bu durumda bulunanlar açısından da sorun yaratmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Yükseköğretim görmek üzere resmi-burslu öğrenci statüsünde yurtdışına gönderilen vatandaşlarımıza devlet burslarının tahsisinde birden fazla kurum ve kuruluşun rol alması ve bu kurumlar arasındaki yetki ve ilişkiler açısından ortaya çıkan aksaklık ve sorunların çözümünde çok başlılığın giderilmesi ve yetkilerin bir merkezde toplanması sağlanmalıdır. Resmi-burslu öğrencilerle ilgili iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesinde Milli Eğitim Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı arasındaki işbirliği etkin hale getirilmelidir. Burslar konusunda Milli Eğitim Bakanlığı ile yükseköğretim kurumlan arasındaki yetki, sorumluluk ve ilişkiler belirginleştirilmelidir.

 

Yurtdışındaki Eğitim Müşavirlik ve Ataşeliklerinin personel, ekipman ve kaynak olarak yetersizlikleri giderilmeli, dış temsilciliklerimizin resmi-burslu öğrencilerimizi izleyerek onlarla etkin iletişim kurmalarını sağlayıcı önlemler alınmalıdır.

 

Yurtdışına resmi-burslu öğrenci olarak gönderilen ve öğrenimlerini tamamlayarak yurda dönenlere uzmanlık alanlarına göre adına öğrenim gördükleri kurumlar tarafından uygun kadro ve unvanlara atanmaları en kısa sürede sağlanmalıdır.

 

Sorun 18. Diploma Denkliği Sorunu

 

Yurtdışındaki vatandaşlarımızın gördükleri eğitim sonucu aldıkları ilk ve orta öğretim diplomalarının denklik işlemleri, yurtdışındaki Eğitim Müşavir ve Ataşelikleri, yurdumuzda ise İl Milli Eğitim Müdürlükleri ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nca yapılmaktadır. Yurtdışından alınan yükseköğretim diplomalarının denkliği ise 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu gereğince Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından yapılmaktadır. Ancak, yurtdışındaki vatandaşlarımızın Türkiye’deki orta ve yüksek okullardan almış oldukları diplomalar bazı ülkelerde kabul görmemekte ve bu diplomaların denklikleri ülkelerde eğitim sistemlerinin farklı olması nedeniyle daha alt düzeyde onaylanmakta ya da bazı ek ders ve öğrenim şartları ileri sürülmektedir.

 

Ayrıca, yurtdışında özellikle Türk Cumhuriyetleri’nden alınan yükseköğretim diplomalarının denkliği konusunda diploma sahibi vatandaşlarımız ve ülkemiz zaman ve emek açısından maddi ve manevi kayıplara uğramaktadır. Yükseköğretim diplomalarının denklik işlemlerini yürütmekle görevli olan Yükseköğretim Kurulu uygulamada ÖSYM kılavuzunda yer alan yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından alınan diplomalara denklik vermekte, kılavuzda yer almayan üniversitelerin diplomalarına ise denklik vermemektedir.

 

            Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın Türkiye’deki orta ve yüksek okullardan aldıkları diplomaların bazı ülkelerde kabul görmemesi ya da bu diplomaların denkliğinin daha alt düzeyde onaylanması ve bazı ek ders şartları ileri sürmeleriyle ortaya çıkan sorunların uzun vadeli çözümünde, Türk eğitim sisteminin Avrupa Birliği (AB) standartlarına ve uluslararası normlara uygunluğu sağlanmalı bu konuda çalışmalar yapılmalı ve gereken önlemler alınmalıdır. Mevcut sorunların kısa vadeli çözümünde ise Türkiye’de verilen eğitim iyi tanımlanmalı, böylece ilgili ülkelerde yapılan objektif değerlendirmelere bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlarla gerekli temaslar kurularak yardım edilmelidir.

 

Ayrıca, yurtdışında özellikle Türk Cumhuriyetleri ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde yükseköğretim görmek suretiyle alınmış olan diplomaların denklik işlemleri konusunda öğrencileri mağdur ederek emek, maddi ve manevi kayıplara neden olan uygulamalar yerine Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı ile yakın temas kurularak daha adil ve gerçekçi çözümler üretilmelidir.

 

Sorun 19.        Türkiye’deki Gençlik ve İzcilik Kamplarından Yeterince Yararlanılamaması ve Bu Kampların Yeterince Tanıtılamaması Sorunu

 

Yurtdışındaki vatandaşlarımızın çocuklarının ülkelerini tanımaları, ana dillerini geliştirmeleri ve birbirleriyle tanışıp kaynaşmalarını sağlamak açısından Türkiye’de açılan gençlik ve izcilik kampları büyük önem taşımaktadır. Ancak, bu kampların sayılarının az olması ve yeterince tanıtılmaması gençlerimizin bu kamplardan yeterince yararlanmalarına engel olmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın çocuklarının ülkelerini tanımaları, ana dillerini geliştirmeleri ve birbirleri  ile tanışıp kaynaşmalarını sağlamayı amaçlayarak Türkiye’ de açılan Gençlik ve İzcilik Kamplarının işlevleri artırılıp sayıları çoğaltılarak gençlerimizin bu kamplardan yararlanmaları sağlanmalıdır. Ayrıca, bu kampların yurtdışındaki vatandaşlarımıza tanıtımı Eğitim, Müşavirlik ve Ataşelikleri tarafından yapılmalıdır.

 

 

Sorun 20. Yurtdışındaki Yetişmiş İnsan Gücünden Yararlanılamaması Sorunu

 

Yurtdışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde çok iyi lisan bilen, üniversite öğrenimine devam eden ya da mezun olan genelde belli bir deneyim kazanmış genç nüfus sayısı oldukça fazladır. Bu gençlerimiz özellikle Almanya’da üniversite öğrenimlerini tamamlayarak Alman ekonomisinde kendilerini kabul ettirmiş ve çok iyi görevlere gelmişlerdir. Ancak, yetişmiş insan gücünü oluşturan bu vatandaşlarımızdan yeterli ölçüde yararlanılamamaktadır.

 

Ayrıca; yurtdışında yetişerek Türk ve dünya bilimlerine kazandırdıkları eserler, master ve doktora tezleriyle katkıda bulunmuş üniversite öğretim görevlilerinden de yeteri ölçüde yararlanılamamaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızdan çok iyi lisan bilen, bu ülkelerde üniversite öğrenimine devam eden ya da mezun olarak deneyim kazanmış, özellikle Almanya’da yaşayan kendilerini ispat ederek çok iyi görevlere getirilen gençlerimizin yetişmiş insan gücünden yararlanılması yolunda etkin politikalar üretilmelidir.

 

Yurtdışında yetişerek Türk ve dünya bilimlerine kazandırdıkları eserler master ve doktora tezleriyle katkılar sağlayan üniversite öğretim görevlilerinden azami ölçüde yararlanılmalıdır.

 

Sorun 21. Yurtdışında Türk Yükseköğretim Kurumlarının Kurulmaması Sorunu

 

Yurtdışındaki, özellikle genç vatandaşlarımızın sayısı her geçen gün büyük bir hızla artmaktadır. Bu artış Almanya’da en yüksek seviyededir.

 

Bu genç nüfusun büyük bir çoğunluğu ise yükseköğretime devam etmektedir. Gençlerimizin, yükseköğretime olan yoğun isteği Türk kimlik ve kültüründe kendilerini yetiştirmeleri ve meslek edinmeleri açısından büyük önem kazanmaktadır. Bu nedenle bu seviyedeki üniversite çağı gençlerimiz için yaşadıkları ülkelerde yükseköğretim kurumlarının kurulmamış olması büyük bir eksikliktir.

Çözüm Önerisi: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğunu oluşturan genç nüfusun yükseköğretim görmeye olan yoğun isteği, Türk kimlik ve kültüründe kendilerini yetiştirecek meslek edinme arzuları bu ülkelerde Türk yükseköğretim kurumlarının kurulmasını gerekli kılmaktadır. Bu nedenle, yabancı ülkelerdeki genç nüfusumuzun öğretim görmelerine büyük katkı sağlayacak yükseköğretim kurumlarının açılması yolundaki çalışmalara yoğunluk kazanmalıdır.

 

2.7 MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI

 

2.7.1 Sunulan Hizmetler

 

Vatan hizmetinin, her Türkün hakkı ve ödevi olduğu, bu hizmetin Silâhlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğinin veya getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği Anayasamızın 72’nci maddesinde belirtilmiştir. 1960’lı yıllarda yurtdışına başlayan Türk işgücü göçü nedeniyle, yabancı ülkelerde bulunan Türk vatandaşlarının, bulundukları ülkelerde elde ettikleri siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik hak ve kazanımlarını Türkiye’deki uzun süreli askerlik hizmeti nedeniyle kaybetmelerini önlemek maksadıyla, askerlik hizmetine ilişkin yükümlülüklerinin düzenlenmesine ihtiyaç hasıl olmuştur.

 

27 Nisan 1976 tarihinde 1111 Sayılı Askerlik Kanununa 1983 sayılı Kanunla 35/G maddesi eklenmiş ve vatandaşlarımızın, son yoklama, celp ve sevk gibi her türlü askerlik işleminin ertelenmesine imkân sağlanmıştır. Erteleme işlemi başlangıçta 29 yaşın tamamlandığı yılın sonuna kadar yapılmakta iken, yaş sınırı, 27 Haziran 1984 tarihli ve 3031 sayılı Kanunla 29’dan 32 yaşın tamamlandığı yılın sonuna, 21 Mayıs 1992 tarihli ve 3802 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle de iki yılda bir yenilenmek kaydıyla 38 yaşın tamamlandığı yılın sonuna kadar uzatılmıştır. Dövizle askerlik hizmetine ilişkin ilk düzenleme 20 Mart 1980 tarihli ve 2299 sayılı Kanunla, 1111 Sayılı Askerlik Kanununa EK-1’inci madde olarak eklenmiş ve başvuru işlemlerinin tamamlanabileceği yaş sınırı 32 olarak belirlenmiştir.

 

21 Mayıs 1992 tarihli ve 3802 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle de dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için başvuru işlemlerinin tamamlanabileceği yaş sınırı 32’den, 38 yaşın doldurulduğu yılın sonuna kadar uzatılmıştır.

 

Dövizle Askerlik Hizmetinden Yararlanma Şartları:

 

·        ·        Oturma veya çalışma iznini haiz olarak işçi, işveren sıfatıyla veya bir meslek ya da sanatı icra ederek fiilen;

a.       a.    20 Mart 1980-21 Mayıs 1992 tarihleri arasında en az bir yıl süreyle,

b.      b.    21 Mayıs 1992 tarihinden itibaren de en az üç yıl süreyle,

yabancı ülkede ikâmet etmek veya bir hizmet akdine dayanarak yabancı bandıralı gemilerde gemi adamı olarak bulunmak ve bu durumlarını, yükümlülüklerini tamamlayıncaya kadar kaybetmemiş olmak,

·        ·        Dövizle askerlik hizmeti dışında diğer askerlik hizmetlerinden biri ile yurt içinde silâh altına alınmamış olmak,

·        ·        Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için 38 yaşın tamamlandığı yılın sonuna kadar T.C. Başkonsolosluklarına başvurmak ve başvuru sırasında haklarında belirlenen dövizi ödemek,

·        ·        Dövizle askerlik hizmeti kapsamında yükümlülüklerinin devamı süresince kesin dönüş yapmamış olmak,

·        ·        Temel askerlik eğitimini en geç 38 yaşını doldurduğu yılı takip eden yıl içinde tamamlamaktır.

 

Süresi Dövizle Askerlik Hizmeti Kapsamında Temel Askerlik Eğitimi Süresi:

 

·        ·        Dövizle askerlik hizmeti kapsamında temel askerlik eğitiminin süresi 20 Mart 1980 tarihinde iki ay olarak tespit edilmiştir.

·        ·        21 Mayıs 1992 tarih ve 3802 sayılı Kanunla 1111 sayılı Askerlik Kanununda yapılan değişiklikle; temel askerlik eğitiminin süresi bir ay olarak belirlenmiştir.

 

Dövizle Askerlik Hizmeti Kapsamından Çıkartılma:

      

Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere başvurduktan sonra;

·        ·        Gereken şartları taşımadıkları anlaşılanlar,

·        ·        Ödemeleri gereken döviz miktarını 38 yaşını doldurdukları yılın sonuna kadar ödemeyenler,

·        ·        En geç 38 yaşlarını doldurdukları yılı takip eden yıl içinde temel askerlik eğitimini yapmayanlar,

·        ·        Ücret veya maaşları yurt içinden transfer edilenler,

·        ·        Yabancı ülkelerde resmî görevle bulunanlar,

·        ·        Dövizle askerlik hizmeti kapsamında yükümlülüklerinin devamı süresince (ödemelerini ve temel askerlik eğitimini tamamlayıncaya kadar) yurda kesin dönüş yapanlar veya bir takvim yılında (1 Ocak-31 Aralık tarihleri arasında) toplam olarak altı aydan fazla süre ile yurt içinde kalanlar,

·        ·        Dövizle askerlik hizmeti kapsamında yükümlülüklerini tamamlamadan kendi istekleriyle vazgeçenler,

dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılarak durumlarına uygun askerlik işlemine tâbi tutulurlar.

 

Dövizle Askerlik Hizmeti Kapsamında Ödenmesi Gereken Döviz Miktarı:

 

·        ·        Dövizle askerlik hizmeti kapsamında ödenmesi gereken döviz miktarı 20 Mart 1980 tarihinde “440.000 Türk Lirası” olarak belirlenmiştir.

·        ·        22 Ekim 1981 tarih ve 2539 sayılı Kanunla “440.000 Türk Lirası” ifadesi “800.000 Türk Lirasının 1 Mart 1980 tarihindeki resmî kur üzerinden belirlenecek yabancı ülke parası” olarak değiştirilmiş ve ödenmesi gereken döviz miktarı “19.757,96 Alman Markı” olarak tespit edilmiştir.

·        ·        Bu miktar, 27 Haziran 1984 tarihinde 3031 sayılı Kanunla “600.000 Türk Lirasının 1 Mart 1980 tarihindeki resmî kur üzerinden belirlenecek yabancı ülke parası” olarak değiştirilmiş, ödenmesi gereken döviz miktarı “14.818,47 Alman Markı”na düşürülmüştür.

·        ·        12 Ekim 1988 tarihli ve 3478 sayılı Kanunla dövizle askerlik hizmeti kapsamında ödenmesi gereken döviz miktarı “10.000 Alman Markı” olarak tespit edilmiştir.

·        ·        Avrupa Birliği üyesi ülkelerinde 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren “EURO” para biriminin kullanımına başlanması nedeniyle, Başbakanlığın 16 Mart 2002 tarihli ve B.02.0.KKG/101-432/1403 sayılı yazısı gereğince “Alman Markı” ifadesi “EURO” olarak değiştirilmiş, ödenmesi gereken döviz miktarı T.C. Merkez Bankası çapraz kuruna göre “5.112 EURO” olarak tespit edilmiştir.

Dövizle Askerlik Hizmeti Kapsamında Geri Ödeme İşlemleri: Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere başvuranların ödemiş oldukları dövizler;

 

·        ·        Dövizle askerlik hizmeti kapsamından çıkartılmaları halinde, tâbi oldukları statüde askerlik hizmetini tamamladıktan sonra,

·        ·        Temel askerlik eğitimi sırasında veya daha önce vefat etmeleri veya askerliğe elverişsiz hâle gelmeleri halinde, derhal kendilerine, vekillerine veya kanunî mirasçılarına,

iade tarihindeki kurdan Türk Lirası olarak yurt içinde gösterecekleri banka hesabına ödenir. Temel askerlik eğitimini tamamladıktan sonra vefat eden, askerliğe elverişsiz hâle gelen veya dövizle askerlik hizmeti kapsamında yükümlülüklerini tamamladıktan sonra vazgeçenlere geri ödeme yapılmaz.

 

Birden Fazla Tâbiiyetli Vatandaşlarımızın Askerlik İşlemleri: 1111 sayılı Askerlik Kanununun 2’nci maddesi gereğince, yurtdışında doğan ve ikâmet edenler ile kanunî rüşt yaşına kadar yabancı bir ülkeye gitmiş olanlardan bulundukları ülke vatandaşlığını da kazanan Türk vatandaşlarının; 38 yaş sonuna kadar askerlikleri ertelenmektedir. Bunlardan, tâbiiyetinde bulundukları diğer ülkede yaptıkları askerlik hizmetini belgeleyenler, mükellefiyetlerini yerine getirmiş sayılmaktadırlar.

 

          Askerlik hizmetinin zorunlu olduğu yabancı ülkelerden İçişleri ve Dışişleri Bakanlığının görüşleri alınmak suretiyle, Millî Savunma Bakanlığınca belirlenen;

 

Almanya, Avusturya,    Danimarka Finlandiya, Fransa (1979 ve daha genç doğumlular hariç), İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, Norveç,Yunanistan, Tunus (mütekabiliyet esasına dayalı olarak anlaşma yapılmıştır)’da askerlik hizmetini yaptığını veya o ülke silâhlı kuvvetlerinde ihtiyaç fazlası olduklarından ya da siyasî, dinî, felsefî, ahlakî inançları nedeniyle askerlik yapmak istemediklerinden, askerlik hizmeti karşılığı olarak hükümete bağlı (resmî) sivil kurum ve kuruluşlarda hizmet yaptığını veya o ülke silâhlı kuvvetlerinde subay, astsubay veya sözleşmeli (profesyonel) erbaş-er olarak görev yaptıklarını ve bu nedenle ayrıca zorunlu askerlik hizmetini de yerine getirmiş sayıldıklarını belgeleyenler, ülkemizde de askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılmaktadırlar. Hollanda ve Belçika’da  zorunlu askerlik hizmeti kaldırılmış olduğundan, Hollanda 1 Ocak 1997, Belçika ise  1 Ocak 1978 tarihi itibarıyla listeden çıkarılmıştır.

Fransa’da 1 Ocak 1999 tarihinden itibaren, 31 Aralık 1978 tarihinden sonra doğmuş olanların askerlik yapma yükümlülükleri askıya alındığından, bu tarihten sonra doğmuş olanların müracaatları kabul edilmemektedir.

 

Yabancı Ülkelerdeki Öğrenci Vatandaşlarımızın Askerlik İşlemleri: Yabancı ülkelerde lisans ve daha düşük düzeyde eğitim veren okullarda okuyan öğrencilerin, öğrenciliklerinin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından tanınması kaydıyla, yurtdışı temsilciliklerimizdeki Eğitim Müşavirlikleri ve Ataşelikleri, bulunmadığı takdirde ise Başkonsolosluklar tarafından her yıl düzenlenen öğrenci durum belgelerine istinaden 29 yaş sonuna kadar askerlikleri ertesi yıla bırakılmaktadır.

         

          Yabancı Ülkelerde Staj, Yüksek Lisans ve Doktora Yapanların Askerlik İşlemleri: Devlet veya kendi hesaplarına yurtdışında staj, yüksek lisans, ihtisas veya doktora yapanların, yurtdışı temsilciliklerimizdeki Eğitim Müşavirlikleri/Ataşelikleri, bulunmadığı takdirde ise Başkonsolosluklar tarafından haklarında tanzim edilen erteleme teklif yazılarının Millî Savunma Bakanlığı Asker Alma Dairesi Başkanlığına gönderilmesi durumunda askerlikleri 33 yaşını doldurdukları yılın sonuna kadar ertelenmektedir.

 

2.7.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

Sorun 1. Yabancı ülkelerde yaşayan vatandaşlarımız; dövizle askerlik hizmeti kapsamında ödenmesi gereken döviz miktarının yüksek olduğunu belirterek düşürülmesini talep etmektedirler.

 

Çözüm Önerisi: Vatandaşlarımızın, dövizle askerlik hizmeti kapsamında ödemeleri gereken döviz miktarı, asgarî geçim standartları dikkate alınarak 5.112 EURO veya karşılığı yabancı ülke parası olarak tespit edilmiştir. Dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlarımızın, dövizle askerlik hizmeti kapsamında öngörülen dövizi 38 yaşını doldurdukları yılın sonuna kadar dört eşit taksitte ödemeleri mümkündür. Bir vatandaşımızın, 20 yaşında askerlik çağına girdiği dikkate alındığında, 38 yaşını doldurduğu yılın sonuna kadar geçecek 18 yıllık sürede, ayda 23,6 EURO veya karşılığı yabancı ülke parası tasarruf etmek suretiyle bu miktarı biriktirmeleri mümkündür.

 

Sorun 2. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın temel askerlik eğitiminin kaldırılmasını veya daha yüksek bedel ödemek suretiyle temel askerlik eğitiminden muaf tutulmalarını veya temel askerlik eğitimini yapmanın isteğe bağlı bırakılmasını talep etmektedirler.

 

Çözüm Önerisi: Dövizle askerlik hizmeti kapsamında silâh altına alınan vatandaşlarımıza, bir ay süreli temel askerlik eğitim süresince, mevcut eğitim programları çerçevesinde Türk’lük duygu ve düşüncelerinin geliştirilmesinde, yurtdışında her türlü zararlı akımlara karşı fikrî yapısı sağlam, milletine bağlı, Türkiye ve Türklüğün propagandasını yapabilecek, Türk Silâhlı Kuvvetlerini tanıyan ve seven kişiler olarak eğitildikleri, terhislerini müteakip uzun süre yurtdışında yaşayacakları, bu nedenle kendilerinde ülkemizin hak ve menfaatlerini koruyabilecek fikrî yapı ve güçlü bir lobi oluşturulabilecekleri, eğitim süresi içinde Türkçe’yi iyi düzeyde konuşamayanlara diksiyon ve dil bilgisi dersi verildiği, ayrıca ülkemizi tanımalarını sağlamak için kültür ve turizm gezileri düzenlendiği dikkate alındığında, halen uygulanmakta olan sistemin faydalı olduğu değerlendirilmektedir.

 

Sorun 3. Üniversite mezunu durumunda olanlar için daha düşük bedel ödemek veya temel askerlik eğitimini kaldırmak suretiyle, dövizle askerlik hizmetinden yararlanmalarına imkân sağlanması talep edilmektedir.

 

Çözüm Önerisi: Bakanlıkça bu durumun, Anayasanın eşitlik ilkesine uygun olmadığı düşünülmektedir.

 

Sorun 4. Birden fazla erkek çocuğa sahip aileler, giderek azalan bir oranda ödeme yapmak suretiyle, çocuklarının dövizle askerlik hizmetinden yararlandırılmalarını talep etmektedirler.

 

Çözüm Önerisi: Bakanlıkça bu durumun Anayasanın eşitlik ilkesine uygun olmadığı düşünülmektedir.

 

Sorun 5. Yabancı ülkelerde yaptıkları askerlik hizmeti, ülkemizde sayılmayan birden fazla tâbiiyetler, bu ülkelerde yaptıkları askerlik hizmetinin sayılmasını talep etmektedirler.

 

Çözüm Önerisi: Tâbiiyetinde bulunulan diğer ülkede yapılan askerlik hizmetinin sayılabilmesi için bu ülkedeki askerlik hizmetinin zorunlu olması gerekmektedir. Bu nedenle, askerlik hizmetinin zorunlu olmadığı ülkelerde yapılan askerlik hizmeti ülkemizde sayılmamaktadır. Ancak, askerlik hizmetinin zorunlu olmadığı ülke vatandaşlığını haiz olanların, dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak suretiyle askerlik hizmetini yerine getirmeleri mümkündür.

 

Sorun 6. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın askerlik hizmetini yapmadıkları gerekçesi ile Türk vatandaşlığından çıkarılmamalarını talep etmektedirler.

 

          Çözüm Önerisi:  Oturma veya çalışma iznini haiz olarak işçi, işveren sıfatıyla veya bir meslek ya da sanatı icra eden vatandaşlarımızın, birden fazla tâbiiyetli vatandaşlarımızın, 38 yaşlarını doldurdukları yılın sonuna kadar askerliklerini erteletmeleri, bu süre zarfında dövizle askerlik hizmetinden yararlanmaları veya birden fazla tâbiiyetlilerin de bulundukları ülkelerde (askerlik hizmeti sayılan ülkelerde) askerlik hizmetini yapmak suretiyle mükellefiyetlerini sona erdirmeleri mümkündür. Bu nedenle, yabancı ülkelerde bulunan vatandaşlarımız hakkında 38 yaşlarını doldurdukları yılın sonuna kadar Türk vatandaşlığını kaybettirme işlemi başlatılmamaktadır. Yabancı ülkelerde bulunan ve 38 yaş sonuna kadar askerlik hizmetini yerine getirmeyen vatandaşlarımız hakkında 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25/ç maddesi gereğince Türk vatandaşlıklarının kaybettirilmesi işleminin başlatılması gerekmektedir.

 

Sorun 7. Yabancı ülkelerde federal veya yerel parlamentolara seçilen birden fazla tâbiiyetli vatandaşlarımızın, askerlik hizmetinden muaf tutulmaları talep edilmektedir.

 

Çözüm Önerisi: Tâbiiyetinde bulunulan diğer ülkede askerlik hizmetinin zorunlu olması hâlinde, bu ülkede yapılan askerlik hizmeti ülkemizde de sayılmaktadır. Ancak, askerlik hizmetinin zorunlu olmadığı ülkelerde bulunan vatandaşlarımızın, 38 yaşlarını doldurdukları yılın sonuna kadar dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak üzere başvurmaları hâlinde, bulundukları ülke parlamentosundaki görevleri sona erinceye kadar temel askerlik eğitimine sevklerinin ertelenmesi mümkündür.

 

 

 

2.8 DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI

 

2.8.1 Sunulan Hizmetler

 

            09.12.1994 tarih ve 4080 Sayılı Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunda Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın kuruluş amacı  Dış Ticaret Politikalarının belirlenmesine yardımcı olmak, bu politikalar çerçevesinde çalışmalar yapmak, uygulamalarda bulunmak ve bu uygulamaları izlemek ve geliştirmek olarak belirlenmiştir.

           

Aynı Kanunla bu amacın gerçekleştirilmesini teminen Dış Ticaret Müsteşarlığına Yurtdışı Teşkilatı oluşturma yetkisi verilmiştir. Halen Müsteşarlığın 62 merkezde Ticaret Müşaviri, Ticaret Ataşesi ve Uluslararası  kuruluşlar nezdinde Daimi Temsilciliği bulunmaktadır.

           

Dış Ticaret Müsteşarlığı yurtdışı birimlerine ek olarak merkezde Yurtdışında Faaliyette Bulunan Türk İşadamları Şubesi oluşturmuştur. Müsteşarlık, Yurtdışında Faaliyet Gösteren İşadamlarımıza aşağıdaki hizmetleri sunmaktadır;

 

·        ·        Yurtdışında faaliyette bulunan Türk şirketlerini meslek örgütleri şeklinde bir araya gelmeleri hususunda yönlendirmek ve bu şirketlerle periyodik toplantılar düzenlemek,

·        ·        Yurtdışında faaliyette bulunan Türk şirketlerinin hukuki sorunlarını çözmek üzere yurtdışındaki hukuk büroları ile temaslarda bulunmak,

·        ·        Yurtdışında faaliyette bulunan Türk şirketlerine ülkemizden uygun şartlarda ithalat yapma imkanı sağlamak,

·        ·        Yurtdışında yerleşik firmalarımıza ülkemizin ekonomik potansiyeli hakkında bilgi vermek ve ülkemize yatırım yapmaları konusunda yönlendirmek,

·        ·        Yurtdışındaki işadamlarımız tarafından getirilen teklif ve sorunların değerlendirilerek ilgili kurum ve kuruluşlarımıza iletilmesini sağlamak, birlikte çözüm yolları aramak ve öneriler üretmek,

·        ·        Türkiye’deki ve yurtdışındaki işadamlarımız arasında güç birliği oluşturmak, iş, üretim, yatırım ve finansman alanlarında işbirliği yapılmasına yardımcı olmak,

·        ·        Yurtdışındaki firmalarımızın alım ve ticaret heyetleri ziyaretlerine katılımını sağlamaktır.

Belirlenen amaçlara uygun olarak yapılan çalışmalar neticesinde bugün sektörel ve mesleki bazda örgütlenen yurtdışında faaliyet gösteren işadamlarımız tarafından oluşturulmuş yaklaşık 85 dernek, birlik, vakıf  vb. kuruluş 30’u aşkın ülkede üyelerinin hak ve çıkarlarını bulundukları ülkeler nezdinde korumak üzere faaliyet göstermektedir.

           

Yurtdışında faaliyet gösteren işadamlarımız özellikle Avrupa kıtasında dinamik bir gelişme sergilemektedirler. Giderek Pazar paylarını artırmakta, gerek faaliyet gösterdikleri ülke ekonomisine gerekse ülkemiz ekonomisine ve dış ticaretine önemli katkılar sağlamaktadırlar. Yapılan araştırmalara göre, bugün Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan 3,5 milyon Türk insanının 80.000’i serbest meslek sahibidir. Bunlar 366.000 işyeri kurup yıllık 35 milyar EURO’luk ciro hacmine ulaşmışlardır. Birçok küçük ve orta boy Türk işletmecisi 420 bin kişiye iş imkanı sağlayarak bulundukları ülkelerde işsizliğin önlenmesine katkıda bulunmaktadırlar.

 

 Yine geleceğe yönelik olarak yapılan araştırmalara göre;

 

  • Avrupa’da faal olan Türk girişimci sayısı 2010 yılında 140.000’e yükselecektir.
  • Bu işletmelerin anılan tarihe kadar ciroları 120 milyar EURO’ya yükselmiş olacaktır.
  • Bu işletmelerde istihdam edilen insan sayısı 810.000′e çıkacaktır.
  • 2010 yılında Avrupalı Türkler, Türkiye’nin en büyük yatırımcıları konumuna geleceklerdir.
  • Orta ve büyük ölçekli Türk firmaları önümüzdeki yıllarda personel yönetim organizasyon yapısı ve hukuki konum açısından bir değişim sürecine girecek ve bu değişim sayesine rekabet güçlerini ve olanaklarını daha da artıracaklardır.

 

Birçok başarıya imza atan yurtdışında faaliyette bulunan işadamlarımızın ülkemize yapmış olduğu yatırımlar giderek çarpıcı boyutlara ulaşmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olması ana misyonu çerçevesinde yurtdışında yaşayan işadamlarımızın oluşturdukları dernekler de önemli görevler üstlenmişlerdir. Yurtdışında yaşayan işadamlarımızın oluşturduğu bu potansiyelin ülkemizin kalkınmasına kanalize edilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu konuda Hindistan ve Çin’in örnek alınması gerektiği düşünülmektedir.

 

            Müsteşarlık bu potansiyelin ülkemiz kalkınmasına yardımcı olmasını teminen, ülkemizde çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren işadamlarımızın, bugün ulaştıkları teknolojik seviyenin yerinde görülmesine imkan sağlanması ve yurtdışındaki Türk müteşebbislerinin sahip olduğu iş, üretim, yatırım ve finansman gücünün ülkemizdeki işadamlarına yakından tanıtılması amacıyla diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte 1998-2000-2002 yıllarında “Dünya Türk İşadamları Kurultayları” düzenlenmiştir. Dünya Türk İşadamları Kurultayları her iki yılda bir düzenlenmekte ve ülkemizdeki işadamlarımız ile yurtdışında faaliyette bulunan işadamlarımız arasındaki ilişkilerin gelişmesine önemli katkıda bulunmaktadır.

 

2.8.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

            Sorun 1. Vize Uygulamasına İlişkin Sorunlar

 

            Ticari faaliyette bulundukları ülkelerin vatandaşlığını almamış iş adamlarımız oturma ve çalışma izinlerinin uzatılması konusunda sorunlar yaşamaktadırlar. Türkiye’de yerleşik olmasına rağmen başka bir ülkede ticari faaliyette bulunan işadamlarımız ticari amaçlarla yapacakları geziler için vize alımında güçlükle karşılaşmaktadırlar.  Müteahhitlik firmalarımız ihtiyaç duydukları personeli Türkiye yada başka bir ülkeden getirmek istediklerinde vize, ikamet ve çalışma izni konularında bürokratik açıdan zorluklar yaşamaktadır.

 

            Sorun 2. Kredi Temininde Karşılaşılan Sorunlar

 

            Gelişmiş ticari bankacılık sistemi olmayan ülkelerde faaliyet gösteren işadamlarımız bankalardan kısa ve uzun vadeli kredi kullanmak suretiyle finansman ihtiyaçlarını karşılama konusunda sıkıntı yaşamaktadırlar.

 

            Sorun 3. Yabancı Yatırım Kanunlarından Kaynaklanan Sorunlar

 

            Liberal yabancı sermaye kanunu bulunmayan ülkelerde yatırım amaçlı kredilerde devlet garantisi verilmemesi, yabancı sermayenin yeterince teşvik edilmemesi ve yabancı sermaye kanununun sürekli değişiklikler göstermesi sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

 

 

            Sorun 4. Gümrük Uygulamasında Karşılaşılan Sorunlar

 

            Ticari faaliyette bulunulan bazı ülke gümrüklerinde farklı uygulamalarla karşılaşılmakta ve buna paralel olarak farklı sorunlar yaşanmaktadır.

 

            Bu sorunlardan bazıları şunlardır:

 

·        ·        Türk menşeli et ve süt ürünlerinin ithalatına getirilen yasaklamalar devam etmektedir.

·        ·        Yurtdışında fuar ve sergilere katılan firmaların geçici ihraç kapsamında yeniden yurda götürmek üzere getirmiş oldukları ürünler ile stand malzemeleri üzerinden gümrük vergisi alınmaktadır.

·        ·        Gümrüklerde depo ve antrepoların olmaması ya da yetersiz olması, komisyonculuk müessesesinin bulunmaması, yasal olmayan diğer ödemeler, gümrüksüz mal girişinin önlenmemesi bu ülkelerdeki kurumsallaşmış firmalarımızı sıkıntıya sokmakta ve ülkemizden gelen malların rekabet şansını azaltmaktadır.

·        ·        İthal edilen mallarda fatura değerine itibar edilmeyerek değerlendirmelerin Gümrük Takdir Komisyonuna bırakılması gecikmeye neden olmaktadır.

·        ·        Özellikle gıda maddeleri ithalatında gümrük kapılarında ürün ve kalite standartlarına ilişkin olarak aranan belgeler farklılık göstermekte, gümrük işlemlerini geciktirici uygulamalar ile karşılaşılmaktadır.

 

Sorun 5. Kefalet Sorunu

 

            Bazı Ortadoğu ülkelerinde Türk girişimcilerinin en önemli sorununu, kefilleriyle olan problemleri teşkil etmektedir. Bu sistemde, işletmenin ve işin sahibi olarak o ülke vatandaşı gözükmekte ve gerçek anlamda işi yürüten yabancıların hiçbir hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu sistem çerçevesinde faaliyet gösteren yabancılar işlerini geliştirmekten ve daha fazla büyütmekten kaçınmaktadırlar. Diğer taraftan, pasaportlarına da kefil tarafından el konulmakta ve istedikleri zaman o ülkeden ayrılmaları engellenmektedir.

 

Çözüm Önerisi:  Ticari faaliyet gösterilen ülkenin uyguladığı mevzuattan kaynaklanan oturma ve çalışma müsaadesi alma, gümrük işlemleri, bankacılık ve vergi işlemleri gibi sorunları bu ülkelerle gerçekleştirilen Karma Ekonomik Komisyon (KEK), Tanıtım Heyetleri ve varsa iki ülke arasındaki İş Konseyi ziyaretlerinde ilgili ülke yetkililerine iletilmelidir.

 

            Ticari faaliyet gösterilen ülkenin mevzuatına uyum bu ülkelerdeki işletmelerimiz için esas olmalıdır. Özellikle AB’ne üye olacak eski doğu bloku ülkelerinde faaliyet gösteren işadamlarımızın işletmelerini bu ülkelerin hızlı değişim gösteren alt yapısına uydurma gayreti içinde olmaları gelecekte kalıcı olmaları için hayati önem arz etmektedir.

 

            Tüm bu gayretler gösterildikten sonra uygulamalardan kaynaklanan sorun var ise bunların da bu ülkelerdeki Büyükelçiliklerimiz nezdindeki Ticaret Müşavirliklerimize, o ülkede işadamlarımızın oluşturduğu dernek, birlik vakıf vb. kuruluşlarımıza ileterek birlikte çözüm yollarını aramak gerekmektedir.

 

            Ayrıca, gelişmiş bir bankacılık alt yapısı olmayan ve işadamlarımızın yoğun olarak faaliyet gösterdiği ülkelerde ticari bankalarımızın etüd yaparak karlılık durumuna göre şube açmaları veya muhabirlik ilişkisi kurmaları konusunda teşvik edilmeleri gerektiği düşünülmektedir.

 

            Diğer taraftan, Eximbank kaynakları artırılarak gelişmiş bankacılık sistemi olmayan ülkelerde yerleşik işadamlarımıza da finansman imkanı sağlaması yolunun açılması gerekmektedir.

 

            Sorun 6. Nakliye Sorunları

 

            Bilindiği üzere, ülkemizde gelişmiş bir demiryolu ağı bulunmadığından ihraç mallarımızın taşınması büyük oranda karayolu ile yapılmaktadır. Bu durum navlun  maliyetlerinin artmasına neden olmaktadır.

           

Taşıma güzergahı üzerinde bulunan bir çok ülkede geçiş belgeleri, tonaj sınırlaması, sürücülerin bilgi eksikliği veya o ülkenin trafik ve gümrük memurlarının uygulamasından kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Bu sorunların minimize edilebilmesi için Uluslararası Nakliyeciler Derneğinin sürücülerimizi geçiş güzergahında bulunan ülkelerin uygulamaları konusunda eğitmesi gerekmektedir. Geçiş güzergahındaki ülkelerde sürücülerimize vize kolaylığı sağlanması büyük önem arz etmektedir.

 

            Ayrıca, navlun maliyetlerimizin düşürülmesi için ülkemiz demiryolu ağının yenilenmesi ve genişletilmesi gerekmektedir.

 

            Sorun 7. Standartlara İlişkin Sorunlar

 

            Ülkemizle arasında standardizasyon anlaşması bulunmayan ülkelere mal ithalinde standart sorunları ile karşılaşılmaktadır. Bazı ülkelerde ise standardizasyon anlaşması imzalanmış olmasına rağmen her iki tarafın belgelendirme kuruluşlarının ve deney laboratuvarlarının karşılıklı akredite edilmesi tamamlanamadığı için akreditasyon sorunları yaşanmaktadır. Yine bazı ülkeler ülkemizden ihraç edilen malların paketleme, etiketleme kural ve standartlarına uyulmadığı için ithaline izin vermemektedir.

 

            Çözüm Önerisi: Ülkemizle arasında standardizasyon anlaşması bulunmayan ülkelerle standardizasyon anlaşmaları tamamlanmalı ve karşılıklı belgelendirme kuruluşlarının akredite edilmesi sağlanmalıdır.

 

            Gıda maddeleri ve yaş meyve-sebze ihracatçılarımızın standardizasyon ve zamanında teslimat konusunda daha hassas olmaları gerekmektedir.

 

            Sorun 8. Kota ve Benzeri Tarife Dışı Engellerden Kaynaklanan Sorunlar

 

            Yurtdışında faaliyet gösteren işadamlarımız faaliyet  gösterdikleri bazı ülkelerde kota, miktar kısıtlaması vb.. tarife dışı engellerle karşılaşmaktadırlar.

 

Çözüm Önerisi: Kota, miktar kısıtlaması vb. tarife dışı engellerle karşılaşılan sorunlar Ticaret Müşavirliklerimize veya doğrudan Dış Ticaret Müsteşarlığına iletilmelidir.

 

            Dış Ticaret Müsteşarlığı konuyu Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdindeki temsilciliği kanalı ile halen uygulanmakta olduğu gibi ilgili platformlarda gündeme getirmelidir.

 

 

Sorun 9. Rekabet Sorunu

 

            Belirli bir sektör veya ürünün piyasada karlı duruma gelmesi akabinde diğer işadamlarımız da aynı sektöre yönelmekte ve kendi aralarında yaşanan rekabet fiyatlara yansımakta ve kar marjları düşmekte, bu nedenle pazardan çıkmak zorunda kalınmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Bu sorunun öncelikle sektörler bazında faaliyet  gösteren yurtdışındaki işadamlarımızın oluşturdukları dernekler tarafından rekabet yapan işletmelerle görüşülerek çözümlenmesi gerekmektedir.

 

            Aynı sektörde faaliyet gösteren işletmelerimiz tarafından örgütlenme gerçekleştirilmemiş ise Ticaret Müşavirlikleri sektörel bazda örgütlenmeleri teşvik etmelidir.

 

Sorun 10. Bilgi Eksikliği Sorunu

 

            Yurtdışında faaliyet gösteren işadamlarımız ülkemizde uygulanan ihracat ve yatırım teşvikleri konularında yeterli bilgiye sahip olmadıkları konusundaki  şikayetlerini sık sık dile getirmektedirler.

 

            Çözüm Önerisi: Yurtdışında faaliyet gösteren işadamlarımız ülkemizde uygulanan yatırım ve ihracat teşvikleri konularında bilgi edinmek için Ticaret Müşavirliklerimize başvurmalıdır.

 

            Ticaret Müşavirliklerimiz bilgilendirme konusundaki çalışmalarına ağırlık vermeli ve yurtdışında faaliyette bulunan işadamlarımızın oluşturduğu birlik, dernek, vb. organizasyonlar ile bilgilendirme toplantılarını daha sık yapmalıdırlar.

 

Sorun 11. Kadro Yetersizliği Sorunu

 

            Yurtdışında yerleşik işadamlarımıza ülkemiz ve faaliyet gösterilen ülkenin dış ticaret mevzuatı hakkında bilgi vermek, karşılaştıkları sorunların çözümünde yardımcı olmak, mesleki ve sektörel bazda örgütlenerek güç birliği oluşturmalarını sağlamak Ticaret Müşavirliklerimizin temel görevidir.

 

            Kadro yetersizliği nedeniyle ticaret hacmimizin yüksek olduğu bir çok ülkede Ticaret Müşavirliklerimizde 1 kişi görev yapmakta ve görevin gerektirdiği gibi yapılması konusunda yetersiz kalınmaktadır. Bu duruma bir örnek verilmesi gerekirse yaklaşık 1.5 milyar dolar ticaret hacmine sahip olduğumuz ve  8 binin üzerinde firmamızın faaliyet gösterdiği Romanya’da, bir Ticaret Müşaviri görev yapmakta iken Romanya ile aynı ticaret hacmine sahip Polonya’nın Ticaret Müşavirliğinde yedi kişi görev yapmaktadır.

 

            Çözüm Önerisi: Ticaret hacmimizin yüksek olduğu ülkelerdeki Ticaret Müşavirliklerimizin kadrolarının artırılması gerektiği düşünülmektedir.

 

2.9 GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI

 

2.9.1 Sunulan Hizmetler

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı ilgilendiren gümrük mevzuatı şunlardır:

 

  • 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 131 ve 167 nci maddeleri,
  • 2000/53 sayılı, Gümrük Vergilerinden Muafiyet ve İstisna Tanınacak Haller Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı,
  • 2000/69 sayılı, 4458 sayılı Gümrük Kanununun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı,
  • Konuya ilişkin yayımlanmış Tebliğler,

 

Zati Eşya Muafiyeti: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız, ülkeye gelişlerinde, beraberlerinde veya gelişlerinden 2 ay önce ya da 6 ay sonraki süreler içerisinde getirdikleri, şahsi kullanıma özgü, gayri ticari nitelikteki kullanılmış veya kullanılmamış eşyayı gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edebilmektedirler.

 

Hediyelik Eşya Muafiyeti: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, ülkeye gelişlerinde beraberlerinde getirdikleri ya da Türkiye’deki bir gerçek kişiye posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gönderdikleri, kıymeti 300 EURO’yu geçmeyen, ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen, karşılığında alıcı tarafından herhangi bir ödeme yapılmayan, hediye edilmek üzere getirilen, eşya gümrük vergilerinden muaf olarak ithal edilebilmektedir.             

Vergili Eşya İthalatı: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, beraberlerinde veya kendilerinden 2 ay önce veya 6 ay sonraki süreler içerisinde getirdikleri, posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla gönderdikleri, ticari miktar ve mahiyet arz etmeyen, toplam kıymeti 1500 EURO’yu geçmeyen, eşya, kıymeti üzerinden %10 vergi ödenmek suretiyle ithal edilebilmektedir. Eşya kıymetinin 1500 EURO’yu geçmesi halinde, bu eşya için yürürlükteki İthalat Rejimi Kararında öngörülen oranlar uygulanmaktadır.

     

 Kullanılmış Ev Eşyası İthalatı:  Türkiye Gümrük Bölgesi dışında devamlı olarak 24 ay ikamet eden kişiler (Türkiye Gümrük Bölgesinde 1 yıl içinde 6 aydan fazla kalmamaları kaydıyla), ikametgahlarını Türkiye’ye naklettiklerinde, gümrük vergilerinden muaf olarak kullanılmış ev eşyası ithal edebilmektedirler.

 

Bedelsiz Araç İthalatı: Yurtdışında en az 24 ay ikamet ettikten sonra ikametgahını Türkiye’ye  nakleden vatandaşlarımız, yurtdışında milli veya milletlerarası kadrolara atanan kamu görevlileri, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın mirasçıları, gümrük vergilerinden muaf olarak araç ithal edebilmektedirler.

 

Özel Tertibatlı Araç İthalatı: Malullerin ve sakatların, özel tertibatlı araçları gümrük vergilerinden  muaf  olarak ithal etmeleri mümkündür.  Ayrıca, el ve ayak fonksiyonlarını tamamen yitirmiş olan kişiler, Müsteşarlığın uygun bulması halinde, araca inip binmesini kolaylaştırıcı tertibatı bulunan minibüs ithal edilebilmektedirler.

 

Bağışa Konu Eşyanın İthalatı: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın, kamu  kurum  ve kuruluşlarına, kamu yararına çalışan derneklere, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara, ticari amaç söz konusu olmamak ve kuruluş amaçları doğrultusunda kullanılmak üzere bağışladıkları belli nitelikteki eşyanın ithalatı gümrük vergilerinden muaf tutulmaktadır.

 

Özel Kullanıma Mahsus Kara Taşıtlarının Geçici İthali: Türkiye dışında yerleşik kişiler tarafından Türkiye’ye getirilen özel kullanıma mahsus kara taşıtlarının, ithalat vergilerinden tam muafiyet uygulanmak suretiyle geçici ithali mümkün bulunmaktadır. Anılan geçici süre, emekli vatandaşlarımız için 1 yıl, diğer vatandaşlarımız için de 6 ay ile sınırlı tutulmaktadır.

 

 İşyeri Nakli: Yurtdışında üretim ve hizmet sektörlerinde faaliyette bulunan müteşebbislerimizin, bu faaliyetlerini en az 3 yıl süre ile sürdürmüş olmaları kaydıyla, işyerlerine ait sermaye malları ve diğer malzemeyi, gümrük vergilerinden muaf olarak Türkiye’ye ithal etmeleri mümkün bulunmaktadır.

 

Mevcut Mevzuata İlişkin Bilgilendirme Çalışmaları: Başta yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız ile ülkemize gelmeyi düşünen yabancı ülke vatandaşlarının, gümrük işlemleri sırasında sorun yaşamamaları amacıyla, gümrük mevzuatı hakkında bilgilendirilmeleri, Gümrük Müsteşarlığı’nın üzerinde önemle durduğu konuların başında gelmektedir. Adı geçen Müsteşarlığın, gümrük işlemlerinde şeffaflığı sağlaması, vatandaşın bilgi edinme özgürlüğüne katkı yapma bağlamında büyük önem taşımaktadır.

 

Bilgilendirme Konusu İle İlgili Olarak Müsteşarlıkça Sağlanan  Hizmetler:

 

Mevzuatı İçeren Broşür Basımı ve Dağıtımı: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın yurda gelişlerinde getirebilecekleri eşya limitleri, yurda getirilmesi ve yurttan çıkarılması yasak veya izne tabi eşya, muafiyet hükümleri ve muhatap olacakları gümrük prosedürlerinin yer aldığı broşürler hazırlanarak başta yurtdışı temsilcilikleri olmak üzere, Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Taşra Gümrük İdareleri gibi ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına Gümrük Müsteşarlığı’nca gönderilmiştir. İhtiyaç bildiriminde bulunulduğunda anılan broşürlerin çoğaltılması yoluna gidilmektedir.

 

Müsteşarlığın (www.gumruk.gov.tr) adresli web sayfası: Müsteşarlığın internet ortamında yer alan web sayfası 3 dilde (Türkçe, İngilizce, Fransızca) hazırlanmıştır. Web sayfasında gümrük mevzuatına ilişkin bilgilere konularına göre (Bedelsiz, Hibe, Kısıtlamalar, Triptik, Naklihane, Özel Kullanıma Mahsus Kara Taşıtları, Yolcu İşlemleri vb.) yer verilmiştir. Ayrıca, web sayfasında merak edilen hususların sorulabildiği elektronik posta adresleri, “Bilgi İstek Adresleri” kısmında yer almaktadır. Bu yolla gelen mesajlara, en süratli biçimde yine elektronik posta yoluyla cevap verilmektedir.

 

Alo Gümrük Hattı: Yine yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın merak ettikleri konularda gerek telefon gerekse faks yolu ile bilgi alabilecekleri Alo Gümrük Hattı hizmeti devam etmektedir.

 

Televizyon ve Radyo Programları: Müsteşarlığın ilgili personeli, her yıl televizyon ve radyoda gerek canlı gerekse bant programlara iştirak etmektedir. Söz konusu programlarda, izleyicilerden gelen sorulara da cevap verilmekte ve konuya ilişkin mevzuat hakkında açıklamalarda bulunulmaktadır.

 

Tatil Aydınlatma Projesi: Tatillerini geçirmek üzere ülkeye gelecek olan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ülkeye gelmeden önce aydınlatılmalarını, rahat ve sorunsuz izin geçirmelerini sağlamak amacıyla Dışişleri Bakanlığı koordinatörlüğünde Tatil Aydınlatma Projesi icra edilmektedir. Bu proje çerçevesinde, Müsteşarlık personeli, gerek Ankara gerekse yurtdışında etkin rol oynamaktadır. Bu yıl Dışişleri Bakanlığı tarafından Almanya’nın Köln şehrinde kendi personeli haricinde başka kurum personeli görevlendirilmesi istenmediğinden, Müsteşarlık  elemanları 2003 yılında sadece Ankara’daki büroda görev yapmışlardır.

 

2.9.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

Sorun 1. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın ülkemize gelirken veya ülkemizden ayrılırken geçtikleri ülkelerde karşılaştıkları sorunlar (rüşvet, haksız ve kötü muamele, hırsızlık vb.)

 

Çözüm Önerisi: Anılan sorunların yurtdışında gerçekleşmiş olması nedeniyle, vatandaşlarımızın bu konudaki dilekçeleri, soruna diplomatik düzeyde çözüm bulunabilmesi amacıyla, Dışişleri Bakanlığına gönderilmelidir.

 

Bunun yanında, yabancı ülke gümrük idarelerinden kaynaklanan vatandaşlarımızın sorunları ise, Gümrük İdareleri Başkanlarının yaptığı toplantılarda, komşu ülke idarecileri ile mülki ve gümrük idare amirlerinin katıldığı sınır görüşmelerinde, konu edilmekte, karşı ülke yetkililerine iletilmekte ve söz konusu sorunlara çözüm bulunmaya çalışılmaktadır.

 

Ayrıca, sorun oluşturan konular Dışişleri Bakanlığı bünyesinde, komşu ülkelerde görevli diplomatik personelin katılımıyla gerçekleştirilen ve Müsteşarlık temsilcisinin de hazır bulunduğu toplantılarda, gerçekleştirilecek diplomatik temaslarda soruna çözüm aranmasını sağlamak üzere, gündeme getirilmektedir.

 

Sorun 2. Gümrük Kapılarında Meydana Gelen Yığılma Sorunu

 

Her yıl iş, tahsil, turizm, ülke özlemini giderme gibi sebeplerle milyonlarca insan ülkemize giriş ve ülkemizden çıkış yapmaktadır.  2002 yılında ülkemize giren ve ülkemizden çıkan yolcu sayısı yaklaşık 33 milyon civarındadır. Bu yolcuların bir bölümü ülkeye kendi araçları ile gelmektedirler. Yine 2002 yılında ülkeye giren otomobil sayısı yaklaşık 600 bin olarak gerçekleşmiştir. 

 

Söz konusu yolcu ve araç giriş-çıkışları özellikle Mayıs-Eylül döneminde yoğunlaşmaktadır. 2002 yılında ülkemize gelen 17 milyon civarında yolcunun üçte ikisi Mayıs-Eylül aylarında giriş yapmıştır. Bu durum, özellikle bu dönemde gümrük idarelerinin iş yükünü artırarak yığılmalara sebebiyet verebilmektedir. 

 

Tatil ve izin dönemlerinde, çoğunlukla yurtdışından kara yolu ile gelen vatandaşlarımız Kapıkule ve İpsala, deniz yolu ile gelenler İzmir ve Çeşme, hava yolu ile gelenler de Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalya’da bulunan gümrük kapılarını kullanmaktadırlar.

 

Çözüm Önerisi: Her yıl söz konusu dönemlerde gümrük kapılarında ortaya çıkan  yığılmaların önlenmesi ve şikayetlere sebebiyet verilmemesi amacıyla, gümrük idareleri tarafından işlem noktalarında ilave personel görevlendirilmekte, nöbet sisteminde yığılmalara sebebiyet vermeyecek değişiklikler yapılmaktadır. Ülkemize gelen yolcuların gümrük işlemleri herhangi bir beklemeye ve yığılmaya meydan verilmeksizin gerçekleştirilmelidir.

 

Sorun 3. Gümrük Kapılarının Altyapı Eksikliklerinden Kaynaklanan  Sorunlar

 

Geçtiğimiz yıllarda, özellikle kara sınır kapılarımızın altyapı eksiklikleri nedeniyle Türkiye’ye giriş yapan vatandaşlarımıza yeterince tatmin edici hizmet sunulamamış olduğu bir gerçektir.

 

Çözüm Önerisi: Bu sorunun giderilmesi amacıyla, son iki yıl içinde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Müsteşarlığın bütçe olanaklarının yetersizliği karşısında, İpsala ve Gürbulak Sınır Kapılarımız, Yap-İşlet-Devret yöntemiyle çok kısa bir süre içerisinde yeniden inşa edilmiş ve bu kapılarımızda çağın gereklerine uygun gümrük hizmetleri verilmeye başlanmıştır. Bu sayede gümrük kapılarımız, karşı karşıya bulundukları komşu ülkelerimizin gümrük kapılarından daha modern bir görünüm ve hizmet kalitesine sahip olmuşlardır.

 

Gümrük İdarelerinde gerçekleştirilen bu uygulamalar göz önüne alınarak,  ihtiyaç duyulan diğer bina ve altyapı tesislerinin, günümüz koşullarında hizmet vermesine yönelik çağdaş bir yapıya kavuşturulması amacıyla, Bulgaristan sınırında bulunan Dereköy, Suriye sınırında bulunan Cilvegözü ve Karkamış, Gürcistan sınırında bulunan Sarp, Halkalı Gümrük Müdürlüğü’nün Yap-İşlet-Devret Modeli ile yeniden inşası için girişimlerde bulunulmalıdır.

 

Sorun 4. Personelden Kaynaklanan Sorunlar

 

Ülkemize gelen ve ülkemizden ayrılan vatandaşlarımızdan alınan dilekçelerde, gümrük kapılarında görevli personel ile ilgili şikayetlere yer verilmektedir.

 

Aslında anılan şikayetler, gümrüklü sahada görev yapan diğer kurum personeli ile de ilgili olmakla birlikte, gümrük personeline mal edilebilmektedir. Bununla birlikte, gümrük personeline ilişkin şikayetler daha çok, personelin kötü muamelede bulundukları, rüşvet istedikleri, yeterli ilgiyi göstermedikleri ve güler yüzlü davranmadıkları yönünde yoğunlaşmaktadır.

 

Çözüm Önerisi: Gümrük Müsteşarlığının merkez ve taşra teşkilatında görevli her kademe ve kadrodaki personelin yürüttüğü hizmetlerde görevi ihmal ve suiistimal ile mücadele etmek, kamu yararını gözeten, etkin, verimli ve şeffaf bir yönetimi gerçekleştirmek amacıyla, Gümrük Personeli Davranış ve Dürüstlük İlkeleri Genelgesi Gümrük Müsteşarlığı’nca hazırlanmıştır.

 

Her yıl mutat olarak yeni turizm sezonunun başlangıcında taşra idarelerine yabancı ve yerli turistlere hizmet veren personelin giyim, kuşam ve görünüm bakımından örnek oluşturmasının yanı sıra hızlı, etkin ve verimli hizmet sunumunun, Türkiye, Türk İnsanı ve Türk Gümrüğü imajının oluşumunda önemi vurgulanmalı ve bu yolda gerekli talimatlar verilmelidir.

 

Gümrük Müsteşarlığı’nca, ülkemize gelen ve ülkemizden giden yolculara verimli, sağlıklı, güler yüzlü, hızlı, etkin hizmet verilmesinin sağlanması amacıyla, gümrük kapılarında görevli personelin, gerek mahallinde gerekse Ankara’da bulunan Müsteşarlık Eğitim Dairesi Başkanlığı’nda 2002 yılında, mevzuat, mesleki eğitim, bilgisayar ve yabancı dil eğitimi, yabancı ülkeler gümrük personelinin eğitimi, liderlik, yönetim, iletişim, hizmette kalite ve verimlilik, yasal kurallar, davranış kuralları ve etik değerler, eğiticilerin eğitimi konularında eğitime tabi tutulduğu, 2002 yılında merkez ve taşrada, 8928 personelin bu eğitime katılımının sağlandığı, 2003 yılında Ocak-Haziran döneminde merkezde toplam 866 kişinin eğitime tabi tutulduğu bildirilmiştir.

 

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başkanlığı’nın (TÜRSAB) katkılarıyla dış ticaret ve turizmin yoğun olduğu Gümrükler ve Gümrükler Muhafaza Başmüdürlüklerinde çeşitli unvanlarda görevli personelin yabancı dil bilgilerinin geliştirilmesi amacıyla,  devam eden yabancı dil eğitimine ilaveten, 2002 yılında 67 personelin katılımıyla başlayan “Yabancı Dil (İngilizce) Eğitimi Programları”, 2003 yılında da Antalya, İstanbul ve  İzmir Gümrükler  ve  Gümrükler Muhafaza Başmüdürlüklerinden  20’şer  olmak üzere toplam 60  personelin katılımıyla 7 hafta süreyle uygulandığı Müsteşarlıkça dile getirilmiştir.  Söz konusu eğitim faaliyetlerinin Müsteşarlıkça etkin bir şekilde denetlenmesi gerekmektedir.

 

Sorun 5. Taşıt Giriş-Çıkış Formundan Alınan Damga Vergisi Sorunu

 

Özel taşıtların yurda giriş ve çıkışlarında mevzuat kapsamında Taşıt Giriş-Çıkış Formu tanzim edilmektedir. Anılan formun ekinde yer alan ve mükellefi tarafından doldurulan Taahhütname (gümrük kapılarından bir gece konaklamayı kapsayan sürede giriş-çıkış yapan taşıtlar için düzenlenenler hariç), Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği uyarınca 2003 yılı için, 9.280.000 TL’si Damga Vergisi’ne tabidir. Taşıt Giriş-Çıkış Formu bedeli olan 2 milyon TL ile birlikte, yurda giriş yapan gerçek kişilerin yanı sıra vatandaşlarımız, toplam 11.280.000 TL bir meblağı gümrük kapısında ödemek zorunda kalmaktadırlar. Her yıl ortalama 500 bin aracın bu yolla ülkemize giriş yaptığı düşünüldüğünde bu önemli bir şikayet konusu olmaktadır. 

 

Çözüm Önerisi: Gümrük Müsteşarlığı’nca Taşıt Giriş-Çıkış Formu eki taahhütname için alınan Damga Vergisi’nin kaldırılmasının uygun olacağı mütalaa edilmektedir.

 

 

 

Sorun 6. Ülkemize Geçici Olarak Giren Taşıtların Yurtta Kalmaları Sorunu

 

Ülkemize çeşitli vesilelerle kara yolu ile gelen şahısların araçlarının yurda giriş ve yurttan çıkışına ilişkin gümrük işlemleri, Taşıt Giriş-Çıkış Formu ile yerine getirilmektedir.

 

Yapılan araştırmalar neticesinde, bu formlarla ülkeye giren taşıtların  bir kısmının, ülkede kalma sürelerini aşmalarına rağmen, yurttan çıkış yapmadıkları veya çıkış kayıtlarının açık kaldığı tespit edilmiştir.

 

İşlem dosyalarının araştırılmasından, 10.10.1990 ila 31.12.2002 tarihleri arasında ülkeden çıkmayan araçların sayısı toplam 33.659 adettir.

 

Çözüm Önerisi: Konu Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu bünyesinde incelenmiş ve getirilen önerilere paralel olarak, yurda bu yolla giren taşıtların etkin takibinin, Taşıt Takip Sisteminin merkezi konumundaki Edirne Gümrükleri Başmüdürlüğü’nden alınarak merkezde Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğü’nde bilgisayar ortamında yürütülmesi süreci başlatılmıştır.

 

Ayrıca, son verilere göre çıkmadığı belirlenen taşıtların, hileli yollarla trafiğe tescilinin önlenmesi ve yakalanması amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ile Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü’ne Gümrük Müsteşarlığı’nca bildirimde bulunulmuştur. Durumdan TBMM Yolsuzlukların Sebeplerinin, Sosyal ve Ekonomik Boyutlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’na da bilgi verilmiştir. 

 

Sorun 7.          Gümrük Kapılarında Diğer Kamu Kurum ve Kuruluşları Personelinin Görev Yapması

 

Yolcu ve araçların gümrük kapılarından geçişi sırasında, gümrük mevzuatı haricinde diğer mevzuat hükümleri çerçevesinde de kontrol yapılması gerekmektedir. Bu durum gümrüklü saha olarak addedilen gümrük kapıları içinde gümrük personelinden başka diğer kamu kurum ve kuruluş personelinin de (Sağlık Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı vb.) görev yapması sonucunu doğurmaktadır.

 

Gümrük sahasında herhangi bir sorunla karşılaşan vatandaşlarımız, gümrüklü saha içerisinde bulunduklarından sorunun devamlı surette gümrük personelinden kaynaklandığı gibi yanlış bir intibaya sahip olmaktadırlar.

 

Çözüm Önerisi: Gümrük Müsteşarlığı’nca gümrüklü saha olarak addedilen gümrük kapılarında ortaya çıkan çok başlılık sorununun, emniyet ve güvenlik hizmetleri gibi hassas konular dışında işlem yapan diğer kamu kurum personelinin, gümrük idaresinin önerileri doğrultusunda mülki idare amirine hiyerarşik olarak bağlı şekilde görev icra etmelerine olanak tanıyacak bir sistemin getirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

 

Sorun 8. Vatandaşlarımızın Gümrük Mevzuatına İlişkin Bilgi Eksikliği Sorunu

 

Ülkemize gelen ve ülkemizden ayrılan vatandaşlarımızın bir kısmı, beraberlerinde bulundurabilecekleri eşya türü ve çeşidi, kendileri ile araçlarına ilişkin karşılaşacakları gümrük işlemleri konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıklarından, yurda giriş ve çıkışları esnasında ortaya çıkan olumsuzluklardan şikayetçi olmaktadırlar.

 

Örneğin, bedelsiz araç ithalatından yararlanılması, Gümrük Kanunu’nun 167/5-a maddesi ile ikametgahın Türkiye Gümrük Bölgesine nakledilmesi koşuluna bağlanmıştır. Buna rağmen, A.B.D.’nde “Green Card” almak suretiyle oturma hakkı elde etmiş veya 4112 sayılı Yasa kapsamında T.C. vatandaşlığından isteği ile çıkmış ya da T.C. vatandaşlığına ek olarak başka bir ülkenin vatandaşlığını kazanmış vatandaşlarımız, mevzuat konusunda bilgi sahibi olmadıklarından, bedelsiz ithalat hakkından yararlanmak istemektedirler.

 

Çözüm Önerisi: Yurtdışında, çok sayıda ülkede yaşayan ve sayısı 4.5 milyonu bulan vatandaşımızın, gümrük mevzuatına ilişkin konularda, yaşamakta olduğu  ülkelerde anında ve tatmin edici bir şekilde aydınlatılması söz konusu hizmetleri daha yetkin hale getirecektir. Bu hizmetin de ancak konularında uzman olan Gümrük Müsteşarlığı personeli tarafından gerçekleştirebileceği Gümrük Müsteşarlığı’nca uygun görülmektedir.

 

 

 

 

 

Bu konuda atılacak en önemli adımın, bu vatandaşlarımızın sorunlarının yerinde ve zamanında tespit edilerek çözülmesi amacıyla, diğer ülke uygulamalarına benzer şekilde, yurtdışı temsilciliklerimizde Gümrük İdaresinin personelinin sürekli görev yapmasının sağlanması ile olacağı  düşünülmektedir. 

 

2.10 HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI

 

2.10.1 Sunulan Hizmetler

 

Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü Faaliyet Alanına Giren Hizmetler: Yürürlükteki 4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu çerçevesinde yabancı yatırımcı tanımına yurtdışında ikamet eden Türk vatandaşları da dahil edilmiş olup, bu vatandaşlarımızın, talep etmeleri ve yurtdışında ikametlerini belgelemeleri kaydıyla, ülkemizde kuracakları veya ortak olacakları şirketlerde yabancı yatırımcı olacaklar ve bu şekilde Türkiye’de yapacakları yatırımları da, doğrudan yabancı yatırım olarak kabul edilecektir.

 

17.06.2003 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılan 6224 Sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu çerçevesinde ise, yurtdışında ikamet eden gerek çifte vatandaşlığa sahip Türk vatandaşları gerekse pembe karta sahip Türk soylu yabancı ülke vatandaşları talep etmeleri ve yabancı ülke pasaportlarını ibraz etmeleri halinde, mevcut uygulamada olduğu gibi, yabancı yatırımcı olarak kabul edilmekteydi.

 

Dolayısıyla, bu durumda yürürlükteki 4875 Sayılı Kanun ile, yürürlükten kaldırılan 6224 Sayılı Kanuna ek olarak, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunup da yurtdışında ikamet eden vatandaşlarımıza da yabancı yatırımcı sayılma imkanı getirilmiştir. 

 

Yukarıda belirtildiği şekilde yabancı yatırımcı olarak sayılmak isteyen yurtdışında ikamet eden Türk vatandaşları ile pembe karta sahip Türk soylu yabancı ülke vatandaşları, talep etmeleri ve bu durumlarını belgelendirmeleri kaydıyla, ülkemizde şirket kurma veya mevcut şirketlere ortak olma ile ilgili olarak ticaret sicil memurluğu, noter veya ortaklar pay defteri kayıtlarında yabancı yatırımcı olarak işlem görebilmektedirler.

 

Sigortacılık Genel Müdürlüğü Faaliyet Alanına Giren Hizmetler: Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızca gönderilen dilekçeler, Sigortacılık Genel Müdürlüğü’nce işleme tabi tutularak dilekçe sahiplerine gerekli  bilgi verilmektedir.

 

2.10.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü Faaliyet Alanına Giren Hizmetler: Gerek yürürlükteki 4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu gerekse 17.06.2003 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılan 6224 Sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu çerçevesinde, bugüne kadar Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne intikal etmiş herhangi bir sorunun bulunmadığı bildirilmektedir.

 

Sigortacılık Genel Müdürlüğü Faaliyet Alanına Giren Hizmetler: Sigortacılık Genel Müdürlüğü görev alanı kapsamında, sigortacılık faaliyetlerine ilişkin olarak, Türkiye’de sigortalı konutları ya da arabaları bulunan yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızca zaman zaman dilekçe ile başvuruda bulunulmaktadır. Dilekçe konuları genel olarak sorun bazında olmaktan çok yapılacak işlemlere ilişkin prosedürün sorulması şeklindedir. Sigortacılık faaliyetlerine ilişkin olarak, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza ilişkin spesifik bir sorunun tespit edilemediği bildirilmiştir.

 

2.11 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

 

2.11.1 Sunulan Hizmetler

 

İslam Dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek amacıyla kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı dini konularda aydınlatmak, onların milli birlik ve beraberlik ruhu içinde milli ülkülere ve vatana bağlılıklarını güçlendirmek, yabancı, zararlı ve bölücü akımlardan korumak ve yurtdışında Türk çocuklarının Türk kültürüne ve İslam dinine bağlılıklarının devamını sağlamak amacıyla onları nitelikli ve ehliyetli din görevlileri eliyle dini konularda eğitmek, aydınlatmak ve imkanlar ölçüsünde dini ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmak amacıyla 1971 yılından itibaren, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza din hizmeti götürmeye başlamıştır.

 

            Önceleri; Ramazan ayları, dini bayramlar ve önemli günler münasebetiyle din görevlileri ve irşad ekipleri gönderilirken 1978 yılından itibaren Brüksel, Bonn, Lahey ve Viyana Büyükelçiliklerimiz nezdinde Din Hizmetleri Müşavirlikleri açılmıştır. Daha sonra vatandaşlarımızca kurulan dernekler bünyesindeki camilerde din hizmeti sunmak amacıyla, her türlü masrafları derneklerce karşılanmak üzere din görevlisi gönderilmeye başlanmıştır. 1985 yılına kadar yurtdışına gönderilen din görevlilerinin ücretleri vatandaşlarımız ve ilgili derneklerce karşılanmıştır. Bu bağlamda yurtdışındaki vatandaşlarımıza hizmet vermek üzere Diyanet İşleri Başkanlığına ilk defa 01/07/1985 tarihinde 320 din görevlisi kontenjanı tahsis edilmiştir. Bu tarihten itibaren din görevlilerinin ücretleri Dışişleri Bakanlığı Bütçesinin “Türk Kültür Varlığını Koruma ve Tanıtma Projesi” kapsamında ödenmektedir. Başkanlığa bu çerçevede Maliye Bakanlığınca 1993 yılına kadar tahsis edilen ve bugün itibariyle yurtdışı din görevlisi kontenjanı toplamı 795 olup tamamı doludur.

 

Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın bulundukları şehir ve kasabalarda kendi imkan ve gayretleri ile çok yerde yerel yönetimlerin desteğini de alarak edindikleri ve inşa ettikleri camilerin fonksiyonu oldukça önemli ve çok yönlüdür. Yurtdışındaki camiler, sadece namaz kılınan bir mekan değil, çocuk, genç, yaşlı, kadın ve erkek bütün vatandaşlarımızın bir araya geldikleri, acı ve mutluluklarını paylaştıkları, Kur’an-ı Kerim, dini ve milli bilgileri öğrendikleri, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerini yaptıkları çok yönlü birer “Kültür Merkezi” konumundadır.

 

Kısaca, Diyanet İşleri Başkanlığının  yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında bulunan vatandaşlarımıza sunduğu hizmetler, yaygın din eğitimi kapsamında değerlendirebileceğimiz “din hizmeti” ve “irşad hizmeti” adı altında sürdürülmektedir. Vaazlar, dini sohbetler, konferans ve seminerler, yayın faaliyetleri, kitle iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen dini programlar vb. etkinlikler bu kapsamdadır.

 

            Diyanet İşleri Başkanlığı, yurtdışı teşkilatı vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu Avrupa Ülkeleri, ABD, Avustralya, Kanada ve Japonya’da 09.10.1984 tarih ve 84/8610 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen, “Yurtdışındaki vatandaş ve soydaşlarımızı din konusunda aydınlatmak,  bu amaçla mahalli basın yayın organlarının yardımını sağlamaya çalışmak, onların ibadet, din eğitimi, hastane, hapishane, aile problemleri, nikah, cenaze, mevlit ve benzeri konulardaki dini ve manevi ihtiyaçlarında yardımcı olmak, çeşitli işçi kuruluşları tarafından yürütülen dini faaliyetler (ibadethane, Kur’an Kursu ve benzeri konulardaki çalışmalar) ile ilgilenmek, bu kuruluşların ülkemizde uygulanan mevzuat sınırları içinde hareket etmelerini sağlamak amacıyla yol gösterici ve yönlendirici çalışmaları yürütmek, ibadethanelerde ve işçilerimizin toplu olarak bulunduğu yerlerde vaaz, hutbe, dini-ilmi seminer ve konferans hizmetlerini düzenlemek,  gerektiğinde bu görevleri bizzat yapmak, bulundukları ülkelerdeki sosyal gelişmeleri dini yönleriyle takip etmek, bu gelişmelerin vatandaşlarımız üzerindeki etkilerini incelemek, yurtdışında İslam dini ile ilgili faaliyet ve kuruluşlar hakkında bilgi toplamak, değerlendirmek, her kademedeki eğitim ve öğretim kurumlarıyla temas kurarak özellikle din eğitiminde uygulanan yeni metotları, diğer Müslüman ülkelerden gelmiş işçilerin din hizmetlerinin nasıl yürütüldüğünü incelemek ve görevleriyle ilgili konularda Başkanlığa tekliflerde bulunmak, Başkanlık ve misyon ve konsolosluk şeflerince verilecek diğer görevleri yerine getirmekle yükümlüdür”. Diyanet İşleri Başkanlığı görevlerini halen 10 Din Hizmetleri Müşaviri, 18 Din Hizmetleri Ataşe ve Ataşe yardımcısı ve 795 din görevlisi ile yerine getirmektedir.

 

            Yurtdışındaki vatandaşlarımıza Diyanet İşleri Başkanlığınca sunulan hizmetleri özetle aşağıdaki başlıklar altında sunmak mümkündür:

 

Dini ve Eğitim Boyutu Olan Hizmetler:

 

            Cami Eksenli Din Hizmetleri: Din görevlilerince  63’ ü kubbeli minareli olmak üzere 1280 civarındaki camide vakit namazlarında, Cuma ve bayram namazlarında, ramazan ve kandil gecelerinde ibadet etmek üzere toplanan cemaate imamet ve hitabet hizmeti sunulmaktadır. Aynı zamanda Cuma ve tatil günlerinde, kandil gecelerinde, dini bayramlarda ibadethanelerde toplanan yurtdışındaki vatandaşlarımıza vaaz ve nasihat edilmekte ve dini konularda bilgiler verilmektedir.

 

            Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı daimi din görevlileri dışında yurtdışına her sene Ramazanda ilave din görevlisi göndermekte ve irşad ekipleri düzenlemek suretiyle vatandaşlarımızın Ramazan ayını birlik ve beraberlik içinde daha canlı olarak geçirmelerini sağlamaktadır.

           

            Bu bağlamda yürütülen hizmetler kısaca şu başlıklar altında toplanabilir:

 

·        ·        İbadethanelerde imamet ve hitabet hizmetleri,

·        ·        İrşad ve vaaz hizmetleri,

·        ·        Mevlid ve kandil programları,

·        ·        Cenaze ve defin hizmetleri,

·        ·        İhtida hizmetleri.

 

            Kur’an-ı Kerim ve Dini Bilgiler Kurslarında Verilen Hizmetler: Yurtdışındaki Türk toplumunun en önemli ve öncelikli konusu çocukların yetiştirilmesi hususudur. Bu nedenle, din görevlileri bulundukları dernek ve camiler bünyesinde oluşturulan dershanelerde Türk çocuklarının dini bilgiler kurslarına katılmalarını teşvik etmekte ve yardımcı olmaktadırlar. Çocuklarımız bu kurslarda okullarda göremedikleri nazari din derslerini görmekte; inanç, ibadet ve ahlak konularında bilgilendirilmektedirler. Bu kurslara katılan öğrencilerin istekleri halinde Kur’an-ı Kerimi öğrenmelerine de yardımcı olunmaktadır. Her yıl bu kurslara 55 bini aşkın öğrenci devam etmektedir.

           

            Bu konuda yürütülen hizmetler kısaca şu başlıklar altında toplanabilir:

 

·        ·        Kur’an öğretimi,

·        ·        Dini bilgiler,

·        ·        Dini ve milli yayınlar ve kütüphane,

·        ·        Konferans, panel, piyes,

·        ·        Şiir, resim, bilgi ve kompozisyon yarışmaları.

 

            Hac Organizasyonuna Yardım Hizmetleri: Yurtdışındaki vatandaşlarımızdan Hac görevini yerine getirmek isteyenlere yardımcı olmak ve bu maksatla Suudi Arabistan’a yapacakları ziyaretlerin düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla Başkanlık yurtdışı teşkilatınca “Hac Organizasyonu” düzenlenmektedir.

           

            Başkanlık yurtdışı teşkilatı tarafından düzenlenen Hac seyahatine vatandaşlarımız tarafından her yıl daha fazla ilgi gösterilmektedir. Nitekim bu organizasyonla Almanya’dan 1990’lı yılların başında 800-850 dolayında vatandaşımız Hacca gelirken sonraki yıllarda bu sayı artarak 2002 yılında 4200, 2003 yılında ise 4400’e ulaşmıştır. Bu artış diğer Avrupa ülkelerinde de aynı şekilde artış göstermektedir.   

                

            Cenaze Nakli ve Yardımlaşma Fonu Hizmetleri: Yurtdışında vefat eden vatandaşlarımızın cenazelerinin techiz, tekfin ve defin işlemleri ile Türkiye’ye nakil talep edenlerin isteklerinin karşılanmasını temine yönelik olarak Diyanet İşleri Türk İslam Birlikleri ve Diyanet Vakıfları (DİTİB), bünyesinde Cenaze Nakli Yardımlaşma Fonları oluşturulmuştur. Din Görevlileri bu konuda her türlü hizmeti ifa etmektedir.

 

            Sosyal ve Kültürel Boyutu Olan Hizmetler: Din, sosyal ve kültürel bir alan olması nedeniyle, Başkanlığın yurtdışı teşkilatınca bu alanda götürülen hizmetler küçümsenemeyecek ölçü ve boyutlardadır.

 

            Sosyal Hizmetler:

           

·        ·        Cezaevi ve huzurevi ziyaretler,

·        ·        Hasta ve hastahane ziyaretleri,

·        ·        Nikah, düğün, sünnet gibi törenlere iştirak hizmetleri,

·        ·        Aile problemlerinin çözümüne yardım,

·        ·        Yurtdışı vakıflarımızın yardım ve burs hizmetleri,

·        ·        Dinlerarası diyalog faaliyetleri.

 

            Kültürel Hizmetler:   Bu alanda, mahallinde mevcut görevli ve yetkililer dışında Türkiye’de yetişmiş konunun uzmanı yetkililer ve üniversite elemanları da davet edilerek vatandaşlarımıza aşağıda sayılan hizmetler sunulmaktadır.

 

·        ·        Konferans ve paneller düzenlenmesi,

·        ·        Kutlu Doğum Haftası,

·        ·        Camiler ve Din Görevlileri Haftası,

·        ·        Kermesler düzenlenmesi,

·        ·        Türk Mutfağı ve yemek kültürünün tanıtımı,

·        ·        Açık kapı günleri düzenlenmesi,

·        ·        Yabancı dil ve bilgisayar kursları,

·        ·        Dikiş-nakış ve ev ekonomisi kursları.

 

            Spor, Kulüp ve Kol Faaliyetleri: Yurtdışındaki vatandaşlarımızın kaynaşmasına, birlik ve bütünlüğünün sağlanmasına önemli katkıları olan, gerek sportif faaliyetler alanında gerekse kadınlarımızın Başkanlığın sunduğu hizmetlerden yararlanmalarının temini hususunda aşağıdaki oluşumların sağlanmasının önemi izahtan varestedir. Bu alandaki faaliyetler kuşaklararası iyi ilişkilerin sağlanmasında da etkin rol oynamaktadır. Özellikle gençlerin uyuşturucu ve benzeri kötü alışkanlıklara düşmemelerinde, enerjilerini sağlıklı tüketmelerinde ve kültürel etkileşimin yararlarından istifade etmelerinde bu gibi faaliyetler önem arz etmektedir.

 

·        ·        Gençlik kolları oluşturulması,

·        ·        Kadın kolları oluşturulması,

·        ·        Futbol kulübü  oluşturulması.

 

2.11.2 Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri

 

            Sorun 1. Din Görevlilerinin Sayısının Yetersizliği Sorunu

 

            ABD, Avrupa ülkeleri, Avustralya, Kanada ve Japonya’da vatandaşlarımız tarafından din hizmetleri eksenli bugüne kadar kurulmuş olan dernek sayısı yaklaşık olarak 1280’dir. Bu gün itibariyle yurtdışı ücretleri Dışişleri Bakanlığı bütçesinin “Türk Kültür Varlığını Koruma ve Tanıtma Projesi” kapsamından ödenmek suretiyle din görevlisi kontenjanı tahsis edilen dernek sayısı 795’dir. Halen din görevlisi talebinde bulunan ve kontenjan tahsis edilemeyen dernek sayısı 485’e ulaşmıştır. Bu talep ve ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak Diyanet İşleri Başkanlığınca 1993 yılından beri ilgili makamlara müteaddit defalar yazılar yazılmış olup, bugüne kadar bir sonuç alınamamıştır. Görevlisi bulunan derneklerle din görevlisi talep eden derneklerin ülkelere göre dağılımını gösteren liste Tablo 12’de verilmiştir. Tablo 13 ise Diyanet İşleri Başkanlığı yurtdışı teşkilatında sürekli kadroların ülkelere göre dağılımını vermektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 12.         Avrupa, ABD, Kanada, Avustralya ve Japonya’da Başkanlıkla İşbirliği İçerisinde Olan Dernek ve Camilerin Sayısı İle Din Görevlisi Bulunan ve Din Görevlisi Talep Eden Derneklerin Sayısı

Sıra No.

ÜLKE

Diyanet İşleri Başkanlığına Bağlı Toplam Cami Sayısı

Ücretleri Dışişleri Bakanlığından Ödenen Din Görevlisi Kontenjanı ve Sayısı

Diyanet İşleri Başkanlığından Din Görevlisi Bekleyen Dernek Sayısı

1

ALMANYA

745

472

273

2

AVUSTRALYA

18

15

3

3

BELÇİKA

75

50

25

4

FRANSA

163

71

92

5

HOLLANDA

122

96

26

6

DANİMARKA

34

21

13